MOR GÖZLÜ LANET kitap kapağı

2. bölüm / 6

MOR GÖZLÜ LANET

BÖLÜM 2 — Morvian

Vaveyla Yazarı: Onlyybookss

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: BÖLÜM 2 — Morvian

Gözlerimi açtığımda dışarısı henüz aydınlanmamıştı.

Morvian'da sabahın ne zaman başladığını anlamak kolay değildi. Yüksek taş duvarlar güneşi uzun süre içeri almaz, koridorlar günün hangi saatinde olursa olsun aynı karanlıkta kalırdı. Burada zamanın ilerlediğini yalnızca çan seslerinden anlardık.

İlk çan çalmadan birkaç dakika önce uyandım.

Her zamanki gibi.

Yatağın üzerinde doğrulup odama baktım. Dar bir yatak, küçük bir pencere, duvara yaslanmış eski bir masa ve birkaç eşya. Morvian'da hiçbirimize fazla eşya verilmezdi.

Bir insanın sahip olduğu şeyler arttıkça, kaybedecekleri de artardı.

Bize böyle öğretmişlerdi.

Yataktan kalkıp pencereye yaklaştım. Camın üzerinde gece boyunca oluşmuş ince bir nem tabakası vardı. Kolumla silip dışarı baktım.

Avlu boştu.

Şimdilik.

Bir süre sonra çocuklar eğitim için aşağı inecek, gözetmenlerin sesleri taş duvarlarda yankılanmaya başlayacaktı. Ardından gri gözlüler kendi eğitim alanlarına, mor gözlüler ise diğer tarafa götürülecekti.

Aynı binada yaşıyor, aynı loncaya hizmet ediyor, ama birbirimizden farklı hayatlar sürüyorduk.

Morvian'ın kuralları vardı.

Ve kuralların neden var olduğunu sorgulamak bize düşmezdi.

Kapının yanındaki siyah kıyafetlerimi aldım. Kumaş soğuktu. Üzerime geçirdikten sonra saçlarımı aceleyle topladım ve kapıya yöneldim.

Tam kapıyı açacağım sırada ikinci çan çaldı.

Koridorda hareket başladı.

Kapıyı kapatıp dışarı çıktım.

Morvian'ın koridorları her sabah aynı görünürdü. Uzun, sessiz ve karanlık. Duvarlardaki meşaleler gece boyunca yanar, taşların üzerinde titrek gölgeler oluştururdu.

Bir süre yürüdüm.

Karşıdan birkaç çocuk geliyordu.

Hepsi gri gözlüydü.

Beni gördüklerinde konuşmaları kesildi.

Bu tepkiye alışkındım.

Gözlerimi yere indirmedim.

Onlar da bana uzun süre bakmadılar.

Yıllardır aynı yerde yaşamamıza rağmen, bazı insanlar mor gözlere bakmanın bile tehlikeli olduğuna inanıyordu.

Belki de haklıydılar.

Yemek salonuna girdiğimde içerisi yavaş yavaş doluyordu. Uzun masalar yan yana dizilmişti. Gri gözlüler bir tarafta, mor gözlüler diğer tarafta otururdu.

Arada görünmez bir duvar varmış gibiydi.

Tepsimi alıp boş bir yere oturdum.

Karşımda oturan kız başını kaldırıp bana baktı.

“Bugün eğitim alanında olacağını duydum.”

“Her gün eğitim alanındayım.”

Kız gözlerini devirdi.

“Bugün farklı.”

Kaşığımı bıraktım.

“Nesi farklı?”

“Gözetmenler yeni bir eğitim düzeni hazırlamış.”

Bu pek şaşırtıcı değildi. Morvian'da hiçbir şey uzun süre aynı kalmazdı. Daha hızlı, daha sessiz ve daha dikkatli olmamız istenirdi.

“Bunu nereden duydun?”

“Duydum işte.”

Cevabına karşılık vermedim.

Yemeklerimizi sessizce bitirdik.

Üçüncü çan çaldığında herkes aynı anda ayağa kalktı.

Eğitim başlıyordu.

---

Sabahın ilk saatleri her zaman sessiz eğitimlere ayrılırdı.

Koşmak yoktu.

Konuşmak yoktu.

Hatta gereğinden fazla nefes almak bile yoktu.

Bize önce görünmeden hareket etmeyi öğretmişlerdi.

Birinin arkasında durup varlığını hissettirmeden yaklaşmayı.

Taş zeminde hangi adımın ses çıkaracağını.

Hangi gölgenin saklanmak için yeterince karanlık olduğunu.

Ve ne zaman kaçmamız gerektiğini.

Eğitim alanının ortasında dururken gözetmenin sesi duyuldu.

“Başlayın.”

Herkes farklı yönlere dağıldı.

Ben duvara yakın olan gölgeye doğru ilerledim.

Adımlarımı yavaşlattım.

Nefesimi kontrol ettim.

Bir an için her şey sessizleşti.

İşte bu kısmı seviyordum.

Sessizlik.

Kimsenin konuşmadığı, kimsenin benden bir şey istemediği o birkaç saniye.

Sadece ben vardım.

Ve önümdeki yol.

Gözetmenin arkasına yaklaşmayı başardığımda elim omzuna neredeyse değecekti.

Tam o anda adam konuştu.

“Daha hızlı olabilirdin.”

Olduğum yerde durdum.

“Fark etmediniz.”

“Fark etmeseydim burada konuşuyor olmazdım.”

Geri çekildim.

Gözetmen bana döndü.

Gözleri benimkilerden kaçmadı.

Bazı insanlar gri gözlü olmalarına rağmen mor gözlerden korkmazdı.

Onlar daha tehlikeliydi.

“Tekrar.”

Başımı eğdim.

“Evet.”

Günün geri kalanı birbirine benzeyen eğitimlerle geçti.

Bıçak kullanımı.

Denge.

Sessiz hareket.

Hedef takibi.

Öğle saatlerine doğru ellerim yorulmaya başlamıştı ama bunu belli etmedim. Morvian'da yorgunluk bir bahane değildi.

Kimse neden yorulduğunu sormazdı.

Sadece devam edip edemediğine bakarlardı.

---

Akşam olduğunda odama döndüğümde dışarıdaki gökyüzü çoktan kararmıştı.

Pencerenin önüne gidip aşağıya baktım.

Morvian geceleri daha sessiz olurdu.

Ama ben hiçbir zaman gerçekten sessiz olduğuna inanmazdım.

Duvarların ardında sürekli bir şeyler olurdu.

Gözetmenlerin konuşmaları.

Yeni görevler.

Geri dönmeyen insanlar.

Bize söylenmeyen şeyler.

Morvian'da çok fazla sır vardı.

Ve ben sırların peşinden gitmeyi hiç öğrenmemiştim.

Belki de bu yüzden hâlâ hayattaydım.

Pencereden uzaklaşıp yatağımın üzerine oturdum.

Başımı duvara yasladım.

Gözlerimi kapattığımda zihnimde yine o boşluk vardı.

Herkesin bir geçmişi olduğunu düşünürdüm.

Bir çocukluğu.

Hatırladığı bir ev.

Bir ses.

Bir yüz.

Benim ise hatırlayamadığım yıllar vardı.

Bazen bunun beni rahatsız etmesi gerektiğini düşünüyordum.

Ama sonra kendime aynı şeyi hatırlatıyordum.

Geçmiş önemli değildi.

Morvian'a gelmeden önce kim olduğum önemli değildi.

Şimdi kim olduğum önemliydi.

İzora.

Mor gözlü.

Morvian'ın suikastçılarından biri.

Ve şimdilik…

Bu yeterliydi.

Ya da kendime öyle söylemeye devam ediyordum.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

62okunma 19beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.