26. bölüm · Olmayan Mahalle
Geri Sayım Gecesi
Mete telefon ekranına kilitlenmişti.
3 → 2
Rakamlar yavaşça silindi.
Kalbi o kadar hızlı atıyordu ki nefes almakta zorlandı. Telefonu sıktı. Elleri terlemişti.
“Bu mahalle… beni çağırıyor.”
Koridorda yürümeye başladı. Aşağıdan annesiyle babasının konuşma sesleri geliyordu.
Pınar endişeliydi.
“Çok değişti Yalçın… fark ediyor musun?”
Yalçın sert ama yorgun konuştu.
“Onu kaybetmek istemiyorum.”
Mete merdivenlerin başında durdu. Bir an suçluluk hissetti… ama telefon tekrar titredi.
1
Mete’nin gözleri büyüdü.
“Hayır… şimdi mi?”
Telefon ekranı karardı. Sonra harita açıldı.
Yeşil Daire Mahallesi işareti parlak şekilde yanıyordu.
Altında tek bir yazı vardı:
"Zaman doluyor."
Mete yutkundu.
Ayakkabılarını sessizce giydi. Montunu aldı. Kapıya doğru yürüdü.
Tam kapıyı açarken arkasından annesinin sesi geldi.
“Mete?”
Mete dondu.
Yavaşça arkasını döndü.
Pınar merdivenin başında duruyordu.
Gözleri doluydu.
“Nereye gidiyorsun?”
Mete cevap veremedi.
Yalçın da yanına geldi. Bu sefer sesi daha sakindi.
“Gerçeği söyle.”
Mete başını eğdi.
“Gitmem gerekiyor.”
Pınar fısıldadı.
“Orası tehlikeli olabilir.”
Mete gözlerini kaldırdı.
“Gitmezsem daha tehlikeli olabilir.”
Yalçın birkaç saniye Mete’ye baktı. Sanki ilk defa oğlunu anlamaya çalışıyordu.
“Tek başına gitmeyeceksin.”
Mete şaşırdı.
“Ne?”
Pınar kararlı şekilde konuştu.
“Ya bizi her şeyden uzak tutarsın… ya da bize güvenirsin.”
Mete tereddüt etti.
Telefon tekrar titredi.
Haritadaki işaret bu sefer yanıp sönüyordu.
Mete dişlerini sıktı.
“Arkadaşlarımı çağırmam lazım.”
---
Aynı anda…
Poyraz yatağın üzerinde oturmuş tavana bakıyordu. Siniri hâlâ geçmemişti.
Telefonu titredi.
Mete arıyor…
Poyraz birkaç saniye ekrana baktı.
Sonra açtı.
“Ne var?”
Mete hızlı konuştu.
“Mahalle geri sayım başlattı.”
Poyraz sustu.
“Şaka yapmıyorsun değil mi?”
“Hayır.”
Poyraz ayağa fırladı.
“Ben geliyorum.”
---
Nehir masasının başında defterine notlar yazıyordu. Kavga hâlâ aklını kurcalıyordu.
Telefonu çaldı.
Mete’nin sesi bu sefer çok gergindi.
“Nehir… başlıyor.”
Nehir nefesini tuttu.
“Geliyorum.”
---
Bade pencereden dışarı bakıyordu. Beren odanın içinde volta atıyordu.
Telefon hoparlördeydi.
Mete konuşuyordu.
“Herkes mahalleye geliyor.”
Beren hemen durdu.
“Tekrar mı?”
“Evet.”
Bade sakin ama kararlı konuştu.
“Bu sefer yalnız değilsin.”
---
Yarım saat sonra…
Dört arkadaş Yeşil Daire Mahallesi’nin girişinde buluştu.
Hava normalden daha soğuktu. Sokak lambaları titriyordu.
Poyraz Mete’ye baktı.
“Yani… gerçekten geri sayım mı var?”
Mete başını salladı.
Telefonunu gösterdi.
Ekranda yeni bir yazı vardı.
"Test tamamlanacak."
Nehir ürperdi.
“Bu hiç iyi bir cümle değil.”
Beren etrafa baktı.
“Mahalle çok sessiz.”
Bade fısıldadı.
“Normalden fazla sessiz…”
Tam o anda meydandaki hoparlörden cızırtı sesi geldi.
Dört arkadaş aynı anda dönüp baktı.
Boğuk bir ses duyuldu.
“…Birlik… bozuldu…”
Poyraz kaşlarını çattı.
“Bu ne demek?”
Ses tekrar geldi.
“…Test… başladı…”
Bir anda meydandaki taşlar hafifçe parlamaya başladı.
Zemin titredi.
Nehir korkuyla Mete’nin kolunu tuttu.
“Mete… bu sefer farklı.”
Mete gözlerini meydanın ortasındaki sembole dikti.
Yeşil daire yavaşça dönmeye başlamıştı.
Beren fısıldadı.
“Mahalle bizi ayırmaya çalışıyor olabilir.”
Tam o anda meydanın dört köşesinde dar sokaklar karanlığa büründü.
Her sokaktan hafif sis yükseliyordu.
Telefonlar aynı anda titredi.
Her birinin ekranında farklı bir ok işareti belirdi.
Farklı yönleri gösteriyordu.
Poyraz şaşkınlıkla konuştu.
“Bizi… ayırıyor.”
Nehir korkuyla başını salladı.
“Hayır… birlikte kalmalıyız.”
Mete derin nefes aldı.
Ama telefon ekranında yeni bir yazı belirdi.
"Birlik test edilmeden güç kazanmaz."
Mete fısıldadı.
“Bu… bir sınav.”
Sis yükselmeye devam ediyordu.
Ve ok işaretleri yavaşça yanıp sönmeye başladı.
Zaman daralıyordu.
---
