1. bölüm · Mektupların Ardında

1.BÖLÜM: KAPIYA BIRAKILAN MEKTUP

Kitapdelisi Naz

1. BÖLÜM: KAPIYA BIRAKILAN MEKTUP

O sabah içimde bir his vardı, ne olduğunu bilmiyordum ama şimdi anlamıştım.

Her zamanki gibi kalktım. Açık liseye geçtiğimden beri kafam biraz daha yerindeydi. İnsanlardan mümkün olduğunca uzak durmaya çalışıyordum, çünkü kimseyi anlamadığımı ve insanlarla iletişim kuramadığımı düşünüyordum.
Ben Belis Yılmaz. İnsanlarla anlaşamadığımı düşünüdüğümden ve herkesle kavgalarım artmaya başladığından beri açık liseye geçme kararı vermiştim. Geçen sene okuluma devam ederken kimseyle anlaşamıyordum ve konuştuğum kimse yoktu. Okuldayken ya ders çalışıyordum ya da kütüphaneye gidip kitapların içindeki dünyada kaybolmayı tercih ediyordum. Fakat bu durum bir süre sonra beni daha kötü hissettirmeye başladı ve depresyona girdim. Ardından insanlardan daha çok uzaklaşarak açık liseye geçtim. Bu, uzun zamandır kendim için verdiğim en iyi kararlardan biriydi. Tabii, ailemi buna ikna etmek kolay olmadı.

Sabah kalktığımda içimde tuhaf bir heyecan vardı. Pek iyiye işaret değildi. Bu düşünce kafamı çok oyaladığından bir türlü hazırlanamamıştım. Her neyse, şimdi bir an önce hazırlanıp kütüphaneye gitmem gerekiyordu. Orası, kendimi huzurlu hissettiğim nadir yerlerden biriydi. Evden çıktığıma dair anneme seslendikten sonra kapıyı açtım. Paspasın üzerine baktığımda bir mektupla karşılaştım. Üzerinde benim adım yazıyordu. Tedirgin olmuştum; beni tanıyan ve bana mektup gönderecek kimse yoktu hayatımda. Birinin beni tehdit etmesinden korkmuştum ama yine de bu düşünceleri bir kenara bırakıp mektubu alıp içine baktım. İçinden bir çikolata, geçen hafta çözemediğim soru, detaylı bir çözüm ve bir de küçük bir not yazıyordu. Nota baktım yeşil renkli mürekkeple yazılmıştı:
"Her çözemediğin soru, bir vazgeçiş değil, bir adımdır. Zorlandığında dur ve bir kez daha dene. Sen yapabilirsin."

Önceki Hafta
Kütüphane sessiz
di. Kimileri önündeki işle meşguldü, kimileri ise uykusuz olmasına rağmen kahve ile ayakta kalmaya çalışıyordu. Modern tasarımlı, geniş bir kütüphane olmasına rağmen nostaljik eserlere de yer veren bir yerdi burası. Burada çalışan herkesin yoğun bir kitap kokusu alabileceği ortadaydı.
Demirhan, sessizce her zaman oturduğu cam kenarındaki masaya geçti. Genelde buraya kimse oturmazdı. Kalemini çıkardı, kulağına kulaklıklarını taktı ve içindeki düşüncelerden kurtulmak için Jon Batiste – Moonlight Sonata Blues dinlemeye başladı. Bu tarz klasik müzikler onu rahatlatıyor ve kafasındaki düşünceleri belli bir süreliğine de olsa uzaklaştırıyordu.

Bu kütüphane, uzun zamandır geldiği ama son iki haftadır adeta evi haline gelmiş olan yerdi. Haftaya başlayacak olan finallerine hazırlanıyordu. Zorunlu olmadıkça eve gitmiyor, tüm gününü kütüphanede ders çalışarak geçiriyordu. Okuduğu bölüm sebebiyle bu kadar yoğundu. Matematik mühendisliği okuyordu. Neyse ki matematik soruları çözmek, onun için bulmaca çözmek gibiydi. Bundan keyif alıyor ve bu, kafasını toplamasına yardımcı oluyordu.
Matematik, onun için dertlerinden kaçış yoluydu. Bir sıkıntısı olduğunda, yanında anlatacağı kimsesi yoksa oturup en zor matematik sorularını çözerdi. Çünkü ancak böyle kafasının içindeki düşüncelerden kurtulabiliyordu.
Bir saat kadar çalıştıktan sonra dikkati dağılmaya başlamıştı. Kısa bir mola vermeye karar verdi. Kulaklıklarını çıkardığında, sessiz bir hıçkırık sesi duydu. Başını sesin geldiği yöne doğru çevirdi.

Birkaç masa ötesinde, koyu kahverengi saçları dağılmış, gözleri ağlamaktan kıpkırmızı olmuş başı öne eğik bir kız oturuyordu. Kızın oturduğu masadaki kitaplara baktı. İki yıl önce üniversiteye hazırlanırken çözdüğü kitapları anımsadı; en az kendi çözdükleri kadar zor matematik kitapları vardı. Fakat sadece matematik değil, sözel dersler de vardı. O kızın, 4 aydır burada gördüğü kız olan Belis olduğunu anladı. Bu kızı ilk gördüğünde, sessiz ve oldukça odaklanmış bir şekilde soru çözdüğünü hatırlıyordu. Ama şimdi bu kız, sessiz bir şekilde hıçkırarak ağlıyordu.
Demirhan, onun yanına gitmekle gitmemek arasında kaldı. Birini çaresiz görmek her zaman kalbinde bir yeri sızlatıyordu. Ona, sevdiği kıza yardım etmek istiyordu ama onu tanımadığı için ne tepki vereceğini bilmiyordu. Tam o sırada kız, eşyalarını masada bırakıp tuvalete doğru gitti. Demirhan, ona yardım etmek istiyordu kızın masasına gitti. Çözemediği soruları gördü; oldukça zor sorulardı.

Cebinden telefonunu çıkardı ve kızın çözemediği soruların fotoğrafını çekti. Ardından hızlıca masasına geri döndü. Kendini derslerine odaklamaya çalışıyordu, ancak bir türlü odağını toplayamıyordu; o kız aklına takılmıştı. Daha fazla kütüphanede duramadı; eve gittiğinde o sorularla ilgilenecekti ve bir şekilde kıza yardım etmeyi aklına koymuştu.

Demirhan, kütüphaneden çıkıp eve geldiğinde aklı biraz toplanmıştı. Kendi derslerini bitirip o gece, kızın yapamadığı sorularla ilgilendi. Sorular epey zordu, fakat onun için bunları çözmek çok heyecan vericiydi. Tüm soruları çözdü, aralarından birini seçip, detaylı çözümüyle birlikte bir kağıda yazdı. Sadece bunu yapmakla kalmadı, onu motive edeceğini düşündüğü küçük bir not ekledi. Kağıdı dikkatlice katlayıp zarfın içine koydu. Bir de çikolata koydu; daha önce çalışırken birkaç kez çikolata yediğini görmüştü. Planı hazırdı ama bu zarfı ona nasıl ulaştıracağını bilmiyordu. Ev adresini öğrenmeliydi.

Günümüz

Sabah erkenden kütüphaneye gelen Demirhan, Belis’in ev adresini öğrenmek için düşünüyordu.
Gidip Belis’ten ev adresini istemek onu rahatsız edebilirdi; ayrıca onu tanımıyordu ve nasıl tepki vereceğini bilemezdi. Aklına gelen tek yol, kütüphane kayıtlarına ulaşmaktı. Bunu yapmak için işe koyuldu.
Erkenden geldiği için etrafta çok kişi yoktu; çalışanların hepsi henüz gelmemişti. Kimsenin dikkatini çekmeden, kayıt yapılan idari birime gitti. Görevlinin ilgisini başka bir yöne çekerek, hızlıca sisteme Belis’in adını yazdı. Kütüphanede Belis ismini taşıyan çok fazla kişi yoktu. Aralarından hoşlandığı kızın fotoğrafını görebilecek kadar az kişi vardı. İsme tıkladı.

Adresin kayıtlı olup olmadığını bilmiyordu, ancak sayfayı aşağı doğru kaydırdıkça yanılmadığını anladı. Belis’in ev adresi sistemde yazıyordu. Hızlıca telefonundan fotoğrafını çekti ve sistemden çıkış yaptı. Görevliler geliyordu; dikkat çekmeden oradan uzaklaştı.
Artık planını uygulamak için her şey hazırdı. Saate baktığında 08.00 olduğunu gördü. Bir saat sonra Belis çalışmaya gelecekti. Evi kütüphaneye uzak değildi; planını uygulamak için yeterince vakti vardı. Mektubu yanına alıp Belis’in evine doğru yürümeye başladı.
On beş dakika sonra evinin önüne gelmişti. Binadan içeri girdi, kapısının önüne mektubu bıraktı ve kütüphaneye geri döndü.

Belis, bir saat sonra kütüphaneye gelmişti. Almış olduğu mektup yüzünden kafası karışıktı; yaşadığı duyguları bastıramıyordu. Hem birinin onu izliyor olma düşüncesi onu korkutuyor, hem de birinin ona yardım ediyor olma düşüncesi heyecanlandırıyordu. Genelde kimse ona yardım etmezdi, edenler bile bir çıkar için yapardı. Bunları düşünürken aklına, açık liseye geçmeden önceki yıl okulda yaşadığı olay geldi.

1 Yıl Önce

İstemeye istemeye geldiği bir okul gününe daha başlamıştı Belis. Sınav haftası yaklaşmıştı. Evde babasının verdiği rahatsızlık yüzünden çalışamayan Belis, okulda çalışmayı tercih ediyordu. Dolayısıyla çıkardığı notlara okulda bakıyordu. Sınıftaki herkes, onun ne kadar çalışkan ve başarılı olduğunu anlamıştı. Herkes ondan not istiyor, ama Belis kimseye yüz vermiyordu.
O gün yine notlarına çalışırken, tarih dersinden not çıkarmadığını fark etti. Bütün derslerine önem verse de tarih dersini dinlemiyordu. Bu yüzden hocasının önemli yerleri söylediği konular, kendi kitabında yoktu. Bir arkadaşının verebileceğini düşündü. Arkasında oturan kız, çok çevresi olmayan, nispeten sessiz bir kızdı. Ondan kitabı isteyebileceğini düşündü.

– Merhaba, Selin. Umarım rahatsız etmiyorumdur. Tarih dersinde işlediğimiz yerleri yazmadım. Rica etsem, kitabını bir derslik alabilir miyim?
– Tamam, alabilirsin.
Belis kitabı aldı ve önemli yerlerin notunu çıkardı. Son bir kez notunu kontrol etti ve kitabını vermek üzere Selin’e döndü.
– Teşekkür ederim, kitabını verdiğin için.
– Gerçekten teşekkür etmek istiyorsan, notlarını benimle paylaşabilirsin. Notlarını vermek istemeyebilirsin ama sınıftakiler mükemmel Belis’in çalıntı kitaplarla sınavı kazandığını duymak istemezler değil mi ? Notlarını vermezsen, rehberlik hocamıza çantamdan kitabımı aldığını, sınıftakilerin gördüğünü ve sonra kitabıma zarar verdiğini söyleyebilirim.

Belis duydukları karşısında şok geçirdi. İlk defa birinin ona koşulsuz yardım ettiğini düşünmüştü. Bu düşüncesinin hayal oluşu kalbini kırdı. Notları, yalanlarla uğraşmak istemediği için verdi. Bu, ona büyük bir ders olmuştu. Daha sonra kimseden yardım istememek için elinden geleni yaptı.