9. bölüm / 24
NoctaryaBedelin Eşiğinde
Bölümler 24Şu an: Bedelin Eşiğinde
- 1 Karakter Tanıtımı89 kelime
- 2 Suratı Asık Adam581 kelime
- 3 Geceyle Örülen Aşk561 kelime
- 4 Gölgelerin Kalbi709 kelime
- 5 Gölgelerin Ardındaki Ses751 kelime
- 6 Gömülü Sırlar, Unutulan Sözler596 kelime
- 7 Vladimir'in Öfkesi570 kelime
- 8 Uzaktan Süzülen Gözler593 kelime
- 9 Bedelin Eşiğinde500 kelime · Okuduğun bölüm
- 10 Davetsiz Bir Ziyaretçi468 kelime
- 11 Tenebris'in Tehlikeli Hamlesi659 kelime
- 12 Soren'in Şüphesi, Lucien'ın Sırrı572 kelime
- 13 Şüphenin İlk Tohumu585 kelime
- 14 Kayıp Bir Ruhun İzinde547 kelime
- 15 Kral Soren’in Dönüşü574 kelime
- 16 Vladimir'in Kumarı564 kelime
- 17 Bir Komutanın Şüphesi746 kelime
- 18 Rüyadaki Yabancı: Vladimir Crachel661 kelime
- 19 Kolyedeki Fısıltı929 kelime
- 20 Gerçeğin Soğuk Yüzü761 kelime
- 21 Yalanların Gölgesinde591 kelime
- 22 Yarı Gece, Yarı Işık626 kelime
- 23 Şartlı Kabul474 kelime
- 24 En Yakın Zaman605 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sarayın karanlık ve kasvetli taht salonunda, taş duvarların üzerine düşen meşale gölgeleri adeta geçmişin hayaletleri gibi raks ediyordu. Havanın nemli soğuğu, odanın ortasında duran Lucinda’nın tenine işlese de o kılını bile kıpırdatmadı. Nosferian Court klanının, o asırlardır devam eden kadim ve kudretli vampir soyunun kanını taşıyordu; ancak bu aristokratik karanlık, ruhuna bir lütuf değil, yalnızca ağır bir zincir gibi çökmüştü.
Tam karşısında, gölgelerin içindeki tahtında bir heykel heybetiyle oturan Moonclaw Kralı, bakışlarını genç kıza dikmişti. Lucinda, sırf bu kan lanetinden kurtulabilme umuduyla Kral’ın verdiği görevi tereddüt etmeden kabul etmişti. Ölümlüler dünyasına inmiş, Dixie’nin izini bulmuş, o masum kızın güvenini kazanarak en yakın arkadaşı olmayı başarmıştı.
Sessizliği ilk bozan Kral’ın derinden gelen gür sesi oldu:
''Lucinda.''
''Buyurun efendim,'' dedi Lucinda, sesindeki hafif pürüzü gizlemeye çalışarak.
''Kızım nasıl, iyi mi?''
''Dixie gayet iyi efendim. Dediğinizi harfiyen yaptım.''
''Hikâyeyi anlatabildin yani...''
''Evet efendim. Hocasının verdiği bir ödevi fırsat bilip ona gerçek hikâyemizi anlattım.''
Kral, koyu renkli pelerinini hafifçe kıpırdatarak öne doğru eğildi. ''Hocası mı?''
''Evet efendim. Kızınızdan gotik ve fantastik bir hikaye yazmasını istemişti.''
''Hocasının adı ne?''
Lucinda hafifçe bocaladı. ''Bilmiyorum efendim...''
''Bilmiyorsan öğren o zaman!'' diye emretti Kral. Sesindeki anilik taht salonunun yüksek tavanında yankılandı.
''Peki efendim... Ama hocasının adı neden bu kadar önemli? Sonuçta kızınız, her halükârda gerçekleri öğrendi.''
''Öğrenmesine öğrendi, orası doğru... Ama öğrenme şekli hiç hoşuma gitmedi.''
Lucinda, kaşlarını hafifçe çatarak Kral’ın gözlerinin içine baktı. ''Neden efendim? Sonuçta hocası ona gotik ve fantastik bir ödev vererek sanki farkında olmadan bize yardımcı oldu.''
Kral, oturduğu tahtın kolçağına parmaklarıyla ritmik bir şekilde vurmaya başladı. O çelik gibi sert vuruşlar, salondaki gerilimi daha da tırmandırıyordu. ''Peki o adam neden böyle bir ödev verdi? Neden durup dururken bize yardım etmek istesin? Dediğim gibi, o hocayı derinlemesine araştır.''
Lucinda derin bir nefes aldı. İçindeki o bencil ama bir o kadar da çaresiz arzuyu bastıramayarak konuşmaya devam etti: ''Peki efendim... Şey, eğer bu görevi eksiksiz yerine getirirsem, bana söz verdiğiniz şeyi yapacaksınız, değil mi?''
Kral’ın gözlerinde karanlık ve tecrübeli bir ışık parıldadı. ''Yapmasına yaparım Lucinda... Ama neden vampir olmaktan vazgeçmek istiyorsun? Bunu bana hiçbir zaman açıkça söylemedin. Sadece seni bu durumdan kurtarırsam her şeyi yapacağını belirttin.''
Lucinda bakışlarını yere indirdi, parmaklarını elbisesinin kumaşına bastırdı. ''Sadece... Vampir olmak istemiyorum.''
''Her canlı bir doğayla doğar, Lucinda. Vampir olmak da bu doğallıklardan biridir,'' dedi Kral, sesi bu kez daha dingin ama bir o kadar da uyarıcıydı. ''Kimseden doğasını kolay kolay terk etmesi beklenmez. Seni yeniden bir insan yapabilirim, evet. Ama bunun ağır bedelleri olacaktır. İyi düşünmeni isterim; ne de olsa sen o şanlı, kadim vampir soyundan geliyorsun.''
Lucinda başını yavaşça kaldırdı. Gözlerinde geri adım atmayan, kararlı bir ifade vardı:
''Belki de tam olarak kadim vampir soyundan geldiğim için bunu istiyorumdur efendim...''
Kral, Lucinda’nın gözlerindeki o kırılmaz iradeyi görünce derin bir sessizliğe büründü. Ardından hafifçe başını salladı. ''Dediğimi yap ve bunu iyice düşün. Sonunda o ağır bedellerin altında ezilmek istemiyorsan, adımlarını dikkatli at.''
''Peki efendim... Çok iyi düşüneceğim,'' diye fısıldadı Lucinda. Saygıyla eğilip taht salonunun ağır ahşap kapılarına doğru geri çekilirken, zihninde insan olmanın getireceği o meçhul bedeller dolaşıyordu.
Bölüm etkileşimi
