42. bölüm · Olmayan Mahalle

"Mete Yeter!"

VildannurIşıktaş VildannurIşıktaş

Uçak birkaç saat sonra Helsinki’e indi.

Hava griydi. Soğuk bir rüzgâr esiyordu.

Beren Bade montunu biraz daha sıkı kapattı.

“Burası gerçekten soğukmuş.”

Mete bavulunu alırken omuz silkti.

“Finlandiya.”

Beren Bade’nin annesi etrafa bakıyordu.

“Şimdi ne yapıyoruz?”

Sera hemen cevap verdi.

“Porvoo’ya gitmemiz gerekiyor.”

Doruk telefonu çıkarıp baktı.

“Tren var.”

Mete bavulunu çekerek yürümeye başladı.

“Gidelim o zaman.”

---

Bir süre sonra

Hepsi trende yan yana koltuklara oturmuştu.

Camın dışında bembeyaz ağaçlar geçiyordu.

Beren Bade manzaraya bakıyordu ama aklı başka yerdeydi.

Mete karşı koltukta oturuyordu.

Sera onun yanında, Doruk biraz ilerideydi.

Beren Bade bir şey söylemek istedi.

“Mete—”

Mete hemen sözünü kesti.

“Ne var?”

Ses tonu yine sertti.

Beren Bade kaşlarını çattı.

“Sadece bir şey söyleyecektim.”

Mete omuz silkti.

“Sonra söylersin.”

Doruk hafifçe güldü.

Sera Mete’ye baktı.

“Biraz sakin ol.”

Mete başını iki yana salladı.

“Ben gayet sakinim.”

Beren Bade’nin sabrı yavaş yavaş tükeniyordu.

“Mete—”

Mete tekrar sözünü kesti.

“Beren Bade, gerçekten şu an—”

Beren Bade bir anda sertçe konuştu.

“Mete yeter!”

Trende kısa bir sessizlik oldu.

Herkes onlara baktı.

Beren Bade’nin annesi hemen döndü.

“Ne oluyor?”

Mete’nin annesi de kaşlarını çattı.

“Çocuklar?”

Mete bir an durdu.

“Hiçbir şey.”

Beren Bade başını iki yana salladı.

“Hayır, bir şey var.”

Annesi endişeyle sordu.

“Ne oldu?”

Beren Bade derin bir nefes aldı.

“Hiç… sadece Mete biraz kaba davranıyor.”

Mete gözlerini devirdi.

“Abartıyorsun.”

Mete’nin annesi ciddi bir sesle konuştu.

“Mete.”

Mete başını kaldırdı.

“Ne?”

“Biraz daha nazik ol.”

Beren Bade’nin annesi de ekledi.

“Hepiniz birlikte çalışacaksınız.”

Tren rayların üzerinde ilerlemeye devam ediyordu.

Beren Bade camdan dışarı baktı.

Karlarla kaplı ağaçlar hızla geçiyordu.

Ama içindeki huzursuzluk hâlâ geçmemişti.

Ve bu yolculuk…

Henüz yeni başlıyordu.

---