12. bölüm · Mektupların Ardında
12.BÖLÜM: SAVRUK AŞK
12.BÖLÜM: SAVRUK AŞK
Haftanın ilk günü, sabah trafiğinin sıradan uğultusuyla hayat akışında ilerliyordu. Henüz farkında değillerdi ama Belis ve Demirhan, kaderlerini değiştirecek o önemli adımı atmak üzere, üniversite kampüsündeydiler.
Saatin 8.30 olmasıyla başlayan ilk ders Belis için sıradan gibi gözüküyordu. Ta ki sınıfa bir anda giren Demirhan’ı görmesiyle nefesi kesilene dek. Gözleri şaşkınlıkla açıldı. Halüsinasyon gördüğünü zannettiğinden emin olmak adına Güneş’le konuşmaya karar verdi.
Belis: Güneş ben yanlış görüyorum değil mi? Orada duran kişi Demirhan olamaz.
Güneş: Gözlerine inanabilirsin çünkü eniştenin seni bırakmaya niyeti yok belli.
Belis: Dalga geçmenin sırası değil Güneş. Ben ne yapacağım şimdi? Ya pot kırarsa, eskiden sevgili olduğumuzu söylerse rezil olurum ben.
Güneş: Heyecandan beynin çalışmadı herhalde Belis, saçmalama istersen niye öyle bir şey yapsın baya baya hoca olarak gelmiş işte.
Belis: Mahvoldum bittim ben.
Belis kendi içinde düşünceleriyle savaşırken Demirhan uzun zaman sonra onu görmenin huzuruyla gözlerinden sevgi fışkırırcasına ona bakıyordu. Sınıfta sessizlik oluşmasıyla bulunduğu ortamın farkına vardı ve kendini tanıtmaya başladı.
Demirhan
Uzun süre sonra Belis’i görecek olmanın heyecanıyla sabah erkenden hazırlanıp kampüse geldiğimde dersin başlamasına yarım saat vardı. Heyecanımla yanlış bir harekette bulunmamak adına kampüsün bahçesinde boş bulduğum bir banka oturup kitap okumaya başladım. Ben sayfaların arasında kaybolmuşken zamanın nasıl geçtiğini kavrayamamış ve telefonuma gelen mesaj sayesinde dersin başlamak üzere olduğunu fark etmiştim.
Beni ilk günden beri destekleyen dostum Mert’ti bana mesaj atan. Günümün iyi geçmesi adına güzel dileklerde bulunup şans dilediği bir mesaj atmıştı. Karşılık olarak kısaca bir teşekkür mesajı atıp dersin olduğu amfiye doğru ilerlemeye başladım.
Sınıfa girdiğimde heyecanım her şeye baskın gelmişti; tüm öğrenciler arasında gözlerim sadece Belis’i arıyordu. Her zaman gizlenmeye çalışan Belis’i en arka sıralardan birinde fark etmem zor olmadı. Ona bakarken onu ne kadar özlediğimi bir kez daha hissettim. Gidip ona sarılmamak için kendimi zor tutarken sınıfta yavaş yavaş sessizliğin oluştuğunu fark ettim. Herkesin dikkati bana çevrilmişti. Kürsüye doğru ilerledim, çantamı masaya bırakıp kendimi tanıtmaya başladım.
“Merhaba arkadaşlar. Bu sene ileri matematik konularını benimle işleyeceksiniz. Muhtemelen benim yaşımda birinin kürsüde ne işi olduğunu düşünüyorsunuzdur. Haklısınız; ben de sizin gibi öğrenciyim, Matematik Mühendisliği ikinci sınıf öğrencisi Demirhan SOYKAN."
Sınıfta şaşkınlık dolu fısıltılar yükselince elimi hafifçe kaldırıp çıkan sesleri susturdum. Soyadımı vurgulamam yetmişti ama durumu netleştirmem gerekiyordu.
"Soyadım size tanıdık gelmiş olabilir. Üniversitemizin Rektörü Sayın Ufuk SOYKAN'ın özel görevlendirmesi ve onayıyla bu dönem derslerinize ben gireceğim. Kendisi, akademik yeterliliğime kefil olarak bu sorumluluğu bana verdi. Bu yüzden ders işleyişinde ve disiplin konusunda hassas olacağımı bilmenizi isterim. Başka merak ettiğiniz bir şey varsa sorabilirsiniz.”
Kendimi tanıtırken gözlerim sürekli Belis’e odaklanıyordu. Beni görmezden gelmeye çalışmasını gördüğümde dudaklarım kendiliğinden yukarı doğru kıvrıldı. Sınıftaki kimseden soru gelmeyince ilk konuyu işlemeye başladım.
“Dediğim gibi diziler aslında örüntülere benzer fakat basite alınmaması gereken bir konudur. Dizilerin asıl kullanacağınız kısmı aritmetik ve geometrik dizilerdir. Bu kavramların genel terimlerini ezbere bilmek zorundasınız. Bilmediğiniz takdirde soruları ve dolayısıyla vizeleri geçmenizin imkânı yok. Genel terimleri söyleyebilecek biri var mı?”
Sınıfa soruyu yönelttiğimde birkaç kişinin cevap vereceğinden emindim bu kişilerin arasında Belis de vardı ancak beklediğim gibi söz hakkı almamıştı. Bu konuları bilmemesinin ihtimali yoktu çünkü hepsini beraber çalışmıştık. Beni hocası olarak görmediğini, zorunda kalmadıkça konuşmayacağını anladığımda; bu gerçek, kendimi hazırlamadığım bir durumdu ve kalbim bir kez daha sızlarken bunu umursamamaya çalışarak sınıftan başka birine söz hakkı verip konuyu anlatmaya devam ettim.
Dersin son dakikalarına yaklaştığımızda tüm terimleri detaylıca açıklamıştım ancak amacım bir kez olsun Belis’in sesini duyabilmekti. Bunu nasıl yapacağımı düşünürken aklıma Belis’in yanında oturan yakın arkadaşı geldi ve ona derste işlediklerimizi sormaya karar verdim kendisi dersi dinlemediğinden soruları cevaplayamayacaktı tahminimce.
“Evet konuyu anladığınızı düşünüyorum, şimdi zil çalmadan önce birinize derste işlediğimiz terimleri soracağım.”
Bir süre öğrenci arıyormuş gibi gözlerimi sınıfta gezdirdikten sonra Belis’in arkadaşına bakmaya başladım.
“Arka sıradakiler derse pek odaklı değillerdi. Bakır kız, söyle bakalım aritmetik dizinin genel terimi nedir?”
Ona soru soracağımı tahmin etmeyen kız ufak bir şok geçirdikten sonra konuşmaya başladı.
Güneş: Hocam ben çok dikkatli dinleyemedim ama arkadaşım benim yerime söylese olur mu?
Belis’in bu hamleyi beklemediği açıktı. Şok içinde arkadaşına bakarken, arkadaşının kulağına fısıldadığını gördüm.
“Peki” dedim sert bir ses tonuyla. “Bu seferlik arkadaşın söylesin ama bir daha sorduğumda cevabı senden bekliyorum.”
Belis, arkadaşına olan kızgınlığını gizlemeye çalışarak ayağa kalktığında, kalbim aylar sonra onun sesini duyabilmenin heyecanıyla göğüs kafesimi delecek gibi atmaya başladı. Sakince nefes alarak dikkatimi topladım ve hayran hayran onu dinlemeye başladım.
Belis: N terimli bir dizinin genel terimi, n terimin bir eksiği ile ortak farkı çarpımıyla ilk terimin toplamıdır.
“Güzel, doğru cevabı verdin. Adın neydi?”
Şaşkınlıkla bana baktığında bunu sormamı beklemediğini biliyordum. Ama onu tanımamazlıktan gelmemin içten içe onu rahatlatacağının farkındaydım. Ayrılmış olsak bile onu benim kadar iyi tanıyabilecek biri yoktu.
“Adım Belis.” dedi kısaca.
“Memnun oldum Belis.”
Onu ilk defa tanıyormuşum gibi rol yaparken zil çaldı ve herkes ayaklanmaya başladı.
“Genel terimleri hepinizin ezberlemesi sizin açınızdan iyi olur çünkü dönem içinde habersizce quiz yapacağım ve bunlar ders notunuzu etkileyecek. İyi dersler.”
Ders bitiminde çantamı alıp amfiden çıktığımda koridorda Belis’in arkadaşıyla konuştuğunu gördüm.
Normalde yaptığım bir şey olmamasına rağmen merakıma yenik düşüp gizlice konuştuklarını dinlemeye başladığımda duyacaklarımdan habersizdim.
Doğu: Belis, senin matematiğin iyi. Bana bugün işlediğimiz konuları anlatabilir misin?
Belis: Olur, anlatırım. Ne zaman müsait olursun?
Doğu: Eğer sende uygunsan akşamüstü ders çıkışı kampüsteki kafede çalışalım mı?
Belis: Tamam olur. Akşam görüşürüz o zaman.
Eğer Belis’le ayrılmamış olsaydık bu buluşma beni endişelendirmezdi ama şimdi bulunduğumuz durumu ele aldığımda Belis’i olabildiğince yanıma çekmem gerekiyordu. Ona güveniyordum fakat karşısındaki öğrencimin sevdiğime yapabilecekleri aklıma geldikçe çıldırmamak için kendimi zor tutuyordum.
Bir süre sonra sakinleşip ders bitiminde peşlerinden gitmeyi aklımın bir köşesine yazıp günün geri kalanında öğrenci olarak derslerime girdim.
Akşam olup dersler bittiğinde aklımda sadece kafeye gidip Belis’i bulmak vardı ancak sadece öğrenci olmadığımı aynı zamanda öğretim görevlisi olduğum gerçeği yüzüme çarptı. Belis’in sınıfından bir öğrenci dersteki konuları anlatmam için ricada bulunduğunda başka bir zaman için söz verip hızlıca kampüsteki kafeye gittim.
Kafeye girdiğimde gözlerim Belis’i aradı. Tüm masalara göz atarken, arka taraflarda arkadaşıyla çalışan Belis’i gördüğümde vücuduma yayılan kıskançlığa engel olamadım. Benden başka biriyle bu kadar yakın olması sinirlerimi bozarken aynı zamanda kıskanma duygumun ortaya çıkmasına sebebiyet veriyordu. Onları daha fazla izlememek adına yanlarına hızlı adımlarla masaya doğru ilerledim.
Belis
Okul hayatımda hep yalnız ve kimseyle anlaşamayan bir kızdım. Bundan dolayı hiçbir zaman haylazlıklar yapılan bir arkadaş grubum ya da derdimi anlatıp, kafamı dağıtabileceğim birkaç yakın arkadaşım olmamıştı ama üniversiteye başladığımda gelişen arkadaş çevrem eski hayatımda yaşadığım yalnızlığı telafi edebilmeme yardımcı olmuştu. Kampüste ilk günlerde tanıştığım Güneş şimdi arkadaştan öte dostum olmuştu ve beni kendi arkadaş çevresiyle de tanıştırdığından dolaylı yoldan kendi arkadaş çevremde oluşmuştu.
Şimdi Güneş’le ortak arkadaşımız olan Doğu’yla beraber kafede matematik çalışırken bir anda hızlı adımları ve sert bakışlarıyla yanımıza gelen Demirhan’ı beklemiyordum. Bakışlarındaki sertlik anlam veremediğim duygular içeriyordu, bu zamana kadar hiç şahit olmadığım duygulardı bunlar. Şok içinde donakalmışken Demirhan’ın bir anda kolumdan tutup beni yanına çekmesiyle şoku atlatıp olayı kavramaya çalıştım.
Belis: Demirhan Hocam ne yapıyorsunuz?
Demirhan kendisine hocam dememi beklemiyor olsa gerek yüzüme sinirli ve şok içerisinde bakmaya başladı.
Belis: Neden alacaklı gibi geldiğinizi sorabilir miyim?
Demirhan: Alacağım kişiler ve cevaplar olduğundan alacaklı geldim sevgili öğrencim. Şimdi benimle odama kadar eşlikçi olacaksın.
Demirhan tekrar kolumdan tutup beni götürmek üzereyken Doğu olayı ancak algılamış olacak ki Demirhan’a karşı çıktı.
Doğu: Hocam Belis’i neden alıyorsunuz? Biz ders çalışıyorduk.
Demirhan, sinirleri son raddeye gelmişken patlamamak için derin bir nefes alarak cevap verdi.
Demirhan: Arkadaşınla konuşmam gereken konular var. İznin var mı?
Doğu duyduğu sözler karşısında risk almayıp daha fazla bir şey demezken Demirhan, Belis’in elini tutup kafeden dışarı çıkardı.
Kafeden çıkıp ana binaya doğru ilerliyorlarken Belis kolunu Demirhan’dan çekti ve yavaşladı.
Demirhan: Peşimden ilerle, konuşacağız.
Belis: Konuşacağımız bir şey yok. Saçma sapan kıskançlık ediyorsun.
Demirhan: Belis, sinirliyim, kıskanıyorum, sabrımın son noktasındayım benim sinirlerimle oynama. Odama gidelim konuşmak istediklerim var.
Belis: Bana sordun mu konuşmak isteyip istemediğimi? Ben gelmek istemiyorum Demirhan Hocam!
Hocam kelimesine vurgu yaptığımda zaten sinirli olan Demirhan’ın sabrı taştı ve beklemediğim bir anda beni kucağına alıp odasına götürdüğünde ikimizde sinirli bir şekilde birbirimize bakıyorduk.
Belis: Sen delirdin mi? Beni kafana göre kucağına alamazsın, hatta bana yaklaşamazsın bile.
Demirhan: Belis, benimle oynama o çocuğun yanında ne işin var senin?
Belis: Seni ilgilendirmez! Rahat bırak beni, tam her şeyden kurtuldum diyorum yine her şey başa sarıyor. Bıktım artık benim hayatıma herkesin müdahale etmesinden çok sıkıldım.
Demirhan: Doğru kararlar veremiyorsan beni ilgilendirir.
Belis: Sana ne benim kararımın doğruluğundan yanlışlığından? Rahat bır-
Ben sinirle söylenirken beni öpen Demirhan tarafından sözümün kesilmesini beklemiyordum. Dudaklarımın üstünde onun dudaklarını hissettiğimde kalbimin deli gibi atmasını durduramamıştım.
Demirhan: Sakin ol, nefes al. Kalbinin atışlarını duyabiliyorum.
Belis: Demirhan sen ne yapıyorsun?
Demirhan: Bunca zamandır yapmam gerekeni. Belis ben senden ayrı geçirdiğim günleri yaşadığım günlerden saymıyorum, sen gittiğinde tek yaptığım seni düşünmekti. Kafayı yedim ben sensizlikten, seni sevdiğimi, senin için her şeyi yapabileceğimi görmüyor musun?
Belis: Bunları konuşmanın sırası değil.
Demirhan gözlerinden alev çıkacak kadar sinirli bir şekilde benden uzaklaşıp masaya yumruk attığında bütün eşyalar yere yığılmıştı. Sesi ilk defa bu kadar sert ve yüksek çıkarken bağırarak içindekileri dökmeye başladı.
Demirhan: Ne zaman söyle ne zaman beni sevdiğini kabulleneceksin? Benim çektiğim üzüntü sana yetmiyor mu söylesene. Ben sana ne yaptım? Beni bu kadar üzmen için ne yaptım söylesene. Konuşmadığım, hayatımda bile olmayan bir kızla babam evlenmemi istediği için mi bütün bu acıları çektim ben.
Derin bir nefes alıp sakinleşirken tekrar konuşmaya başladığında sesi yumuşamıştı.
Demirhan: Sen gittikten sonra ailem kalmadı benim. Senmişsin benim ailem. Yapma Belis... Uzaklaşma benden. Onlarla görüşmeyi kestim kendim için, bizim için. Bana izin ver, yaralarımızı birlikte sarıp yeniden başlayalım her şeye.
Belis: Bazı yaralar ne yaparsan yap geçmez, kanar. Yıllardır kendi hayatım için hiçbir karar almadım. Hep “babam ne der”, “insanlar ne düşünür” diye düşündüm. Senin ailen beni istemeden karşıma geçip sana başka biriyle evlenmen gerektiğini söylemişken şimdi nasıl hiçbir şey olmamış gibi davranabilirim. Söyle sevgilim, yıllanmış yaralar nasıl sarılır yıllar sonra?
İçimdeki tüm kırgınlığı istemsizce dışa vurduktan sonra derin bir nefes aldım. Duygularımı kontrol etmekte çok zorlanıyordum. Kafam karışık, duygularım savruk, aklım kontrol dışı hareket ediyordu. Sakinleşmeye çalışarak Demirhan’ın tepkilerini izlemeye odaklandım.
O da bu itiraflarımı beklemiyor olacak ki şaşkınlık içerisinde bana bakıyordu. Odada derin bir sessizlik oluştuğunda bir süre hiçbir şey demeden birbirimize bakmayı sürdürdük.
Sonunda cesaretimi toplayıp tüm gerçekleri ortaya koyup konuşmaya karar verdim.
Belis: Demirhan, ben seni seviyorum ama kendimi hazır hissetmiyorum yeniden bir ilişkiye başlamak için. Yaşadıklarımız kolay şeyler değil, atlatması zaman alacak olaylar yaşadık. Senden biraz süre istiyorum, ikimiz içinde böylesi daha iyi olacak.
Ben kurduğum cümlelerin etkisinden çıkamamışken bir anda Demirhan’ın bana sarılmasıyla şaşkınlık içerisinde kaldım. Bende kollarımı ona sardım ve bir süre sarıldık ardından Demirhan kollarını benden ayırarak sarılmamızı bitirirken bana hayran hayran bakmaya başladı.
Demirhan: Ben senden ayrı kalmak istemiyorum. Sen benim hayatım, kalbim, nefesim, her şeyimsin. Beni sensiz bırakma.
Hayatım boyunca hep dışlanmış, ailesi tarafından bile sevilmeyen bir kızdım ben. Şimdi sevdiğim adam karşımda bana olan aşkını bir kez daha itiraf ederken onun her şeyi olduğumu söylüyordu. Sevgiyi bu zamana kadar tatmamış biri bu cümleleri duyduğunda ne hissetmeli, nasıl davranmalı bilmiyordum.
İçimde sevgiye muhtaç kalmış kalbim dur durak bilmeden göğsümü delercesine atarken, beynim yaşananlara anlam veremeyip kaçmam için tüm vücuduma adrenalin salgılıyordu.
Duygularım karman çorman olmuş, mantığım zihnimi terk etmek üzereydi. Ben ne yapacağımı şaşırmış halde dururken Demirhan elimi tutup beni sandalyeye oturttu. Bana bir şeyler söylüyordu, söylediklerini duyuyordum ama anlayamıyordum.
Demirhan
Aylardır yaşadığım hayat, aldığım nefes ihanet gibi geliyordu. Daha önce hiçbir zaman bu şekilde hissetmemiştim. Hayatımda iki kez âşık oldum; ilki yanılgı ikincisi hayatımdı. Hayatım Belis olmuştu, yıllar sonra kendimi huzurlu hissettiğim, yaşamaya değer bir insan olduğumu düşündüğüm, duygularımı korkmadan yaşayabildiğim kişi olmuştu.
Belis hayatıma girmeden önce, duygularından mahrum bırakılmış bir mahkûm gibi yaşamıştım. O benim yaşam güvencem, şansım olmuştu.
Şimdi Belis’in yanındayken her şeye yeniden başlayıp tertemiz bir sayfa açmak istiyordum. Ben Belis’ten uzak kalmak istemediğimi dile getirdiğimde, vücudunun bana karşı savunma mekanizması geliştirmesinden dolayı dediklerimi algılamayıp donuk bir halde kalmıştı.
Elini tutarak onu sandalyeye oturtup sakinleşmesini, nefes almasını söylüyordum işe yaradığından emin değildim ancak biraz daha kendine gelmediğini görürsem bu sefer ben kendimden geçip bayılabilirdim.
Birkaç dakika sonra düzenli nefes aldığını fark ettiğimde bende derin bir nefes aldım. Elini tutmayı bırakıp masanın üstünden su şişesini alıp ona uzattım. Suyu yudumladığında içim rahat etti. Bir süre daha kendisine gelmesini bekledikten sonra onu sıkboğaz etmeden soru sordum.
Demirhan: Belis, iyi misin?
Belis: İyiyim, birden her şey üstüme geldi.
Demirhan: Özür dilerim, senin üstüne gelmek istemedim. Ne kadar süre istersen al senin olsun, yeter ki sen iyi ol.
Belis bir ah çeker gibi derin bir nefes aldı ve bir şeyler mırıldandı. Konuşmaya çekindiğinde kendini rahatlatmak için mırıldanırdı. Benden çekindiğini anlamam kalbimi kırdığında elini tuttum.
Demirhan: Benden çekinmene gerek yok, bana söylemek istediğin hiçbir şey beni kızdırmaz sana kızmamdan korkma ne söylemek istersen çekinmeden söyleyebilirsin.
Söylediklerimden sonra Belis’in gözleri dolmaya başlarken birden bana sarıldı. Sarılmasını beklemiyordum. Kendi kollarımı ona sardım ve onu sakinleştirmeye çalıştım.
Belis: Demirhan, ben ne yapmam gerektiğini bilmiyorum. Aklımı karıştırıyorsun seni seviyorum, senden uzak durmak istemiyorum ama yaşadıklarımı, sana olan kırgınlığımı unutamıyorum. Ben kendimi hep yalnız hissettim şimdi sen varken senden uzak kalmak kalbimi kırıyor, sana sarılmak, seninle vakit geçirmek istiyorum. Bunca yıldır hep haksızlığa uğramış, yok sayılmış, umursanmamış bir insanken sen beni fark ettin. Beni gördün ve ruhumu iyileştirdin. Duygularımı yansıtmaktan korkarken sen bana duygulardan korkulmamayı öğrettin. Ben seni çok sevdim, seni sevince kalbimin attığını, yaşadığımı hissettim. Ben yaşamak istiyorum Demirhan, duygularımı doyasıya yaşamak, seninle konuşup dertleşmek, beraber mesleklerimizi kazanmak, birlikte vakit geçirmek istiyorum. Hayallerimin suya düşmesini değil.
Demirhan: Sana söz veriyorum hiçbir hayali suya düşmeyecek, buna izin vermeyeceğim. Benim yanımda dur, bana inan yeter. Bana olan güvenini kırmayacağım kimsenin seni üzmesine göz yummayacağım. Ben seni çok seviyorum sen ne istersen onu yaparım. İstersen sadece hocan olurum, istersen sevgilin, istersen arkadaşın sadece benden gitme senden sadece benden uzak durmamanı istiyorum. İkimizde çok kırıldık, çok üzüldük artık sadece birbirimizin yaralarını saralım olmaz mı?
Ben bu cümleleri kurarken hâlâ birbirimize sarılır vaziyetteydik, Belis söylediklerimin etkisiyle ağlamaya başladığında içimi bir duygu seli kapladı ona sıkı sarıldım.
Belis: Sadece yaralarımızı saralım.
Demirhan: Saralım, duygusal bebeğim.
Belis aniden sarılmayı bırakıp benden uzaklaştı. Sinirle kaşlarını çatarak bana kızmaya başladığında gözüm bana kızan ufak bir kız çocuğu görüyordu sanki. Onun bu tatlı sinirine karşı gülümsedim.
Demirhan: Sana şeker alayım ödeşelim bebek.
Belis: Ben bebek değilim, bana küçük çocuk muamelesi yapmaktan vazgeç.
Demirhan: Gayet küçük çocuk gibisin. Hemen duygusallaşıyorsun, bana sarılıyorsun, sinirlenince kaşlarını çatıyorsun küçük bir çocuk gibisin.
Belis: Git kendine çocuk olmayan birini bul o zaman.
Demirhan: Çocuk olmayan birini bulayım öyle mi? Ama benim sevdiğim kişi çocuk ne yapabilirim, katlarınız mecbur.
Belis bana göz devirdiğinde kahkaha attım.
Demirhan: “Ben sana ömrümün sonuna kadar katlanırım sen benim için bir zorunluluk değil benim yaşama sebebimsin.” Kolumdaki saatime baktığımda çıkış saatinin geldiğini gördüm. “Şimdi bebeğimi eve bırakmamın zamanı geldi. Eve gidip güzel güzel dersini çalış, bir bakarsın Demirhan Hocan yarın sınav yapar kulaklarımın çınlamasını istemiyorum.”
Belis tekrardan göz devirirken dudaklarında oluşan gülümsemeye engel olamamıştı. İkisi el ele tutuşarak arabaya doğru ilerlediler.
