Maskelerin Ardında kitap kapağı

7. bölüm / 8

6.Bölüm:Kusursuz İllüzyon

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 8Şu an: 6.Bölüm:Kusursuz İllüzyon

𝒱𝒶𝓁ℯ𝓇𝒾𝒶
Alfie’den ayrılıp eve vardığımda, damarlarımdaki adrenalin hâlâ taptazeydi. Yerimde duramıyordum; sanki şu an dünyayı yerinden oynatabilirdim.
Canımdan bir parça olan motosikletimi garaja bırakıp, kaskımı çıkarmadan eve daldım. Kaskla gezmek hoşuma gidiyordu; sanki yüzüm yokmuş da sadece bir maskeden ibaretmişim gibi hissettiriyordu. Ama bu özgürlük hissi dakikalar bile sürmedi.
Evin boğucu, havasız kokusu genzimi yakınca kaskı hızla çıkarmak zorunda kaldım. Bu metal yığınının içinde boğulabilirdim.
Evin bu hali şaşırtıcı değildi. Ne ortalığı toparlayacak ne de pencereleri açacak bir annem vardı. Belki de bir temizlikçi tutmayı artık gerçekten düşünmeliydim; işlerime engel olmayacak, fazla soru sormayacak birini...
Kaskı, kırılmasını zerre umursamadan koltuğa fırlattım. Şanslıydım ki yere düşüp parçalanmadı. Hızla ilerleyip gördüğüm her camı sonuna kadar açtım. Dağınıklıktan nefret ederdim; her şey kusursuz bir düzen içinde olmalıydı.
Birini öldürmeye gittiğimde bile her adımı titizlikle ve sırasıyla planlardım; evim de öyle olmalıydı. Ve lanet olsun ki, şimdi o temizliği bizzat yapmalıydım. Yoksa burası bir mikrop yuvasına dönecekti.
Kendi sağlığım umurumda bile değildi ama bakmam gereken bir melek varken bu kirliliği es geçemezdim. Ben Alina için hem anne hem babaydım; bunu kendime daha sık hatırlatsam iyi olacaktı.
Son zamanlarda işime fazla odaklanmış, onunla ilgilenmeyi ihmal etmiştim. Ama bu bir zorunluluktu; görevlerim ne kadar hızlı biterse, bu işkenceden o kadar çabuk kurtulurdum. Ya da ben birini kurtarırdım...
Gözlerim duvardaki saate kaydı. Üçe yaklaşıyordu. Zamanlama mükemmeldi; temizliği bitirip asıl işlerime odaklanmak için önümde koca bir akşam vardı.
Temizliğe başlamadan önce bu berbat okul formasından kurtulmam gerekiyordu. Adımlarımı odama yönlendirdiğim gibi odaya girip dolabıma ilerlemem bir olmuştu, rahat bir şeyler çıkardım.
Eşofmanımı altıma geçirmişken, yatağın üzerine attığım telefonun titremesiyle duraksadım. Üstümü henüz giymemiştim ama merakıma yenik düşerek telefonu elime aldım.
Allison’danen gelen "tek görünümlük" fotoğraf bildirimini görünce soğuk terler dökmeye başladım.
Bu tür fotoğraflardan nefret ederdim; içinden ne çıkacağı asla belli olmazdı. Hele ki bir lezbiyenle flört ediyorsanız, her türlü sürprize hazırlıklı olmalıydınız.
Derin bir nefes alıp fotoğrafı açtım. Alice, dekoltesi oldukça cüretkar bir kıyafetle karşımdaydı. Bunu bilerek yaptığını biliyordum; benden bir tepki bekliyor, ondan etkilendiğimi sanıyordu.
Yazık... Ben lezbiyen değildim ama onun bunu bilmesine şimdilik gerek yoktu.Fotoğrafın altına hızla bir mesaj iliştirdim:
"Bu kadar güzel görünmen haksızlık; nefesimi kesmek için daha ne kadar ileri gidebilirsin merak ediyorum..."
Zihnimde bir ışık yandı. Eğer bu süreci hızlandırmak ve bu kızdan bir an önce kurtulmak istiyorsam, kartları biraz daha sert oynamalıydım. Buluşmayı erkene çekmesi için ona istediği yemi vermeliydim.
Aynanın karşısına geçtim; üzerimdeki çıplaklık net bir şekilde belli olmasa da hayal gücüne yeterince yer bırakıyordu. Hızlıca bir fotoğraf çektim ve aynı onun yaptığı gibi tek görünümlük olarak gönderdim.
Oltayı atmıştım, şimdi sadece balığın vurmasını bekleyecektim.
Üstüme tişörtümü geçirirken bir yandan da telefonuma gelen bildirimleri kontrol etmeye başladım.

Telefonun ekranı, allison’dan gelen o yoğun mesajla aydınlandı. Okudukça dudaklarımda alaycı bir kıvrılma oluştu.
Alisson: "Valeria, attığın fotoğrafla aklımı başımdan aldın. Haftaya kadar bekleyemem, bu hafta sonu görüşüyoruz. Yoksa o gizemli evini bulup kapına dayanırım, haberin olsun. Sabrım kalmadı!"
Gözlerimi devirerek merdivenlerin ortasında durdum. "Evime gelmek mi?" diye fısıldadım kendi kendime.
Bu, Allison’un hayatında yapabileceği en büyük hata olurdu. Bu evin sınırlarından içeri girmesine, Alina’nın huzurunu kaçırmasına ya da onun gölgesinin düştüğü duvarları görmesine asla izin vermezdim.
Burası benim kalemdi ve buraya sadece benim davet ettiklerim girebilirdi.Hızla tuşlara dokunmaya başladım. Madem bu kadar sabırsızdı, oyunu onun sahasına taşımak en mantıklısıydı.
Valeria: "Evime gelme fikrini unut Alisson, orası senin gibi nazik bir kız için fazla karanlık kalabilir... Ama madem bu kadar çok istiyorsun, bu hafta sonu sana geliyorum. Kendini hazırla; çünkü kapına geldiğimde bu bekleyişinin her saniyesine değeceğine emin olacağım."
Telefonu cebime geri attım. Allisson’un evine gitmek, işleri benim için çok daha kolaylaştıracaktı. Kendi evimde pürüz çıkmasını istemezdim ama onun evinde...
Orada kontrol tamamen bende olacaktı. İşim bittiğinde kapıyı çekip çıkmak, arkamda bir kanıt bırakmaktan çok daha kolaydı.
Alt kata indiğimde derin bir nefes aldım. Allisson yemi yutmuştu. Şimdi tek yapmam gereken, hafta sonuna kadar evi parlatmak ve zihnimi bu "göreve" hazırlamaktı.
Telefonu sessize alıp kenara fırlattım. Artık sadece suyun sesi ve zihnimdeki planların tıkırtısı vardı. Allisson’u ikna etmek, işleri öne çekmek kendime verdiğim en güzel haberdi; o piyonu erkenden oyun dışı bırakmak beni rahatlatacaktı.
Ancak bugünün asıl meselesi başkaydı.
Kendi ellerimle bozduğum, kurguladığım o haberi şimdi gerçeğin ta kendisi haline getirmeliydim.Maria Wester ve Ryan Zword... O iki isim, planımın zayıf halkalarıydı.
Onları öyle bir tehdit etmeliydim ki, birileri bu arka bahçe haberi hakkında soru sorduğunda, sadece benim onlara dikte ettiğim yalanları anlatmalıydılar. Tek bir kelime hata, tek bir tereddüt her şeyi mahvederdi.
Zihnimde Zane'in buz gibi sesi yankılandı: "Carl Wylan için kazdığın mezar, senin de mezarın olur Valeria."
Zane şaka yapmıyordu. Bu dünyada başarısızlığın bedeli her zaman toprağın altıydı.
Eğer bu yaşlı kadını ve Ryan’ı kontrol altında tutamazsam, kazdığım o çukurda Carl ile yan yana yatacağımı biliyordum.
Kovadaki suyu hırsla sıktım; her bir lekeyi ovalarken aslında kendi geleceğimi temize çekiyordum. Maria ve Ryan'ın kapısına dayandığımda, karşılarında sadece bir lise öğrencisi değil, hayatlarını saniyeler içinde karartabilecek bir infazcı bulacaklardı.
Zaman daralıyordu ve ben bu oyunu kaybetmeyecektim.
Zane, son zamanlarda hayatımın her bir zerresine fazla dahil olmaya başlamıştı. Aslında buna hayatım demek yanlıştı; sadece bugüne ve işlerime burnunu sokuyordu ama bu bile midesini bulandırmaya yetiyordu.
Onun tek bir mesajına, o üstten bakan tavrına bir saniye bile tahammülüm yokken, kendisini her planın merkezine oturtmaya çalışması sinirlerimi bozuyordu.
Neyse ki bu sefer, o rahatsız edici varlığı işime yarar bir şey getirmişti.Ryan’ın evini bulmak için sokak sokak iz sürmeme, kayıtları deşmeme gerek kalmamıştı; Zane evin konumunu önüme servis etmişti.
En azından artık hedefin tam olarak nerede olduğunu biliyordum.Elimdeki ıslak bezi hırsla kenara fırlatıp saate baktım.
Kahretsin... Saat dörde yaklaşıyordu ve ben koca evde sadece mutfağı ve salonu halledebilmiştim.
Düzen takıntım ve dışarıdaki o bitmek bilmeyen kaos arasında sıkışıp kalmıştım. Planlarımın kusursuz işlemesi gerekiyordu ama zaman, en az Zane kadar sinsi bir şekilde parmaklarımın arasından kayıp gidiyordu.
Mutfak tezgahının üzerindeki pürüzsüzlüğe baktım, sonra da hala tozlu olan koridora. Maria ve Ryan beni bekliyordu ve ben hala bir temizlikçi gibi evle boğuşuyordum. Lanet olsun, her şeyin sırasıyla ve titizlikle olması gerekiyordu ama zaman bana bu lüksü tanımıyordu.

İşi yarıda bırakmak nefret ettiğim bir şeydi ama Alina eve gelmeden buradan uzaklaşmalıydım. Onun o masum sorularından kaçmak zor olurdu; zaten kim meleklerden kaçmak isterdi ki?
Temizlik malzemelerini toplama zahmetine bile girmeden odama çıktım. Her ihtimale karşı önceden hazırladığım çantayı kontrol ettim; ben her zaman bir adım öndeydim. Çantayı tek omzuma takıp hızla evden çıktım.
Bu kez motoru kullanmayacaktım. Ryan’ın evinin yakınlarında görülecek her tanıdık araç birer şüphe mıknatısıydı. Öncelikle o yaşlı moruktan değil Ryan Zword’den başlamalıydım.
O olmasaydı şu an bu sokaklarda değil, evimde huzurla temizlik yapıyor olurdum. Haberi yapması onun suçuydu başkasının değil.
Damarlarımdaki kanın öfkeyle ısındığını hissedebiliyordum. Bir taksi çağırdım; arka koltuğa gömülüp gideceğim sokağın bir alt paraleli olan Blackwood Street ismini verdim.
Yol boyunca telefonla oyalandım. Gündem sıradandı. Haber sadece gizli sitelerde ve karanlık forumlarda yayıldığı için henüz şehri sarsmamıştı.
Devletin veya medyanın ayak bağı olmaması işime geliyordu ama içten içe biliyordum; adaletin olmadığı bir şehir, kendi küllerinde boğulmaya mahkumdu.
Şoförün "Geldik," demesiyle irkildim. Neler oluyordu bana? Gittikçe dalgınlaşıyor, dikkati dağınık bir salağa mı dönüşüyordum? Adama sahte ama büyüleyici bir gülümseme sunup parayı uzattım.
Para üstünü istemediğimi belirtip indim. Bir para babası değildim belki ama para babaları bana hizmet ediyordu.
Bu dünyayı bedelsiz yaşamak, istediğim her saçmalıkla uğraşabilme lüksünü veriyordu bana.
Hızla Ryan’ın sokağına doğru, tenha ara yollardan ilerledim. Issız bölgelerden geçmek riskliydi ama başka çarem yoktu.
Gözden ırak bir köşede durup çantamın fermuarını açtım. İçinden o şarap kırmızısı, düz ve kaküllü peruğu çıkardım. Bunu alırken büyülenmiştim. Küçüklük hayallerimden biriydi böyle saçlara sahip olmak...
Ama hayallerin sadece kağıt üzerinde güzel kaldığını bana çok küçük yaşta, acımasızca öğretmişlerdi.
Kendi saçlarımı hızla toplayıp peruğu kafama geçirdim. Görünüşüm normalde umurumda olmazdı ama Ryan’ın evinde bir ayna bulmayı umuyordum; bu halimi bir kez olsun görmek istiyordum. Ardından çantamdan o şaheseri çıkardım:
Maskemi.
Ryan’ın sokağı, ününe yaraşır şekilde sessiz ve terk edilmiş gibiydi. Arka bahçeye süzüldüm. Maskeyi yüzüme geçirdiğim an, Valeria gitmiş, yerini bir infazcı almıştı.
Camdaki donuk yansımama bakmadan, arka bahçe kapısının camını tek hamlede indirip içeri atladım.Cam kırıklarının sesi evin sessizliğini bir bıçak gibi böldü. Saniyeler sonra, içeriden gelen paldır küldür ayak sesleri kulaklarıma ulaştı.
Ryan geliyordu.
Kendi sonuna doğru koştuğundan habersiz, telaşla bana yaklaşıyordu.
Onu öldürmek, hayatım boyunca yaşadığım en tatmin edici anlardan biri olabilirdi; ama bazen birini yaşatmak, öldürmekten çok daha fazla irade gerektirirdi.
Eğer Ryan ölürse, sözde adaletin savunucuları bu haberin peşine düşer, sokağımı gözetim altına alırlardı. Ve ben, o meşhur huzurumun bozulmasını asla istemiyordum.
Belime sıkıştırdığım bıçağı yavaşça çıkardım. Bu sadece bir metal parçası değildi; bu, meleğime zarar vermeye çalışan Carl’ın hayatını sonlandırdığım kutsal emanetimdi.
Soğuk çeliğin parmaklarımın arasındaki ağırlığı bana güç veriyordu.Gölgenin içinde, maskemin ardında bir heykel gibi durdum. Canım haber sunucum Ryan, paldır küldür koridora daldığında, nefesimi bile tutmuştum. Görüş alanına girdiğinde bile kılımı kıpırdatmadım.
Ryan, kırık cam parçalarını görüp duraksadı, bakışları yavaşça yukarı kaydı ve karanlığın ortasında şarap kırmızısı saçları ve o ürkütücü maskesiyle beni gördü.
Korkunun kokusunu alabiliyordum. O, ekranlarda cesurca haber sunan adam gitmiş, yerine titreyen bir et yığını gelmişti. Hareket etmeden bekledim.
Onu felç eden şey elimdeki bıçak değil, maskemin ardındaki o sessiz ölümdü. Bakışlarım, onun dehşet içindeki gözlerine kilitlendiğinde, Ryan Zword için hayatının en uzun saniyeleri başlamıştı.
Ryan’ın o dehşet dolu, pörtlemiş gözleri maskemin altında genişçe sırıtmama neden oldu.
Korkunun insanı bu kadar çirkinleştirmesi ne garipti.
Ona doğru yavaş, ama bir o kadar zarif adımlarla yürümeye başladım. Her adımım, evin sessizliğinde yankılanan bir idam hükmü gibiydi.
Üzerine doğru bir kabus gibi yükseldiğimde, Ryan’ın titreyen sesi duyuldu:"Sen... Sen de kimsin?"
Maskeme yerleştirdiğim ses değiştiriciden çıkan o mekanik, ruhsuz sesle cevap verdim:"Oh, sakin ol Ryan... Sadece Azrail’in tam karşında duruyor."
Elimdeki bıçağı ağır ağır havada sallayarak bakışlarını parıldayan çeliğe hapsettim. Hipnotize olmuş gibi bıçağı izliyordu.
Konuşmaya devam ettim, sesimdeki o metalik tını her kelimeyi birer kurşuna dönüştürüyordu:"Ama senin için iyi bir haberim var; bugün seni öldürmeyeceğim.
En azından... şimdilik."
Daha cümlem bitmeden, bir gölge kadar hızlı öne atıldım. Ryan ne olduğunu anlayamadan onu en yakın duvara mıhlamıştım bile.
Sırtı duvarla çarpıştığında çıkan tok ses, acıyla inlemesine neden oldu. Bıçağımın ucunu tam şah damarının üzerine yasladım. Derisini kesecek kadar sert değil ama her yutkunduğunda ölümü hissedeceği kadar baskı uyguluyordum.
Gözlerinin içine, maskemin o boş karanlığından baktım. Ter damlaları şakağından süzülürken bıçağın soğukluğu tüm vücuduna yayılıyordu. Artık kontrol tamamen bendeydi.
Şimdi ona, Maria Wester ve o lanet olası haber hakkında asla unutamayacağı talimatları vermenin vakti gelmişti.

Ryan’ın nefesleri artık o kadar cılızdı ki, bıçağın soğuk çeliğinden uzaklaşabilmek için adeta duvarın içine girmeyi diliyordu.
Göğsü korkuyla inip kalkarken, maskemin ardındaki o karanlık boşluktan ona baktım.
Robotik sesim, odanın içinde buz gibi bir rüzgar gibi esti:"
Eğer benim dediklerimi harfiyen yaparsan, yakın bir tarihte ölmeyeceksin Ryan Zword. Ama yapmazsan..."
Cümlemin sonunu getirmeme gerek yoktu; bıçağı tenine daha sıkı bastırdığımda metalin baskısı her şeyi anlatıyordu. Ryan’ın o zavallı, "Tamam, tamam! Ne dersen yapacağım!" diye inleyen sesi, benim bu akşamki ilk zaferimdi.
Kontrol tamamen bendeydi.
Bıçağın ucunu çekmeden konuşmaya devam ettim:"Senin adınla sahte bir haber yayınladım. Her şey kusursuz işliyor. Ama eğer biri sana gelip bu haber hakkında açıklama sorarsa, asla o metnin dışına çıkmayacaksın. Anladın mı?
Metinle uyuşan cevaplar vereceksin, ne bir eksik ne bir fazla. Ve en önemlisi... Beni asla ele vermeyeceksin, Ryan Zword. Çünkü bunu yaparsan benden kaçamazsın."
Yüzümü ona biraz daha yaklaştırdım, maskemin o donuk yüzeyiyle onun terli cildi arasında sadece santimler vardı."Dünyanın öbür ucuna da gitsen, o fare deliğinden seni bulup çıkarırım. Anladın mı beni?"
Ryan’ın gözlerinde gördüğüm o saf çaresizlik, dediklerimi beynine kazıdığının kanıtıydı. Artık o sadece bir haberci değil, benim belirlediğim senaryoyu oynayan bir kuklaydı.
Ryan hallolmuştu; sırada her şeyin asıl suçlusu olan o şizofren kadın, Maria Wester vardı.
Ryan’ın evinden ayrıldığımda, arkamda her kelimemi beynine kazımış bir enkaz bırakmıştım. Yeterince ikna olmuştu.
Maskemi çıkarıp çantama tıktım ve ön kapıdan sanki oraya aitmişim gibi sakince dışarı çıktım.
Çıkmadan hemen önce koridordaki aynada kendimi görme şansını yakalamıştım. Şarap kırmızısı peruğumun altından bakan buz mavisi gözlerimle bir süre bakıştım. Küçüklüğüm bu halimi görse, "Ben neyi sevmişim böyle?" mi derdi yoksa bu yabancıya hayran mı kalırdı, bilemiyordum.
Gözlerime pek yakışmamıştı belki ama uzaktan bakıldığında yarattığı o tekinsiz hava hoşuma gitmişti.Hızla ilerleyip o lanet kadının evine gitmek için tekrar bir taksiye bindim.
Ah, canım motorum... Sen ne büyük bir nimetsin. Seni yaratan mühendise nelerimi vermezdim ki?
Taksinin arka koltuğunda otururken motorumun özgürlüğünü özledim.Arabadan indiğimde o tanıdık sokakla göz göze geldim.
İçimi bir huzursuzluk kapladı; bu lanet kadının pencerelerinden biri doğrudan benim evime bakıyordu. Tek bir duam vardı: Alina’yı camda ya da dışarıda görmemek.
O yakınlarımdayken birine küfür etmek bile ruhumu kirletiyor gibi hissederken, şimdi yaptığım işler onun masumiyetine ağır bir gölgeydi.
Maria’nın evine tıpkı Ryan’ınkine girdiğim gibi sızdım. Ancak Maria için farklı bir ton belirlemiştim. O, zihni paramparça bir kadındı; ona Ryan’a davrandığım kadar kaba davranmadım, belki de bu bir çeşit "deliliğe saygı"ydı.
Ama sesimdeki o robotik tınıyla, onun çatlak beyninin en derin köşelerine tehditlerimi teker teker, birer çivi gibi çaktım.
Ona neyi görmesi, neyi unutması ve birileri sorduğunda hangi yalanı söylemesi gerektiğini öyle bir anlattım ki, artık hayalleriyle benim emirlerim yer değiştirecekti.Evinden çıktığımda hava ağırlaşmıştı.
İki piyonu da hizaya sokmuştum.
Şimdi tek yapmam gereken eve dönüp o melek yüzlü Alina’m ile zaman geçirmekti.

(Üşengeçlikten bölümü böldüm basmayın evimi olurmu😚🥰🤍)

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

211okunma 32beğeni 3yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…