Obsession kitap kapağı

7. bölüm / 13

Obsession

7. Bölüm: şart ve umut

Yazar: ⭒✮İćl𝖆𝖑✮⭒ .

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 13Şu an: 7. Bölüm: şart ve umut

Uyarı
Bu bölüm şiddet unsurları ve rahatsız edici sahneler içermektedir........

Farklı kişilik ve farklı bir kimlikle yeniden dünyaya geldiğimi söylüyor. Bunu kabullenmiyececeğim çünkü kabul etmemek zorundayım. Eğer kabul edersem bu yalanı, ne olursa olsun kendimi affetmem ve o kişiliğe bürünüp lanet woog'un karısı olurum. Bu kimliğin beni ele geçirmesine izin veremem. Ben son-youno yum!. Ne woog'un karısı, nede haylie değilim!.

Yavaşça gözlerimi açıyorum. Yine aynı ışık yine aynı yatak. Busefer ağzım bağlı. Lanet olsun. Karnımda bir ağırlık hisediyorum. Kafamı hafif kaldırıyorum. Woog sandalyesinde oturmuş kollarını belime sarıp kafasını karnıma koymuş uyuyordu. Lanet zebani. Sıcak teni ve saçları, hafif açık kalan karnıma değiyordu. Bir an yutkundum. Bu manzarayı gördükten sonra ani hareketlerle çırpınmaya başladım. Bana dokunmasına bile dayanamıyordum. Ani çırpınmamdan dolayı woog yavaşça kalktı ve kısık gözleriyle bana baktı. O sırada durdum.

-uh....ne halt yiyorsun.

Biraz durdu sonra geriye yaslandı ve esnedi. Boynunun kaslarını gevşetmek için kafasını arkaya öne falan çevirdi. Bu sırada konuştu.

-ah rahat bir uykuyada izin yok,Neden böyle yapıyorsun?

Ayağa kalktı kollarını gevşetti bacaklarını esnetti ve tekrardan oturup saçını geriye attı. Aslında sakin kalması biraz tuhafıma gelmişti ama buna şükrediyordum. Uykusunun etkisi gitsin diye biraz bekledi. Kenardan bir şişe su alıp içti sonra gözlerime baktı. Aptalca sırıtmaya başladığı an birşeyler söyledi.

-Sanırım benden erken uyanmışsın bebeğim. Aç olabileceğini düşündüm bu yüzden gece serumuna doyurucu takviyeler enjekte ettim

Derin bir iç çekti. Benim kaşlarım çatıktı ve gözlerim başka tarafa bakıyordu. Woog tekrardan esnedi. Oturuken kolunu uzattı hafiften parmaklarıma dokundu. Ona bakıp elimi sıktım sonra elimin üstünü tuttu. Nefret ediyordum bundan.

-Sana hergün nekadar aşık olduğuma lanet ediyorum. Belki sende beni sevecektin. Ozman böyle işlere girmeme gerek olmaz ve sende üzülmezdin balım. Hepsi senin suçun.

Sert bir şekilde ona baktım, o' da derin bir iç çekti ve Geriye yaslandı. Kafasını arkaya atıp gözlerini kapattı. Boğazındaki adem elması ve damarları belirginleşti. Kafamı onun aksi tarafına döndürdüm. Nefeslerim hafif hızlıydı. Sonra sesizliği tekrar bozup mırıldandı.

-sen bukadar olağan üstüyken sana karşı koymak imkansız. Ah....seninde kendine alışacağın gün.....herşey mükemmel olucak. Ve sen bana aşık olacaksın en az benim kadar.

Aniden yaklaştı ve ellerini boynumun iki yanına dayadı. Bir eliyle ona bakmamı sağladı. Tam gözlerimin içine bakıyordu.

-Ozaman sana dokunmamı okadar çok isteyeceksinki!.....ben kontolümü tutmayıp seni gerçekten sahiplenicem. Sen ise kaçmak dâhi istemeyeceksin.

Nefesim hızlanmıştı. Gözlerim küçülmüştü. Bu söyledikleri beni öldürecek kadar korkunçtu. Alnımdan soğuk bir ter aktı. Yutkundum. Bişey yapamadığım gibi konuşma özgürlüğüm de yoktu.

-Tek yapman gereken bana itaat etmen ozaman herşey senin için en güzeli olucak....

Oldukça büyük bir gülümseme yayıldı yüzüne ardından boynumu öpüp geri çekildi. Nefesim hala hızlıydı, nekadar ağlamaktan yorulsamda yine ve yine gözlerim doldu içimden fısıldadım.

-Şeytan....

Woog kıkırdayarak yine yerine geçti. Dudağını yaladı ve tekrar bana baktı. Biraz geçti dikkati gözlerimden başka biryere, boynuma kilitlenmişti. Sonra derin bir nefes verdi, biraz kafasını eğip, dirseklerini dizkapaklarına koydu. Ellerini birleştirirken şöyle konuştu. Biraz ciddileşmişti.

-çok aptalsın sevgilim. Sana itaat etmeyi öğretmeliydim....dün seni az kalsın öldürüyordum.

Sert bakışları bana, gözlerime deydi. Öldürücü bir bakıştı. Nefesim kesildi.

-Birdaha yaramazlık yaparsan bebeğim....busefer kendimi tutamaya bilirim....

Yutkundum. Herzamanki o iğrenç hissi kalbimde hissettim. Kusmak istiyordum. Gözlerimden yaşlar herzamanki gibi süzüldü. Nefes almak zordu. Kalbimi ezen büyük kayalar var gibiydi. Ve açıklayamadığım onca şey daha.......

Woog kafasını eğdi. Biraz bekledi. Ben sesiz bir çaresizlikle ağlıyordum. Sonra kafasını kaldırdı ve diğer ses tonuna tezat bir yumuşaklıkla konuştu.

-Eğer akıllı durursan bu zincirleri açıcağım karıcım.....sadece bir şartla.

Aniden gözlerimi açtım ve woog'a baktım. Sandalyesini bir tık yaklaştırdı. Eliyle yanağımdaki göz yaşını silerken konuştu.

-Sana sarılıp uyumaya devam edeceğim ve sen ben kalkana kadar bişey yapmayacaksın.

Sırıttı. Buna katlanamazdım, hayatımı mahveden adamın bana sarılmasına katlanamam. Ama bu zincirlerim çözülecek, belkide beni bırakıcak. Düşünmek için gözlerimi başka yere kaydırdım. Göz yaşlarım yavaşlamıştı. Woog sesizce geriye çekildi ve konuştu.

-Aslında sana seçenek sunmadan istediğimi yaptırta bilirim ama bazen oyunlar eylenceli olabilir haylie

'Haylie' deyince bir an duraksadım. Dişlerimi sıktım. Nekadar asla kabul etmek istemesemde, en azından özgürlüğüme bir adım atmış olacağım. Belkide.....woog' a güvenimi kazandırım sonra......
Gözlerimi büyükçe açıp woog' a baktım. Sonra derin bir nefes vererek yapmacıktan kafamla onayladım. Kendisinden emin bir oturuşla woog, yine bana baktı. Kıkırdadı.

-Tabiki kabul edecektin. Kabul etmesen bile yine kabul etmiş gibi olucaktı....ama acı ile.

Belli bile etmesede sinirden dudaklarımı sıktım. Bu adam okadar iğrençti ki ben nasıl bir belaya düştüğümü gerçekten anlayamıyordum. Derin bir nefes aldım ve kafamı duvara çevirdim. Woog kıkırdıyordu. Sandalyesini gelebilecek en yakın mesafeye getirdi ve ilk pozisyonuna geri döndü. Belimi sarıp kafasını karnıma yasladı. Biraz geçti,nefeslerim sinirden hızlanmaya başlamıştı. Gözlerimi kapattım ve umursamamaya çalıştım. Ama git gide belimdeki elini sıkmaya başlamıştı. Beni okadar sıkıyorduki kaburgalarım kırılacak gibiydi. Nefesim dahada hızlandı. Sabretmeye çalıştım. En azından şu lanet zincirlerden kurtulmak, hiç olmazsa bir adım atmam gerekiyordu.....dayanmam gerekiyordu.

-Haylie.....

Öyle sert ve öyle sinirli bir sestiki, Kısık ama oldukça etkili ve benim gözlerimide açtıracak kadar korkunçtu. Tırnaklarını belime saplıyor, sanki etimi koparmak istiyor gibiydi. Bunun acısıyla inledim.

-Nefesini kontrol et.....yoksa ben müdahale ediceğim.

Gözlerim dolmuştu. Yutkundum ve nefesimi düzenlemeye çalıştım. Kafasını tekrar karnıma koyup gözlerini kapattı. Ağlarken hıçkırmamak ve nefesimi düzenlemek için okadar çok çabaladımki başım döndü. Sonra bir şekilde sakinleştim ve uykuya daldım.

Ertesi gün olur. Yine aynı soğuk garaj yine aynı gün. Fakat değişik bir his. Gerçek değişik bir his. Bu şey sanki Umut gibi birşey ve bana nefes aldırıyor. Gözlerimi yavaşça açıyorum. Herzamanki gibi aynı yataktayım ve woog kafasını göğsüme koymuş elleri belimi sarıyordu. Daha uyanmamıştı. Tam kalksın üstümden, çeksin pis bedenini üstümden, diye çırpınacaktımki, dünki sözü aklıma geldi. Bu zincirleri açıcaktı. Derin bir nefes aldım. Dün dediğim gibi dayanmak zorundaydım, en azından bir umut için. Ellerindeki zincirlere baktım. Bunlar gerçekten işe yarayacaklardı. Kafamı garajın pek görünmeyen karanlık kısımlarına çevirdim, etrafa baktım. Bana yardım edecek herhangi bir alet görememiştim. Varsada göremezdim çünkü çok karanlıktı. Derin bir iç çektim ve kafamı tekrar normal pozisyonuna döndürdüm. Halledeceğim ne olursa olsun hallettmeliyim. Biraz zaman geçti sonra gucağımdaki woog kıpırdandı. Sonunda. Derin bir nefes aldım ve uyanmasını bekledim. Yavaşça inledi uykuyla ve sonra yavaşça gözlerini açtı. Gözlerim başka tarafa bakıyordu bu iğrenç manzarayı bu adamı izlemek istemiyordum.

Woog uyandığında hafif sırıttı. Biraz bekledi ve kafasını hafif kaldırıp bana baktı.

-Uhmmm uyandın demek sevgilim.

Yutkundum, gözlerim hâlâ duvarı inceliyordu. Kıkırdadı ve kafasını göğsüme tekrar yasladı.

-Ah göğsünde uyumak sanki cennette uyumak gibi haylie....

Her defasında bu ismi kullanması beni daha çok sinirlendiriyordu. Ellerimi yumruk yapıp sıktım. Çenem kasıldı ama sakin kalmaya çalıştım. En azından şuanlık bir hata yapmamalıyım.

-bir gün kendi yatağımızda böyle uyuyacağız.....

Sert bir nefes verdim ve woog buna kıkırdadı. Biraz öyle sesiz dakikalar geçirdik
Yine sessizliği bozan o oldu. Sesi ham ve uykudan yeni uyanmanın etkisiyle pürüzlüydü, sesizce konuştu.

-İyi iş çıkardım sevgilim, böyle devam et. Bu sayede herşey yoluna girecek.

Kafamı yavaşça ona çevirdim. Bana baktı gülümsüyordu. Gözlerine değişik farklı ama asla sevgi namına yada pozitif olan birşey namına birşey barındırmıyordum. Bu onu oldukça büyük bir gülümseme takınmasına sebep oldu. Yavaşça gucağımdan kalktı gülüyordu sesiz ve kulak tırmalamayan bir şekilde.

-Haylie'm ah sen........,sende birşeyler hissedeceksin. Buna okadar çok inanıyorumki olmama ihtimali yok sevgilim.

Kafamı başka tarafa çevirdim ve yutkundum. Öyle bişey olacağına ölmeyi tercih ederdim. Woog yine güldü. Tamam gerçektende bugün modunda gibi. Yavaşça ayağa kalktı, omuzunu sıktı ve bana baktı.

-Tamam akıllı kızı bu zincirlerden kurtaralım bakalım.....hakettin sevgilim

Yutkundum, sonunda!. Heycanlandım ve woog'u izledim. Woog kapıya doğru ilerledi. Benim bakış açım arkaya bakamadığı için kafamı tekrar norlmal pozisyonuna getirdim ve umutla bekledim. Çok geçmeden woog geldi. Gözlerim direkt ona çevrildi. Yanıma geldi ve anahtarları göstererek gülümsedi. Sonunda bir umut. Sonunda belki bir çıkış yolu......

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

273okunma 17beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…