8. bölüm / 9
Mafyanın Aşkı7. BÖLÜM: ÇAPRAZ ATEŞ
Bölümler 9Şu an: 7. BÖLÜM: ÇAPRAZ ATEŞ
- 1 Karakter Tanıtımı57 kelime
- 2 BÖLÜM 1: Kesişen Kaderler837 kelime
- 3 2. BÖLÜM: TEHLİKELİ MİSAFİR518 kelime
- 4 3. BÖLÜM: BÜYÜK RAPOR VE ANİ TEHLİKE717 kelime
- 5 4. BÖLÜM: CAN PAZARI586 kelime
- 6 5. BÖLÜM: YOĞUN BAKIM VE YENİ SÖZLER578 kelime
- 7 6. BÖLÜM: ŞÜPHE TOHUMLARI711 kelime
- 8 7. BÖLÜM: ÇAPRAZ ATEŞ622 kelime · Okuduğun bölüm
- 9 8. BÖLÜM: NAMLUNUN UCUNDA550 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Dolunay’ın Anlatımıyla:
Ateş’in odadan çıkarken Umut’u fena halde kıskandığı o sert, adeta meydan okuyan bakışı gözümden kaçmamıştı. Kapı kapandığı an odadaki o ağır hava biraz olsun dağıldı. Umut derin bir nefes alarak yatağımın kenarındaki sandalyeye oturdu ve endişeyle ellerimi tuttu.
"Dolunay, kim bu adam?" diye sordu, sesini iyice alçaltarak. "Ve dışarıdaki o korumalar neyin nesi? Sıradan bir iş adamının hastane katını kapatması normal mi?"
"Sadece zengin bir iş adamı işte Umut," dedim, kafamdaki şüpheleri ondan gizlemeye çalışarak. "Bana arabasıyla çarptı, vicdan azabı çektiği için de en iyi şekilde bakılmamı istiyor. Hepsi bu."
Umut inanmayan bir ifadeyle başını salladı. Telefonunu çıkarıp ekranını bana gösterdi. "Yalan söylüyor Dolunay. Sen hastaneye kaldırıldığında okulun sistemine acil durum koduyla senin ve kazaya karışan diğer sürücünün bilgileri düştü. Ben okulda senin kaza yaptığını ve yanındaki adamın adının Ateş Barutçu olduğunu bilgisayardan gördüm. Buraya, senin yanına gelmek için yola çıkmadan hemen önce bizim çocuklara bu ismi ve karşı aracın plakasını sistemden sorgulatmalarını söylemiştim. Az önce o adam odadan çıktığı an telefonuma mesaj geldi. Sonuç ne çıktı biliyor musun? Hiçbir şey! Adamın geçmişi, şirket kayıtlarının arkası, her şeyi sanki sihirli bir elle silinmiş gibi tertemiz. Bu kadar büyük bir güce sahip olup sistemde hayalet gibi yaşayan tek bir güç vardır..."
Yutkundum. Bir polis adayı olarak ne demek istediğini çok iyi anlıyordum. "Mafya mı diyorsun?"
"Dahası var," dedi Umut, gözlerini gözlerime dikerek. "Karşı aracın plakası sistemde çalıntı çıktı Dolunay! Ve asıl bomba ne biliyor musun? O araç, yeraltı dünyasının en acımasız isimlerinden biri olan Yavuz Sancaktar’ın adamlarına ait. Yani sana çarpan o dikkatsiz bir sürücü falan değilmiş; doğrudan bu Ateş Barutçu’yu öldürmek için suikast düzenlemişler. Sen çok tehlikeli bir oyunun tam ortasındasın. Bu Ateş denilen adam seni korumuyor, aksine seni açık hedef haline getiriyor!"
Duyduklarımla donakaldım. Ateş Barutçu... Sadece zengin bir adam değil, yeraltının karanlık figürlerinden biri miydi yani? Üstelik geçirdiğimiz kaza aslında ona yapılan bir suikasttı ve ben de arada kaynamıştım. Kalbimin korkuyla ve hayal kırıklığıyla hızla çarptığını hissettim.
Ateş Barutçu’nun Anlatımıyla:
Şehrin dışındaki terk edilmiş depoya vardığımda yağmur çiseliyordu. Arabadan inip sert adımlarla içeri girdim. Kerem ve adamları, otoparkta yakaladıkları iti bir sandalyeye bağlamış, çoktan hırpalamışlardı. Beni görünce Kerem geri çekildi.
Ceketimi çıkarıp Kerem’e fırlattım. Gömleğimin kollarını yavaşça katlarken sandalyedeki adama doğru yürüdüm. Korkudan titriyordu ama gözlerinde hâlâ o hain bakış vardı. Tam karşısında durdum, eğilip saçlarına yapışarak kafasını geriye doğru çektim.
"Yavuz Sancaktar," dedim buz gibi bir sesle. "Söyle o patronuna, benimle derdi varsa karşıma çıksın. Arabamdaki masum bir kıza vuracak kadar alçaldı mı o şerefsiz?"
Adam acıyla inledi. "Ben... Ben sadece emir kuluyum Ateş Abi. Benim bir suçum yok."
"Hastanede ne işin vardı lan?!" diye kükredim, depodaki duvarlar sesimle yankılandı. "Dolunay'ın odasını neden arıyordun?!"
Adam dişlerinin arasından kan sızarken korkuyla itiraf etti: "Yavuz... Yavuz durmayacak Ateş Abi. Kazada ölmediğini öğrendi. Hastanedeki işini bitirmek için büyük bir baskın planlıyor. Adamlarını topladı, bu gece o hastaneyi kan gölüne çevirecekler! O kızı da seni de orada bitirecekler!"
Duyduğum şeyle beynime kan sıçradı. Saçlarını bırakıp adamı sertçe yere fırlattım. Arkamı dönüp Kerem’den ceketimi kaparken bağırdım: "Bu iti burada gömün! Kerem, hemen arabayı hazırla, hastaneye dönüyoruz!"
Hızla depodan çıkıp arabaya atladım. Direksiyonu sıkarken kalbimin hiç olmadığı kadar hızlı çarptığını hissettim. Yavuz hastaneyi basacaktı. Dolunay hâlâ orada, o alçılı bacağıyla savunmasızca yatıyordu. Hemen telefonumu çıkarıp hastanede nöbet tutan Hakan’ı aradım. Telefon saniyeler içinde açıldı.
"Hakan! Odadaki o üniformalı velet hâlâ orada mı?" diye sordum, sesimdeki kıskançlık ve panik birbirine karışmıştı.
"Evet abi, içerideler."
"Hemen o çocuğu odadan çıkar Hakan! Gerekirse zor kullan, at dışarı! Yavuz hastaneyi vuracak. Çocukları topla, Dolunay’ı sedyeyle hemen arka kapıdan çıkarın. Kimseye görünmeden malikaneye götüreceiz. Ben de yoldayım, geliyorum!"
Telefonu kapatıp gaza sonuna kadar bastım. İçimde büyüyen o dehşet dalgasıyla kendi kendime söz verdim: Eğer o kızın saçının tek bir teline zarar gelirse, bu şehri Yavuz Sancaktar’a mezar ederim.
Bölüm etkileşimi
