7. bölüm / 24
NoctaryaVladimir'in Öfkesi
Bölümler 24Şu an: Vladimir'in Öfkesi
- 1 Karakter Tanıtımı89 kelime
- 2 Suratı Asık Adam581 kelime
- 3 Geceyle Örülen Aşk561 kelime
- 4 Gölgelerin Kalbi709 kelime
- 5 Gölgelerin Ardındaki Ses751 kelime
- 6 Gömülü Sırlar, Unutulan Sözler596 kelime
- 7 Vladimir'in Öfkesi570 kelime · Okuduğun bölüm
- 8 Uzaktan Süzülen Gözler593 kelime
- 9 Bedelin Eşiğinde500 kelime
- 10 Davetsiz Bir Ziyaretçi468 kelime
- 11 Tenebris'in Tehlikeli Hamlesi659 kelime
- 12 Soren'in Şüphesi, Lucien'ın Sırrı572 kelime
- 13 Şüphenin İlk Tohumu585 kelime
- 14 Kayıp Bir Ruhun İzinde547 kelime
- 15 Kral Soren’in Dönüşü574 kelime
- 16 Vladimir'in Kumarı564 kelime
- 17 Bir Komutanın Şüphesi746 kelime
- 18 Rüyadaki Yabancı: Vladimir Crachel661 kelime
- 19 Kolyedeki Fısıltı929 kelime
- 20 Gerçeğin Soğuk Yüzü761 kelime
- 21 Yalanların Gölgesinde591 kelime
- 22 Yarı Gece, Yarı Işık626 kelime
- 23 Şartlı Kabul474 kelime
- 24 En Yakın Zaman605 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Görkemli ve kasvetli Tenebris Şatosu’nun yüksek tavanlı salonunda, havayı ağırlaştıran keskin bir sessizlik hâkimdi. Vladimir Crachel, klanı yöneten soylu bir lider olarak geniş çalışma masasının arkasında duruyordu. Klan hiyerarşisi ya da unvanlar onun gözünde değersizdi; ancak her klanın kendine has doğası gereği, düzeni sağlamak bir zorunluluktu. Tenebris’te yetki babadan oğula geçmez, klanın en küçük basamağından en yüksek mevkiine kadar her şey çetin sınavlarla kazanılarak elde edilirdi.
Vladimir, elindeki deri kaplı vesikaları sertçe masaya fırlattı. Çıkan ses, meşalelerin çıtırtısını bölerek duvarlarda yankılandı.
"Vaspera, buraya bak!"
Karşısında başı öne eğik duran yardımcısı, sesin şiddetiyle hafifçe irkildi. "Ne oldu efendim?"
"Bunlar ne, açıklar mısın bana?" Vladimir’in gözleri öfkeyle parıldıyordu. "Ben sizden insanların soyunu mu tüketin dedim? Ne dedim ben size?"
Vaspera, boğazındaki düğümü yutkunarak çözmeye çalıştı. "Efendim... Biliyorsunuz, vampirlerin beslenmesi için 'sadece hayvan kanı tüketilecek' diye anayasa maddesi var..."
"Anayasayı ben koydum, tabii ki biliyorum!" diye kestirip attı Vladimir, adımlarını Vaspera’ya doğru atarken. "Peki siz bu yasayı çiğneyip ölmeyi mi yeğliyorsunuz?"
"Haklısınız efendim..."
Vladimir durdu, soğuk bir tebessümle ona baktı. "Daha neye haklısınız dediğini biliyor musun acaba? Sizin için yasayı daha sert, daha acımasız bir hâle getirmemi mi istersiniz, Vaspera?"
Vaspera’nın zihni bir an kontrolden çıktı. Yasayı daha ne kadar sertleştirebilirsiniz ki zaten? diye geçirdi içinden. Ne var ki zihin okuma yeteneği yalnızca ölümlüler üzerinde işe yaradığından, Vladimir bu sessiz başkaldırıyı duyamadı.
Sessizliğin uzaması Vladimir’in sabrını taşırmıştı.
"VASPERA!"
"Pardon efendim!"
"Efendine başlatma şimdi!" Vladimir arkasını dönüp pencereden dışarı, karanlık Tenebris topraklarına baktı. "O kişiyi derhal buraya getir. Cezasının bedelini güzelce ödesin. Tamam mı?"
"Peki efendim," diyen Vaspera, üzerindeki ağır baskıdan bir an önce kurtulmak istercesine odadan hızla çıktı.
Koridora adımını attığı an, gölgelerin arasından Zev belirdi. Bir melez olmasına rağmen zekası ve yetenekleri sayesinde Tenebris klanında kendine sağlam bir yer edinmişti. Vaspera’nın yanından süzülerek çalışma odasının kapısını araladı ve içeri girdi.
"Vladimir," dedi Zev, yarı alaycı yarı ciddi bir tonla. "Öfken yine krallığı yok edecek seviyeye ulaşmış. Ne oldu?"
Vladimir derin bir nefes alarak şakaklarını ovdu. "Ne olacak... Vampirlerden biri yine bir insanın kanını içmiş. İnsan kanına göz koyanlara ne yaptığımı çok iyi bildikleri halde hâlâ bunu yapıyorlar."
Zev, odadaki koltuklardan birine rahatça kuruldu. "Sen de bir vampirsin, farkındasın değil mi?"
"Farkında olmaz olur muyum? Tabii ki farkındayım, ama..."
"Aması ne?" dedi Zev, kaşlarını kaldırarak. "Vampirlerin soyu tükensin mi istiyorsun, ne istiyorsun tam olarak?"
"Vampirlerin soyu neden tükensin Zev?" Vladimir masasına yaslandı, bakışlarını meleze dikti. "O kadar soyu yürütmek istiyorlarsa gitsinler, üresinler! Soyumuz çoğalsın diye insan türünü mi yok edelim? Sen de mi bunu istiyorsun yani?"
"Elbette hayır," dedi Zev geriye çekilerek.
"O zaman tamam, bunu tartışmayacağım. Sen niye geldin, onu söyle."
Zev’in yüzündeki alaycı ifade yerini ciddi bir meraka bıraktı. "Sana önemli bir haber getirdim."
"Ne haberi?"
"Moonclaw Kralı’nın çocuğu hakkında..."
Vladimir’in gözleri hafifçe kısıldı. "Moonclaw Kralı’nın çocuğu mu? Fenrir hakkında mı yoksa?"
"Hayır efendim... Kızı hakkında."
"Kızı mı?" Vladimir kısa bir an duraksadı. "Moonclaw Kralı’nın kızı mı vardı?"
"Evet efendim," dedi Zev hafifçe gülümseyerek. "Yoksa unuttunuz mu?"
Vladimir zihnindeki tozlu rafları kurcaladı, ardından gözlerinde anlık bir aydınlanma belirdi. "Ha... Sen Lórandel Prensesi’nden doğan çocuğu diyorsun."
"Evet efendim, tam olarak o."
"Eee, ne olmuş ona?"
"Moonclaw Kralı uzun zamandır onu arıyormuş. Galiba sonunda bulmuş."
"Bulmuş mu?" Vladimir pencereye doğru birkaç adım attı, dudaklarında şüpheci bir kıvrım belirdi. "Yoksa zaten önceden bulunmuş muydu? Orası büyük bir muamma bence... Neyse, sen araştırmaya devam et bakayım. Şu Lórandel Prensesi’nin kızının arkasında ne var, öğrenelim."
"Tamamdır efendim," diyen Zev, saygıyla başını eğerek gölgelerin arasında gözden kayboldu.
Bölüm etkileşimi
