1. bölüm / 20
Muhafız: Geçmişin Kapısı🐺Giriş🐺
Bölümler 20Şu an: 🐺Giriş🐺
- 1 🐺Giriş🐺894 kelime · Okuduğun bölüm
- 2 🐺1.Bölüm: "Geçmişin Mührü 🐺3.158 kelime
- 3 🐺2.Bölüm: "Güneşin Kızı"🐺4.116 kelime
- 4 🐺3.Bölüm: ''Onun Muhafızı Benim''🐺5.244 kelime
- 5 🐺4.Bölüm:''Sadece Beni mi Bari?''🐺3.744 kelime
- 6 🐺5.Bölüm: ''Efsanevi Dişi Geyik''🐺4.190 kelime
- 7 🐺6.Bölüm: ''Yabgum!''🐺4.182 kelime
- 8 🐺7.Bölüm: ''Tehlikeli Sular''🐺2.051 kelime
- 9 🐺8.Bölüm: ''Sevdiğim Birinde''🐺2.825 kelime
- 10 🐺9.Bölüm: ''Gizemli Tamga''🐺2.014 kelime
- 11 🐺10.Bölüm: ''Güneşimi Söndürenin''🐺4.002 kelime
- 12 🐺11.Bölüm: "Kızıl Gözyaşı"🐺2.509 kelime
- 13 🐺12.Bölüm: ''Seni Bekliyordum Muhafız''🐺3.080 kelime
- 14 🐺13.Bölüm: "Seni Tanıyorum" 🐺2.880 kelime
- 15 🐺14.Bölüm: ''Yine Yenildim''🐺5.163 kelime
- 16 🐺15.Bölüm: ''Git Buradan''🐺4.096 kelime
- 17 🐺16.Bölüm:''Alplarla Yolculuk''🐺2.357 kelime
- 18 🐺17.Bölüm: ''Unutulmayan Yemin''🐺5.041 kelime
- 19 🐺18.Bölüm: ''Hemen Durun''🐺3.055 kelime
- 20 🐺19.Bölüm: ''Yalnızca Sen''🐺6.111 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Hoş geldiniz.☺️
💐Başlangıç Tarihi: 04.12.2025💐
🐺
''Tarihin akışı değişmemeli Burçin!''
Altay'ın aniden bağırışıyla birlikte irkilerek kendime geldim. Gözlerimden boşalan yaşları umursamadım. Hatta delik deşik edilen bedenimi de.
Sol elimi karnımda olan yaralarımdan birinin üzerine bastırıp burnumu çektim. Ardından derin bir nefes aldım.
Aldığım her nefeste yaralarım, sanki üzerlerine cam parçacıkları serpilmişçesine acıyordu.
Dişlerimi sıktım. Burnumdan derin nefesler alıp vererek her seferinde daha dayanılmaz hâle gelen bu acıya karşı direnmeye çalıştım.
Evet, canım çok yanıyordu ama bu yine umurumda değildi.
Çünkü Altay'ın benden istediği şey, fiziksel olarak hissettiğim acıdan çok daha beterdi.
Ben... Ben bunu kabul edemezdim.
''Olmaz,'' diyebildim oldukça güçsüz çıkan sesimle.
Başımı sağa sola sallamaya başladım. ''Olmaz Altay, buna izin veremem.''
Altay, gözlerine tırmanan bakışlarımdaki acıyı net bir şekilde gördü. Gözlerini kısa bir süreliğine yumup açtı. Yumuşak bir tonda, ''Özür dilerim,'' dedi.
Ben, çadırın ortasındaki ateş çukurunun hemen yanında diz çökmüş vaziyetteydim. Bir elim yarama baskı yaparken diğer elim yıkılmamak için destek aldığım kılıcıma sıkı sıkıya sarılıydı.
Altay, bu hâlimin farkına yeni yeni varabildi.
Dayanamadı. Yanıma doğru gelmeye başladı. Ardından tam karşıma geçip dizlerini kırdı. Elindeki kana bulanmış kılıcı yere, etnik desenli kırmızı halının üzerine bıraktı.
''Canın yanıyor, biliyorum ama elimden bir şey gelmiyor. Bir muhafız olarak bizlere düşen asıl görev, kader cellatlarının kaderi değiştirmesini engellemek.''
Çekik siyah gözleri dolmaya başladı. Güçlükle yutkundu. Elini geleneksel, savaşçı kıyafetlerinin altında kalan kalbine götürüp oraya sıkıca bastırdı.
''Hepimiz bu uğurda... kendimizden çok şey feda ettik.''
Kelimeleri boğazında düğümlendi. Devamını getiremedi ama hikâyesini biliyordum. O da bu uğurda sevdiğini kaybetmeyi göze alanlardandı.
Dolan gözlerinden aşağı atlayan bir damla yaş, yakışıklı yüzüne aldığı kesiklerin üzerinden geçiyor ve kana karışarak aşağı doğru süzülmeye devam ediyordu.
Boğazına oturan koca düğümü göndermek ve konuşmaya devam edebilmek için üst üste birkaç kez yutkundu.
''Eğer Kapgan senden vazgeçemezse bu bir felaket olur.''
Haklıydı.
Haklı olduğunu biliyordum ama benim suçum neydi ki?
Burada olmayı ben istememiştim.
Muhafız olmayı ben seçmemiştim.
Daha muhafızlık nedir bilmezken tarihime gitmeyi, burada Kapgan ile karşılaşmayı tasarlayan ben değildim.
Bu da benim kaderimdi.
Onu benim karşıma kaderim çıkarmıştı. Hem de bir kere değil, iki kere değil! Defalarca kez!
Altay dikkatimi üzerine çekmek için, ''Burçin...''dedi. Gözlerime yalvarırcasına baktı.
''Kitap elimizde. Kalem de bizde. İzin ver, Kapgan'ın zihninden sana dair olan tüm anıları silelim.''
Söylemesi kolaydı.
Başkaları için bir şeyleri söylemesi hep kolaydı!
Neden benim için her zaman zordu?
Neden hep acı çeken, geri plana atılan, unutulan kişi ben olmak zorundaydım?
''Altay...'' dedim yürek burkacak şekilde titreyen, âdeta yalvaran sesimle. ''Beni unutursa ben nasıl yaşarım?''
''Seni unutmazsa her şey daha kötü olacak Burçin. Onun kaderi değişirse tüm Türk tarihi değişmeye başlayacak. Bu zamana kadar, binlerce yıldır muhafızların vermiş olduğu çaba bir hiç olacak ve bizler geleceğin ne getireceğini bilemeyeceğiz. Fatih'ler olmayacak. Yavuz'lar, Kanuni'ler, Alparslan'lar doğmayacak. Osmanoğulları, Selçuklular, dünyaya diz çöktüren nice Türk devleti... Hiçbiri var olmayacak. Onları var edecek sebepler kader cellatları tarafından ortadan kaldırılacak ve belki de cellatlar tamamen Türk soyunun kökünü kurutacak. Adımız silinecek.''
Gözlerime yalvaran bakışlarla bakmayı sürdürdü. ''Bunu yapmak zorundayız.''
Milyonların kaderi, belki de koca bir ırkın varoluşu, benim bencilce sevmek ve hatırlanmak isteyen kalbimin avuçlarındaydı.
Vatanını, milletini, bayrağını, dilini, dinini, tarihini çok severek yetişmiş bir Teğmen olarak bu duruma nasıl kayıtsız kalabilirdim ki?
Kılıcıma daha sıkı sarıldım. Parmak eklemlerimin beyazladığını, karnımdaki sıcak kanın parmaklarımın arasından sızıp kıyafetime giderek yayıldığını hissettim.
Gözlerimi yumdum ve o an Kapgan'ın yakışıklı yüzü karanlığımı aydınlattı.
Normalde çok sert bakan ama sadece bana karşı yumuşayan çekik, kömür karası gözleri gözlerimin önüne geldi.
Saçlarımı okşayan nasırlı, güçlü ellerini; şu an kan yüzünden yapış yapış olmuş saçlarımda ve her zaman incitmekten korkarcasına dokunduğu yüzümde hissettim.
Beni korumak için dünyayı yakmayı göze alan adam, birkaç dakika sonra bana baktığında sadece bir yabancıyı mı görecekti şimdi?
Beni hiç sevmemiş, benim için hiç ağlamamış gibi mi olacaktı?
Evet.
O yaşayacaktı ama ben onun zihninde ölecektim.
Ve an acısı da onu bu denli severken korumaya devam edecektim.
Onu başka bir kadınla görecek, çocuklarını kucağına alışını seyredecek, son nefesime dek yüreğim yana yana yanında bir yabancı olarak duracaktım. Bundan daha büyük bir cinayet olabilir miydi?
"Burçin... Zamanımız daralıyor," dedi Altay, elini tereddütle omzuma koyarak. Dokunuşu bir dostun tesellisinden ziyade, idama giden bir mahkûma yapılan son uyarı gibiydi.
"Tamam," dedim aniden. Sesim kendi kulaklarıma bile yabancı, buz gibi ve ruhsuz gelmişti.
Altay irkildi. Duymayı beklediği ama duyduğunda canını yakan o kelime çadırın sessizliğini anında yok etti.
Gözlerimi açıp doğrudan onun dolu gözlerine bakarak, "Tamam," diye tekrarladım.
Elime balyozu alıp kalbimdeki son direnç duvarını da büyük bir gürültüyle çökerttim. "Silin."
Kılıcımdan destek alarak doğrulmaya çalıştım ama bedenim bu yükü taşıyamadı. Tekrar dizlerimin üzerine çöktüm. Titreyen dudaklarımı birbirine sıkıca bastırıp hıçkırıklarımı içime hapsettim.
Altay, bu sırada hızla geriye çekilip ayaklandı. Masanın üzerindeki kitabı ve mürekkebi hiç kurumayan kalemi eline aldı.
Elleri zangır zangır titriyordu.
Tarihi koruma görevini binlerce kez yapmış olabilirdi ama bir insanın ruhunu canlı canlı gömülmeye mahkûm etmek onun için de kolay değildi.
Gözyaşlarım dur durak bilmeden gözlerimden süzülürken bir kere daha burnumu çektim. İç çekişlerimi kontrol etmeye çalışıp güçlükle yutkundum. Altay'ı cesaretlendirebilmek için dudaklarımı araladım:
"Ben onun için bir hiç olduğumda... o bu devlet için her şey olmalı. Bu feda edişe değmeli. Hadi, yap şunu artık."
Altay başını yavaşça salladı, yutkundu. Kalemi kitabın sararmış sayfasına yaklaştırdı.
Ben de gözlerimi kapattım.
Gözümden süzülen son yaşla birlikte kalbimi de derin bir karanlığa gömdüm.
🐺Birkaç Ay Sonra...🐺
Devam edecek...
...
Karakterlerimiz👇🏻
Kapgan ve Burçin 👇🏻
💐Instagram: gecekusununevreni
Instagramda kitaplarımla ilgili güzel editler paylaşıyorum.☺️ Hepinizi hesabıma beklerim efendim.
İlk bölümde görüşmek dileğiyle, sağlıcakla kalın.💐
Bölüm etkileşimi
