3. bölüm · Mektupların Ardında

3.BÖLÜM: MEKTUBUN ÖTESİ

Kitapdelisi Naz

3.BÖLÜM: MEKTUBUN ÖTESİ

Böyle Sever – Kahraman Deniz

Demirhan, mektubu okuduktan sonra şoka girmişti. Resmen beyni durmuş gibiydi; içinde hem Belis’in ona mektup yazmasının heyecanını hem de mektubun sonunda yaptığı şakanın gerginliğini yaşıyordu. Kafası karışmıştı. Belis onu etkisi altına almayı başarmıştı. Artık tüm dengeler değişmeye başlamıştı. Aşkın girdiği oyunda mantık işlevini yitiyordu. Aralarındaki gizem bir sis bulutu oluşturmuştu. Yavaş yavaş kaybolmaya başlayan bir bulut...

1 hafta sonra
Demirhan’ın sınavları başlamıştı. Belis’in yazdığı mektuba henüz bir karşılık vermemişti. Bu bir haftada tek düşündüğü şey sınavlarıydı. Kafasını kitaplardan kaldırmadan soru çözüyor, neredeyse hiç uyumuyordu. Ancak bunun sebebi aslında tam anlamıyla sınava hazırlanmak değildi; kafasını soru çözerek dağıtmaya çalışıyordu. Eğer durup düşünmeye başlarsa, işin içinden çıkamıyordu. Ona nasıl tekrar mektup yazacağını, nasıl yüzüne bakabileceğini düşünüp duruyordu.
Yine ders çalıştığı bir akşam, sonunda kafasını kitaplardan kaldırdı. Biraz nefes alması gerektiğini düşünüp dışarı yürüyüşe çıktı. Müzik dinleyerek yürüyordu. Aklında sadece Belis vardı. Eğer ona hislerini söylerse kızar mıydı, hoşuna mı giderdi, yoksa hiç tepki vermeden umursamaz mıydı? Bunları düşünüyordu.
Demirhan, neredeyse her konuda soğukkanlı, planlı ve mantıklı davranırken söz konusu hissettiği aşk olunca bunların tam tersi; çok kaygılı, panik bir insan oluyordu. Alışık olmadığı bir duygu yaşıyordu. Reddedilmekten, karşısındaki naif kızın kalbini kırmaktan korkuyordu.
Demirhan yürürken Belis de daraldığını düşünüp yürüyüşe çıktı. Kader, ikisine de fark ettirmeden aynı yolda karşılaşmaları için bir yol çiziyordu. Demirhan, evinin yakınındaki parkın bankına oturup düşünmeye başladı. O sırada Belis de parka doğru yürüyordu. Demirhan, artık eve dönmesi gerektiğini düşünüp banktan kalktı ve parkın çıkışına doğru yürümeye başladı. O sırada Belis de parkın çıkışına gelmek üzereydi ve aradan geçen yirmi saniye sonunda çarpıştılar. O gece, sokak lambalarının altında, ilk defa kaçmadan, yalan söylemeden, bütün dürüstlükleriyle karşılaşmış oldular. Evren artık birlikte olmaları için çabalıyordu.
Belis, başını kaldırıp çarptığı kişiye baktı. Bir yerden tanıdık geliyordu. Demirhan, kendisine çarpan kişinin Belis olduğunu fark ettiğinde şaşırdı ve gülümseyerek ona bakmaya başladı.
Belis: Ben özür dilerim, çarptığım için.
Demirhan: Sorun değil, iyi misin?
Belis: İyiyim, teşekkürler. Seninle daha önce karşılaşmış olabilir miyiz? Bir yerden tanıyorum gibi geldin.
Demirhan, tüm çekingenliğini bir kenara bırakıp derin bir nefes aldı. Başını kaldırdı ve gözlerini Belis’in gözlerine kilitledi. Hafifçe gülümsedi.
Demirhan: Kütüphanede sana çarpan çocuk bendim... O mektupları sana yazan kişi de benim. Sana karşı hisleri olan, o gizemli kişi...
Duraksadı kalbi hızlı hızlı atıyordu cümlelerini toparladı ve Belis’e tüm hislerini açıklamanın heyecanıyla konuşmaya devam etti:
Demirhan: Biliyorum, sana göre bunları şimdi böyle söylemem korkaklıktan başka bir şey değil ama karşına geçip söylemeye cesaretim yoktu. Kalbini kırmaktan, seni incitmekten... Beni reddetmenden korktum.
Belis, tüm gerçekleri öğrenmiş olmanın şokuyla şaşkın şaşkın Demirhan’a bakıyordu. İnanmamak için direniyordu ama duydukları gerçekti. Ona bağlanmaya başladığı, kendisine yardım eden adam... Şimdi karşısında duruyor ona olan hislerini açıklıyordu.
Ne yapması gerektiğini, ne söylemesi gerektiğini bilmiyordu.
Belis: Ben... ne demem gerektiğini bilmiyorum.
Demirhan: Özür dilerim çok ani oldu. İstersen şimdi konuşmak zorunda değiliz. Gitmemi istiyorsan, giderim.
Belis: Gitme.
Beraber bir banka oturdular ve sessizlik aralarında hüküm sürdü. Ardından Belis konuşmaya başladı.
Belis: Benim biraz düşünmem gerekiyor. Zaten biliyorsun... sınav senem. Aramızdakilerin beni etkilemeyeceğinden emin olmam gerekiyor. Bana biraz zaman versen olur mu?
Demirhan: Tamam sen istediğin kadar düşünebilirsin sonra görüşürüz.
Demirhan biraz kaygıyla yanından kalktı ve evine doğru yürüdü. Belis, Demirhan’ın kırıldığını hissetmişti ama alışık olmadığı bu duygularla başa çıkması gerekliydi. Biraz daha bankta oturduktan sonra evine gitti.
O gece ikisi de birbirlerini ve hayatlarını düşündüler Belis, en sonunda uykuya yenik düşüp uyuduğunda Demirhan, geçmişten gelen anıların kaygısıyla o gece sabaha kadar düşünceleriyle boğuştu.
3 yıl önce
Demirhan liseye başlayalı iki yıl olmuştu. Artık ufak bir arkadaş çevresi vardı; dolayısıyla kendini yalnız hissetmiyor, daha özgüvenli davranıyordu. Liseye başladığından beri hoşlandığı bir kız vardı: Sinem. Kızıl saçlarıyla, hafif çekik gözleriyle, zayıf yapısıyla, kibar ve anlayışlı oluşuyla Demirhan’ı kalbinden vurmuştu. Artık hislerini Sinem’e açıklamaya karar vermişti.
Bir okul çıkışı, Sinem’in her zaman gittiği kütüphaneye gitti. Sinem bir masada oturmuş ders çalışıyordu. Demirhan, etrafa rahatsızlık vermeden yanındaki sandalyeye oturdu. O sırada Sinem ona bakıyordu.
Demirhan: Müsaitsen seninle bir konu hakkında konuşmak istiyorum ama nasıl başlamam gerektiğini bilmiyorum.
Sinem: Müsaitim ama kütüphanede konuşacak kadar önemli mi? Yani, kütüphane konuşmaya uygun bir yer değil.
Demirhan: O zaman benimle beş dakikalığına bahçeye gelir misin?
Sinem’le Demirhan bahçeye çıktılar ve Demirhan, biraz heyecanla konuşmaya başladı:
Demirhan: Sinem… Nasıl söylerim bilmiyorum. Sen iyi birisin, beni yanlış anlamanı istemem. Ben uzunca bir süredir senden hoşlanıyorum ve eğer sen de istersen, aramızdaki arkadaşlığı ilerletmek istiyorum.
Sinem, beklemediği bu konuşma karşısında biraz şaşkınlıkla Demirhan’a cevap verdi:
Sinem: Sen benim çok yakın arkadaşımsın ama kusura bakma… Aramızdakiler arkadaşlıktan öte olamaz. Ben sana asla o gözle bakamam. Bu söylediğini yaşanmamış sayıyorum ve eskisi gibi kalmaya devam etmek istiyorum.
Sinem bu sözleri söyledikten sonra tekrar kütüphaneye döndü. Demirhan, hislerinin karşılıksız olmasının verdiği üzüntü ve şokla evine doğru yürüdü. Artık kimseye karşı bir duygu hissetmemek için elinden geleni yaptı ve kendini dersleriyle meşgul etti.
Şimdiki zaman
Demirhan’ın aklına yaşadığı bu kötü anı geldiğinden tüm gece uyuyamadan durmuştu. Gergindi. Belis’ten en kısa sürede bir cevap bekliyordu. Ama bu sefer ipleri eline alması gerektiğini düşünüyordu. Onun olumsuz düşünmesini bir nebze engellemek adına, yaşadıklarını anlattığı bir mektup yazdı. Mektubu bir zarfa koydu ve yanına bir çikolata ekleyerek Belis’in kapısının önüne bıraktı.
Belis eve gittiğinde Demirhan’ı düşündü. Aralarında bir ilişki olursa nasıl olurdu? Babası öğrenirse ne derdi? İlk defa biri onu bu kadar sevip yardım etmek için çabalamıştı. Onu sevmek hem mahcubiyetini giderecekti hem de ilk defa birinin gerçekten onu sevdiğini hissetmesini sağlayacaktı. Bir yandan birlikte bir ilişkileri olsun istiyor, diğer yandan okulunu ve babasını düşündükçe asla olmasın istiyordu. Kalbi iki tarafa bölünmüştü. Hangi tarafın ağır bastığını zaman gösterecekti.
Sabah kalktığında kapısında bir mektup gördü artık bu mektupların kimden geldiğini biliyordu. Mektubu alıp çantasına koydu kafası karışıkken okumak istemiyordu, yine kütüphaneye çalışmaya gitti. Bir süre çalıştıktan sonra mola verdi ve çantasındaki mektubu alıp okumaya başladı.

Belis,
Son konuştuklarımızdan sonra aramızın kötü olmasını istemiyorum. Bu konularda hassasiyetim var. Geçmişten gelen kötü anılarım beni korkuya sürüklüyor. Lütfen, anlatacaklarımı okuduktan sonra kararını ver olur mu?
Ben birini kolay kolay sevmem. Herkesle konuşmam, pek arkadaşım da yoktur zaten. Ama sevdiklerimi çok severim, Belis. Seni bugüne kadar kimseyi sevmediğim kadar çok seviyorum.
Liseye giderken Sinem adında bir kızı sevmiştim. İki yıl boyunca onu sevdim. Aramız çok iyiydi, yakındık. Daha sonra ben içimdeki bu sevgiyi ona açmaya karar verdim. Ama aramız artık eskisi gibi olmadı.
Beni sadece arkadaşı olarak gördüğünü söyledi ve aramız açıldı. O günden beri aşka küsmüştüm... ta ki seni tanıyana kadar.
Seni gördüğümde, “Ben daha önce hiç aşık olmamışım.” dedim. Seni tüm kalbimle seviyorum, Belis. Ve bunları, bana acıman için yazmıyorum.
Belki beni anlarsın diye yazdım. Tabii, eğer istemezsen seni hiçbir şey için zorlamam. Ama emin ol, hayatını olumsuz etkileyecek herhangi bir şey yapmaktan kaçınırım.
Sana istediğin her zaman yardım ederim. Umarım beni anlamışsındır ve duygularım karşılıklıdır.
Seni daima sevecek ve her zaman yanında olacak, şimdilik arkadaşın olan
Demirhan
Belis, mektubu okuduktan sonra içindeki duyguları kontrol edemedi gözleri dolmuştu artık bu halde ders çalışamayacağını hissetti eşyalarını toplayıp kütüphanenin kafesine gitti kendine bir kahve aldı ve bir masaya oturup düşünmeye başladı. İnsanların, kahve makinesinin sesi düşüncelerinden ayrılmasına yardımcı olmuyordu. Aklında Demirhan, babası, kendisi ve hayatı vardı. İlk defa sevildiğini hissediyor kalbi ısınıyordu bu duygunun hep var olmasını istedi.
Saatin geç olduğunu fark ettiğinde eve gitti odasında perdelerini kapatıp yine Demirhan’ı düşünmeye başladı parkta ona söylediği “Kalbini kırmaktan korktum...” cümlesi onu duygu seline kaptırıyor gözlerinin dolmasına ve içinin ısınmasına sebep oluyordu. Hala bir karar verememişti, birinden fikir alması gerekiyordu ve bu kişi tabii ki en yakın arkadaşı Mert olacaktı.

Belis, ertesi gün Mert’le buluşmak için kafeye gitti.
Mert, bir masada oturmuş Belis’i bekliyordu. Belis çok geçmeden geldi ve yanına oturdu. Mert, Belis’i görünce gözlerinin içi parladı.
Mert: “Ne oldu benim katil civcivime? Yine hangi deneme moralini bozdu, yoksa baban mı?”
Belis derin bir iç çekti ve konuşmaya başladı.
Belis: “Hiçbiri değil Mert... Bu sefer konu bambaşka. Hiç bilmediğim bir şey... Biri var Mert, uzun zamandır bana mektup yollayan biri var.”
Belis Mert’e başından geçen her olayı detaylıca anlattı.
Mert: “Civcivim, biliyorsun seni çok seviyorum ve üzülmeni asla istemem. Demirhan’la bu sene fakültede tanıştık ve... senden hoşlandığını en başından beri biliyordum. Hatta o mektupları yazması için onu ben ikna ettim. Yoksa hala seni izlemeye devam edecekti.
Bak, Demirhan dışarıdan biraz soğuk gözükebilir ama seni gerçekten sevdiğini gözlerimle gördüm. Sana mektup yazmadan önce bile ‘ya onu rahatsız edersem’ diye düşünüp duruyordu. Yani... o seni gerçekten seviyor.
Ama kim ne derse desin, bu senin kararın Belis. Eğer baban yüzünden çekiniyorsan, ben elimden geleni yaparım. Yeter ki sen mutlu ol.”
Belis, Mert’i dinlerken burukça gülümsedi. Gözleri dolmuştu. Mert sözünü bitirdiğinde ona sarıldı.
Belis: “Teşekkür ederim, havucum... İyi ki varsın.”
Mert: “Şu halde bile bana havucum diyorsun ya... Gidip Demirhan’la daha yakın olasım var.”
Belis: “Civcivini bir Demirhan’a satıyorsun öyle mi? Yazıklar olsun seninle çekirdek çitlediğim günlere... Değerim bilinmedi.”
Mert: “Senden asla vazgeçmem civcivim.”