13. bölüm · ON ÜÇÜNCÜ KAPI 1.KİTAP ARİSTOKRAT

13.BÖLÜM AŞK GELİYORUM DEMEZ (EzKaZa)

Derya Aslı Karayılan

13.BÖLÜM AŞK GELİYORUM DEMEZ (EzKazA)
Savur’daki tatilin son akşamı, birkaç gündür ilk kez gerçekten sakin geçmişti. Gün batımından sonra tesisin bahçesine hafif bir serinlik çökmüş, herkes günün yorgunluğuyla kendi köşesine dağılmıştı.
Leyla ile Damien biraz ileride oturuyor, Ege Doğan’la konuşuyor, Artemis ise telefonuyla ilgileniyordu. Bennu ile Lucas ise diğerlerinden biraz uzaklaşmıştı.
Bennu, tesisin arka tarafındaki küçük taş masalardan birine oturmuştu. Önünde yarım kalmış bir içecek vardı. Lucas ise karşısında, normalden fazla neşeli ve normalden fazla rahat görünüyordu.
Bennu birkaç dakikadır onu süzüyordu.
— Sen sarhoşsun.
Lucas başını iki yana salladı.
— Değilim.
— Lucas.
— Biraz.
— Biraz değil.
Lucas elindeki bardağı masaya bıraktı.
— Ama gayet iyiyim.
Bennu güldü.
— Beş dakikadır aynı şeyi üç kere söyledin.
Lucas ona bakarken yüzündeki gülümseme bir anda ciddileşti.
— Bennu.
— Efendim?
— Ben seninle evleneceğim.
Bennu birkaç saniye sustu.
Sonra kaşlarını kaldırdı.
— Ne?
Lucas sandalyesinden kalktı. İlk adımda hafifçe sendeledi ama toparlandı.
— Ben seninle evleneceğim.
— Teklif mi ediyorsun bana?
Lucas cebini yokladı. Önce sağ cebine, sonra sol cebine baktı. Sonunda yüzünü buruşturdu.
— Yüzüğüm yok.
Bennu kahkahayı bastı.
— Muhteşem başladın.
Lucas hiç utanmadı.
— Yarın alırım.
— Sarhoşken evlenme teklif ediyorsun, yüzüğün de yok.
— Evet.
— Çok romantiksin gerçekten.
Lucas onun önünde durdu.
— Ciddiyim.
Bennu’nun gülümsemesi yavaşça değişti.
Lucas bu kez daha sakin konuştu.
— Seni seviyorum. Ben bunu ayıkken de söylüyorum. Sadece ayıkken bu kadar rahat söyleyemiyorum.
Bennu birkaç saniye yüzüne baktı.
Lucas devam etti:
— Benimle evlenir misin?
Bennu bir an bile düşünmedi.
— Evet.
Lucas dondu.
— Gerçekten mi?
— Gerçekten.
— Bu kadar mı?
— Ne yapmamı bekliyorsun? Üç gün düşüneyim mi?
Lucas’ın yüzü bir anda aydınlandı.
— Evleneceğiz.
Bennu ayağa kalktı.
— Evleneceğiz!
İkisi de aynı anda gülmeye başladı.
Sonra Bennu’nun yüzünde ani bir heyecan belirdi.
— Hadi söyleyelim!
Lucas’ın bunu sorgulayacak hâli yoktu.
— Söyleyelim.
Birkaç dakika sonra tesisin ana bahçesinde oturanlar uzaktan Bennu’nun sesini duydu.
— ARKADAŞLAR!
Leyla başını kaldırdı.
Damien kaşlarını çattı.
— Ne oldu yine?
Bennu koşarak yanlarına geldi. Lucas da arkasından yetişmeye çalışıyordu.
— Biz evleniyoruz!
Bahçede birkaç saniyelik sessizlik oldu.
Leyla elindeki bardağı indirdi.
— Ne?
Ege de olduğu yerde kaldı.
Doğan’ın ağzı açık kaldı.
Artemis başını telefonundan kaldırdı.
Lucas, Bennu’nun yanına gelip nefes nefese durdu.
— Evet.
Leyla önce Bennu’ya, sonra Lucas’a baktı.
— Siz ne zaman karar verdiniz buna?
Bennu gayet mutlu cevap verdi.
— Az önce.
Damien’ın bakışları Lucas’ın yüzünde kaldı.
— Sen sarhoş musun lan?
Lucas bir şey söylemeden önce Bennu cevap verdi.
— Biraz.
Damien ayağa kalktı.
— Biraz mı?
Lucas geri çekildi.
— Damien, sakin ol.
Damien yanına gidip ensesine sertçe bir şaplak indirdi.
— Ulan ayıkken yapamadığın teklifi sarhoşken mi yaptın?
Lucas ensesini tuttu.
— Vurma lan!
— Evlenme teklif ediyorsun, yüzük yok, kafan güzel.
— Kabul etti ama!
Bennu hemen araya girdi.
— Evet, ben kabul ettim.
...
Lucas hâlâ ensesini ovuşturuyordu.
— Damien, cidden çok sert vurdun.
Damien sinirle ona baktı.
— Yarın ayıldığında hâlâ evlenmek istiyorsan tekrar teklif edeceksin.
Sinirli sinirli dönüp Bennu’ya kızım ben malımı bilirim buna güven olmaz dedi.
Bennu masum masum ikisine bakmakla yetindi
...
Damien, Lucas’ın yüzündeki tedirginliği fark edip ilk kez keyifle gülümsedi.
— Şimdi ayılmaya başladın.
Lucas ona ters ters baktı.
— Sen sus.
________________________________________
Ertesi sabah tesis, geldikleri güne göre çok daha hareketliydi. Valizler yeniden araçlara taşınıyor, Bennu bir yandan telefonla annesiyle konuşuyor, bir yandan Lucas’a neyi nereye koyacağını söylüyordu.
— Hayır, onu oraya koyma. Ezilecek.
Lucas elindeki çantaya baktı.
— İçinde ne var?
— Sana ne?
— Bir çantayı taşırken içindekini bilmeye hakkım var.
— Yok.
Lucas söylene söylene çantayı arka koltuğa yerleştirdi.
Bennu telefonu kapattığında Leyla yanına geldi.
— Leyla ne oldu?
Diyerek yüzüne baktı.
— Evet. Anneannemle dedemin yazlığına gidiyoruz itiraz istemem davet edildik Mersine.
Damien valizi bagaja koyarken başını çevirdi.
— Mersin mı?
— Evet. Annem de birkaç gündür onların yanında kalıyormuş. Bizim Savur’dan çıkacağımızı öğrenince direkt çağırdılar.
Lucas araya girdi.
— “Biz” derken hâlâ ben de dâhilim, değil mi?
Bennu ona baktı.
— Tabii ki dâhilsin. Dün benimle evlenmeye karar verdin.
— Dün biraz alkollüydüm.
Bennu’nun yüzü bir anda düştü.
Lucas hemen toparlandı.
— Tekliften vazgeçtiğim anlamında söylemedim.
— İyi.
— Sadece ailene bu kadar hızlı çıkacağımı düşünmemiştim.
Bennu gülümsedi.
— Daha yüzük bile almadan aile sınavına giriyorsun.
Damien yanlarından geçerken kuru bir sesle konuştu.
— Hak ettin.
Lucas ona döndü.
— Sen niye bu kadar keyiflisin?
— Çünkü bu kez başı belada olan ben değilim.
Leyla uzaktan Damien’a baktı.
— Bence çok erken seviniyorsun.
Damien kaşını kaldırdı.
— Neden?
— Bennu’nun ailesine gidiyoruz.
Damien bir an durdu.
Lucas bunu görünce gülümsedi.
— Hah. İşte şimdi daha iyi hissediyorum.
Birkaç metre ileride Ege, Doğan’ın çantasını diğer araca koyuyordu. Artemis de Mardin’e dönecekleri araçta onları bekliyordu.
Leyla kardeşine sarıldı.
— Varınca beni ara.
— Ararım.
— Ege’nin yanında dur.
Doğan geri çekilip ona baktı.
— Sen ciddi ciddi beni ona emanet ediyorsun.
— Emanet etmiyorum. Sadece birbirinize göz kulak olun.
Ege yanlarına geldi.
— Merak etme. Ben buradayım.
Damien da yaklaşınca doğrudan Ege’ye baktı.
— Mardin’e döndüğünüzde Kael’le iletişimde kal. Raven da Sinan işiyle uğraşıyor. Bir şey olursa beni ara.
Ege başını salladı.
— Tamam.
Damien kısa bir bakışla Doğan’a döndü.
— Sen de tek başına bir yerlere çıkma.
Doğan kaşlarını kaldırdı.
— Siz bugün topluca beni çocuk ilan ettiniz galiba.
Leyla güldü.
— Hadi bin arabaya.
Doğan giderken telefonu titreşti. Ekranda Raven’ın adı vardı.
Bir an durdu.
Raven: Mardin’e dönüyormuşsun.
Doğan istemsizce gülümsedi.
Doğan: Haberler hızlı yayılıyor.
Cevap birkaç saniye sonra geldi.
Raven: Varınca haber ver.
Doğan mesajı okuduktan sonra telefonu kapattı. Ege onun yüzündeki ifadeyi fark etti.
— Kim?
— Hiç.
— “Hiç” diye biri mi var?
Doğan ona baktı.
— Sen Artemis’le ilgilen.
Ege sustu.
Artemis ise bunu duyup gülümsemesini gizleyemedi.
İki araç farklı yönlere ayrıldığında Leyla, arka camdan kardeşinin bulunduğu aracı bir süre izledi. Sonra önüne döndü.
Bennu zaten yol boyunca ne anlatacağını planlıyordu.
— Şimdiden söyleyeyim, anneannem çok tatlıdır ama soru sorar.
Lucas gerildi.
— Ne kadar soru?
— Normal aile soruları.
— “Normal” dediğinden kastın ne?
— Nerelisin, ne iş yapıyorsun, ailen kim, kaç kardeşsin, ne kazanıyorsun, evi nerede tutacaksınız, çocuk düşünüyor musunuz...
Lucas yüzünü ona çevirdi.
— Çocuk mu?
Bennu güldü.
— Şaka yapıyorum.
Lucas derin bir nefes aldı.
Birkaç saniye sonra Bennu ekledi:
— Belki de yapmıyorum.
Damien direksiyonda gülmemek için yüzünü çevirdi.
Lucas onu fark etti.
— Damien, sen de geliyorsun. Fazla sevinme.
— Ben kimseyle evlenmiyorum.
Leyla yan koltuktan ona baktı.
— Emin misin?
Damien da ona döndü.
Bakışları birkaç saniye birbirlerinde kaldı.
Lucas arka koltuktan başını uzattı.
— Ben bir şey mi kaçırdım?
Leyla hemen önüne döndü.
— Hayır.
Bennu ise şüpheli bir ifadeyle ikisini izledi.
— Bence kaçırdık.
Damien konuyu kapattı.
— Bennu, ailene bizim geleceğimizi söyledin mi?
— Evet.
— Kim olduğumuzu anlattın mı?
Bennu bir an düşündü.
— Leyla’yı anlattım. Seni de söyledim.
— Nasıl söyledin?
— “Leyla’yla Damien da geliyor” dedim.
Damien birkaç saniye sessiz kaldı.
— Başka bir şey?
— Yok.
— Güzel.
Leyla ona baktı.
— Neden sordun?
— Merak ettim.
Bennu telefonuna dönerken umursamadı.
Bol sohbetti eğlenceli yolculuk biraz mola hafif uyku ile
Saatler sonra Mersin’e /Erdemli yaklaştıklarında deniz görünmeye başladı. Bennu bir anda camdan dışarı uzanacakmış gibi heyecanlandı.
— Geldik!
Lucas gözlerini açtı.
— Uyuyakalmışım.
Damien aynadan ona baktı.
— Ayıldın mı bari?
— Çok komiksin.
Araç, denize yakın eski bir yazlık sitenin önünde durdu. Bahçeli, iki katlı evin kapısı daha onlar inmeden açıldı.
Bennu’nun annesi koşarak çıktı.
— Bennu!
Bennu araçtan iner inmez annesine sarıldı.
Ardından yaşlı bir kadınla adam kapının önünde göründü. Bennu hemen Lucas’ın elini tutup onu yanına çekti.
— Anneanne, dede… size Lucas’ı getirdim.
Lucas bir anda dikleşti.
— Merhaba.
Yaşlı kadın Lucas’ı baştan aşağı süzdü. Sonra yüzünde kocaman bir gülümseme oluştu.
— Maşallah. Pek yakışıklıymış.
Lucas rahat bir nefes aldı.
Tam o sırada Leyla araçtan indi. Damien da onun arkasından valizleri aldı.
Bennu’nun anneannesi ikisini görünce gözleri parladı.
— Bunlar da mı geldi?
Bennu neşeyle cevap verdi.
— Evet. Leyla ve Damien.
Yaşlı kadın önce Leyla’ya, sonra Damien’a baktı.
Damien iki valizi birden taşıyor, Leyla da onun yanında yürüyordu.
Kadının yüzünde anlayışlı bir gülümseme belirdi.
— Hoş geldiniz çocuklar.
Leyla gülümsedi.
— Hoş bulduk.
Kadın Damien’ın elindeki valizlere baktı.
— Siz hiç uğraşmayın oğlum. Eşinizle odanızı yukarı hazırladık zaten.
Leyla’nın gülümsemesi dondu.
Damien olduğu yerde kaldı.
Lucas başını bir anda onlara çevirdi.
Bennu ise ne söylendiğini henüz fark etmemişti.
— Anneanne, ne dedin?
Kadın gayet doğal bir şekilde tekrar etti.
— Leyla’yla kocasının odasını hazırladık dedim.
Leyla’nın gözleri büyüdü.
Damien konuşmak için ağzını açtı.
— Aslında biz—
Bennu’nun annesi hemen araya girdi.
— Ayakta kalmayın hadi, önce içeri girin. Yol geldiniz, yoruldunuz.
Damien yeniden denedi.
— Ama bir yanlış—
Bennu’nun dedesi valizlerden birini elinden almak için yaklaştı.
— Sonra konuşuruz evladım. Önce yerleşin.
Leyla Damien’a baktı.
Damien da ona baktı.
Lucas arka tarafta dudaklarını ısırarak gülmemeye çalışıyordu.
Damien’ın bakışı ona kayınca Lucas hemen ciddileşti.
Bennu ise sonunda meseleyi anlamıştı.
Ama artık çok geçti.
Anneannesi Leyla’nın koluna girip onu eve götürürken mutlu mutlu konuşuyordu.
— Sizin oda üst katta. Deniz tarafına bakıyor. Genç çift rahat etsin dedik.
Leyla arkasına dönüp Damien’a baktı.
Damien hâlâ girişte durmuştu.
Yüzündeki ifadeden tek bir şey okunuyordu:
Bu nasıl oldu?
Leyla odaya girer girmez kapının eşiğinde durdu.
Oda gerçekten güzeldi. Geniş bir yatak, pencerenin önünde küçük bir koltuk, açık renk perdeler ve karşı tarafta denizi gören bir balkon vardı.
Sorun, odanın fazla güzel olması değildi.
Sorun, odada tek yatak olmasıydı.
Damien valizleri içeri bıraktıktan sonra yatağa baktı.
Leyla da baktı.
Birkaç saniye ikisi de konuşmadı.
Sonunda Leyla iç çekti.
— Tamam. Bu hiç komik değil.
Damien kapıyı kapattı.
— Baştan beri komik değildi.
— Lucas aşağıda gülüyordu ama.
— Onunla sonra ilgileneceğim (şerefsiz piç).
Leyla yatağın kenarına oturdu.
— Aşağı inince açıklayalım. Bu sefer kimse araya girmeden.
Damien başını salladı.
— Aynen.
Beş dakika sonra aşağı indiklerinde anneanne çoktan masayı hazırlatmıştı. Bennu annesinin yanında oturuyor, Lucas ise önündeki tabağa bakarak olabildiğince ciddi görünmeye çalışıyordu.
Damien oturmadan önce konuştu.
— Müsaade ederseniz bir şeyi açıklamak istiyoruz.
Anneanne hemen ona döndü.
— Tabii oğlum, önce otur.
— Aslında konu—
— Leyla kızım, sen zeytinyağlı sever misin?
Leyla bir an durdu.
— Severim ama—
— Bak sana özellikle ayırdım.
Damien gözlerini kapattı.
Bennu masanın diğer tarafından gülmemek için dudaklarını ısırıyordu.
Damien yeniden başladı.
— Bizimle ilgili küçük bir yanlış anlaşılma olmuş.
Dede kaşığını bıraktı.
— Ne oldu oğlum?
— Leyla’yla ben—
Bennu’nun annesi mutfaktan seslendi.
— Anne, çorbayı koyayım mı?
— Koy kızım!
Damien sustu.
Leyla ona bakıp omuz silkti.
— Devam et.
Damien bu kez biraz daha yüksek sesle konuştu.
— Leyla’yla biz evli değiliz.
Masada birkaç saniyelik sessizlik oldu.
Anneanne Damien’a baktı.
Sonra Leyla’ya.
— Nikâh mı yapmadınız daha?
Leyla hemen cevap verdi.
— Hayır, yani—
Anneanne başını salladı.
— Ay kızım, gençler şimdi öyle zaten. Bizim zamanımız gibi değil.
Damien’ın yüzü gerildi.
— Hayır, biz sevgili de—
Bennu boğazına bir şey kaçmış gibi öksürmeye başladı.
Lucas başını önüne eğdi.
Damien gözlerini ona dikti.
Lucas masanın altından Bennu’ya vurdu.
— Gülme.
Bennu fısıldadı.
— Gülmüyorum.
Leyla sabrını toplamaya çalıştı.
— Anneanne, aslında biz—
Kadın bu kez Leyla’nın elini tuttu.
— Tamam kızım, anladım ben. Detay vermenize gerek yok.
Leyla’nın ağzı açık kaldı.
Damien sandalyesine yaslandı.
— Hiçbir şey anlamadınız.
Dede gayet sakin konuştu.
— Oğlum, aranızdaki mesele sizi ilgilendirir. Bize ne?
Damien cevap veremedi.
Lucas sonunda dayanamayarak yüzünü başka tarafa çevirdi.
Damien masanın altından ayağıyla ona vurdu.
Lucas irkildi.
— Ne yapıyorsun lan?
— Sessiz ol.
Bennu bu kez gerçekten kahkahayı bastı.
Anneanne onlara baktı.
— Ne oldu?
Bennu hemen toparlandı.
— Hiçbir şey anneanne.
Yemek biraz daha sakin devam etti. Damien sonunda konuşmayı şimdilik bırakmıştı. Leyla ise arada bir ona bakıp gülmemeye çalışıyordu.
Bir süre sonra konu doğal olarak Bennu ile Lucas’a geldi.
Anneanne Lucas’a döndü.
— Bennu söyledi, evlenmeye karar vermişsiniz.
Lucas bir anda dikleşti.
— Evet.
— Ailen biliyor mu?
Lucas kısa süre durdu.
— Henüz değil.
Bennu araya girdi.
— Dün karar verdik zaten.
Anneanne başını salladı.
— Acele etmeyin ama düzgün yapın.
Dede Lucas’a baktı.
— Sen hangi dindensin oğlum?
Lucas bu soruyu beklemiyordu.
— Hristiyanım.
Masadaki hava çok kısa bir an değişti.
Bennu’nun annesi sakin bir şekilde konuştu.
— Bennu’nun babası bu konuda biraz hassastır.
Lucas kaşlarını çattı.
— Nasıl yani?
Anneanne söze girdi.
— Evlenmek istiyorsanız aile içinde konuşulur. Din meselesi de konuşulur.
Bennu hemen Lucas’ın koluna dokundu.
— Sonra konuşuruz.
Lucas ona baktı.
— Neyi?
— Sonra.
Anneanne Damien’a döndü.
— Sen Müslümansın değil mi oğlum?
Damien bir an durdu.
Leyla da ona baktı.
— Evet.
Sinsice bıyık altından gülüyordu.
Lucas’ın kafası anında Damien’a döndü.
Damien bunu gördü ama hiçbir şey söylemedi.
Lucas birkaç saniye onu süzdü.
— Sen mi?
Damien kaşlarını çattı.
— Ne var?
— Hiç. Sonra konuşacağız.
Damien’ın yüzü gerildi.
— Ne konuşacağız?
Lucas önüne döndü.
— Sonra.
Bennu gözlerini kapattı.
— Eyvah.
________________________________________
Aynı saatlerde Mardin’de Raven, güvenli evin balkonunda telefonuyla ilgileniyordu.
Sinan hâlâ Kael’in gözetimindeydi. Geceden beri birkaç kez ifade vermiş, Victor’un adamlarıyla ilgili yeni isimler söylemeye başlamıştı.
Raven’ın telefonuna mesaj geldi.
Doğan: BİZ GELDİKKKK.
Raven ekrana baktıktan sonra kısa bir cevap yazdı.
Raven: Sorun yok değil mi? Hoş geldin :)
Doğan: Yok. Ege yanımda.
Birkaç saniye sonra yeni mesaj geldi.
Doğan: Siz ne yapıyorsunuz?
Raven başını kaldırıp içerideki kapalı kapıya baktı.
Raven: Çalışıyoruz.
Doğan: Siz hep mi çalışıyorsunuz?
Raven istemeden gülümsedi.
Raven: Genelde.
Doğan’ın cevabı hemen geldi.
Doğan: Sıkıcı.
Raven ekrana birkaç saniye baktı.
Raven: Bunu daha önce de söylemiştin.
Doğan: Fikrim değişmedi.
Tam o sırada Kael balkon kapısını açtı.
— Sinan yine konuşmak istiyor.
Raven telefonu cebine koydu.
— Geliyorum.
İçeri girerken telefonu yeniden titreşti.
Bakmadı.
Ama kimin yazdığını biliyordu.
________________________________________
Yazlıkta yemek bittikten sonra Lucas Damien’ı bahçenin arka tarafına çekti.
— Sen bana her şeyi anlatacaksın.
Damien ona baktı.
— Neyi dedi gülerek
— Az önceki şeyi.
— Hangi şeyi?
Lucas sesini alçalttı.
— Din meselesini.
Damien kaşlarını çattı.
— Ben niye anlatıyorum?
— Çünkü sen biliyorsun.
— Bennu’ya sor.
— Bennu “sonra” deyip kaçıyor.
Damien iç çekti.
— Ne öğrenmek istiyorsun?
Lucas bir süre etrafına baktı.
— Şimdi ben Bennu’yla evlenirsem ne olacak?
Damien omuz silkti.
— Evlenirsiniz.
— Din?
— Aile ne istiyor, ona bağlı.
Lucas sabırsızlandı.
— Bir de bir kelime duydum.
Damien başını kaldırdı.
— Ne?
Lucas daha da alçak sesle söyledi.
— Sünnet.
Damien birkaç saniye hiç kıpırdamadı.
Sonra yavaşça Lucas’a döndü.
— Bunu kim söyledi Kahkaha atmamak için zor tutyordu kendini.
— Anneannesi.
Damien gözlerini kapattı.
Lucas kaşlarını çattı.
— Ne oluyor?
Damien derin bir nefes aldı.
— Bennu sana anlatmadı mı?
— Hayır.
Damien elini yüzüne sürdü.
— Tabii anlatmadı.
Lucas iyice şüphelendi.
— Damien.
Damien ona baktı.
— Ne?
— Sünnet ne?
Damien birkaç saniye sustu.
Sonra başını iki yana salladı.
— Ben bu konuşmaya hazır değilim.
Lucas peşinden bir adım attı.
— Damien!
Damien bahçeye doğru yürürken arkasını dönmeden cevap verdi.
— Bennu anlatsın.
Lucas olduğu yerde kaldı.
— Ulan neyi anlatacak bu kız bana?
Damien bu kez dönüp ona baktı.
Yüzündeki ifadede ilk kez gerçek bir keyif vardı.
— Yakında öğrenirsin.
Lucas’ın yüzü düştü.
— Hiç hoşuma gitmedi bu.
Damien gülümseyerek yürümeye devam etti.
Lucas arkasından söylenirken içeriden Bennu’nun sesi geldi.
— Lucas!
Lucas başını eve çevirdi.
Damien’ın gülümsemesi biraz daha büyüdü.
Asıl kavga henüz başlamamıştı.
Lucas ertesi sabah hâlâ sünnet meselesinin peşindeydi.
Kahvaltı masasından kalktıktan sonra Damien’ı bahçenin kenarında yakaladı.
— Dün yarım bıraktın.
Damien başını kaldırmadan kahvesinden bir yudum aldı.
— Bilerek.
— Anlat.
— Hayır.
Lucas sandalyesini çekip karşısına oturdu.
— Bennu anlatmıyor.
— Demek ki henüz öğrenmemeni istiyor.
— Daha kötü oluyor.
Damien sonunda ona baktı.
— Lucas, gerçekten bu konuşmayı benimle yapmak istemezsin.
— İstiyorum.
— Emin misin?
— Evet.
Damien bardağı masaya bıraktı.
— Peki. Sünnet, erkek çocuklarda yapılan bir işlem.
Lucas kaşlarını çattı.
— Nasıl bir işlem?
Damien birkaç saniye sustu.
— Detayını Bennu anlatsın.
Lucas’ın yüzü iyice gerildi.
— Niye herkes aynı şeyi söylüyor?
— Çünkü kimse senin yüzünün alacağı hâli görmek istemiyor.
— Sen istiyor gibisin.
Damien’ın dudağının kenarı kıvrıldı.
— Biraz.
Lucas telefonunu çıkarıp hızlıca bir şeyler aramaya başladı.
Damien önce umursamadı.
Birkaç saniye sonra Lucas’ın yüzündeki ifade tamamen değişti.
— Yok artık.
Damien kahvesine döndü.
Lucas ekrana bakıp tekrar ona döndü.
— Yok artık!
— Sesini kıs.
— Bunu mu yapıyorlar?
Damien gözlerini kapattı.
— Evet.
Lucas bir anda ayağa kalktı.
— Ben yaptırmam.
— Bana niye söylüyorsun?
— Sen Müslümansın!
Damien başını kaldırdı.
— Evet de ben ne yapabilirim.
Lucas sinirle ellerini açtı.
— Bana yardım et.
— Nasıl yardım edeyim?
— Aileyle konuş.
Damien bu kez gerçekten güldü.
— Seni bir kessinler de o zaman haç çıkarıp “İsa, Musa, sen bizi kutsa” diye bağırırsın.
Lucas’ın yüzü anında ciddileşti.
— Kardeşim, benim ilahımla dalga geçme.
Damien bir an durdu.
Sonra kaşlarını çattı.
— Senin ilahın mı var lan?
Lucas da aynı şaşkınlıkla karşılık verdi.
— Niye, yok mu?
Damien sandalyesinden kalktı.
— Ulan salak, biz Aureth’in içinde yıllardır dinsizmişiz gibi dolaşıyoruz. Sen şimdi bana din dersi mi veriyorsun?
Lucas ağzının kenarında sinsice gülümsemeye başladı.
Damien bunu görünce daha da sinirlendi.
— Bir de gülüyor. Şerefsiz, ortalığı karıştırdın. Senin yüzünden bizi de kırık zannedecekler.
Lucas artık kahkahayı tutamıyordu.
— Damien, sakin ol.
— Sakin olmayacağım.
Damien omzuna sertçe vurdu.
Lucas geri çekildi.
— Vurma lan!
— Akşam sarhoşken evlenme teklif et, sabah da bana sünnet sor. Hayatımda gördüğüm en plansız adamsın.
Lucas hâlâ gülüyordu.
Tam o sırada bahçe kapısı açıldı.
Leyla ile Bennu içeri girdi.
İkisi de karşılarında Damien’ın Lucas’ın peşinden gittiğini görünce durdu.
Leyla kaşlarını çattı.
— Ne oluyor?
Lucas hemen sustu.
Damien sinirle nefes verdi.
— Hiçbir şey.
Bennu Lucas’a baktı.
— Sen niye gülüyorsun?
Lucas masadaki telefonunu hızla ters çevirdi.
— Hiç.
Bennu’nun gözleri daraldı.
— Öğrendin mi dedi sinsi sinsi baktı.
Lucas ona baktı.
— Sen bilerek yaptın.
Bennu bir saniye sustu.
Sonra yüzünü kapatıp gülmeye başladı.
Lucas şaşkınlıkla ona baktı.
— Sen de mi ya?
— Sana sonra anlatacaktım!
— Daha neler ne zaman anlatacaksın? İnternetten öğrendim!
Damien araya girdi.
— Allah belanızı versin ikinizin de ya.
Leyla koluna dokundu.
— Tamam, sakin ol.
Damien ona döndü.
— Ben gayet sakinim.
Leyla yüzüne baktı.
— Değilsin.
Damien birkaç saniye sustu.
— Değilim.
Bennu sonunda toparlandı.
— Neyse. Pikniğe gidilecekmiş. Annem alışverişe çıkmamızı istedi.
Damien hâlâ Lucas’a bakıyordu.
Leyla tekrar sordu:
— Siz de gelir misiniz?
Damien nefesini toparladı.
— Evet. Gelelim. Yardım ederiz. Siz tek başınıza taşıyamazsınız.
Lucas arkasından alçak sesle konuştu.
— Hoca efendi de geliyor.
Damien bir anda döndü.
— Lucas!
Lucas kahkahayla evin içine kaçtı.
Bennu da peşinden gitti.
Leyla başını iki yana salladı.
— Siz gerçekten kaç yaşındasınız?
Damien cevap vermedi.
— Yemin ederim onu bir gün öldüreceğim bu çocuğu.
Leyla gülerek koluna girdi.
— Önce alışverişe çıkalımda.
Damien birkaç saniye ona baktı.
Sonra sakinleşmeye çalışarak başını salladı.
— Hadi.
________________________________________
Aynı saatlerde Mardin’de hava çok daha ağırdı.
Sinan Çulhan, güvenli evin arka odasında Kael ve Raven’ın karşısında oturuyordu. Önündeki suya bile dokunmamıştı.
Kael dosyayı masaya bıraktı.
— Dün Victor’un adını verdin. Bugün devam edeceksin.
Sinan gözlerini masadan kaldırdı.
— Victor tek başına hareket etmiyor.
Raven sessizce bekledi.
— Kimler var yanında?
Sinan kısa bir nefes aldı.
— Lucien’i biliyorsunuz. Ama asıl tehlike o değil. Victor’un kendi ağı var. Aureth’in içinde Evren’a bağlı görünen ama aslında Victor’a çalışan insanlar.
Kael kaşlarını çattı.
— İsim vver.
— Henüz hepsini bilmiyorum.
Raven’ın sesi sertleşti.
— Bildiklerini söyle.
Sinan birkaç saniye sustu.
— Victor, Evren’ın Leyla için yaptığı bütün hamleleri izliyor.
Kael ile Raven göz göze geldi.
— Artemis’i de mi biliyor? diye sordu Kael.
Sinan başını salladı.
— Büyük ihtimalle.
________________________________________
İstanbul’da Victor Ravenscroft, çalışma odasında Lucien’in karşısında duruyordu.
Lucien masaya yeni gelen raporu bıraktı.
— Artemis hâlâ Evren’a düzenli bilgi vermiyor.
Victor dosyayı açmadı.
— Çünkü Ege’ye bağlandı.
— Evren fark etti mi?
— Fark edecektir.
Lucien kısa süre sustu.
— Müdahale edecek mi?
Victor sakin bir şekilde cevap verdi.
— Evren kontrolünü kaybettiğini düşündüğü her şeyi zorlar.
— Artemis’i de?
Victor başını kaldırdı.
— Özellikle onu.
________________________________________
Evren aynı saatlerde Valerian Konağı’nda Artemis’in son mesajlarına bakıyordu.
Saatlerdir cevap alamamıştı.
Telefonu masaya bıraktı.
Cahit odanın diğer tarafında duruyordu.
— Onu fazla sıkıştırıyorsunuz, dedi.
Evren başını kaldırdı.
— Ona bir görev verdim.
— İnsanlara yaklaşmalarını emredebilirsiniz. Ne hissedeceklerini değil.
Evren’ın yüzü sertleşti.
— Bana ahlak dersi verme.
— Vermiyorum. Sonucu söylüyorum.
Evren telefonunu yeniden eline aldı ve Artemis’e tek bir mesaj yazdı.
Görevin devam ediyor. Gecikmelerini fark ediyorum.
Mesaj görüldü.
Cevap gelmedi.
Evren bir süre ekrana baktı.
Sonra çok daha sakin bir sesle konuştu.
— Eğer Ege onun görevini unutmasına sebep oluyorsa, hatırlatmanın başka yolları var.
Cahit’in yüzü değişti.
— Ailesini bu işe karıştırmayın.
Evren ona baktı.
— Henüz karıştırmadım.
Cahit bu cevabın ne anlama geldiğini biliyordu.
Victor’un tahmin ettiği gibi, Evren sabrını kaybetmeye başlamıştı.
Ve Artemis henüz bundan habersizdi.
Alışveriş beklediklerinden uzun sürmüştü. Bennu arabayı neredeyse piknik malzemeleriyle doldurmuş, Lucas da her poşeti taşırken söylenmişti.
— Bu piknik değil, taşınma.
Bennu elindeki son poşeti ona uzattı.
— Bunu da al.
Lucas poşete baktı.
— Ben senin nişanlın mıyım, hamalın mı?
— İkisi de olabilirsin.
Damien arabanın bagajını kapatırken başını iki yana salladı.
— Dün gece evlilik diye bağırırken bunları düşünecektin.
Lucas ona ters ters baktı.
— Sen şu an fazla keyiflisin imam efendi.
—Hiç sorma fenayım
Leyla, Damien’ın yanına gelip elindeki iki poşetten birini almak istedi.
— Ver birini.
— Gerek yok.
— Damien, iki elim boş.
— Ben taşıyorum.
Leyla birkaç saniye ona baktı.
— İnsanların bizi evli sanmasına şaşırmamak gerekiyor galiba.
Damien’ın adımları bir an yavaşladı.
— Ben mi sebep oluyorum yani?
— Biraz.
— Poşet taşıdığım için mi?
Leyla gülümsedi.
— Sadece poşet değil.
Hepimizi yönlendirip akıl verip aile babası görevini üsleniyorsun derken birbirlerine bakıyorlardı.
Damien içinde itiraf etsem mi ne der acaba derken leyla şimdi ne olacak diyordu. Onları kendilerine getiren Bennu’nun şakasıydı.
Damien cevap vermeden önce Bennu arkadan seslendi.
— Karı koca, biraz hızlanın!
Leyla olduğu yerde döndü.
— Bennu!
Bennu kahkahayla Lucas’ın arkasına saklandı.
Damien ise hiçbir şey söylemeden yürümeye devam etti. Ama yüzündeki belli belirsiz gülümseme Leyla’nın gözünden kaçmadı.
________________________________________
Piknik alanına vardıklarında Bennu’nun ailesi çoktan masaları hazırlamıştı. Denizden gelen hafif rüzgâr sıcağı kırıyor, anneanne bir yandan tabakları dizerken bir yandan herkesin ne kadar yiyip yemediğini kontrol ediyordu.
Lucas, Bennu’nun dedesinin yanında oturmuştu. Adam ona Türkiye’de ne kadar zamandır bulunduğunu, ne iş yaptığını ve ailesini soruyordu. Lucas başlarda tedirgin olsa da birkaç dakika içinde rahatladı.
Ta ki anneanne yeniden konuya girene kadar.
— Düğünü burada mı yaparsınız?
Lucas boğazındaki suyu güçlükle yuttu.
Bennu gayet rahat cevap verdi.
— Daha dün teklif etti anneanne.
— Olsun. Böyle şeyler erkenden konuşulur.
Lucas Bennu’ya doğru eğildi.
— Sizinkilerde gerçekten zaman kavramı yok.
Bennu gülümsedi.
— Daha babamla tanışmadın.
Lucas’ın yüzü yeniden düştü.
Damien karşı masadan bunu görünce gülmemek için başını çevirdi.
Lucas fark etti.
— Sen gülme.
Anneanne hemen Damien’a döndü.
— Siz düğünü nerede yaptınız oğlum?
Damien’ın gülümsemesi olduğu yerde dondu.
Leyla su içerken öksürmeye başladı.
Damien birkaç saniye anneanneye baktı.
— Biz düğün—
Bennu’nun annesi uzaktan seslendi.
— Anne, salatayı nereye koyayım?
Anneanne hemen arkasına döndü.
— Şuraya kızım!
Damien cümlesinin ortasında kaldı.
Lucas yüzünü kapattı.
Damien ona baktı.
— Gülersen öldürürüm seni.
Lucas alçak sesle cevap verdi.
— Allah yardımcın olsun hocam.
Damien sandalyesinden doğruldu.
— Lucas.
Leyla hemen kolundan tuttu.
— Otur.
— Şu adam bir gün benim elimde kalacak.
Leyla gülüyordu.
— Belli oluyor.
Piknik boyunca Damien ile Leyla en az üç kez daha gerçeği açıklamaya çalıştı. Birinde dede telefonla aranmıştı, diğerinde Bennu’nun annesi kahve istemiş, sonuncusunda anneanne Leyla’ya çocuk düşünüp düşünmediklerini sormuştu.
Leyla o sorudan sonra tamamen vazgeçti.
Arabaya dönerken Damien yanına yaklaştı.
— Artık açıklamayacağım.
Leyla güldü.
— Sen mi pes ettin?
— Evet.
— Bunu görmek de varmış.
— Yarın giderken söyleriz.
— Yarın da konuşturmazlarsa?
Damien ona baktı.
— O zaman bizi gerçekten evlendirmiş olacaklar.
Leyla’nın yüzündeki gülümseme bir anda değişti.
Damien da söylediğinin farkına vardı ama geri almadı.
İkisi birkaç saniye birbirlerine baktıktan sonra Leyla önden yürüdü.
— Hadi, yardım et de şu poşetleri yerleştirelim.
________________________________________
Gece herkes odalarına çekildiğinde Leyla ile Damien yine aynı odada baş başa kaldı.
Leyla banyodan çıktığında Damien balkon kapısının önünde durmuş, telefonuna gelen mesajlara bakıyordu.
— Mardin’den mi?
Damien telefonu kapattı.
— Kael. Sinan biraz daha konuşmuş.
— Kötü bir şey mi?
— Şimdilik hayır. Yarın döndüğümüzde ayrıntılı konuşuruz.
Leyla yatağa baktı.
Sonra odadaki tek koltuğa.
— Sen koltukta yatamazsın.
Damien da baktı.
— Yatarım.
— Boyun o koltuktan uzun.
— Sorun değil.
— Sabah kalkamazsın her yerin tutulur.
Damien kaşını kaldırdı.
— Benim için mi endişeleniyorsun?
Leyla gözlerini devirdi.
— Hayır. Sabah seni yerden toplamak istemiyorum.
Damien gülümsedi.
Leyla yatağın bir tarafına geçti.
— Yatak büyük zaten.
Damien birkaç saniye onu izledi.
— Emin misin?
— Damien, aynı odada kalıyoruz diye bir şey olmayacak.
— Ben bir şey demedim.
— Yüzün dedi ama.
— Benim yüzüm bugün çok şey söylüyor demek ki.
Leyla yastığı ona fırlattı.
— Sus.
Damien yastığı yakaladı.
Damien bence anne ve dede de hafıza kaybı var
Önce evli dediler sonra zorda olsa olmadığını dedik sevgili mi dediler onada hayır dedik. Ama bugün siz düğünü nerde yaptınız dedi .
Leyla kahkaha atmaya başladı daha sonra gözleri damiende gezindi
Bir süre sonra ikisi yatağın iki ayrı tarafına uzandı. Aralarında mesafe vardı. Oda sessizleştiğinde Leyla tavana bakıyordu.
— Uyudun mu?
— Hayır.
— Ben de.
Damien başını ona çevirdi.
— Belli.
Leyla da ona döndü.
— Bugün çok garipti.
— Hangi kısmı?
— İnsanların bizi evli sanması.
Damien birkaç saniye sustu.
— Seni rahatsız etti mi?
Leyla hemen cevap vermedi.
— Başta etti.
— Sonra?
Leyla dudaklarını birbirine bastırdı.
— Komik gelmeye başladı.
Damien’ın bakışları yüzünde kaldı.
— Sadece komik mi?
Leyla bu kez gözlerini kaçırdı.
— Fazla soru soruyorsun.
— Bir kere de ben sorayım.
Sessizlik yeniden aralarına girdi.
Damien elini yatağın üzerine bıraktığında parmakları Leyla’nın eline çok yakındı. Leyla bir an baktı. Ardından elini geri çekmek yerine parmaklarını hafifçe onun parmaklarına değdirdi.
Damien hareket etmedi.
Leyla ona baktığında aralarındaki mesafe günler önceki kadar yabancı gelmiyordu artık.
Damien yavaşça yaklaşırken Leyla geri çekilmedi.
Bu kez öpüşmeleri kısa değildi.
Leyla’nın eli Damien’ın omzuna çıktı. Damien onu kendisine biraz daha yaklaştırdı ama acele etmedi. Bir süre sonra Leyla alnını onun göğsüne yasladı.
— Bütün gün bize karı koca dediler, diye mırıldandı.
Damien saçlarının üzerine bakarak hafifçe güldü.
— Şimdi söyleme bunu.
Leyla da gülmeye başladı.
— Neden?
— Durumu daha kötü yapıyorsun.
— Bence yeterince kötü.
Damien kolunu etrafına sardı.
— Uyu.
Leyla başını kaldırdı.
— Emir verme.
— Rica ediyorum.
— gülerek ne demek dedi.
Leyla tekrar göğsüne yaslandı.
O gece ilk kez aynı odada kalmaları ikisini de rahatsız etmedi.
________________________________________
Sabaha karşı Mardin’de Raven’ın telefonu titreşti.
Doğan’dan mesaj vardı.
Doğan: Uyudunuz mu?
Raven saate baktı.
Raven: Hayır. Sen neden uyumadın?
Doğan: Uykum kaçtı.
Birkaç saniye sonra yeni mesaj geldi.
Doğan: Döndüğünüzde görüşür müyüz?
Raven ekrana uzun süre baktı.
Sonra yalnızca iki kelime yazdı.
Raven: Görüşürüz.
Aynı saatlerde Artemis’in telefonunda Evren’ın mesajı hâlâ cevapsız duruyordu.
Görevin devam ediyor. Gecikmelerini fark ediyorum.
Artemis mesajı bir kez daha okudu.
Sonra ekranı kapattı.
Ege yan odadaydı.
Evren ise artık sabrını kaybediyordu.
Victor uzaktan izliyordu.
Sinan konuşuyordu.
Ve herkes kendi küçük kıvılcımının peşinden giderken, Aureth’in içinde çok daha büyük bir yangın sessizce hazırlanıyordu.