40. bölüm · Olmayan Mahalle

Son Biletler

VildannurIşıktaş VildannurIşıktaş

Havaalanı her zamanki gibi kalabalıktı.

Anons sesleri, bavulların tekerlekleri ve insanların konuşmaları birbirine karışıyordu.

Beren Bade annesiyle birlikte giriş kapısının yanında duruyordu. Biraz ileride Mete ve ailesi vardı.

Nehir ve Poyraz ise telefonlarından uçuşlara bakıyordu.

Sera ve Doruk da grubun yanına yeni gelmişti.

Mete sabırsızca sordu.

“Biletleri buldunuz mu?”

Poyraz telefonuna bakarak cevap verdi.

“Bakıyorum.”

Nehir de onun omzunun üzerinden ekrana bakıyordu.

“Çabuk ol, dolabilir.”

Birkaç saniye sonra Poyraz’ın yüzü değişti.

“Şey…”

Nehir hemen sordu.

“Ne oldu?”

Poyraz ekranı gösterdi.

“Son iki bilet kalmış.”

Herkes bir an sustu.

Mete hemen konuştu.

“Al o zaman.”

Poyraz kısa bir süre düşündü.

Sonra Nehir’e baktı.

Nehir de ona baktı ve hızlıca karar verdi.

“Al.”

Poyraz başını salladı ve biletleri aldı.

Telefonu kapattığında herkes ona bakıyordu.

Mete kaşlarını çattı.

“Kaç tane aldın?”

“İki.”

“Yani?” dedi Mete.

Nehir sakin bir şekilde cevap verdi.

“Biz aldık.”

Doruk hafifçe güldü.

“Harika. Daha baştan ayrıldık.”

Mete sinirle nefes verdi.

“Başka uçuş yok mu?”

Poyraz tekrar baktı.

“Bugün yok.”

Beren Bade düşünceli bir şekilde konuştu.

“Başka bir şehre uçabiliriz.”

Mete ona döndü.

“Nasıl yani?”

“Mesela önce Helsinki’ye gideriz,” dedi Beren Bade.

“Sonra da Porvoo’ya geçeriz.”

Sera başını salladı.

“Evet, Porvoo Helsinki’ye yakın.”

Doruk omuz silkti.

“Otobüsle bir saat falan.”

Mete kısa bir süre düşündü.

Sonra istemeden başını salladı.

“Tamam.”

Nehir bavulunu aldı.

“Biz o zaman gidiyoruz.”

Poyraz da ekledi.

“Helsinki’de görüşürüz.”

Beren Bade başını salladı.

“Tamam.”

Nehir ve Poyraz kapıya doğru yürürken Beren Bade onları izledi.

Sonra yavaşça başını çevirdi.

Sera yine sakin bir şekilde gülümsüyordu.

Ama Beren Bade’nin içindeki o küçük şüphe hâlâ kaybolmamıştı.

Belki de…

Bu yolculuk düşündüklerinden çok daha karmaşık olacaktı.

---