45. bölüm · Onunla Yeniden

Sonsuzluğun Tadında (FİNAL)

Sude Birer

Aylar geçti… Zaman, fark etmeden akıp gitmişti. Tepeden izlediğimiz şehir ışıkları hâlâ hafızamda tazeydi; yıldızlı geceler, kahkahalar, sessiz paylaşımlar… Hepsi birer hatıra olarak yer etmişti içimizde.

Günler, haftalar ve aylar boyunca birlikte geçirdiğimiz sıradan anlar, küçük ritüeller hâline gelmişti. Sabah kahveleri, kitap okumalar, mutfakta birbirimizi taklit ederek yaptığımız danslar… Her biri bir yapboz parçası gibi hikâyemizi tamamlıyordu.

Bir akşam, günün yorgunluğu üzerimizdeyken yine o tepeye çıktık. Artık bildiğimiz bir yol vardı, sessiz adımlarımız, birbirimize alışık gülümsemelerimiz… Tepede oturduk, şehir ışıkları yine uzaktan bir deniz gibi parlıyordu, ama bu sefer farklı bir his vardı; yıllar geçse de birbirimizin yanında olmanın güveni, sıcaklığı ve mutluluğu…

— Hatırlıyor musun, buraya ilk geldiğimizde ne kadar komik şeyler söylemiştin? dedim gülümseyerek.
— Hangi komik şeyler? Sen dramatize etmeden birini hatırlayamazsın ki, dedi Emre, hafifçe tebessüm ederek.

Güldük. Zamanın üstümüzde bıraktığı yorgunluk, o an tamamen silinmişti. Yalnızca biz ve yıldızlar vardı. Aramızdaki sessizlik öyle yoğun, öyle anlamlıydı ki, kelimeler fazladan geliyordu.

— Biliyor musun, dedi Emre sonunda, gözleri parıldayarak, bazen hiç konuşmamamız bile yeterli… Sadece yanında olmak yetiyor.

Başımı ona çevirdim. O bakış, yılların birikimi, paylaştığımız anılar, kahkahalar ve küçük tartışmaların hepsi… İçimde tarifsiz bir huzur bıraktı. Hafifçe gülümsedim.

— Aynen öyle, dedim. Bazen konuşmak gerekmiyor. Sadece hissetmek yetiyor.

Tepeden aşağıya bakarken şehir ışıkları, bizim küçük dünyamız gibi parlıyordu. Elini fark etmeden elime değdi; istemeden ama doğal bir hareketle ellerimiz birbirine dolandı. Sıcak bir bağ, yılların güveni ve aşkın sessiz dili…

O an anladım ki, hikâyemiz bir final değil; sadece uzun bir yolculuğun bir dönüm noktasıydı. Gelecek hâlâ belirsizdi, ama birlikte olmanın verdiği güvenle her anı karşılamaya hazırdık.

— Hayat sürprizlerle dolu, dedi Emre, sessizliği bozarak. Ama seninle her şeyin tadı başka…
— Ben de öyle hissediyorum, dedim, başımı omzuna yaslayarak.

Zaman, yavaş yavaş geceye karıştı. Tepede otururken yıldızları izledik, birbirimize sıkıca sarıldık ve o anın sonsuzluğunu hissettik. Geçmişin karmaşası, geleceğin belirsizliği… Hepsi önemsizdi. Sadece burada, birlikte, mutluyduk.

Ve biz, şehrin ışıkları kadar parlak ama aynı zamanda yıldızlar kadar sakin bir şekilde, hikâyemizin en güzel anlarını yaşamaya devam ettik.

Tam final gibi yazmadım çünkü sanırım bunu da iki seri halinde yapmak istiyorum👉👈