6. bölüm · Maskenin Gerçek Yüzü : Başlangıç
5. BÖLÜM: Narkoz
Telefonumu kapatıp cebime koydum ve :
“Nereden gireceğiz ?” diye bir soru yönelttim.
Kimseden cevap çıkmamıştı. Sanki sorduğum soruya şaşırmışlardı. Kimse cevap vermeyince, aynı soruyu yineledim. Bu sefer cevap veren biri oldu. Melih cevap verdi :
“Bildiğim kadarıyla... Arka da telde bir açıklık var.” dedi “Oradan geçebiliriz.” Eliyle arka tarafa giden yolu işaret ederek.
Refleks olarak hepimiz Melih’in eliyle gösterdiği yöne baktık. Daracık ve karanlık bir yol vardı.
Şimdi siz diyeceksiniz ki “Neden tellerin üzerinden atlamıyorsunuz ?” Şöyle düşünün, ben 1.94 boyundayım. Emir 1.91,Emre 1.85, Melih 1.89, Selin 1.81, Meva 1.80, Hüma 1.75, Çiğdem 1.78 boyunda ve tellerin uzunluğu benim boyumdan bile daha uzun.
Arka tarafa giden, o daracık yoldan tek sıra halinde, dikkatli bir şekilde ilerliyorduk. Ben ve Melih en önde, Emir ve Emre en arkada yürüyordu. Kızlarsa tam ortamızda bulunuyordu.
Arka tarafa geldiğimizde, yine durduk. Melih etrafa bir göz gezdirdi “Açıklık orda. ” dedi. Açıklığı işaret ederek.
Telin altındaki açıklıktan ilk ben ve Melih, ardından kızlar, en son da Emir ve Emre geçti. Bina yakından daha da ürkütücü duruyordu. Binanın dış cephesinde son model hoparlörler vardı. Ve hoparlörlerden şöyle bir ses yükseldi :
Hoş geldiniz kuzucuklarım. Şimdi içeriye girin
İğrenç ve bet bir sesti bu ses.
Tedirgin bir şekilde, hastanenin ana giriş kapısına doğru adımlamaya başladık.
...
Hastanenin içi oldukça ürkütücüydü. Yıkık dökük olan danışma masasının önünde bekliyorduk ki. Ruh hastası, psikopat konuşmaya başladı :
Koridorun en sonunda sağdaki odaya geçin
Dediğini yaptık ve en sondaki odaya doğru yürüyorduk. Odanın kapısını açtım ve içeriye alelade bir bakış attım.
Odanın tam ortasında sekiz tane sandalye vardı. Bu sandalyeler daire oluşturuyordu. Ve... Ruh hastası yine konuştu :
İçeriye girin ve arkanızdan kapıyı kapatın! Herkes bir sandalyeye otursun.
Her birimiz sandalyelere yerleşmiştik. Birbirimize şaşkın şaşkın bakışlar atıyorduk.
Başımda bir ağrı hissettim ve sağ elimle başımı tuttum. Boğazım ve burun deliklerim sanki içine kor ateş atılmış gibiydi. Bayılacakmış gibiydim. Diğerlerine kaçamak bir bakış attım. Kimisi boğazını tutuyordu, kimi benim gibi başını tutuyordu.
Gözlerime perde indi sanki. Her yer karamıştı, hiçbir şey göremiyordum. Sandalyem arkaya doğru hızla devrildi. Sanırım ölüyorum diye içimden geçirdim.
Ve bayılmıştım. Bayılmadan önce duyduğum tek bir ses vardı. O da, ruh hastasının iğrenç ve kalın sesiydi.
İyi uykular kuzucuklarım. Oyun daha yeni başlıyor.
