15. bölüm · ON ÜÇÜNCÜ KAPI 1.KİTAP ARİSTOKRAT
15.BÖLÜM SANA ALIŞIYORUM
15. BÖLÜM SANA ALIŞIYORUM
Ankara’daki Yankı evinde sabah, birkaç gündür ilk kez sakin başlamıştı. Meltem mutfakta kahvaltıyı hazırlıyor, Doğan masanın üzerinde duran telefonuyla uğraşıyor, Damien ise salonla mutfak arasındaki kapının yanında elinde iki kahveyle bekliyordu.
Leyla odasından çıktığında ilk gördüğü şey Damien’ın annesine yardım etmesiydi.
— Şeker nerede? diye sordu Damien.
Meltem arkasını dönmeden cevap verdi.
— Üst dolapta, sağda.
Damien hiç düşünmeden dolabı açtı.
Doğan başını kaldırdı.
— Artık evin yerleşimini benden iyi biliyor.
Damien ona baktı.
— Sen hiçbir şeyi yerine koymuyorsun.
— Ben burada yaşıyorum. Aramak hakkım.
Leyla istemeden güldü.
Damien sesini duyunca ona döndü.
— Günaydın.
— Günaydın.
Elindeki kahvelerden birini ona uzattı.
Leyla bardağı aldıktan sonra birkaç saniye baktı.
— Şekersiz.
— Biliyorum.
— Nereden?
Doğan hemen araya girdi.
— Çünkü üç gündür aynı evdesiniz. Öğrenmiş olması normal.
Leyla kardeşine baktı.
— Sen kahvaltını yap.
— Yapıyorum zaten.
Meltem masaya peynir tabağını bırakırken Damien’a döndü.
— Oğlum, sen misafirsin. Her sabah kalkıp yardım etmek zorunda değilsin.
Damien sandalyesini çekti.
— Sorun değil.
Doğan bu kez gülerek:
— Bence annem seni bırakmayacak artık.
Leyla bardağından bir yudum aldı.
— Fazla alışmasın.
Damien göz ucuyla ona baktı.
— Geç kaldın.
Leyla cevap vermedi ama yüzündeki hafif gülümseme kaybolmadı.
Son birkaç gündür aralarında bir şey gerçekten değişmişti. Damien’ın evdeki varlığı artık yabancı gelmiyordu. Ceketinin salonun arkasındaki sandalyede durması, telefonunun gece sehpanın üzerinde unutulması, sabah mutfakta kahve hazırlaması… Hepsi sanki yavaş yavaş evin bir parçası hâline gelmişti.
Bu düşünce Leyla’yı biraz ürkütüyordu.
Biraz da rahatlatıyordu.
Kahvaltı bittikten sonra Meltem mutfağa geçti. Doğan da telefonuna gelen mesajla odasına çıkınca salon sessizleşti.
Leyla masanın üzerindeki dosyalara baktı.
Erdem’in telefonundan çıkan kayıtlar, savcılığın verdiği belgeler, Sinan’ın ifadelerinden alınan notlar…
Damien sandalyesine yaslandı.
— Bugün de bunlara mı bakacaksın?
Leyla dosyalardan birini açtı.
— Evet.
— Dün gece üçe kadar baktın.
— Bulamadım diye bırakacak değilim.
Damien elini uzatıp dosyanın kapağını kapattı.
Leyla ona baktı.
— Ne yapıyorsun?
— Önce kahveni bitir.
— Damien.
— Leyla, üç gündür aynı şeyi okuyorsun. Bir noktadan sonra yeni bir şey görmüyorsun.
Leyla dosyayı yeniden kendine çekti.
— Babam ölmeden önce Soren’la görüşmüş. Şahmar kayıtlarını araştırmış. Sinan yerini vermiş. Bunların arasında eksik bir parça var.
— Var.
Leyla durdu.
— Biliyorsun.
Damien birkaç saniye sustu.
— Bir kısmını.
— Ne kadarını?
— Sana şu an söylememin iyi olmayacağı kadarını.
Leyla’nın yüzü anında değişti.
— Yine başladık.
Damien bu kez savunmaya geçmedi.
— Başlamadık.
— Aynı şey. Bir şey biliyorsun ve bana söylemiyorsun.
— Çünkü bildiğim her şey kesin değil.
— Beni bunun kararını verebilecek kadar akıllı bulmuyor musun?
Damien derin bir nefes aldı.
— Konu bu değil.
— O zaman ne?
Damien birkaç saniye ona baktı.
— Eğer bütün yapı bir anda açığa çıkarsa işler çözülmez. Daha da karışır.
Leyla kaşlarını çattı.
— Aureth’i korumaya mı çalışıyorsun?
— Hayır.
— Öyle görünüyor.
Damien sandalyesinden kalktı. Pencerenin önüne gidip birkaç saniye dışarı baktıktan sonra tekrar döndü.
— Ben o yapının içinde kalmak için yıllarımı vermedim.
Leyla sessizleşti.
Damien devam etti.
— İçeriden nasıl çökeceğini öğrenmek için kaldım.
Leyla’nın yüzündeki öfke yavaşça yerini şaşkınlığa bıraktı.
— Ne zamandır?
— Uzun zamandır.
— Bunu neden hiç söylemedin?
Damien kısa bir gülümsemeyle başını iki yana salladı.
— Çünkü bunu söylediğim herkes için tehlike demekti.
— Ben zaten tehlikenin içindeyim.
— Biliyorum.
Leyla ayağa kalkıp karşısına geçti.
— O zaman artık beni dışarıda tutmaya çalışma.
Damien bakışlarını yüzünde tuttu.
— Seni dışarıda tutmaya çalışmıyorum. Seni hayatta tutmaya çalışıyorum.
Leyla bir an sustu.
— Aynı şey değil.
— Değil.
— Ama bazen öyleymiş gibi davranıyorsun.
Damien başını salladı.
— Haklısın.
Leyla bu cevaba şaşırdı.
— Bu sefer çok kolay kabul ettin.
— Çünkü her tartışmayı kazanmaya çalışmaktan yoruldum.
Leyla gülümsedi.
— Büyük gelişme.
Damien da gülümsedi.
Aralarındaki gerilim biraz dağıldı.
Bir süre sonra Leyla yeniden masaya döndü. Dosyalardan birini açarken aklına başka bir şey geldi.
— Sinan.
Damien başını kaldırdı.
— Ne oldu?
— Biz onu daha ne kadar saklayacağız?
— Saklamayacağız artık.
Leyla bu kez tamamen ona döndü.
— Ne demek?
— Kael ve Raven’la konuştum. Teslim süreci hazırlanıyor. Savcılığa resmî olarak verilecek.
Leyla kısa bir nefes verdi.
— Nihayet.
Damien başını salladı.
— Böyle kaçıp durması hiçbir şeyi çözmüyor.
Leyla birkaç saniye düşündü.
— Ailesi ne durumda?
— Eşi Zehra.
— Çocuğu?
— Bir oğulları var.
Leyla’nın yüzü değişti.
— Onlarla hiç konuşmayız.
Damien onu izledi.
— Konuşmak mı istiyorsun?
— Evet.
— Neden?
Leyla dosyanın kapağını kapattı.
— Sinan’ın ne yaptığını biliyoruz. Ama evde nasıl biri olduğunu, son günlerde ne yaşadığını bilmiyoruz. Belki Zehra bir şey fark etmiştir.
Damien bir süre düşündü.
— Mantıklı.
Leyla kaşını kaldırdı.
— İtiraz etmeyecek misin?
— Hayır.
— Gerçekten gelişme var.
Damien ona yaklaştı.
— Fazla kullanmaya başladın bunu.
Leyla gülümsedi.
— Hak ediyorsun.
Aralarında birkaç adımlık mesafe kaldı.
Damien elini uzatıp Leyla’nın saçının omzuna düşen bir tutamını geriye aldı.
Leyla hareket etmedi.
— Bir şey daha var, dedi Damien.
— Ne?
— Dün gece söylediklerimi hâlâ düşünüyor musun?
Leyla gözlerini ondan ayırmadı.
— Hangisini?
Damien’ın dudaklarının kenarı kıvrıldı.
— Bilerek yapıyorsun dimi.
— Belki.
Damien eli hâlâ saçlarının yanındayken biraz daha yaklaştı.
Leyla bu kez geri çekilmedi. Tam tersine, elini Damien’ın gömleğinin önüne koydu.
— Sana âşık olduğunu söyleyen sendin.
— Evet.
— Ben de sana cevap verdim.
— Verdiklerin arasında biraz eksik kalan yerler var.
Leyla gülümsedi.
— Ne istiyorsun?
Damien cevap vermedi.
Leyla aralarındaki mesafeyi kapattı ve dudaklarını onunkilere değdirdi.
Bu kez öpüşmeleri aceleyle başlayıp hemen bitmedi. Leyla’nın eli gömleğinin yakasından ensesine doğru çıktı. Damien onu belinden kendine çekti. Aralarındaki mesafe tamamen kapandı.
Leyla geri çekilmedi.
Damien’ın eli belinden sırtına doğru yükseldiğinde Leyla nefesini tuttu ama onu durdurmadı.
Öpüşme biraz daha derinleşti.
Bir süre sonra Leyla, dudaklarından ayrılıp alnını onun çenesinin altına yasladı.
Damien’ın sesi çok daha alçaktı.
— İyi misin?
Leyla gözlerini kapatıp kısa bir nefes verdi.
— Evet.
Damien onu bırakmadı.
Leyla da uzaklaşmadı.
Tam o sırada yukarıdan Doğan’ın sesi geldi:
— Anne! Şarj aletimi gördün mü?
Leyla istemeden gülmeye başladı.
Damien gözlerini kapattı.
— Bu evde gerçekten yalnız kalmak mümkün değil.
Leyla başını kaldırdı.
— Daha yeni mi fark ettin?
Damien onu bir kez daha kısa şekilde öptü.
— Sonra devam ederiz.
Leyla gülümseyerek geri çekildi.
— Belki.
Damien kaşını kaldırdı.
— Belki mi?
Leyla dosyaları topladı.
— Zehra’yı bulalım önce.
Damien başını iki yana sallarken ceketini aldı.
— Sen gerçekten romantizmin ortasında soruşturmaya dönebilen tek insansın.
Leyla kapıya yöneldi.
— Babamdan geçmiş olabilir.
Damien da arkasından çıktı.
Ve o gün, Erdem Yankı’nın ölümüne giden yolda ilk kez Sinan’ın evinin kapısını çalmaya karar verdiler.
Zehra’nın kapısını Leyla çaldı.
İçeriden önce ayak sesleri duyuldu, ardından kilit açıldı. Zehra kapıyı araladığında karşısında Leyla ile Damien’ı görünce yüzündeki ifade bir anda gerildi.
— Leyla Bir şey mi oldu?
Leyla hemen başını salladı.
— Hayır. Sinan’la ilgili geldik ama kötü bir haber yok.
Zehra kısa bir tereddütten sonra kapıyı açtı.
— Buyurun.
Ev sessizdi. Salondaki sehpanın üzerinde yarım kalmış bir oyuncak, birkaç okul kitabı ve üst üste konmuş faturalar vardı. Leyla o küçük dağınıklığa bakınca içi sıkıştı.
Zehra oturmalarını işaret etti.
— Emir odasında. Sinan’ın ne zaman geleceğini sorup duruyor. Ne diyeceğimi bilmiyorum artık.
Damien karşısındaki koltuğa geçti.
— Sinan savcılığa teslim edilecek.
Zehra’nın yüzü düştü ama şaşırmadı.
— Ne zaman?
— Çok yakında, dedi Damien. Kael ve Raven süreci hazırlıyor.
Zehra gözlerini dizlerine indirdi.
— Belki de böylesi daha iyi.
Leyla onu dikkatle izledi.
— Bunu gerçekten düşünüyor musunuz?
Zehra acı bir şekilde gülümsedi.
— Kaçıp saklanan bir adamla nasıl hayat kurulur? Çocuğuma her gün başka bir şey söylüyorum. “Baban işte”, “Baban şehir dışında”, “Baban yakında gelir”… Bir yere kadar.
Leyla birkaç saniye sustu.
— Erdem Yankı öldürülmeden önce Sinan’da bir değişiklik fark etmiş miydiniz?
Zehra başını kaldırdı.
— Çok.
— Nasıl?
— Eve geç gelmeye başladı. Bazı geceler hiç gelmiyordu. Geldiğinde de sürekli telefonuyla uğraşıyordu. Ben yanına yaklaşınca konuşmayı kesiyordu.
Damien sordu:
— Korkuyor muydu?
— Evet. Hem de çok.
Zehra ellerini birbirine kenetledi.
— Bir gece sabaha karşı geldi. Üstü başı perişandı. Ellerini yıkarken titriyordu. Ben “Ne oldu?” dedim. Sadece “Ben bunu yapmamalıydım” dedi.
Leyla’nın yüzü gerildi.
— Ne yaptığını hiç söylemedi mi?
— Hayır.
— İsim duydunuz mu?
Zehra biraz düşündü.
— Lucien.
Damien’ın bakışları anında sertleşti.
— Emin misiniz?
— İsmi bir kere duydum. Telefonda biriyle konuşuyordu. “Lucien bunu öğrenirse hepimizi bitirir” dedi.
Leyla ile Damien kısa bir an birbirine baktı.
Zehra bir süre daha düşündükten sonra ayağa kalktı.
— Bir de bir telefonu vardı.
Damien ona döndü.
— Nasıl bir telefon?
— Eski bir telefon. Günlük kullandığı değil. Dolabın arkasında saklıyordu.
Leyla da ayağa kalktı.
— Hâlâ burada mı?
Zehra başını salladı.
— Ben bulduktan sonra yerini değiştirdim. Sinan fark etmedi.
Birkaç dakika sonra elinde siyah, eski model bir telefonla geri döndü.
Damien cihazı aldı. Ekranı açılmadı.
— Şifresini biliyor musunuz?
— Hayır.
— Bunu alabilir miyiz?
Zehra telefona baktı.
— Eğer gerçekten bir işe yarayacaksa alın.
Leyla telefonu inceleyen Damien’a baktı.
— Kael açabilir mi?
— Büyük ihtimalle.
Tam o sırada koridordan küçük bir çocuk çıktı.
— Anne?
Zehra hemen ona döndü.
— Emir, odana geç demiştim.
Çocuk Leyla ile Damien’a baktı.
— Bunlar kim?
Zehra bir an ne söyleyeceğini bilemedi.
Leyla gülümsedi.
— Ben Leyla tanıdın mı beni.
Emir dikkatle yüzüne baktı.
— Evet
Leyla’nın gülümsemesi hafifçe kayboldu.
— Babanla Babam Arkadaşlar.
— Babam ne zaman gelecek?
Odadaki hava bir anda ağırlaştı.
Zehra başını başka tarafa çevirdi.
Leyla çocuğun göz hizasına biraz eğildi.
— Babanın şu an bazı şeyleri düzeltmesi gerekiyor.
Emir kaşlarını çattı.
— Ne şeyi?
Leyla kısa bir an düşündü.
— Büyüklerin bazen yaptığı hataları.
Çocuk tam anlamamıştı ama daha fazla sormadı.
— Ona onu çok sevdiğimi söyler misin?
Leyla başını salladı.
— Söylerim.
Emir yeniden odasına geçtiğinde Zehra gözlerini sildi.
— Kusura bakmayın.
Leyla başını iki yana salladı.
— Özür dilemeyin.
Zehra bu kez Leyla’nın yüzüne baktı.
— Sinan’ın yaptığı şey babanızın ölümüne sebep olduysa…
Leyla hemen cevap vermedi.
— Bunu artık savcılık belirleyecek.
— Siz ne düşünüyorsunuz?
Leyla’nın yüzü sertleşti.
— Sinan’ın babamın yerini verdiğini düşünüyorum. Ama emri kimin verdiğini hâlâ bilmiyoruz.
Zehra gözlerini kapattı.
— Ben onun böyle biri olduğunu hiç düşünmedim.
Damien sakin bir sesle konuştu.
— İnsanlar bazen korktuklarında kendilerini bile tanıyamayacakları şeyler yapar.
Zehra ona baktı.
— Bu onu affettirir mi?
Damien başını iki yana salladı.
— Hayır.
Leyla ayağa kalktı.
— Ama gerçeği değiştirmez de.
Kapıya geldiklerinde Zehra son kez seslendi.
— Sinan’a Emir’in onu beklediğini söyleyin.
Leyla durdu.
— Söyleyeceğim.
________________________________________
Arabaya bindiklerinde bir süre ikisi de konuşmadı.
Damien telefonu orta konsola bıraktı.
Leyla camdan dışarı bakıyordu.
— Çocuk kısmı ağır geldi, dedi sonunda.
Damien motoru çalıştırmadı.
— Bana da.
Leyla ona döndü.
— Sen çocukken böyle şeyler yaşadın mı?
Damien birkaç saniye sessiz kaldı.
— Başka türlüsünü.
— Anlatmak istersen dinlerim.
Damien başını koltuğa yasladı.
— Babamın ailesiyle ilgili birçok şeyi küçükken anlamıyordum. Herkes bir şey saklıyordu. Ben de yıllar sonra parçaları birleştirdim.
Leyla sessizce dinledi.
— O yüzden mi Aureth’in içine girdin?
— Bir kısmı o yüzden.
— Diğer kısmı?
Damien gözlerini ona çevirdi.
— Annem.
Leyla’nın yüzü değişti.
Damien birkaç saniye sustu.
— Onun ölümünü hiçbir zaman normal bulmadım.
Leyla nefesini tuttu.
— Ama sen onun öldüğünü düşünüyorsun.
— Evet.
— Ve Aureth’in bununla ilgisi olduğuna inanıyorsun.
Damien başını salladı.
— Uzun zamandır.
Leyla bu kez ona biraz daha döndü.
— Bana neden bunu daha önce anlatmadın?
Damien kısa bir gülümsemeyle başını iki yana salladı.
— Çünkü senin hayatına girdiğimde senin de kendi ölülerin vardı. Benimkileri üstüne koymak istemedim.
Leyla’nın yüzündeki sertlik yumuşadı.
— Ben taşıyabilirim.
Damien birkaç saniye ona baktı.
— Biliyorum.
Bu kez aralarında benzer hikaye vardı.
Leyla sadece elini uzatıp Damien’ın elini tuttu.
Damien parmaklarını onun parmaklarının arasına geçirdi.
Bir süre öylece kaldılar.
________________________________________
Akşam Kael, telefonu açmayı başardı.
Damien ile Leyla Yankıların evine döndüklerinde Meltem salondaydı, Doğan ise odasında telefonla konuşuyordu. Damien dizüstü bilgisayarı masaya koydu. Kael görüntülü aramadaydı, Raven da yanında duruyordu.
— Telefonun büyük kısmı temizlenmiş, dedi Kael. Ama tamamen değil.
Leyla sandalyeyi yaklaştırdı.
— Ne kaldı?
— Silinen birkaç mesajı geri getirdik. Bir tane de ses kaydı.
Damien hemen sordu:
— Ne zaman kaydedilmiş?
— Erdem Bey’in ölümünden iki gün önce.
Leyla’nın yüzü gerildi.
— Aç.
Kael kaydı çalıştırdı.
Önce birkaç saniye sessizlik geldi.
Sonra Sinan’ın sesi duyuldu.
— Bunu bir şey olursa diye kaydediyorum.
Leyla nefesini tuttu.
Sinan devam etti.
— Erdem Yankı’nın yerini ben verdim.
Meltem’in elindeki bardak hafifçe titredi.
Leyla annesine baktı ama kayıt devam ettiği için hiçbir şey söylemedi.
— Bana sadece takip edeceklerini söylediler. Lucien’in ne yapacağını bilmiyordum. Bunu öğrendiğimde çok geçti.
Kaydın arkasında bir kapı sesi duyuldu.
Sinan daha alçak konuştu.
— Emir Evren’ın adıyla geldi. Ama ben Evren’ın verdiğine inanmıyorum.
Damien başını kaldırdı.
Raven’ın yüzü de değişmişti.
Kaydın son kısmında Sinan’ın sesi daha da kısıldı.
— Aynı emir iki farklı yerden geldi. Birisi Majest’in adını kullandı. Diğeri…
Kayıt birkaç saniye parazit yaptı.
Son kelime güçlükle duyuldu.
— …Ravenscroft.
Kayıt bitti.
Odadaki sessizlik bu kez çok daha ağırdı.
Meltem ilk konuşan oldu.
— Victor.
Leyla yavaşça annesine döndü.
— Sen bu ismi nereden biliyorsun?
Meltem’in yüzü bir anda değişti.
Damien da ona baktı.
Doğan odasının kapısında durmuştu.
Kimse onun ne zamandır orada olduğunu fark etmemişti.
Meltem birkaç saniye boyunca hiçbir şey söylemedi.
Sonra elindeki bardağı masaya bıraktı.
— Çünkü Erdem bu isimden daha önce bahsetti
Meltem’in söylediği isim odadaki havayı bir anda değiştirdi.
Leyla birkaç saniye annesine bakakaldı.
— Babam Victor’un adını sana ne zaman verdi.?
Meltem hemen cevap vermedi. Ellerini dizlerinin üzerinde birleştirdi, sonra yavaşça konuştu.
— Ölmeden birkaç hafta önce.
Damien dikkatini tamamen ona verdi.
— Ne söyledi?
Meltem gözlerini kısa süre kapattı.
— Çok açık konuşmadı. Zaten son zamanlarda ne sorsam konuyu değiştiriyordu. Bir gece eve çok geç geldi. Üstünü bile değiştirmeden salonda oturdu. Ben de artık dayanamadım, “Erdem, ne oluyor?” dedim.
Doğan kapının yanında sessizce duruyordu. Leyla elini uzatıp onu yanına çağırdı. Doğan gelip koltuğun kenarına oturdu.
Meltem devam etti.
— Bana “Victor Ravenscroft diye bir isim duyarsan hiçbir şey sorma, kimseye de bir şey anlatma” dedi.
Leyla’nın kaşları çatıldı.
— Sadece bu mu?
— Hayır. “Ben yanlış bir kapıyı açtım galiba” dedi.
Damien’ın yüzü sertleşti.
— Kapı derken neyi kastettiğini söyledi mi?
— Hayır. Ben de o zaman mecaz sandım.
Leyla başını önüne eğdi.
— Babam aslında ne kadar ilerlemiş...
Meltem ona baktı.
— Ben de bunu şimdi anlıyorum. O zaman sadece işinde bir sıkıntı var sanıyordum.
Doğan sessizce sordu:
— Neden bize hiçbir şey söylemedi?
Meltem’in sesi kırıldı.
— Sizi korumak istedi herhalde.
Leyla’nın yüzünde kısa bir acı belirdi.
— Bizi korumak isterken kendini Koruyamadı.
Damien ona baktı ama hemen araya girmedi.
Meltem bu kez doğrudan Leyla’ya döndü.
— Babanın yaptığı hatayı sen yapma.
— Hangisini?
— Her şeyi tek başına çözmeye çalışma.
Leyla cevap vermek üzereydi ama sustu. Son birkaç haftada bunu gerçekten yaptığını biliyordu.
Damien masadaki telefona baktı.
— Meltem Hanım, Erdem Bey Victor’un adını söyledikten sonra başka bir şey bıraktı mı? Not, dosya, anahtar, herhangi bir şey?
Meltem düşündü.
— Bir zarf vardı.
Leyla hemen doğruldu.
— Ne zarfı?
— Çalışma odasında bir gün gördüm. Üzerinde isim yoktu. Bana dokunmamamı söyledi.
— Nerede şimdi?
Meltem’in yüzü gerildi.
— Bilmiyorum. Ölümünden sonra odayı toplarken görmedim.
Leyla ayağa kalktı.
— Çalışma odasına bakalım.
________________________________________
Erdem’in çalışma odasına uzun zamandır kimse doğru düzgün dokunmamıştı.
Masası aynı yerdeydi. Kitapların bir kısmı hâlâ açık duruyor, kalemliği bile olduğu gibi kalmıştı.
Leyla içeri girince birkaç saniye kapının önünde kaldı.
Damien bunu fark etti.
— İstersen sonra bakarız.
Leyla başını iki yana salladı.
— Hayır. Bakalım.
Doğan rafları kontrol etmeye başladı. Meltem çekmecelere yöneldi. Damien ise masanın altındaki bölümlere baktı.
Yaklaşık on dakika sonra Doğan seslendi.
— Abla.
Leyla hemen yanına gitti.
— Ne oldu?
Doğan duvardaki kitaplığın alt kısmında duran birkaç kitabı çekmişti. Arkasında ince bir boşluk görünüyordu.
— Burada bir şey var.
Damien yaklaşıp elini boşluğa soktu. Birkaç saniye sonra küçük, kahverengi bir zarf çıkardı.
Meltem olduğu yerde kaldı.
— Bu o.
Leyla zarfı aldı.
Üzerinde yalnızca tek bir kelime yazıyordu:
KÜL
Doğan hafifçe fısıldadı.
— Bu ne demek?
Leyla zarfı açtı.
İçinden üç şey çıktı.
Bir fotoğraf.
Kısa bir not.
Ve eski bir anahtar.
Fotoğrafta Erdem, Victor Ravenscroft ve daha önce hiç görmedikleri üçüncü bir adam aynı masada oturuyordu.
Damien fotoğrafı eline aldı.
— Bu adamı tanıyorum.
Leyla hemen ona döndü.
— Kim?
Damien’ın yüzü değişti.
— Marcus Vale.
Doğan kaşlarını çattı.
— Soren’ın kardeşi olan mı?
Damien başını salladı.
— Evet.
Leyla notu açtı.
Erdem’in el yazısıydı.
“Eğer bunu bulduysanız, Victor’a doğrudan yaklaşmayın iletişime geçmeyin. Marcus Vale, onun sahadaki eli. Asıl dosya Ankara’da değil.”
Altında yalnızca bir yer adı vardı.
MARDİN — ESKİ TAŞ OCAĞI
Leyla’nın gözleri Damien’a kaydı.
— Mardin.
Damien başını salladı.
— Evet.
Meltem hemen araya girdi.
— Hayır.
Leyla ona baktı.
— Anne—
— Hayır Leyla. Daha bir dakika önce babanın ne kadar ileri gittiğini konuştuk. Şimdi aynı yere koşup gitmeyeceksin.
Leyla bir şey söylemeden önce Damien konuştu.
— Bu sefer Meltem Hanım haklı.
Leyla kaşlarını çattı.
— Daha ne olduğunu bilmiyoruz.
— O yüzden koşarak gitmiyoruz.
— Peki ne yapacağız?
Damien fotoğrafı tekrar zarfa koydu.
— Önce Raven ve Kael’e göndereceğiz. Bölgeyi kontrol ettireceğiz. Sonra gideriz.
Leyla birkaç saniye onu izledi.
— Sonra gerçekten gidecek miyiz?
Damien başını salladı.
— Evet. Ama birlikte.
Leyla’nın yüzü biraz yumuşadı.
Doğan hemen araya girdi.
— Ben de—
— Hayır, dedi Leyla ve Damien aynı anda.
Doğan ikisine baktı.
— Siz evli çift gibi konuşmaya başladınız he.
Odada birkaç saniyelik sessizlik oldu.
Meltem istemeden güldü.
Leyla kardeşine baktı.
— Senin de bu aralar çenen düştü Çok konuşuyorsun.
— Ben olanı söylüyorum. Görünen o
Damien fotoğrafı cebine koyarken belli belirsiz gülümsedi.
— Bu konuda sana katılabilirim.
Leyla ona döndü.
— Sen de başlama.
________________________________________
Akşam olduğunda ev biraz sakinleşmişti.
Meltem erkenden odasına çekilmiş, Doğan da arkadaşlarıyla konuşmak için yukarı çıkmıştı.
Leyla mutfağa indiğinde Damien tezgâhın önünde duruyordu.
— Ne yapıyorsun?
— Çay.
Leyla kaşını kaldırdı.
— Sen mi?
— Bu kadar şaşırma.
— Şaşırtıyorsunuz Bay Aristokrat mimar efendi.
Damien iki bardaktan birini ona uzattı.
Leyla aldı ve mutfak masasının kenarına oturdu.
Bir süre konuşmadan çay içtiler.
Leyla sonunda başını kaldırdı.
— Bugün babamın odasına girdiğimde ilk kez gerçekten geri dönmeyeceğini hissettim.
Damien karşısındaki sandalyeye oturdu.
— Neden bugün?
— Çünkü her şeyi hâlâ olduğu gibiydi. Ama o yoktu.
Damien bir süre sessiz kaldı.
Leyla ona baktı.
— Bazen senin yanında konuşmak daha kolay geliyor.
— Bu iyi bir şey mi?
— Bence evet.
Damien elini uzatıp masanın üzerindeki parmaklarına dokundu.
— O zaman konuş.
Leyla bu kez elini çekmedi.
— Ben korkuyorum.
— Neden?
— Gerçeği bulunca rahatlamamaktan.
Damien parmaklarını onun elinin üzerine kapattı.
— Rahatlamayabilirsin.
Leyla ona baktı.
— Çok teselli edicisin.
Damien hafifçe gülümsedi.
— Sana yalan söylemeyeceğim demiştin.
Leyla da gülümsedi.
— Doğru.
Bir süre sonra sandalyeden kalktı ve Damien’ın yanına geldi.
Bu kez acele etmedi.
Sadece başını omzuna yasladı.
Damien da kolunu beline doladı.
Öylece kaldılar.
Leyla sessizce konuştu.
— Bir süre hiçbir şey söylemediler.
Damien başını onun saçlarına yasladı.
— Tamam dedi sadece her şey için.
Ve bu kez gerçekten sustu.
Ertesi sabah evde herkes farklı bir şeyle uğraşıyordu.
Meltem mutfakta kahvaltıyı topluyor, Doğan koltuğun köşesine kıvrılmış telefonuna bakıyor, Leyla ise babasının bıraktığı zarfı üçüncü kez açıp aynı notu okuyordu.
MARDİN — ESKİ TAŞ OCAĞI
Damien karşısında oturmuş, Raven’dan gelecek haberi bekliyordu.
Leyla sonunda dayanamayıp sordu:
— Ne kadar sürecek?
— Raven bölgeyi görmeden bizi oraya göndermeyecek.
— “Bizi göndermeyecek” derken?
Damien ona baktı.
— Lafın gelişi.
— Hayır, gayet emir gibi söyledin.
Meltem mutfaktan seslendi:
— Sabah sabah başlamayın yine.
Doğan gözünü telefonundan kaldırmadan güldü.
— Anne, bunların normal konuşması bu.
Leyla kardeşine yastık fırlattı.
— Sen karışma.
Doğan yastığı yakaladı.
— Doğru söylüyorum.
Tam o sırada Damien’ın telefonu çaldı.
Raven.
Damien aramayı açıp hoparlöre verdi.
— Dinliyorum.
— Taş ocağını bulduk.
Leyla hemen yanına geldi.
— Nasıl bir yer?
Raven’ın arkasında rüzgâr sesi duyuluyordu.
— Yıllardır kullanılmıyor. Ana giriş kapalı ama arka tarafta eski bir servis yolu var. Kael içeriyi kontrol ediyor.
Damien sordu:
— Hareket var mı?
— Şimdilik yok.
Leyla hemen konuştu.
— Babamın bıraktığı anahtar işe yarıyor mu?
Raven kısa bir sessizlikten sonra cevap verdi.
— Onu görmeden söyleyemem. Burada kilitli bir bölüm var.
Leyla Damien’a baktı.
— Gidiyoruz.
Damien’ın yüzündeki ifade belliydi.
— Raven önce—
— Damien.
— Tamam. Tamam.
Doğan gülmeye başladı.
— Bu ilişkide kim kimi yönetiyor anlamadım.
Damien ona döndü.
— Sen fazla eğleniyorsun küçük hanım.
Doğan telefonunu kaldırdı.
— Ben hiçbir şey yapmıyorum.
Raven’ın sesi yeniden geldi.
— Doğan orada mı?
Doğan bir anda sessizleşti.
Leyla bunu fark edip sırıttı.
— Burada.
Raven kısa bir an durdu.
— İyi Selamlar tavşan hanım.
Doğan hemen atıldı.
— “İyi” ne demek?
— İyi demek.
— Sen gerçekten konuşmayı zorlaştırıyorsun.
Bu kez Raven’ın sesinde hafif bir gülümseme vardı.
— Sonra konuşuruz.
Doğan dudaklarını büzdü.
— Bak, yine kaçtı.
Arama kapandığında Leyla kardeşine baktı.
— Siz ne zamandır böyle konuşuyorsunuz?
Doğan bir anda savunmaya geçti.
— Nasıl?
— “Sonra konuşuruz” falan.
— Normal konuşuyoruz.
Meltem salona girdi.
— Kimle?
Doğan hemen telefonu ters çevirdi.
— Hiç kimseyle.
Leyla kahkahayı bastı.
— Çok belli ettin.
— Abla!
Meltem kızının yüzüne baktı, sonra Leyla’ya döndü.
— Kim bu?
Leyla hiçbir şey söylemeden Damien’a baktı.
Damien ellerini kaldırdı.
— Beni karıştırmayın.
Doğan ayağa kalktı.
— Ben odama gidiyorum.
Meltem arkasından seslendi.
— Doğan!
— Sonra konuşuruz anne!
Leyla gülmekten başını eğdi.
Meltem de sonunda gülümsedi.
— Bu evde herkesin bir “sonrası” var zaten.
________________________________________
Mardin’de Kael, taş ocağının arka tarafındaki dar geçitten çıkıp Raven’ın yanına geldi.
— İçeride bir bölüm buldum.
Raven sigarasını yere atıp ayağıyla söndürdü.
— Ne var?
— Eski bir depo gibi. Ama kapı normal değil.
— Nasıl?
— Taşın içine gömülü metal bir kapı. Üzerinde kilit var.
Raven kaşlarını çattı.
— Anahtar yuvası?
— Var.
Raven’ın aklına Erdem’in zarfından çıkan anahtar geldi.
— Demek doğru yer.
Kael etrafına baktı.
— Damien’la Leyla ne zaman geliyor?
— Bugün çıkarlarsa geceyi bulur.
— Burada bekleyecek miyiz?
Raven cevap vermeden telefonu titreşti.
Doğan’dan mesaj.
Doğan: “Sonra konuşuruz” dedin. Sonra ne zaman?
Raven ekrana birkaç saniye baktı.
Kael göz ucuyla telefonu fark etti.
— İş mi?
Raven telefonu cebine koydu.
— Hayır.
Kael hafifçe gülümsedi.
— Anladım.
Raven ona baktı.
— Ne anladın?
— Hiç.
— Kael.
— Taş ocağına dönelim.
Raven bir şey söylemedi ama yüzündeki ifade, Kael’in konuyu kapatmasının kendi sağlığı açısından doğru karar olduğunu gösteriyordu.
________________________________________
Öğleden sonra Leyla bavul hazırlamak için odasına çıktığında Damien kapının kenarında durdu.
— Bir gecelik gidiyoruz.
Leyla valizine ikinci bir çeket koydu.
— Biliyorum.
— Üç pantolon neden?
— Hava nasıl olacak bilmiyorum.
— Taş ocağına moda çekimine gitmiyoruz.
Leyla başını kaldırdı.
— Sen kendi çantana bak.
Damien yatağın üzerindeki küçük çantasını gösterdi.
— Hazırım.
Leyla baktı.
— Bir tişört mü aldın?
— Yeter.
— İç çamaşırı?
Damien kaşını kaldırdı.
Leyla söylediğini fark edip sustu.
— Ne bakıyorsun?
Damien’ın dudaklarının kenarı kıvrıldı.
— Hiç.
Leyla valizin fermuarını çekti.
— Bir şey söyleme.
— Söylemeyecektim.
— Yüzün söylüyor ama.
Damien gülmeye başladı.
Leyla onu dirseğiyle itti.
— Çık odadan.
— Yardım etmeye geldim.
— Etmiyorsun.
Damien valizi elinden aldı.
— İşte şimdi ediyorum.
Leyla peşinden çıkarken mırıldandı:
— Sinir bozucusun.
Damien merdivene yöneldi.
— Ama seviyorsun.
Leyla arkasından baktı.
Bu kez cevap vermedi.
Ama gülümsemesini de saklamadı.
________________________________________
Yola çıkmadan önce Meltem, Leyla’yı mutfakta yakaladı.
— Bir dakika.
Leyla durdu.
Meltem kızının yüzüne baktı.
— Damien’la aranızda ne var?
Leyla bir an dondu.
— Anne...
— Bana “bir şey yok” deme. Gözüm görüyor.
Leyla tezgâha yaslandı.
— Bir şey var.
Meltem’in yüzü yumuşadı.
— Ciddi mi?
Leyla birkaç saniye düşündü.
— Sanırım evet.
— “Sanırım” nasıl bir cevap?
Leyla istemeden güldü.
— Yeni sayılır.
Meltem başını salladı.
— Sana iyi davranıyor mu?
Bu kez Leyla hiç düşünmeden cevap verdi.
— Evet.
— Seni dinliyor mu?
Leyla kısa bir kahkaha attı.
— Bazen zorla.
Meltem de gülümsedi.
— O zaman şimdilik yeter.
Leyla annesine sarıldı.
— Kızmadın mı?
— Neye kızacağım? Sen çocuk değilsin.
Sonra biraz geri çekilip ekledi:
— Ama kalbini kırarsa onunla ben başka türlü konuşurum.
Leyla güldü.
— Damien senden korkar mı bilmiyorum.
Meltem sakince cevap verdi.
— Korkar.
Leyla bu kez gerçekten kahkaha attı.
Kapının önünde bekleyen Damien içeri baktı.
— Ne konuşuyorsunuz?
Meltem hiçbir şey olmamış gibi döndü.
— Seni.
Damien bir an durdu.
Leyla valizini elinden aldı.
— Hadi gidelim.
Damien peşinden çıkarken alçak sesle sordu:
— Ne söyledin?
— Hiç.
— Leyla.
— Sonra konuşuruz.
Damien başını iki yana salladı.
— Bu ev bana karşı örgütleniyor.
________________________________________
Araç Ankara’dan çıkarken Leyla koltuğuna yaslandı.
Bir süre sonra telefonuna Doğan’dan mesaj geldi.
Doğan: Raven’a benden selam söyleme, kendisi yazsın.
Leyla mesajı okuyup güldü.
Damien kısa bir bakış attı.
— Ne oldu?
— Doğan.
— Ne yazı?
— Hiç. Kendi küçük krizini yaşıyor.
Damien bir şey anlamadı ama sormadı.
Leyla telefonu kapatıp camdan dışarı baktı.
Önlerinde uzun bir yol vardı.
Ama bu kez ilk defa, Mardin’e dönerken içinde sadece korku yoktu.
Babası geride bir iz bırakmıştı.
Ve o izi bu kez tek başına takip etmiyordu
Çünkü yanında sevdiği adam vardı.
Mardin’e vardıklarında hava çoktan kararmıştı. Uzun yol Leyla’yı yormuştu ama taş ocağına bu kadar yaklaşmışken otele geçip sabahı beklemeyi kabul etmedi.
Raven ve Kael onları eski yolun girişinde karşıladı.
Leyla araçtan iner inmez sordu:
— Kapıyı açmayı denediniz mi?
Kael başını salladı.
— Anahtar olmadan dokunmadık. İçeride ne olduğunu bilmiyoruz.
Damien bagajdan fenerleri aldı.
— Çevre temiz mi?
— Şimdilik, dedi Raven. Fatih bir süredir yolu kontrol ediyor. Şehmus da arka tarafta.
Leyla cebindeki eski anahtarı çıkardı.
— O zaman bakalım babam bizi nereye gönderdi.
Taş ocağı uzaktan terk edilmiş görünüyordu. Yıllardır kullanılmayan makinelerin paslı gövdeleri karanlığın içinde seçiliyor, rüzgâr boş araziden geçerken uğultu çıkarıyordu.
Dar servis yolundan aşağı indiler.
Kael onları taş duvarın içine gömülmüş metal kapının önüne götürdü.
Leyla kapıya birkaç saniye baktı.
— Babam buraya gelmiş olabilir mi?
Raven cevap verdi.
— Elimizde bunu doğrulayan bir kayıt yok Ama olabilir.
Damien onun elindeki anahtara baktı.
— Ama anahtarın onda olması tesadüf değil.
Leyla anahtarı kilide yerleştirdi.
İlk anda dönmedi.
Biraz bastırdı.
Metal mekanizmadan ağır bir ses geldi ve kilit açıldı.
Kael hemen öne geçti.
— Arkada kalın.
Leyla itiraz edecek gibi olduğunda Damien yalnızca ona baktı.
— Bu sefer gerçekten arkada kal Lütfen !
— Tamam ya Bir şey demedim.
— Yüzünden belli.
Leyla sessizce fenerini açtı.
İçerisi beklediklerinden küçüktü. Eski bir depo ya da saklama alanı gibi görünüyordu. Duvar boyunca metal raflar vardı. Çoğu boştu.
Raven ışığını zemine tuttu.
— Burayı yakın zamanda boşaltmışlar.
Kael raflardan birinin üzerindeki temiz alana dokundu.
— Toza bakılırsa birkaç kutu burada durmuş. Çok eski değil.
Leyla odanın içinde ilerledi.
— O zaman birileri buranın hâlâ kullanıldığını biliyor.
Damien bir köşedeki masayı fark etti.
Üzerinde hiçbir şey yoktu ama çekmecelerden biri kilitliydi.
— Leyla.
Leyla yanına geldi.
Anahtar çekmeceye de uydu.
Çekmece açıldığında dört kişi aynı anda sustu.
İçeride bir dosya, küçük bir hafıza kartı ve Erdem’in el yazısıyla yazılmış katlanmış bir kâğıt vardı.
Leyla kâğıdı görünce hemen aldı.
Ellerinin titrediğini Damien fark etti.
— İstersen ben—
— Hayır.
Leyla kâğıdı açtı.
Babası yalnızca birkaç satır yazmıştı.
“Leyla bunu okuyorsan canım kızım artık geri dönememişim demektir.”
Leyla’nın nefesi kesildi.
Damien yanında sessizce durdu.
Leyla devam etti.
“Buradaki kayıtların tamamına güvenme. Aynı yapı içinde birbirinden habersiz emir veren iki taraf var. Valerian görünen yüz. Ravenscroft bekleyen taraf. Ama ikisinin de üstünde, benim henüz adını doğrulayamadığım biri var.”
Raven hemen Kael’e baktı.
— Üstünde biri?
Kael’in yüzü gerildi.
Leyla notun sonuna geçti.
“Soren Vale’i bul. Ama ona inanma.”
Kâğıdın altında bir tarih ve tek bir telefon numarası vardı.
Damien numaraya baktı.
— Eski tip uluslararası hat.
Kael hafıza kartını eline aldı.
— Bunu burada açmayalım.
Leyla babasının notundan gözlerini ayıramıyordu.
— Bunu ölümünden önce yazmış.
Damien başını salladı.
Leyla’nın sesi düştü.
— Öleceğini biliyormuş.
Bu kez kimse ona “iyi misin?” diye sormadı.
Damien yalnızca yanına geçti.
Leyla bir süre sonra elini uzattı ve onun elini tuttu.
— Çıkalım buradan.
________________________________________
Şahmarların Mardin’deki evine döndüklerinde gece yarısını geçmişti.
Kael hafıza kartını incelemek için Raven’la birlikte çalışma odasına geçti. Damien ise Leyla’yı üst kata çıkardı.
Leyla odanın kapısından girer girmez yatağın kenarına oturdu.
— Babam resmen kendi ölümünden sonra bana yol bırakmış.
Damien ceketini çıkarıp karşısındaki koltuğa bıraktı.
— Çünkü sana ulaşacağını biliyordu.
Leyla gözlerini ona çevirdi.
— Bazen ona kızıyorum.
— Neden?
— Bizi bu kadar korumaya çalıştığı için. Her şeyi tek başına çözmeye çalışmış.
Damien sessizce dinledi.
— Sonra sana bakıyorum, aynı şeyi sen de yapıyorsun.
Damien kısa bir nefes verdi.
— Aradaki farkı öğrenmeye çalışıyorum.
Leyla ayağa kalkıp yanına geldi.
— O zaman öğren.
Damien yüzüne baktı.
Leyla gömleğinin önünü hafifçe tuttu.
— Bana her kötü şey olduğunda önüme geçme. Bazen yanımda durman yeter.
Damien’ın eli beline yerleşti.
— Bunu yapabilirim.
— Emin misin?
— Deniyorum.
Leyla gülümsedi.
Bu kez onu öpen Damien olmadı.
Leyla aralarındaki mesafeyi kapattı.
Öpüşmeleri birkaç saniye sonra daha yoğunlaştığında Damien onu kendine çekti. Leyla’nın elleri omuzlarından boynuna çıktı. Damien bir an geri çekilip yüzüne baktı.
— Yorgunsun.
Leyla kaşını kaldırdı.
— Bunun kararını da sen mi vereceksin?
Damien’ın dudaklarında hafif bir gülümseme oluştu.
—Sadece sormaya çalışıyordum.
Leyla cevap vermek yerine tekrar onu öptü.
Damien’ın elleri belinden sırtına doğru kayarken Leyla ona daha fazla yaklaştı. Bir süre sonra ikisi de nefeslenmek için ayrıldığında Leyla alnını onun omzuna yasladı.
— Bugün hiçbir şey düşünmek istemiyorum.
Damien saçlarına dokundu.
— Düşünme o zaman .
Leyla başını kaldırdı.
— Burada kal.
— Kalırım.
Bu kez aralarında büyük sözler verilmedi.
Damien ışığı kapattı. Leyla yatağın bir tarafına geçtiğinde ona yer açtı.
Bir süre yan yana uzandılar. Konuşmadan.
Sonra Leyla dönüp başını göğsüne yasladı. Damien kolunu etrafına sardı.
Leyla gözlerini kapatırken mırıldandı:
— Sana alışıyorum.
Damien’ın eli saçlarının üzerinde durdu.
— Kötü bir şey mi?
Leyla birkaç saniye düşündü.
— Bilmiyorum.
Damien hafifçe güldü.
— Yine yarım cevaplar.
— Bu gece bununla yetin.
— Tamam.
Bir süre sonra Leyla’nın nefesi düzene girdi.
Damien ise uyumadan önce uzun süre tavana baktı.
İlk kez Aureth’i nasıl çökerteceğini değil, bu iş bittiğinde ne yapacağını düşünüyordu.
İçinden ;
‘’Seni seviyorum küçük Hanım Sana Alışıyorum. Aynı zamanda korkuyorum Leyla seni tüm bunların içinde tutup Koruyamamaktan korkuyorum … Babasını Çöl çiçeği benim Gönlümün ise Miladı olan KADIN’’…
________________________________________
Alt katta Kael hafıza kartındaki ilk dosyayı açtığında Raven’ın yüzündeki ifade değişti.
Ekranda onlarca isim vardı.
Valerian.
Ravenscroft.
Blackthorne.
Ve listenin en üstünde daha önce hiçbirinin görmediği tek bir başlık:
KÜL PROTOKOLÜ
Kael yavaşça Raven’a döndü.
— Bunun ne olduğunu biliyor musun?
Raven gözlerini ekrandan ayırmadı.
— Hayır.
Sonra dosyanın tarihini gördü.
Erdem’in ölümünden yıllar öncesine aitti.
— Ama sanırım Erdem’in neden öldürüldüğünü yeni yeni anlamaya başlıyoruz.
