3. bölüm / 13
Obsession3.Bölüm: Kişilik ve konum
Bölümler 13Şu an: 3.Bölüm: Kişilik ve konum
- 1 1.Bölüm: Partideyken başka bir yere992 kelime
- 2 2. BÖLÜM: takıntılıyla baş başa758 kelime
- 3 3.Bölüm: Kişilik ve konum561 kelime · Okuduğun bölüm
- 4 4.BÖLÜM: Gidiş ve süpriz758 kelime
- 5 5.BÖLÜM:canlı bedenin içindeki ölü ruh735 kelime
- 6 6.bölüm:yeni bir kimlik1.035 kelime
- 7 7. Bölüm: şart ve umut1.228 kelime
- 8 8.bölüm: özgürlük ve koma983 kelime
- 9 9.bölüm: Kim suçlu?848 kelime
- 10 10.BÖLÜM: başa dönüş1.457 kelime
- 11 11.bölüm: affetmek için herşey...1.635 kelime
- 12 12.Bölüm: Nefret edilen aşk1.725 kelime
- 13 13.bölüm: Youno yaşıyacak!1.667 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Beni görmedin youna!....
O olamaz b-bu bu herif benim patronum olamazz. Nasıl ya nasıll, çıldırıcağım
-Benle dalga geçme beni takip edip iş yerimi öğrendin ve ben senin patronunum diyorsun bay woog böyle biri değil!
Elini saçına attı ve kahkaha atmaya başladı. Elini çenesine koydu ve yine ciddi bir tavıra büründü.
- Sana neden yalan söyleyeyim, senin patronunum ben tapuyumu gelip göstereyim ha bebeğim?
Sanırım dediği gibi gerçektende bu bay woog. Ah lanet olsun. Şaşkın ve dolu gözlerle ona bakıyordum. Ne yapacağımı bilmiyorum.
- Beni bırak ne olursun zaten senin şirketinde çalışıyorum istediğin zaman elinin altındayım, ne olur lütfen!
-(yine kahkaha atar) Ah bebeğim ordaki elimin altında olmanla buradaki birmi? Sen benim güneşimsin ben bir saniye bile sensiz dayanamam. Seni asla bırakmayacağım taa benim olmayı kabul edene kadar
- Saçmalık! Asla senin olmayı kabul etmiyeceğim woog sen çıldırmış bir çatlaksın! Ah lanet olsun
Kafamı eğdim ve ağlamaya başladım. Beni bırakmayacak hemde hiç. Ağladığımı gördüğünde biraz yumuşamıştı. Önüme eğildi ve kafamı kaldırıp ona bakmamı sağladı.
- Bebeğim ağlama iyi olacaksın...ben seni illa birgün iyi hissetiriceğim...lütfen ağlama
Titrek bir sesle, ne kadar mantıklı olucağını bilmiyorum ama ona bir teklifte bulundum, yutkunarak;
- Tamam...s-sana bir teklifte bulunacağım
-(göz yaşlarımı sikerken) hah? Bir teklifmi sanmıyorum kabul edeceğimi ama dinlemekte fayda var?..söyle
- S-senin olmayı kabul ediyorum..ama beni ülkeme götüreceksin, orda senin yanında durucağım,
is-istersen evleniriz yada başka bişey bilmiyorum sadece beni ülkeme götür!!
Afaladı ve ayağa kalktı. Ağzımdan çıkardığı bantı yine taktı. Ben hâlâ ağlıyordum kapıya doğru ilerledi ve son kez arkasına dönüp şöyle dedi;
- İsteğini gerçekleştire bilirdim ama olmaz, Kore tehlikeli senin için bebeğim...hadi biraz dinlen..
Nediyor bu? Nasıl yani of çok karmaşık bir durumdayım. Lanet olası ellerim ve ayaklarımda açamıyorum. Ellerim kelepçeli ayaklarımda zincirli artı bacaklarım sandalyeye halatla bağlı. Birde karnımdan geçen bir halat beni sandalyeye bağlıyordu. İnleyerek çırpınıyordum ağlamama hıçkırıkta eklenmişti. Lanet olsun bu duruma. Kaçamayacağım.....böyle düşünürken gözlerim gittikçe kapanıyordu...
...UYKU.............................................
Uyanmıştım. Boynum çok ağrıyordu kafamı kaldırdım. Etrafı biraz görebiliyordum. Lamba kapalıydı. Ağzımdaki bant hem ağladığımdan hemde iki kez takıldığı için gevşemişti. Bunu fırsat bilip bantı ağzımdan çıkarmaya çalıştım. Biraz uğraş sonrası bant ağzımdan çıkmıştı. Sonunda derin bir nefes aldım ve bağırmaya başladım.
- YARDIM EDİNN KAÇIRILDIM...YARDIM EDİNNNNN HEYYY BEN BURDAYIM..KAÇIRILDIM YARDIM EDDİNNNNN!!!!
Bunu bir kaç kez tekrarladım. Boğazıma ağrı girdi, gözlerim doldu duyan yoktu....sinirliydim bağırmaya devam ederken ayak sesleri duydum o herif geliyordu. Sustum ve kafamı kapıya yöneltim. Woog kapıyı açtı ve içeriye adım atarken sırıttı. Kapıyı kapatıp bana doğru yaklaştı, o sırada bilmediğim bir dilde birşey diyordu;
- Querido mío, no tiene sentido gritar, por favor cállate, aquí nadie puede entenderte.
- Hasiktir nediyorsun lan sen!
Bana iyice yaklaştı ve tam önüme eğildi.
- Ağzını açmışsın ama ne yazık'ki kimse seni anlayamaz burda eğer İspanyolca konuşmuyorsan, ve sen sanırım İspanyolca bilmiyorsun ah bebeğim tek benle anlaşa bilirsin...(Kahkaha atar)
- N-nediyorsun ya lanet olsun!!!
- Anlamadın galiba bebeğim, bura İspanya, ispanyadayız. Yani seni bıraksam bile sen burda kaybolacaksın ve Kore'ye dönemeyeceksin. Yani hertürlü bana muhtaçsın!
Lanet olsun bizim bukadar uzakta ne işimiz var, dediği gibi sanırım gerçekten ona muhtacım. Nefesim kesildi ve soğuk terler dökmeye başladım. Kalbime bir ağrı girdi.
- S-sen...neden bukadar kötüsün!!!...beni lanet ülkeme götür YARVARIRIM!!!
Ayağa kalktı. Cidiydi kafamı kaldırdı saçımı kullağımın arkasına attı ve yanağıma bir öpücük kondurdu. Sesizce kulağıma birşey fısıldadı;
- Geleceğim hemen lütfen ağlamamaya çalış.
Benden uzaklaştı ve odadan çıktı. Çıkılmaz bir yol...takıntılı bir aşık...başka bir ülke...ve göz yaşları. Tekrar tekrar akan göz yaşlarım.....
Bölüm etkileşimi
