4. bölüm / 6
MOR GÖZLÜ LANETBÖLÜM 4 — Gri Gözler
Bölümler 6Şu an: BÖLÜM 4 — Gri Gözler
Sabah uyandığımda aklıma ilk gelen şey dünkü görev oldu.
Daha doğrusu, görevden sonra kaybettiğim şey.
Hatırlamaya çalıştım.
Bir kadın vardı.
Bundan emindim.
Yüzünü hatırlamıyordum.
Sesini de.
Ama içimde bıraktığı his hâlâ oradaydı.
Garip bir özlem.
Neye özlem duyduğumu bilmeden özlemek...
Bundan nefret ediyordum.
Yataktan kalkıp yüzümü yıkadım. Aynanın karşısına geçtiğimde gözlerime baktım.
Mor.
Çocukluğumdan beri herkesin korktuğu gözler.
Benim içinse sadece gözlerdi.
İnsanların onlara bakarken yüzlerini değiştirmesine alışmıştım.
Korku.
Şüphe.
Bazen nefret.
Bazen de merak.
Ben hiçbirini umursamıyordum.
En azından umursamamayı öğrenmiştim.
Kapım çaldı.
“İzora.”
Gözetmenin sesiydi.
“Eğitim alanına.”
“Geliyorum.”
Üzerime siyah kıyafetlerimi geçirip odadan çıktım.
Koridor her zamanki gibi soğuktu.
İnsanların ayak sesleri taş zeminde yankılanıyordu. Herkes eğitim alanına doğru ilerliyordu.
Ben de aralarına karıştım.
---
Eğitim alanına girdiğimde gözetmen çoktan oradaydı.
Bugün, diğer günlerden farklı olarak herkes aynı yerde toplanmıştı.
Mor gözlüler ve gri gözlüler.
Aramızdaki mesafe yine korunuyordu.
Gözetmen önümüzde durdu.
“Bugün eşli çalışma yapılacak.”
Etrafta hafif bir hareketlilik oldu.
Mor gözlülerle gri gözlülerin aynı eğitimde eşleştirilmesi alışılmış bir şey değildi.
Gözetmen elindeki listeye baktı.
İsimleri okumaya başladı.
Birer birer...
Sonra sıra bana geldi.
“İzora.”
“Buradayım.”
Gözetmen gözlerini listenin üzerinde gezdirdi.
“Noah.”
Kalabalığın diğer tarafından biri öne çıktı.
İlk dikkatimi çeken gözleri oldu.
Gri.
Açık gri.
Bir insanın gözlerinin bu kadar soğuk görünebileceğini daha önce düşünmemiştim.
Noah yanıma geldi.
Yirmi yaşlarında olmalıydı. Benden biraz büyüktü.
Yüzünde hiçbir ifade yoktu.
Bana baktı.
Ben de ona baktım.
İlk konuşan o oldu.
“İzora?”
“Evet.”
“Noah ben.”
“Biliyorum.”
Kaşını hafifçe kaldırdı.
“Beni tanıyor musun?”
“Adını duydum.”
“Ben de seninkini.”
“Ne kadar etkileyici bir tanışma.”
Bunu söylerken sesinde hafif bir alay vardı.
Ona baktım.
“Konuşmayı bitirdiysen başlayabiliriz.”
Dudaklarının kenarında küçük bir gülümseme belirdi.
“Emredersin.”
Sinir bozucuydu.
---
Gözetmenin işaretiyle eğitim başladı.
Noah ilk hamleyi yaptı.
Hızlıydı.
Kolunu savuşturup geri çekildim.
Tekrar saldırdı.
Bu kez saldırısını engelledim ve birkaç adım geri itti.
Gözlerimiz bir anlığına buluştu.
Gri gözler.
Soğuk ama dikkatli.
Sanki attığım her adımı önceden tahmin etmeye çalışıyordu.
Ben de aynı şeyi yapıyordum.
Bir süre birbirimizin hamlelerini karşılamaktan başka bir şey yapmadık.
Sonunda Noah bir adım geri çekildi.
“İyiymişsin.”
“Bunu iltifat olarak mı almalıyım?”
“Nasıl istersen.”
Tekrar saldırdım.
Bu kez hazırlıksız yakalandı.
Elindeki silah yere düştü.
Gözetmenin sesi duyuldu.
“Yeter.”
Noah silahını yerden aldı.
Bana bakıp hafifçe başını salladı.
“Sanırım kazandın.”
“Sanırım mı?”
Gülümsedi.
“Kesinlikle kazandın.”
Cevap vermedim.
Gözetmen yeni eşleşmeleri açıklamaya başladığında Noah yanımdan geçti.
Birkaç adım sonra durdu.
“İzora.”
Ona döndüm.
“Ne?”
“Seninle çalışmak güzeldi.”
Bir an sessiz kaldım.
“Teşekkür ederim.”
Noah başını sallayıp uzaklaştı.
Arkasından bakmadım.
En azından bakmadığımı düşündüm.
---
Akşam olduğunda odama döndüm.
Bugün diğer günlerden farklı değildi.
Eğitim.
Yemek.
Görev hazırlıkları.
Kurallar.
Sessizlik.
Yatağa uzanıp tavana baktım.
Gözlerimi kapattım.
Tam uykuya dalacakken dün geceki anı tekrar zihnime geldi.
O kadın.
Yüzünü hatırlamıyordum.
Ama bu kez başka bir şey fark ettim.
Beni seviyordu.
Bunu nereden bildiğimi bilmiyordum.
Sadece biliyordum.
Ve ilk kez, kaybettiğim bir anının ardından içimde öfke hissettim.
Morvian bana yıllardır birçok şey öğretmişti.
Nasıl savaşacağımı.
Nasıl saklanacağımı.
Nasıl öldüreceğimi.
Gözlerimi kapattım.
Belki de bazı şeyleri unutmak kaderdi.
Belki de hiçbir zaman hatırlamayacaktım.
Bunu kabullenmem gerektiğini düşündüm.
Ama içimde bir yer...
İlk kez buna karşı çıkıyordu.
Bölüm etkileşimi
