5. bölüm / 6
neForm#İlk DurakTehlikeli Yol
Bölümler 6Şu an: Tehlikeli Yol
- 1 Yolun Başı2.057 kelime
- 2 İhanet Ve Acı886 kelime
- 3 Yeni Yabancı1.730 kelime
- 4 Büyük Şüphe3.874 kelime
- 5 Tehlikeli Yol1.625 kelime · Okuduğun bölüm
- 6 Yeni Hal880 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Çok çaresiz kalmıştım, kapana kısılmıştık.
Efsun ağlamaya başladı. Öyle görünce düşünmeden yanına koştum.
Hamza: Tamam, sakin olmamız gerek.
Trenin sesi iyice yükseldi.
Buğra (telaşlı bir şekilde): Acele etmemiz gerek, tren yaklaşıyo.
Hamza: Buldum! 3'e kadar sayacağım. Ayağını çek, koltuğu arkaya çekicem.
Efsun (ağlayarak): Tamam.
3...
2...
1...
Hamza: ÇEEEKKK! OLAMAZ, SIKIŞMIŞ!
Buğra: Tekrar yapıcaz. Bu sefer koltuğu yukarı doğru çekip arkaya ittirecez.
3...
2...
1...
Buğra: ÇEEEEKKKKK!
Hamza: OLDU! ÇABUK ÇIKALIM, HADİ!
Efsun (ağlayarak): Sağolun, sağolun.
Ayağını kurtardık ama Kaan'ı unutmuştuk. Arkasında iri 3 adam vardı ve bize doğru bağırdı.
Kaan: Çocuk, ne yaptın şimdi? İkimizin de olmadı ama bende çok var.
Hamza: Tamam, araba senin olsun. Al, götür.
Efsun: Bırak bizi!
Adam silah çekti ve bize doğrulttu.
Elimi belime götürdüm.
Kaan: Oohoho! Sakın deneme, kafanı dağıtırım.
Buğra: Tamam, sakin ol. Ne istiyosun?
Kaan: Canınızı.
Buğra (fısıldayarak): Hamza, ne kadar işe yarar bilmiyorum ama doğalgaz borusu var. Onu patlatırsak silah sıkamaz. Sıkarsa hep beraber patlarız.
Efsun: Bu çok riskli. Bu adam aptal, kesin sıkar.
Hamza: Tamam, yapabilir misin?
Efsun: NE?!
Buğra, belindeki palayı çıkardı.
Kaan: Silaha pala mı çektin sen? Bu kadar süre iyi yaşamışsın.
Buğra bir anda boruyu patlattı.
Kaan: NE NAPTIN SEN?!
Kaan'ın adamları silah çekti.
Kaan: APTAL MISINIZ?! İNDİRİN SİLAHI, PATLİYACAZ!
Hamza (fısıldayarak): Telsizleri yanınızda tutun. Ordan konuşuruz. Birimizin sinyali kesilirse evde buluşalım. 3 deyince koşuyoruz.
3...
2...
1...
Hamza: KOOOŞ!
Kaan: KIZI YAKALAYIN! KAÇIYORLAR!
Buğra: SAĞDAKİ TELLERE GİDİN!
Efsun: OLAMAZ! KAPISI KİTLİ!
Hamza: Sırtıma bas, hadi!
Hamza: Buğra, hadi! Hızlı!
Orada kalmıştım. Muhtemelen sonum geldi ama hayatta en sevdiğim insanlar olmazsa yaşayamam. Buğra beni çekmek için tele tırmanmaya çalışıyor, Efsun'sa kapıyı açmaya çalışıyordu.
Hamza: Yapmayın, kaçın! Efsun, senin peşindeler. Kaç!
Efsun: Olmaz, Hamza! Gitmem!
Buğra: HAYIR, HAYIR! ÇIKARICAM SENİ!
Hamza: Merak etme, kurtulcam. Evde görüşücez. Daha ailemi bulucam ama gitmeniz gerek. Hadi, geliyolar!
Kaan: KIZI YAKALAYIN! Çocuk bende!
Hamza: HAYIIR! KAÇIN!
Kaan: Ne kadar aptalsın. 2 insan için canını feda ediyo. Burası oyun değil, ölünce tekrar canlanmıyorsun.
Hamza: Sende öyle... AAAAAAAHHHHHHH!
Düşünmeden saldırdım. Bir yumruk attım, adam sadece arkaya savruldu. Ardından o bir yumruk attı, yere yapıştım.
Kaan: Seni şuan neden öldürmüyorum, biliyor musun?
Hamza: Çünkü aptalsın... Öhhomh.
Kaan: Hayır. Acı çekerek ölüceksin.
Hamza: Hadi ya, daha karpuz kesicez.
Der demez kasıklarına tekme attım ve ayağa kalkıp kafasına dizimle vurdum.
Kaan: AHHHHHH! Bittin sen!
Kaan bıçak çekti. Sanırım bu sefer cidden öldüm. Ceketimi çıkardım.
Kaan: Bana çok benziyosun ama 1 farkımız var. Sen korkaksın.
Bıçağı salladı. Ceketle eline vurdum. Tekrar salladı, bu sefer kolumu sıyırdı.
Hamza: AHHHH!
Bir kere daha salladı. Elini yakaladım ve bıçağın arkasına geçtim.
Kaan: AAAAAAĞĞĞĞĞĞĞĞ!
Hamza: AĞĞĞĞĞĞĞĞ!
Elindeki bıçağı yere düşürdüm, tekme atıp uzaklaştırdım.
Kafa atıp üstüne atladım. Yerde bir süre güreştik. Yuvarlana yuvarlana tren raylarına geldik.
Ayağa kalktı ve yumruklamaya başladı. Gücüm yetmiyordu. Adamı, öleceğimi kabullenerek izliyordum. Nefes almadan vuruyordu. Yer titriyordu.
Tren geliyordu.
Adam bıçağı almaya gitti. Ayağa kalkıp kaçacak gücüm yoktu. Geri geldiğinde gözündeki nefreti görüyordum.
Hamza: Öhho... öhhhomh... Senle ben aynıyız, evet ama... Öhhhomh... farkımız... Öhhhomh... sen aptalsın.
Göğsüne iki ayağımla tekme attım ve arkadaki raylara düştü. Düştüğü gibi de üstünden tren geçti.
Hamza: Ben Hamza, öhhhomh. Efsun, Buğra, duyuyor musunuz?
Hamza: Ben Hamza. Efsun, Buğra, duyuyor musunuz?
Kapalı alan olduğu için çekmiyordu. Senteleyerek hızlıca dışarı yürüdüm. Daha telsizi elime almadan gıcırtılı bir ses, bu Efsun'du.
Efsun: Hamza, ner(telsiz kesildi)
Hamza: EFSUN, EFSUN! BUĞRA YANINDA MI?
Buğra: Hamza, ben bu(telsiz kesildi) misin?
Hamza: Telsiz gidiyor. Evde buluşalım.
Hamza: Tekrar ediyorum, evde buluşalım.
Hamza: Evde buluşalım.
Buğra: Hamz(telsiz kesildi) kaseti get(telsiz kesildi) çok ön(telsiz kesildi)
Hamza: Tamam, tamam. Geleceğim. Dikkatli olun.
Yalnız başıma geçireceğim saatler, belki günler olduğunu şimdiden fark ettim. Hava kararmak üzereydi ve evle aramda 30 km yol, bu da yürüyerek yaklaşık 7 saat demek. Hava kararmadan bir yere barınmam geretiğini biliyorum. Üstelik karnım kazınıyor ve gücüm yok.
Kafamı kaldırdığımda bir köy gördüm. Oradaki evlerden birine sığınabilirim. Yola koyuldum.
30 dakika sonra...
Bir eve girdim. Ev normalden daha toplu ve temizdi. Direkt dolabı açtım ve bir şeyler yemeye başladım. Karnımı doyurduktan sonra donmuş bamya aldım ve yüzüme tuttum.
Daha sonra etrata bakmaya başladım, işe yarayacak bir şey var mı diye.
İçeriden kapı kapanma sesi geldi. Elime silahımı alıp hızlıca gittim. Kimse yoktu. Kapıyı açmaya çalıştım ama kilitliydi. Zorladım ama açılmıyordu. Çok sağlamdı.
Gergin bir şekilde cama gittim. Sandalyeyi aldım ve cama vurdum. Hiçbir şey olmadı. Bir daha, bir daha derken sandalye elimde parçalandı.
Hamza: Ne oluyor lan burada?
Gerçekten, ne oluyor burada? Camlar kırılmaz cam, kapı çok sağlam, kırılmıyor. Yine de vazgeçmedim. Çeşitli eşyalarla cama vurdum ama sadece dışı çatlıyordu.
Belimdeki silahı çıkardım ve cama dört el ateș ettim.Hiçbir sey, gerçekten hiçbir sey olmuyordu.
Ne yaparsam yapayım, hiçbir şey olmuyordu. Öylece kendimi yere attım. Tükenmiştim. Ne oldugunu anlamaya çalışıyordum. Kim beni neden buraya kilitledi, diye düşünürken duvarın köşesindeki kamerayı gördüm.
Bağırmaya başladım.
Hamza: KİMSİN SEN? NEDEN BUNU YAPIYORSUN?BIRAK BENI! HEEEY!
Hamza: NE İSTİYORSUN? VERECEĞİM, TAMAM! ÇIKAR BENİ BURADAN!
Silahımı çıkardım ve kameraya sıktım. Beni izlemesini istemedim. Belki de aptallıktı, bilmiyorum.
Telsizi çıkardım ve yardım istedim.
Hamza: Ben Hamza. Bugra, Efsun, duyuyor musunuz?Ev yolu üzerindeki köyde bir evde mahsur kaldım.
Hamza: Tekrar ediyorum, ben Hamza. Bugra, Etsun, duyuyor musunuz? Ev yolu üzerindeki köyde bir evde mahsur kaldım.
Hiçbir ses yoktu.
Saatlerce tersiz başında durdum ve daha sonrasında uyuyakalmışım. Sabah uyandım. Dünkü yorgunluğun ve yediğim dayağın ağrısı üstümdeydi. Bunu çok net hissediyordum. Ayağa kalktım ve etrafa bakmaya başladım. Ev, mutfak, tuvalet ve oturma odasını kontrol ettim. Televizyonun yanında bir el kamerası buldum. Yere oturup izlemeye başladım.
Bir adam vardı.
Adam: Merhaba. Buradaki 2. günüm. Kapı çok sağlam, ne yaparsam yapayım kırılmadı. Camlar da öyle, kırılmaz cam. Yemeğim var, suyum da var ama yalnızım. Köye akraba ziyaretine gelmiştim ama kimse yoktu. Bir ses geldi, içeri girdim ve üstüme kapı kilitlendi.
Adam: Evet, buradaki 10. günüm. Kafayı yemek üzereyim. Hiçbir yolu yok, çıkamıyorum. Hesaplamama göre en başında 30 günlük yemeğim vardı ama ilk gün 4 günlük erzağı yedim ve şu an 16 günlük yemeğim kaldı. Çok verimli kullanırsam bunu artırabilirim. Kayıt alan adam gibi olsun istemiyorum.
Adam: 21. gün! EVVVVVEEEET! HAHAHAHAHAHA! HAHAHAHAHAHA! Çok iyi gerçekten! ÇOK İYİ! ÇOOOOK İYİ! ÇOK İYİ! ÇOK İYİ! ÇOK İYİ! Çok iyi! Çıkmak istiyorum, lütfen!
(Araba sesi.)
Adam: HEEEEEEEEYYYYYYYY! BURADAYIM! HEYYYYY!
Adam ağlıyordu. Gerçekten çökmüş ve kafayı yemiş bir hâli vardı. Araba sesini duyunca camı yumrukladı ve bağırdı.
Adam: HAYIR! HAYIR! BURADAYIM! HEEEY! BURADAYIM DİYORUM SANA! APTALLAR! DUYSANIZA LAN! BURADAYIM İŞTE! BURADAYIM! BURADAYIM! BURADAYIM! BURADAYIM! YETER ARTIK! YETER!
Adam ağlamaya başladı. Ardından kayıt durdu. Diğer kaseti açtım. Elinde bir silah vardı ve sallıyordu.
Adam: Yemeğim bitti, suyum da çok az. 27. gündeyim. Beni buraya sokan kişi, bunları izleyip zevk alacaksın, değil mi? Ama inan, umurumda değil! MEZARA KADAR YOLUN VAAAR!
(Silah sesi.)
Adam kendi kafasına sıktı. Güçsüzlük ve çaresizlik içinde bir süre sadece oturdum. Adam 27 gün burada kalmıştı.
Hamza: Ne yapıcam lan ben?
İlk iş mutfağa gittim ve gün gün yemekleri ayırdım. Günlük düşen yemek 8 kaşık pirinç ve bir avuç fındıktı. 3 bardak da su...
Sürekli adamın kayıtlarını izlemeye başladım.Zaman geçmiyordu ve yapacak bir şey olmadığı için ben de kendimi kayda almaya başladım.
Hamza: Merhaba. Bu lanet evdeki 2. günüm. Kapı ve cam çok sağlam, hiçbir şekilde kırılmıyor. Burada mahsur kaldım. Efsun ve Buğra beni kurtaracak. Şimdi yola çıkmışlardır bile. Yemeğim var ama çok az. Günlük 8 kaşık pirinç ve 3 bardak su. Ne yapacağımı bilmiyorum.
6. gün
Dayanamadım ve 2 günlük erzağımı yedim. Ben bir aptalım.
Hamza: Evet, 18. gün! Hahahaha! Ne yapıyorum ben burada?
(Araba sesi.)
Hamza: HEEYY! HEEEY! HEEEEEEEEEEEEY! BURADAYIM! BURADAYIM! HEEEEY! GİTME! HAYIR! HAYIR! KURTARIN BENİ! Kurtarın beni, lütfen! Öhöm...
Bir araba geçti ama beni duymadı. Bağırmaktan boğazımın yırtılacağını sandım. Ağlayarak koltuğa yattım ve düşünmeye başladım.
Kayıt eden adamın kayıtlarını düşündüm. Adam kıyametten önce buraya gelmişti. Bir dakika, bir dakika! Benden önce de adamın kaydı varmış. Hayır, hayır, hayır! Bu bir kısır döngü. İlk kayıtta nasıl girdiği ve neden çıkamadığı yazıyordu. 2. kayıtta yemek hakkında bir şeyler yazıyordu. 3. kayıt alınırken bir araba geçiyor ve kişi çıldırıyor. 4. kayıt...
4. kayıtta intihar kaydı vardı. Hadi be!
Kafamı arkaya yasladım ve bir şey fark ettim. Televizyon kabloları yoktu, sadece televizyon vardı ve bunu kullanabilmek için bir kumanda yoktu. Önünde ses sistemi ve kamera vardı. Bunların da kabloları yoktu ama kamera ışığı sönüp yanıyordu. Aptalca mı bilmiyorum ama oradan izlendiğime emindim. İşe yarayacak mı bilmiyorum. Bir şekilde kendimi ölmüş gösterebilirsem buradan kurtulurum. Bir plana ihtiyacım var.
Etrafa bakınmaya başladım, herhangi bir kamera olabilecek bir şey var mı diye.
Sonra aklıma bir şey geldi.
Gün 19.
Şu an kameranın karşısındayım. Eğer beni izleyen biri varsa sana bir şey söyleyeceğim.
Bir süre sustum.
Benden önce burada kalan adamı izledim. Onun yaşadıklarını ben de yaşıyorum. Aynı kapı, aynı camlar, aynı araba sesi... Belki de benim de aynı sona ulaşmamı istiyorlar.
Kameraya yaklaştım.
Hamza: Ama sana bir şey söyleyeyim mi? Ben o adam değilim.
Kaydı durdurdum.
Ardından kamera olabilecek tüm eşyaları bir yere getirip üstlerini örtüyle örttüm. Beni kameradan izliyorlarsa artık izleyemeyeceklerdi. Sadece sesimi duyacaklardı. Bu da planımın ilk adımıydı.
İlk gün hiçbir şey yapmadım. Biraz yalandan ağlama, biraz haykırışlar...
Diğer gün kameranın birini çıkardım ve konuşmaya başladım.
Hamza: Lütfen beni buradan çıkarın! Ne istiyorsunuz? Yemek mi, araba mı, ilaç mı? Vereceğim! Lütfen çıkarın!
Gün 21.
Hamza: Burada diğer adamlar gibi öleceğim. Ölmek istemiyorum!
Yaptığım şey kendimi acındırmak değildi. Onların böyle düşünmesini sağlamaktı. Son 5 gün sadece bu döngüyü yaptım. Kendini küçük göstermek ve bezmek gibi şeyler yaptım.
27. gün.
Hamza: Artık dayanamıyorum. Yemeğim bitti. Tamam, kazandınız. Eğdim boynumu, yenildim. Bitti her şey. Ama bunu izleyerek zevk almanızı istemiyorum.
Kamerayı örtünün içine koydum ve silahı yastığın içine doğru ateşledim.
3. aşama da tamam. Geriye tek bir aşama kaldı, o da öldürmek. Silahımın mermisi bittiği için elime bıçak aldım ve kapının yanına saklandım.
1 saat sonra...
Çok gericiydi. Korkuyordum. Bir hakkım vardı sadece. Planladığım gibi gitmezse işler gerçekten kafama sıkacağımı fark etmeye başladım.
Dışarıdan sesler gelmeye başladı. Ardından kapı kilidinin açılma sesi...
Bölüm etkileşimi
