39. bölüm · Onunla Yeniden

Kırık Zincirlerin Ötesinde

Sude Birer

O gün Emre’nin karşısına oturduğumda, içimde bir ağırlık vardı; ama aynı zamanda uzun zamandır hissetmediğim bir kararlılık da. Artık kaçacak bir yer yoktu, her şeyi açık açık konuşmamız gerekiyordu.

“Emre,” diye başladım, sesim titriyordu ama kararlıydım, “Biz, her şeye rağmen bir araya gelmeye karar verdik. Ama bu, kolay olmayacak biliyorum. Geçmişimizin gölgeleri, yalanlar ve kırgınlıklar hala üzerimizde.”

O gözlerinin içine baktı, sessizce dinliyordu.

“Ben… seni seviyorum. Bu bir gerçek. Ama sevgi, sadece hissetmekle bitmiyor. Güven, saygı, anlayış gerekiyor. Ve ikimiz de biliyoruz ki, o kadar çok yara var içimizde. O yaraları iyileştirmeden, gerçek bir ‘biz’ olamayız.”

Emre hafifçe başını salladı. “Haklısın Cansu. Ben de aynı şeyleri düşünüyorum. Ama artık birlikte mücadele etmeye hazırım. Bu sefer dürüst olacağım. Sana karşı değil, kendime karşı bile yalan söylemeyeceğim.”

“Ben de,” dedim, “artık gizli saklı hiçbir şey olmayacak. Zor anlarımız olacak, eminim. Ama birbirimize destek olursak, en büyük fırtınaları bile atlatabiliriz. Geçmişimizi değil, geleceğimizi inşa edeceğiz.”

“Ya ailelerimiz?” diye sordu. “Onların ne diyeceği, eski hesaplar, düşmanlıklar…”

Gözlerime baktı, ben de cevap verdim: “Aileler ne derse desin, biz kendi hayatımızı yaşayacağız. Onların gölgesi altında ezilmeyeceğiz. Kendi seçimlerimizi yapacağız ve birbirimize güveneceğiz.”

Emre derin bir nefes aldı. “Bazen korkuyorum, Cansu. Bu kadar yara almışken, yeniden açılmak, incinmek… Ama yanında olmak, seninle yaşamak, daha çok istiyorum.”

Uzun uzun baktık birbirimize. Sanki o an tüm sessizlik, bütün yaşadığımız zorluklar, acılar anlam kazanıyordu. Ve ikimiz de biliyorduk; gerçek bir başlangıç için önce kendimizi ve birbirimizi affetmemiz gerekiyordu.

“Başaracağız,” dedi Emre. “Bu sefer gerçekten.”

“Evet,” dedim, “Çünkü bu sevgi, tüm engelleri aşacak kadar güçlü.”

Emre ile o uzun yüzleşmeden sonra, içimizde yeni bir umut, yeni bir başlangıç ışığı yanmaya başlamıştı. Sessizce birbirimize baktığımız o anda, geleceğe dair düşüncelerimiz, hayallerimiz zihnimde canlandı.

“Ne yapmak istiyorsun?” diye sordum ona, gözlerim parlayarak.

Emre hafifçe gülümsedi, “Öncelikle, bu ev bizim için gerçek bir yuva olacak. Artık ne saklanacak ne gizlenecek bir şey. Beraber bir hayat kuracağız, kendi kurallarımızla.”

O an içimde bir sıcaklık hissettim. “Evet, mesela küçük bir bahçe… Sabahları birlikte kahve içebileceğimiz, akşamları yıldızları seyredeceğimiz.”

Emre başını salladı, “Ve hafta sonları beraber kitap okuyabileceğimiz, sessizce saatler geçireceğimiz bir köşe yaparız. Belki ben biraz balık tutmayı öğrenirim, sen de bana yemek yaparsın.”

Gözlerimi onun gözlerine diktim, “Bazen düşünüyorum da, bütün karmaşa, bütün fırtınalar sonunda bizi buraya getirdi. Şimdi sıra huzurda.”

“Evet,” dedi, “artık geçmişin zincirlerini kıracağız. Beraber hayallerimizi gerçekleştireceğiz. Belki bir gün küçük bir iş kurarız, belki de senin istediğin gibi sanatla iç içe oluruz. Ben yanında oldukça her şeye hazırım.”

“Geleceği hayal etmek bile beni güçlendiriyor,” dedim, “ama önemli olan bu hayalleri gerçekleştirmek için birbirimize destek olmak.”

Emre elimi tuttu, “Her engelde yanındayım. Korkma, artık yalnız değilsin.”

O an içimde bir yerlerde sönmekte olan bir ateş yeniden alevlendi. Hayat, tüm karanlığına rağmen bana ikinci bir şans vermişti. Ve ben bu şansı, Emre ile birlikte gerçek kılacaktım.

Gözlerimiz birbirine kenetlendi. Yalnızca kelimeler değil, kalplerimiz de bu geleceğe söz vermişti.

Yavaş yavaş finale yaklaşıyor🥹💙