neForm#İlk Durak kitap kapağı

2. bölüm / 6

neForm#İlk Durak

İhanet Ve Acı

Vaveyla Yazarı: ne Form

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: İhanet Ve Acı

18 Ağustos 2025

2 gündür kayıt etmiyorum, anlatayım.

16 Ağustos 2025

Yolda bir adamla tanıştık. Doktormuş, yanımıza aldık. Güvenmek zorundaydık.

Buğra'yı iyileştirdi ama yağmalamak için gelmiş. Şöyle oldu:

17 Ağustos 2025

Güvenli bölgeye gittik. Buğra'ya dikiş attı. Güçsüzlükten kaynaklı bayılmış. Yorulduk ve uyumaya karar vermiştik.

Gece 01.37 gibi cephanelikten bir ses geldi. Uyandım ve adamın çantasına yemek doldurduğunu gördüm. Yemek vermiştik ve zaten yemeğimiz çok azdı.

Hamza: Ne yapıyorsun?

Doktor: Karnım açıktı, yemek arıyordum.

Hamca: Yemek verdik zaten. Yemeğimizin az olduğunu biliyorsun. Çantandakiler ne?

Adam telsize konumumuzu verdi.

Hamza: Hey! NAPIYOSUN SEN?!

Hocam adama silah doğrulttu.

Adam: Ne oldu Hamza, ne yaptı?

Hamza: Birisine Tersizden Konum verdi.

Doktor: Ya benim ya da Baronun...

Belinden silah çıkarırken hocam onu vurdu.

Hoca: Evlat, acil gitmemiz gerek. Konum verdi, her an yağmacılar gelebilir. Yeterince güçlü değiliz.

Hamza: Hocam,Bahçe...Bahçeye annemlerin yanına gidelim.

Buğra'yı aldık ve arabaya bindik.

Hoca: ALLAH KAHRETSİN! ALLAH KAHRETSİN!

Buğra: Noluyo?

Hoca: Benzin çok az. Benzinliğe girmemiz gerek.

Hamza: Tamam, sorun değil. Erzak da toplarız.

8 dakika sonra...

Hamza: Buğra, sen arabada kal, dinlen. Biz erzak toplamaya gidiyoruz.

Buğra: Tamam, acele edin.

İçeri girdiğim gibi iğrenç bir koku yüzüme vurdu. İçeride bir kavga olmuş, çok belliydi. Eşyalar yerde ve kırık cam şişeleri vardı. Duvarda RNWY yazıyordu.

H: Bu ne? Ne yazıyo?

A: Yağmacıların bir şeyi galiba.

Depo gibi bir yere girdik ve yer sallanmaya başladı. Üstümüze bir şey yürüyordu

Adı: Balyoz

Bu virüs, bulaştığı insanın beynini ele geçirir. Maymundan biraz zeki ve genetik mutasyondan kaynaklı yağ tabakası yaklaşık 15 cm'dir.

Bir kolu, diğer kolunun yaklaşık iki katıdır.

Bu varyant hızlı hareket edemez. Gözleri, yağ oranından dolayı kapalıdır ve hiçbir şey göremez. Kulakları normal insan gibidir ama koku alma duyusu çok iyidir.

Gücü:

Amacı insanı enfekte etmek değil, karşısındakini öldürmektir.

Yumruğuyla ortalama bir insanı yaklaşık 2 metre geriye atar. Yere tekme attığında, yaklaşık 1,5 metre yakınındakini yere düşürür.

Yumruk attıktan sonra kişi ölmezse yakalamaya çalışır. Yakalarsa kafasını koltuk altına alır ve yumruğunu sanki bir çekiçmiş gibi, yakaladığı kişinin kafasına vurarak öldürür.

Zayıf Noktası:

Ateş. Yüksek yağ oranından kaynaklı çok hızlı yanar. Tek kurtulma yolu budur.

Çıkışın orada olduğu için kaçmamız imkânsızdı.

Hoca: Yeter artık, bu ne?! Bu zombi bizi öldürmezse çıkınca kendi kafama ben sıkıcam!

Hocam elindeki silahla zombiyi taramaya başladı ama sanki dalga geçer gibi, üstündeki mermiler tek tek yere düştü.

Hoca: YOK ARTIK!

Hamza: ŞİMDİ BOKU YEDİK İŞTE!

Diğer taraftan bir tane daha yaratık gelmeye başladı. Arkalı önlü sıkıştık.

Teki gelirken duvardaki gaz lambasını düşürdü ve alev alıp yanmaya başladı. Kocaman yaratık, gözümün önünde 2 dakika içinde yandı.

Hamza: Hocam, buldum! Ben dikkat dağıtırken siz yanından koşup çıkacaksınız, ben de kaçıcam bir şekilde.

Hoca: Olmaz. Çok dar bir alan, hemen yakalar. Evlat, benim zamanım buraya kadar. Kendine iyi bak. Her şeyimi kaybettim, sizi de kaybedemem.

Hamza: Olmaz! Başka bir yolu olmalı. Hocam, yapmayın!

Dinlemeden kafasından aşağı petrol döktü ve yanan yaratığın oradan kendini tutuşturup koşarak yaratığın üstüne koştu.

Çok korkunçtu. "Ağğğ! Aahhh!" diye canlı canlı yanarken gördüm.

Koşarak dışarı çıktım, arabaya bindim ve sürmeye başladım.

Buğra: Hoca nerede? Onu unuttun!

Buğra: Yemek de almamışsın. Ne oldu içeride?

Buğra: Cevap versene!

Hamza:(ağlayarak ve bağırarak) ÖLDÜ! ADAM GÖZÜMÜN ÖNÜNDE CAYIR CAYIR YANDI VE SIRF BENİ KURTARMAK İÇİN...

Buğra: Ne...

Bu kafayla araba süremezdim kenara çekti ve Uyumaya başladık.

Zıplayarak ve terlemiş şekilde uyandım.

Rüyamda gözümün önünde tüm ailem yanıyordu. Saat sabaha karşı 05.30'du. Yola 05.43'te koyulduk.

Buğra: Erken kalkmışsın.

Hamza: Uyku tutmadı.

Buğra: Ne kadar kaldı?

Hamza: 10 dakikamız kaldı. Umarım iyilerdir.

Hamza: Seninkiler nasıl? Hiç konuştun mu onlarla?

Buğra: ... Virüs yayıldığında otobüsteydim. Camı kırıp kaçtım. 30 dakika çöp konteynerinde saklandım. Sonra eve gitmeye karar verdim. Eve gittiğimde babam kanlar içinde yerde yatıyordu. Ablam kafayı yemiş gibi çığlıklar attı ve camdan aşağı atladı. Annem yaşıyor mu bilmiyorum. Yağmacılar fırsattan yararlanıp evlere girmeye başlamıştı bile. Beni burada görürlerse öldüreceklerini biliyordum. En azından sizi bulayım diye toplantı odamıza gittim.

Hamza:(üzgünce) Bu... Buğra...

Derin bir sessizlik oldu. 4 dakika sonra varmıştık.Hızlı adımlarla içeri girdik ve kimseyi göremedik.

Hamza: (Korkarak ve ağlayarak) Geldim işte! Neredesiniz? Anne, baba, dede! Neredesiniz?

Kimse yoktu. Etrafı aradık, bir işaret var mı diye baktık. Bir defter bulduk. Kardeşimin günlüğüydü. İçinde şöyle yazıyordu:

16 Ağustos 2025

"İnsanlığın sonu geldi. Abim öldü, biz de öleceğiz ama bir umut var. NASA'nın yaşam merkezleri varmış. Bizi oraya götüreceklermiş."

Defterin bu sayfası, salgından sonraki tek sayfaydı. Gözyaşıyla biraz ıslanmıştı.

Hamza: Bugünlük burada geçirelim. Yarın NASA'nın yaşam merkezine gidelim. Orası güvenlidir.

Buğra: Olmaz. Bu çok riskli. Samanlıkta iğne aramaktan başka bir şey değil. Üstelik etraf virüslülerle kaynıyorken.

Hamza: Haklısın. Allah kahretsin, ne yapacağız?

Buğra: Şimdilik etrafı araştıralım. Erzakları var mıymış, geceyi geçirebilir miyiz, bakalım.

Etrafı ararken eskiden girmemizin yasak olduğu odaya girdim ve...

Hamza: OHA! Bunlar ne, Buğra? KOŞ!

Buğra: Vay vay vay...

Dedem eski korgeneraldi. Silahlara olan ilgimden dolayı bana silah kullanmayı öğretmişti ama buradan hiç bahsetmemişti. Yeterince cephane, 3 adet tabanca ve 4 adet AK-47 vardı. Yanımıza aldık. Tabancayla ateş etmeyi biliyorum ama AK-47'lerden hiçbiriyle tek başıma ateş etmemiştim.

Buğra: Bunları kullanmayı biliyor musun?

Hamza: Tabanca kullanmayı biliyorum ama AK-47 ile hiç tek başıma ateş etmedim. Ama öğreniriz. Namluyu nereye tutarsan oraya gider.

Buğra: Bahçeye hedef koyalım. Orada öğret hemen. Kendimizi korumamız lazım. Virüslüler gelmese bile yağmacılar gelebilir.

4 SAAT SONRA

Hamza: AK-47 çok zor. Yarın biraz daha çalışırız. Dinlenelim. En azından şu an kendimizi tabancayla koruruz.

Yemek yedik ve erkenden uyuduk. Çok yorulmuştuk.

Saat 21.09'du.

İçeriden bir ses geldi...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

95okunma 7beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.