33. bölüm · Onunla Yeniden
Gizlenen Yüzler
Telefon çaldığında, ekranda Emre’nin ismi yanıp sönüyordu. Derin bir nefes aldım, aramayı açtım.
“Efendim?” dedim soğukça.
“Cansu, konuşmamız gerekiyor,” dedi Emre, sesi ciddi ve ısrarcıydı.
“Ne konuşacağız ki? Her şeyi konuştuk zaten. Artık söyleyecek bir şeyim yok,” dedim, sessiz ama kararlı.
“Bu kararımızı aileme de söyleyeceğiz,” dedi.
Yüzüm sertleşti. “Sen gidip onlara anlatırsın, benimle ne ilgisi var? Ben zaten kararımı verdim, bu iş bitti.”
“Hayır, birlikte söyleyeceğiz. Çünkü bu sadece ikimizin değil, bizim ailelerimizin de işi. Gizli kalamaz artık,” diye ısrar etti.
Sinirim arttı. “Senin ailen ve sen beni ilgilendirmiyorsunuz. Hayatımı kim nasıl yaşatacağıma ben karar veririm. Senin onlarla ne konuştuğun benim işim değil.”
Kısa bir sessizlik oldu, sonra Emre’nin sesi sertleşti: “Babamın işleri var, Cansu. Senin babanın pis işlerinin içinde olduğunu biliyorum. Bu işlerin içinde sen de varsın, farkında mısın?”
Birden susuverdim. O sözler ağır gelmişti, yutkunmak zorundaydım.
“Senden nefret ediyorum, Emre,” dedim sonunda, sesi titreyerek ama kararlılıkla. “Ama seninle bu yüzleşmeyi yapmak zorundayım. Görüşelim, sahilde buluşalım.”
Telefon kapandı. İçimde fırtınalar kopuyordu.
Sahilde buluştuk. Dalga sesleri aramızdaki gerginliği bastırmaya çalışırken, sözlerimiz sertleşti.
“Bu evlilik, bu yalanlar… Her şey sadece iş ve güç üzerine kurulu,” dedi Emre. “Bunu sen de biliyorsun.”
“Biliyorum,” dedim. “Ama artık kimse için yaşamak istemiyorum. Kendim için bir hayat kuracağım.”
“Babanın pis işleri… O işlerin içinde senin de yerin var,” dedi tekrar.
“Sus!” diye kestim sözünü. “O işleri benimle bağdaştırma. Ben o karanlıkta olmak istemiyorum.”
Göz göze geldik, sessizlik uzun sürdü. İkimiz de yorgun, kırgın, ama vazgeçmeye niyetli değildik.
“Belki de bu işin sonu, birbirimizi anlamaya çalışmak değil, tamamen kopmak,” dedi Emre yavaşça.
İçim burkuldu. Ama söz verdim kendime, artık kimsenin oyununa gelmeyeceğim. Kendi yolumu çizecektim sürekli bunu kendime hatırlatıyordum.
Kapı yavaşça açıldı ve Emre’nin annesi içeri girdi. Yüzündeki şaşkınlık, öfke ve korku bir aradaydı. Gözleri direkt bana kilitlendi. “Cansu,” dedi, sesi sert ama kırılgan, “Bunu yapamazsın. Düşünmen gereken bir ailen, bir baban var!”
O sözler kalbimde yankılandı. İçimde fırtınalar kopuyordu. Gözlerim doldu, boğazım düğümlendi ama sesimi olabildiğince sert tutmaya çalıştım:
“Babam mı? Onun yüzünden hayatım paramparça oldu. Yaptıklarıyla yüzleşmek zorundayım artık. Ben kendi hayatımı yaşamak istiyorum, kendi kararlarımı vermek. Daha fazla susturamam kendimi.”
Emre’nin annesi sanki daha da sertleşti:
“Evlat, aile her şeyden önemli. İhanet edemezsin. Aileni düşünmek zorundasın.”
O anda Emre’nin babası adeta bir gölge gibi odaya girdi. Sesi otoriterdi, soğuktu ve kesinlikle tartışmaya mahal bırakmaz cinstendi:
“Yeter! Bu işi burada bitirin. Cansu, baban hiçbir zaman gerçekten iflas etme aşamasına gelmedi. Hepsi benim oyunumdu.”
Yüreğim sıkıştı, şaşkınlıkla ona baktım. İçimde bir yerler sarsıldı. Onun devam eden sözleri kanımın donmasına neden oldu:
“Emre’yi geçmişinden kurtarmak, ona sana bağlanmasını sağlamak, düzelmesini sağlamak istedim. Ama görüyorum ki hala aynı hataların içindesiniz. Magazinlerde gerçekler ortaya çıktı, adımız lekeleniyor. Bu sahte oyunu bitirin.”
O an kendimi yıkılmış hissettim. Gözlerim doldu, kalbimde fırtınalar koparken, Emre sessizdi; donup kalmıştı, bir şey söyleyemiyordu.
Ama işte o an, tam da orada, kendi hayatımın kontrolünü yeniden elime almam gerektiğini anladım. Artık kendim için yaşayacaktım, yalanlar ve oyunlar içinde boğulmayacaktım.
Derin bir nefes aldım, gözlerimi silerken içimde yeni bir güç doğuyordu
Derin bir nefes daha aldım, etrafıma baktım. Odaya sanki bir ağırlık çökmüştü; herkesin yüzünde şaşkınlık, endişe ve belirsizlik vardı. Emre’nin babasının sözleri, yıllardır saklanan gerçeklerin üzerine ağır bir gölge gibi düştü. Ama benim için bu, bir sona değil, yeni bir başlangıcın işaretiydi.
“Sizin oyunlarınızda daha fazla yer almayacağım,” dedim, sesim titriyordu ama kararlıydı. “Babamın geçmişi, sizin planlarınız… Hepsi artık benim hayatımı yönetemez. Kendim olacağım. Kendi seçimlerimi yapacağım.”
Emre’ye döndüm, gözlerimle aramızdaki mesafeyi kapatmaya çalışarak:
“Bana istediğin gerçekleri vurdun yüzüme, biliyorum. Ama artık kimseyi düşünmüyorum. Bugün öğrendiklerimden sonra, kendi değerlerimi ve sınırlarımı çizdim. Bu sahte evlilik, bu yalanlar… Hepsi sona ermeli.”
Emre’nin yüzünde bir karışıklık, pişmanlık ve kırgınlık vardı. “Cansu…” dedi, ama ben onu dinlemedim. Kendi dünyamda yeni bir kapı açılıyordu.
O an anladım ki, geçmişle yüzleşmek kadar zor olan bir şey varsa, o da o geçmişin zincirlerini kırıp özgür olmaktı.
Keyifli Okumalar💙
