17. Bölüm ★ Adel

Vaveyla Yazarı: İrem Mumcu

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 24Şu an: 17. Bölüm ★ Adel

Sözler dudaklarından çıkıp Adel’e ulaştığında Elias’ın kalbi çılgınca çarpmaya başladı. Beklediğinin aksine, yaşananları sesli bir şekilde özetlemek ve bunu olayın gerçek sahibine anlatmak ona garip bir huzursuzluk hissettirmişti. Bunun gerçekten bir rüya olup olmadığından bile emin değildi.

Aynı anda Adel de kısa bir an duraksayıp kaşlarını çattı. Bu kesinlikle beklediği şey değildi. En uç ihtimalle ona, “Ben senin kardeşinim,” ya da “Eski ailenden bir akrabayım,” diyebilir ya da hayatıyla ilgili başka bir gerçeği açıklayabilirdi. Ama bu… “Seni rüyalarımda görüyorum,” demesi fazla tuhaftı.

“Ne demek istiyorsun?” diye sordu sonunda. Zihni her zamankinden daha karmaşıktı.

Elias onu anlamadığını biliyordu, çünkü her şeyi geniş bir çerçevede anlatmak yerine tek bir cümleye sıkıştırmıştı. Neden sadece bunu söyleyip sustuğundan kendisi de emin değildi. Belki de bunu sindirebilmesi için ona zaman vermek istemişti. Eğer bu kısmı kabullenebilirse, anlatacağı diğer şeylere karşı daha güçlü durabilirdi. Kendisi bile bunu ancak yeni yeni kabullenmeye başlamıştı. Boğazını temizleyen Elias, asıl detaylara girmeye hazırlandı. Adel ise merak içinde bekliyordu. Olaylar, beklediğinden çok daha farklı bir yöne gitmeye başlamıştı.

“Beni doğru duydun. Son on beş yıldır, geçirdiğin kazadan beri seni rüyalarımda görüyorum. Karanlık bir orman yolu, bardaktan boşanırcasına yağan yağmur ve sonra bir anda gökyüzünde patlayan bir ışık. Baban, ne olduğunu bile anlayamadığı bir şey yüzünden direksiyon hâkimiyetini kaybediyor…”

Adel duydukları karşısında dehşete düşmüştü. Ruhuna keskin bir acı yerleştiğini hissetti. Kalbinden başlayıp tüm bedenini ele geçiren bir acıydı bu… Bunu kimse bilmiyordu. Tüyleri diken diken oldu. Gözleri yaşlarla dolarken boğazında yükselen acıyı yutmaya çalıştı, ama başaramadı. Tek kelime edemiyordu, çünkü konuşursa kontrolsüzce ağlamaya başlayacağını biliyordu.

Elias konuşmaya devam etti.

“O an hissettiğin acıyı hissedebiliyordum. Tüm bunların nasıl mümkün olduğunu bilmiyorum, ama o günden beri her acı dolu anında senin yanındaydım, Adel. Sen beni göremiyordun, ama ben seni hep görüyordum. Kendini ilk kez gerçekten kaybolmuş hissettiğinde yeni bir ailenin yanına verilmiştin ve oraya hiçbir zaman ait hissedemedin. Her gün aileni özlüyordun. Kendini toparlayabilmek için kendi dünyana çekilip ruhunu tek başına iyileştirmeye çalıştın. Ama bunun tam tersi oldu. Yavaş yavaş kendini tüketiyordun. İlk kırılma on dört yaşındayken oldu. Küvette, filmlerde gördüğün kendine zarar veren insanları taklit ederek bileklerini keskin bir şeyle kestin.”

Elias konuşurken gözyaşlarını tutmakta zorlanıyordu. Adel ise şok ve inançsızlık içinde onu dinliyordu. Fazla ileri gitmek istemediği için detaylara çok girmeden devam etti. Ne kadar sarsıldığını ve acı çektiğini görebiliyordu. Bunun onu bu kadar derinden etkileyeceğini tahmin etmemişti.

“Adel… söylemeye çalıştığım şey şu, ben hep senin yanındaydım. Saçlarına neden bunu yaptığını biliyorum. Çok üzgünüm. O kazayı geçirdiğinde de oradaydım. Seni hastaneye götüren bendim. Geçmiş yaralarını yeniden açmak istemiyorum, ama sadece beni anlamanı istiyorum,” dedi yutkunarak. Tereddütle masanın üzerinden uzanıp onun eline dokundu. Eli buz gibiydi. “Sana zarar vermek için burada değilim. Sadece seni neden takip ettiğimi açıklamak istiyorum. Kulağa delice geldiğini biliyorum. İnan bana, bunların nasıl olduğunu ben de bilmiyorum. Bir süre senin sadece hayal gücümün bir parçası olduğunu düşündüm. Sorunun bende olduğunu sandım. Ama buraya gelmem tamamen tesadüftü ve seni gördüğümde, ilk kez sokakta bana çarptığında, işte o zaman gerçek olduğunu anladım. Ve bu da çekip gitmemin mümkün olmadığı anlamına geliyordu. Seninle konuşmalıydım. Belki… belki tüm bunların nedenini biliyorsundur.”

Adel duyduklarını anlamlandırmakta zorlanıyordu. Zihni tam bir kaos içindeydi. Ne söylemesi gerektiğini bilmiyordu. İçindeki bir parça Elias’ın konuşmayı bırakmasını istiyordu, ama başka bir parçası da zihnindeki tüm düğümlü kelimeleri dökmesini istiyordu. Böyle bir şey gerçekten mümkün olabilir miydi? Kandırılıyor muydu? Hayır, kandırılıyor olamazdı. Bunları başka kimse bilmiyordu. Yaşadıklarına kendi ruhundan başka kimse tanıklık etmemişti. Kalbinin kırık parçalarını kendi elleriyle toplamış, kendi düşünceleriyle iyileştirmişti. Kimseyle paylaşmadığı şeyler vardı ve şimdi, daha yeni tanıştığı bir adam karşısında oturmuş, onun hayatını sanki başkasının hikâyesiymiş gibi anlatıyordu. Bunların hepsini yaşamıştı, ama şimdi bir yabancının kelimelerinin içinde sıkışıp kalınca, düşündüğünden çok daha fazla can yakıyordu.

Adel yutkunmaya çalıştı. Gözleri dolmuştu. Elias’a bakıyordu, ama aslında onu görmüyordu. Orada olduğunu biliyordu, ama bunu tam olarak kavrayamıyordu. Boğazını saran acıya rağmen konuşmaya çalıştı. Aynı zamanda elinin üzerindeki parmaklara odaklandı. Belki de bunlar gerçekliğe tutunmasına yardımcı olur, yaşanan her şeyin gerçek olduğuna inanmasını kolaylaştırırdı.

“Bütün bunlar…” diye mırıldandı boğuk bir sesle, hangi kelimeleri seçmesi gerektiğini bilemeden.

“Sana zarar vermek istemedim,” dedi Elias.

“Bu… bu nasıl mümkün olabilir?” diye kekeledi Adel.

Elias boğazını temizledi. Gözlerini Adel’den kaçırmamaya çalışıyordu. Ne kadar açık ve sakin konuşursa ona inanmasının ve her şeyi anlamasının o kadar kolay olacağını düşünüyordu. En azından bir şey biliyorsa bunu paylaşmaktan çekinmezdi. Ama çok fazla şey biliyor gibi görünmüyordu.

“Bilmiyorum,” diye itiraf etti Elias. “O gün, on beş yıl önce, yaşanan her şeyden sonra ter içinde uyanmıştım. Başta bunların sıradan rüyalar olduğunu düşündüm. Bir şekilde gelip geçiyorlardı. Açıkçası onları çok sık görmüyordum. Ama sonra daha sık olmaya başladılar. Ne zaman kötü hissetsen, kendimi uyurken senin yanında buluyordum. Bunu hiç anlayamadım. Belki sen bir şey biliyorsundur diye düşündüm. Hatta bir süre bunun tek taraflı olabileceğini bile düşünmedim. Seni her gördüğümde, senin de beni başka rüyalarda gördüğünü sanıyordum. Ama yanılmışım. Eğer beni görmüş olsaydın, ilk karşılaştığımız anda beni tanırdın.”

Elias küçük bir kahkaha attı. Bu durum onu hayal kırıklığına uğratmıştı, ama bunu belli etmemeye çalışıyordu. Neredeyse hiç nefes almadan konuşmuştu. Bu konu hakkında zihninde o kadar çok şey vardı ki bir an bile durursa söylemek istediği her şeyi unutacakmış gibi hissediyordu.

Adel onun sözlerini anlamlandırmaya çalışıyordu. Elias için ne kadar ağırsa, onun için de anlaması bir o kadar zordu. Böyle bir ihtimali daha önce aklından geçirmiş olsa bile, bunun gerçekten yaşanabileceğini asla düşünemezdi. Ve şimdi karşısında oturan adam, hayatındaki her karanlık anda yanında olduğunu söylüyordu. Üstelik bunu sıradan bir şeymiş gibi anlatıyordu. İçindeki bir parça kaçıp gitmek istiyordu. Böyle bir ihtimalin varlığı bile korkutucuydu, ama Elias anlatmaya devam ediyordu. Bunun yalan olduğuna inanamıyordu. Bir insan böyle bir hikâye uydurabiliyorsa tamamen psikopat olması gerekirdi.

“Seni rüyamda sadece bir kez gördüm,” dedi Adel. Kazadan sonra gördüğü, ailesinin olduğu rüyayı hatırlıyordu. Belki şu an paniklemesi gerekiyordu, ama hikâyenin devamını merak ediyordu. Kaçıp gitmek yerine konuşmaya devam etmek istiyordu. “Hastanede baygın yatarken gözlerimi açtığımda seni gördüm. Ölmüş olan ailemle birlikte sahildeydim. Kumda tek başıma oynuyordum, sonra annem beni çağırdı. Onlara gitmeye çalıştım, ama bir türlü ulaşamadım. Ne kadar uğraşsam da gidemiyordum. Sonra sen ortaya çıktın. Seninle gelmem gerektiğini söyledin. Dönüp aileme baktığımda ise yok olmuşlardı. Yerlerinde sadece simsiyah bulutlarla dolu bir fırtına vardı.” Gözlerini masaya indirip zorla yutkundu. Bu anıları kabul etmek bile onun için büyük bir adımdı. İçindeki bu ani güven hissi de nereden çıkmıştı? “Gerisini biliyorsun.”

Elias o anı hatırlayınca omuz silkti.

“Sorun değil. Neler yaşadığını biliyorum,” dedi küçük bir gülümsemeyle. Normalde insanlar bu sözleri karşısındakini teselli etmek için söylerdi, ama Elias gerçekten ne yaşadığını biliyordu. Adel bunun anlamını fark edince güldü. Bu konuya yeniden girmek istemiyordu.

“Sana yardım etmek isterdim, ama ne söylemem gerektiğini bilmiyorum Elias. Sana ne olduğunu hiçbir şekilde anlayamıyorum. Gerçekten üzgünüm,” dedi kahvesine uzanırken. Kahvesi soğumuştu, ama umurunda değildi. “Şu an ne düşüneceğimi bile bilmiyorum. İçimdeki bir parça sana inanmam gerektiğini söylüyor, neden yalan söyleyesin ki? Ama başka bir parçam da bunun tamamen delilik olduğunu düşünüyor.”

Onun sözlerini duyunca Elias göğsüne yerleşen acıyı görmezden gelmeye çalıştı, ama başaramadı. Gözlerini fincanına çevirip hafifçe kaşlarını çattı, sonra zayıf bir kahkaha attı.

“Haklısın. Senin yerinde olsam ben de karşımdaki kişinin deli olduğunu düşünürdüm.”

“Ah,” dedi Adel hızlıca. Ne ima ettiğini fark etmesi birkaç saniye sürdü. “Özür dilerim. Demek istediğim bu değildi. Sadece…” Zorla yutkundu. “Bu çok fazla. Yaşadığım şeyleri hiç kimseye anlatmadım. Belki hepsi geçmişte kaldı, ama anılar hâlâ kalbimde yer kapmaya çalışıyor. Söylediğin her şey zihnimde yeniden canlandı. Sanki kendi anılarımı değil de başkasının anılarını izliyormuşum gibi hissettim.” Acı dolu bir kahkaha atıp omuz silkti. Dudaklarını ısırarak Elias’a bakmaya çalıştı. Onu kötü hissettirmek istememişti.

“Haklısın. Sorun değil. Bir süre ben de deli olduğumu düşünmüştüm,” dedi Elias küçük bir kahkahayla. Zihni hâlâ her şeyin içinde sıkışıp kalmıştı. Başka ne söylemesi gerektiğini bilmiyordu. Bir anda tüm bedenini hayal kırıklığı kapladı.

Adel hafifçe öksürdü. Suçluluk duygusu onu yavaş yavaş ele geçirmeye başlamıştı.

“Yani bu devam mı edecek? Şey… şimdi ne olacak? Her kötü hissettiğimde beni görmeye devam mı edeceksin?” diye sordu. Her şeyi kabullenmeye çalışıyordu, ama bunu sesli söylemek göğsüne ağır bir şey oturmasına neden oldu. Yüzünü buruşturdu. “Ah, çok üzgünüm! Gerçekten, yaşadığım bu hayat yüzünden senin hayatını mahvetmek istemedim. Çok üzgünüm. Bunun neden olduğunu bile bilmiyorum. Gerçekten çok üzgünüm!” Suçluluk tamamen onu ele geçirmişti. Ağlamaya başladı.

“Hey,” dedi Elias. “Ağlamanı gerektirecek hiçbir şey yok. Bunu sen seçmedin. Sadece oldu. Bu senin suçun değil. Belki bunu durdurmanın bir yolunu bulabiliriz, bilmiyorum. Gerçek olduğunu anladığımda bunun bir şekilde sona ereceğini umut ettim, ama kazandan sonra hiçbir şeyin değişmediğini gördüm. Hatta şimdi bile sana karşı garip bir çekim hissediyorum,” dedi ellerine bakarak. “Parmaklarım karıncalanıyor. Kalbimde garip bir ağrı var. Sen de hissediyor musun?” diye sordu. “Bilmiyorum… bu daha önce hiç olmamıştı. Açıkçası göğsümdeki ağrı seni gördüğüm anda başladı. Bunun iyi mi yoksa kötü bir şey mi olduğunu bilmiyorum. Kahretsin, hiçbir şey bilmiyorum!” Sesi aniden öfkeyle doldu. Kendini kontrol etmeye çalışarak dişlerini sıktı. Adel’in bunlarla ilgili hiçbir şey bilmediğini biliyordu, ama içindeki bir parça yine de onun bir şeyleri değiştirebileceğini umut etmişti. Ve şimdi o umut elinden kayıp gidiyordu.

Adel onun eline uzandı. Parmakları buz gibiydi. Aynı zamanda duyduğu her şeyi anlamlandırmaya çalışıyordu. Daha önce buna benzer hiçbir şey duymamıştı. O da Elias’a karşı garip bir çekim hissediyordu, ama bu onun anlattığı gibi değildi. Adel’i ele geçiren şey sadece meraktı. Somut bir his değildi bu. Ona duymak istediği cevabı vermek istiyordu, ama yapamıyordu. Ve onu incitmek de istemiyordu.

Elias ona baktıktan sonra Adel sıcak bir gülümsemeyle karşılık verdi.

“Umarım o ağrı ciddi bir şey değildir,” dedi Adel. Elias, sanki devamını bekliyormuş gibi ona baktı, ama Adel’in söyleyebileceği başka bir şey yoktu. Onu rahatlatacak bir şey söylemesi gerekiyordu, ama yapamıyordu. Bunun yerine elini yavaşça geri çekti ve istemsizce gözlerini kaçırdı.

“Sen hissetmiyorsun, değil mi?” diye sordu Elias. Sanki o yıkıcı sözleri sesli duymak istiyordu, ancak o zaman bir şekilde kabullenebileceğini düşünüyormuş gibi.

Sözler havada asılı kaldı, hayal kırıklığı damlıyordu adeta ve Adel kalbinin parçalandığını hissetti. Suçluluk bedenindeki her hücreye yayılmıştı. Başını sallayıp inkâr edemiyordu, ama yalan da söyleyemiyordu. Sadece karşısındaki adama bakıyordu. Elias ondan umut verecek sözler bekliyordu. Evet, ben de hissediyorum. Seni gördüğüm anda hissettim. Evren bizi böyle bir araya getirdi. Biz birbirimiz için yaratıldık Elias. Ve tüm bunlara rağmen şimdi buradayız, yüz yüzeyiz. Artık tek yapmamız gereken birbirimizi mutlu etmek ve hayata birlikte tutunmak. Tek amaç bu!

Ama Adel’in sözleri sessizlikten ibaret kaldı. Ona verebileceği bir cevap yoktu. Eğer bütün bunlar evrenin oynadığı acımasız bir oyun değilse, başka ne olabilirdi ki? Evet, bu bir oyundu, ama iğrenç bir oyun.

Adel kendini uzun zamandır bu kadar çaresiz hissetmemişti. Merak etmişti. Bu durumdan bir şey çıkmasını beklemiş, hatta mutluluk bile hayal etmişti. Ama her şeyin bu kadar düz olmasını beklemiyordu. Evet, onun mavi gözlerine baktığında kalbinde bir şeyler kıpırdıyordu. Bu garipti, ona çekiliyordu, ama Elias’ın düşündüğü gibi değildi. Bakışlarında merak vardı ama bu, onun hissettiği derin bağ değil; anlamaya çalışan bir meraktı. Aynı şeyleri hissetmediği için kendini korkunç hissediyordu. Anlamak istemesi yanlış mıydı?

Gergin bir sessizlik havayı doldurdu. Sanki tüm kafe Adel’in olumlu bir şey söylemesini bekliyordu ve söylediği anda herkes Elias ve Adel için tezahürat yapacaktı. Ama o an hiç gelmedi. Ve Elias bunu fark etti.

“Sana bütün bunları yüklediğim için üzgünüm,” dedi Elias bir süre sonra, sesi hayal kırıklığıyla ağırlaşmıştı. Bu sözleri duymak Adel’in kalbine bir hançer gibi saplandı. Ağlamak istedi. Derin bir nefes aldı.

“Lütfen böyle söyleme. Hayır, asıl özür dilemesi gereken benim. Gerçekten! Bunların hiçbirini yaşamanı istemezdim. Sen bunu hak etmedin,” dedi Adel titreyen bir sesle. Alt dudağını ısırdı. Ağlayamazdı.

Elias ayağa kalktı. Adel de aceleyle peşinden kalkarken yanlışlıkla masaya çarptı. Onun gidecek olması kalbinde garip bir his uyandırdı. Hâlâ onun hakkında çok az şey bildiğini fark etti. Başta onu sıradan bir yabancı sanmıştı, ama değildi. Olamazdı.

“Kendine fazla yüklenme, Adel. Kötü zamanların üstesinden geleceğini biliyorum. Ve sana zarar verebilecek insanlardan uzak durmayı unutma,” dedi Elias. Gözlerinin içine bakmakta zorlanıyordu.

Ona bakarken Adel onun gitmesini istemediğini fark etti. Göğsüne ağır bir his oturdu. Bu kez farklıydı. Refleks olarak başını salladı, ama aslında söylemek istediği şey bu değildi.

“Buraya bir turla geldiğini söylemiştin,” dedi Adel, boğazındaki düğümü dağıtmak istercesine hafifçe öksürerek. “Tatilin ne zaman bitiyor?”

Elias bu soruyu beklemiyordu ve kısa bir an afalladı. Birkaç saniye sonra, “Sanırım beş günümüz kaldı. Tam emin değilim,” dedi. Sesi sıradan bir konudan bahsediyormuş kadar sakindi. Zorla yutkundu. Elias için her şey hayal edemeyeceği kadar hızlı değişmişti. Ve şimdi burada olmanın artık eskisi kadar önemli hissettirmediğini fark ediyordu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

10okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 147

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastik#felsefeGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18