7. bölüm · Matmazel Bela
6. Bölüm
Siktir. "Azra?" Kızım sıçtık biz. Bars hâla dibimdeydi. Uzaklaşmaya çalıştım ama buna izin vermedi. Öküz beni bırakmıyordu. Amacı neydi bunun?
Ardından içeri Doğu da girdi. "Hiçbir şey göründüğü gibi değil." Bulunduğumuz duruma bakılırsa saçma bir savunmaydı. "Her şey göründüğü gibi." Kızgın bir ifadeyle Bars'a bakarken Doğu "Biz rahatsız ettik sanırım. Kusura bakmayın. Azra hanım içeri geçelim mi?" diye bir öneride bulundu.
"Gerek yok." diye yersiz bir yükseliş örneğinde bulundum. Bars benim dediklerimi yanlış anlıyordu sanırım. Çünkü "Haklısın. Siz geçin rahatsınız bakın. Biz gidelim değil mi Deren?" şaşkınca baktığımda "Bende öyle düşünmüştüm." diyerek kucağına aldı.
"Bırak napıyorsun öküz!" Dinlemeye niyeti yoktu. "Seni kaçırıyorum." Bizim mi kaçırıyor o ay bayılıyorum galiba. "Ne?!" Göğsüne sert bir yumruk indirdim. Sanırım elim kırıldı.
Deren napıyorsun sen! Derhal uslu dur ve bizi kaçırmasına izin ver. Hay ben bu iç sesin de... Dost mu düşman mı belli değil. Bu gün bizi kandırdığını öğrendik zaten ne bu aşk.
Kusura bakmayın gerçi baksanızda takmam. Asıl mühim konuya gelelim. Ben sonuna kadar Bars'çıyım. Uslu dur ve kaçırılmamıza izin ver. "Deren uslu dur. Kıpırdanma. Ne yaparsan yap bırakmayacağım. Doğu kapıyı aç çabuk."
Doğu lafını ikiletmeden kapıyı açtı. Beni omzuna atarak tepe taslak durmama neden oldu. Tek eliyle beni tutarken ayakkabılarını giydiğini gördüm. Ay cidden kaçırılıyorum.
Dikişlerim sızlayınca "Bars dikişlerim sızlıyor bırak beni." dedim zorla. Beni duyduğu gibi hemen omuzundan indirip tekrar kucağına aldı. "Deren iyi misin?" Sesi endişeyle kaplıydı.
Yüzümü buruşturdum. "Sence iyi miyim?" Kahkaha attı. Yüzsüz. "İnatlaşabildiğine göre iyisin. Hareket etme hâla tam olarak iyileşmedin." Cevap olarak tekrar göğsüne bir yumruk indirdim.
Tatlım uslu dur. Ona değil kendine zarar veriyorsun. Karşında canlı bir duvar var. Cidden karşımda canlı bir duvar vardı. Elimin kırıldığını ikinci defa hissettim.
"Doğu evde kaos istemiyorum bir saate geliriz." Bunu derken bir yandan da ayakkabılarımı eline aldı. Doğu tamam deyip kapıyı kapattı. Merdivenlerden inip giriş katına geldiğimizde doktor Ceyhun Olgun'u beklemiyorduk.
Sanırım o da bizi böyle beklemiyordu. Ceyhun bey hastanede benimle ilgilenen doktordu. Daha önce de birkaç kez dikiş için gitmiştim. "Engin bey ne işiniz var burada?" Şu an saçma bir durumdaydık.
"Deren hanım ben geçmiş olsuna gelmiştim." Bu adamın fazla samimiyeti canımı sıkıyordu. "Siz her hastanıza çiçek alıp geçmiş olsuna mı gelirsiniz?" Sanırım birilerinin canı daha sıkılıyordu.
Sinirlendiğini sadece kaşlarını çatmasından anlamıştım. Bu halinden tırsmıyor değildim. Ceyhun bey de korkmuş olmalı ki yutkunarak "Şey kusura bakmayın. Rahatsız ettim. İyi günler." deyip arkasına bakmadan kaçıp gitti.
"Bars!" Niyetim ona sinirlendiğimi hissettirmekti. Fakat yüzündeki aksi ifadeyi yumuşattı. "Söyle Güneş." Güneş mi? Şaşkın bir ifade ile "Güneş kim?" diye sordum.
"Yanlışlıkla söyledim. Güneşim diyecektim." diyerek toparlamaya çalıştı. Yemezler oğlum. "Bars yalan söyleme Güneş dedin. Güneş" Çevik hareketlerle kucağından indim.
"Ayrıca isteseydim kucağından inebilirdim." Ayakkabılarımı alıp merdivenlerden çıkmaya başladım. Yukarı çıkarken peşimden geliyordu. "Yapma be Deren." Arkamı dönüp iki alev topuyla "Defol git. Güneş deyip inkar ediyor bide. Kim bilir daha kaç kız var? Neymiş sadece beni sevmişmiş. Benden başkası harammış. Yalancı öküz. Pislik." diye bağırdım.
Sertçe kapıyı çaldım ve ayakkabılarımı yere bıraktım. Bars'ta yanıma gelip ayakkabılarını çıkarmaya başladı. Kapı açılınca içeri girip kapıyı kapattım. Kapıyı Helin açmıştı. "Deren, Bars dışarıda kaldı. Hemen kapıyı aç!"
Bunu korkunç bir tonla söylemişti. Sinirlenince tırsmıyor değilim ha. Şu ifadeye bak gebertecek gibi bakıyor. O konu bir yana da sen Bars'ı mı kıskandın. Hayır kıskanmadım. "Açmayacağım Helin." Sesimi daha yüksek çıkarttım. "Güneş açar ona kapısını."
Kapının ardından "Deren aç şu kapıyı yoksa ben bu eve girmesini bilirim." diye bir uyarıda bulundu. Sırıttım. "Madem biliyorsun sen gir çünkü ben açmayacağım." "Tamam" diyen sesinin uzaklaştığını duydum. Korkak işte vazgeçti. Demek ki sevmiyor.
Salona ilerlemeye başladım. "Helin!" Salona girdiğimizde herkes bana bakıyordu. Büyük ihtimal Doğu ve Azra herkese anlatmıştı. Bunun hesabını sonra soracaktım. "Deren." Doğu korkmuş halde bakıyordu.
"Beni kaçıramayacağını sana belirtmiştim." Boş olan tekli koltuğa oturdum. Aynı saniyelerde camda bir siluet belirdi. "Yuh artık." Hızlıca içeri girdi. "Sana ben girmenin bir yolunu bulurum demiştim. Kapıyı açsaydın böyle olmazdı."
Doğa "Bars ben oraları yeni silmiştim. Çıkar şu ayakkabılarını hemen." diye çemkirdi. Salak adam. "Beni kaçırdığın ve evime izinsiz girdiğin yetmiyormuş gibi birde ayakkabılarınla mı girdin? Pes artık. Bu pencereyi kim açtı?"
Ayakkabılarını çıkarıp karşımdaki koltuğa oturdu. Ortamda çıt çıkmıyordu. Soğuk bir sessizlik vardı ve bu beni fazlasıyla germişti. "Artık yapabileceklerimin farkındasındır umarım ve pencereyi çok sıcak diyerek sen açtın."
Hay beynimi sikeyim. "Çık dışarı kovuyorum seni." Helin araya girerek "Deren senin evin bir alt katta. Burası ben,Azra ve Doğa'nın evi." mantıklı bir açıklamada bulundu. "Mert abi siz de bir şey diyebilir misiniz artık. Güneş'inin yanına gitsin o." Bu haklı bir yakarıştı. Kendimle gurur duyuyorum. Canım kendim.
"Güneş kim ya?" diye bir soru yöneltti Aslıhan abla. Kızlar anlamaz gözlerle bir bana bir Bars'a bakıyordu. Timdekiler tepki vermemişti. Bu işte bir bokluk vardı.
"Bence bunu Bars anlatmalı." Bakışlarımı Bars'tan inatla çekmeden konuşuyordum. "Değil mi Bars?" Yüzünde sinirli bir ifade hakimdi. "Güneş kim biliyor musun? Hani şu deli gibi kıskandığın kişi sensin. Sen!"
Anlamaz gözlerle ona bakıyordum. "Ben mi?" Kafasını olumlu anlamda salladı. "Evet sen." Kaşları çatık bir şekilde konuşmaya devam etti. "Sen Deren Kara değil Güneş Kara'sın." Tekrar yalan söyledi. Ben Deren'dim Güneş kim bilmiyordum.
"Daha üç saat önce aslında Bars olduğunu öğreniyorum daha bu şoku atlatamadan sen gelmiş bana Güneş olduğumu söylüyorsun. Neden inanayım. Başka yalan var mı? Yetmedi mi bu kadar yalan. Bence yetti. Tekrar söylüyorum senden nefret ediyorum Bars." Eğer gururu varsa bir daha karşıma çıkmazdı.
"Derencim iyi misin?" Ağlamamak için direnen gözlerle Aslıhan ablaya baktım. Her zaman ablam gibiydi. "Değilim abla değilim." Kollarını açtı sarılmam için. Ben o kollara sığındım. Ağlamaktan nefret eden ben bugün hem ağlamıştım.
"Yavuz ve Doğu siz Bars'ı götürün. Biz de Güneş'le ilgilenelim." Al işte Mert abi de biliyor. Yavuz ve Doğu Bars'ı götürmeye çalıştı. Fakat boşunaydı. "Bırakın lan gitmiyorum hiçbir yere."
Aslıhan abladan ayrılıp Bars'a doğru ilerledim. Tam önünde durdum. "Seni görmek istemiyorum. Zorluk çıkarma lütfen git Bars." Yüzümü avuçlarının arasına aldı.
"Madem görmek istemiyorsun bende hissettiririm. Sonrası felaketti. Dudakları dudaklarımı bulduğunda dünyadan uzaklaşmıştık sadece ikimiz vardık. Dudağının değdiği her yer alev almıştı.
Ay kızım farkında mısın bilmiyorum ama şu an öpüşüyoruz. Ben yatakta olmak isterdim de neyse. Öpüştüğümüze de şükür ama herkesin içinde bir fena oluyor yani. İç sesim ilk defa haklıydı.
Bars usulca dudaklarını dudaklarımdan ayırdı. "Tam olarak böyle." Sözünü bitirmesiyle tokadımı yemesi bir olmuştu. Oh be içim rahatlatmıştı. Benimle oyun oynanmayacağını bilmeliydi.
O yakışıklı surata ne diye vurdun şimdi. Tokat atan ellerin kırılsın. Öpüşüyordunuz işte.
İşaret parmağımı ona doğrulttum. "Sakın bir daha böyle bir eylemde bulunma. Unutma bunu Bars senin canlandırdığın yerler benim felaketimle yok olur. Sen insanlar için mucize olursun ben ise felaket."
İşaret parmağımı tekrar indirdim. "Bizim bir olmamızın imkanı yok. Sen benim yaralarımı iyileştirmeye çalışırken ben seni yok ederim. Şimdi git,ikimiz de daha fazla kırılmadan." Bunları söylemek canımı acıtmıştı ama gerçekleri değiştiremezdik.
"Yok olmak pahasına senin yaralarını iyileştirmeye razıyım ben."
☆☆☆☆
"Bars cidden olmayan beynini sikeyim. Ne diye şimdi onun Güneş olduğunu söyledin. Artık hiç görmek istemez seni." Bakışlarım Doğu'yu buldu.
"Bilerek mi yaptım amına koyuyum. Biraz daha sınarsan arabadayız demem sikerim seni." Kahkaha atmaya başladı. "Hadi sık lan!" Aniden frene bastım.
Korkmuş bir sesle konuştu. "Bars şaka yaptım abicim. Lan hem Güneş dururken beni ne diye sikiyon. Git Güneş'i..." Bağırarak "Kes lan it!" diye araya girdi Ali.
"Bi evden kovulmamıştık o da oldu. Brova beyler." Alkışlayarak sözünü destekledi. "Lan ben ne yaptım şimdi beni zorlayan Ata'ydı." Bakışlar Ata'ya döndü.
"Ne bakıyonuz lan! Bizim Lara ile planımız bu değildi. Senin kızı kaçırman planda yoktu ki." Tek kaşım havaya kalktı. "Neymiş o planınız?" Öksürerek boğazını temizledi.
"Şimdi şöyle abicim bizim Lara ile buluşma planı hep olabilecek bir şeydi. Planın amacı sizi bir araya getirmekti. Güneş'in emri falan da yoktu gelebilirler demişti sadece. Sen kızı kaçırıp Güneş diyene kadar hiç sorun yoktu. Sonuç olarak suçlu sensin. Şu arabayı da çalıştır,evlerimize gidelim."
Arabayı çalıştırıp sürmeye devam ettim. Arkada Doğu,Ali ve Ata tepinirken önde Yavuz ve benden çıt çıkmıyordu.
☆☆☆☆
"Size iyi bit fikir olmayacağını söylemiştim." Helin yapmacık bir şekilde kaşlarını çattı. "Demedin tatlım." Karmaşık hislerden nefret ediyordum. Çok boktan hissettiriyordu.
"Şimdi biz sana Güneş mi diyeceğiz?" Masum kurabiyemin kafası karışmış olmalıydı. "Nasıl istersen kurabiyem." Azra'nın yeşil gözleri bana döndü. "Ailenle konuşmayı düşünüyor musun?"
Başımı olumsuz anlamda salladım. "Hayır şu an onlarla yüzleşecek gücüm yok." Sıcacık elleri yüzümü avuçladı. "Gerçekler ne olursa olsun arkandayım. Arkandayız." Yanımda olmalarını seviyordum.
"Biliyorum. Bir günde bu kadar gerçeği öğrenmek hepimizi yıprattı. Bakım gecesine ne dersiniz." Üzgün olmak bana göre değildi. "Süper olur. Ben bakım malzemelerini alıp geliyorum."
Azra ayağa kalkıp odasına gitti. Bir süre sonra tekrar geldi. "Bu gün çoğunlukla kötü geçmiş olabilir ama kötü bitirip bitirmemek bizim elimizde."
Haklıydı. Bu gün geçmişte kötü bir an olarak kalmamalıydı. Düzeltmek için hâla şansımız vardı. Hayat;umudun bittiği yerde inatla yaşamaya devam etmekti.
☆☆☆☆
3 Hafta Sonra:
Artık tamamen iyileşmiştim. Sonunda ben de görevlere katılacaktım. Bu vatan uğruna tekrar gözümü kırpmadan canımı vermeye razı olacaktım. Silahımı özlemiştim ve de silah arkadaşlarımı. Yarın Ramazan Ayının ilk günüydü. Oruçlar tutulacak ve akşam hep birlikte iftar sofralarında buluşacaktık. Dinimize bağlıydık vesselam.
Şu an ramazan ayı için alışveriş yapıyorduk. Doğa het seferinde elinde birkaç şeyle geliyordu. "Kurabiyem cidden bu kadarı fazla. Şunlara bi bak." Doğa sepete bir göz attı. "Neresi fazla daha listenin yarısındayız. Hem sürekli misafirimiz olacak."
Konuya açıklık getirme ihtiyacı duydum. "Misafir dediğin timdekiler. Hem daha görevden gelmediler bile. Ne bu telaş!" Yüzüne güleç bir ifade takındı. "Kim dedi daha gelmediklerini. Sabah geldiler. Hem bir arkana bak derim." Bunu deyişiyle arkamı döndüm. Lanet adam tekrar gelmişti.
Kaşlarımı çattım. "Sana her seferinde hatırlatmalı mıyım acaba? Seni görmek istemiyorum." Kollarını göğsünde bağladı. "Hatırlatırım 3 haftadır görüşmüyoruz. Artık bahanelerinden bıktım. Ne bu inat, sendeki inat keçide yok be! Bu gün senin kurduğun bu hayali duvarları yıkacağım."
Bana doğru bir adım attı. Kaçmanın faydası yok. Hem sırf sen istedin diye adam üç haftadır seninle görüşmüyor. Aynı ortamda bile bulunmuyor. O olsa çeker giderdi. Doğru. O olsa giderdi.
"Daha ne uyduracaksın ya?! Bu arada olmayan duvarları yıkmanda başarılar." Aa yeter ama ne düşünüyorsun ne diyorsun. Sende ki tutarsızlık kimsede yok.
"Beni affetmeni istiyorum Güneş." Bir süreliğine gözlerimi kapattım. Gözlerimi tekrar açtığımda maviliklerim onun kahveleriyle buluştu. Dilimle dudağımı ıslattım. Tırnaklarımı avuç içime geçirdim. Bedenim buz kesti.
"Affetsem... Gider misin?" Gözlerinden bir hüzün dalgası geçti. Ben o dalgada boğuldum.
Bölüm geciktigi için çok üzgünüm. Umarım affedersiniz.
