6. bölüm / 9
Mafyanın Aşkı5. BÖLÜM: YOĞUN BAKIM VE YENİ SÖZLER
Bölümler 9Şu an: 5. BÖLÜM: YOĞUN BAKIM VE YENİ SÖZLER
- 1 Karakter Tanıtımı57 kelime
- 2 BÖLÜM 1: Kesişen Kaderler837 kelime
- 3 2. BÖLÜM: TEHLİKELİ MİSAFİR518 kelime
- 4 3. BÖLÜM: BÜYÜK RAPOR VE ANİ TEHLİKE717 kelime
- 5 4. BÖLÜM: CAN PAZARI586 kelime
- 6 5. BÖLÜM: YOĞUN BAKIM VE YENİ SÖZLER578 kelime · Okuduğun bölüm
- 7 6. BÖLÜM: ŞÜPHE TOHUMLARI711 kelime
- 8 7. BÖLÜM: ÇAPRAZ ATEŞ622 kelime
- 9 8. BÖLÜM: NAMLUNUN UCUNDA550 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ateş Barutçu’nun Anlatımıyla:
Zaman geçmek bilmiyordu. Ameliyathanenin o uğursuz kırmızı ışığı, koridorun zeminine sanki akan kanı simgeler gibi vuruyordu. Başımı arkadaki soğuk duvara yasladım. Hayatımda ilk kez birinin uyanması için içten içe yalvarıyordum. İki gün... Sadece iki günde hayatımın merkezine oturan o dikbaşlı kız, şimdi içeride ölümle pençeleşiyordu.
Hakan koridorun başından hızla bana doğru yürüdü. Elindeki telefona bakılırsa önemli bir şey vardı. Yanıma gelip eğildi ve fısıldadı:
"Abi, karşı şeride giren o aracı araştırdık. Sürücü olay yerinde ölmüş ama araba çalıntı. İşin arkasında uyuşturucu sevkiyatını engellediğin o yeraltı masasının adamları var. Yani abi... Bu kaza kaza değil, doğrudan sana kurulmuş bir suikast."
Dişlerimi öyle bir sıktım ki çene kemiğimin çatırtısını duydum. Gözlerim öfkeden kararmıştı. "Demek bana vuramadılar, yanımdaki masumu yaktılar..." dedim fısıltıyla karışık bir nefretle. "O masayı onların başına yıkmazsam Barutçu soyadı bana haram olsun."
Tam o sırada ameliyathanenin kapısı büyük bir gürültüyle açıldı. Yeşil önlüklü doktor maskesini indirerek dışarı çıktı. Saniyeler içinde yerimden fırlayıp doktorun yakasına yapışmamak için kendimi zor tuttum.
"Doktor! Nasıl? Dolunay nasıl?!"
Doktor yorgun gözlerle bana baktı, derin bir nefes aldı. "Ameliyat zor geçti ama hastanın hayati tehlikesini şimdilik atlattık. İç kanamayı durdurduk. Ancak dikişleri çok taze ve darbe ağır. Bu yüzden tedbir amaçlı onu yoğun bakıma alacağız. Kendine gelene kadar yoğun bakımda müşahede altında kalacak."
Göğsümden devasa bir kayanın kalktığını hissettim. Rahatlama hissiyle gözlerimi kapattım. Şükürler olsun... "Görebilir miyim?" diye sordum aceleyle.
"Şu an olmaz Ateş Bey. Yoğun bakım ünitesine alalım, değerleri sabitleşsin. Uyanmaya başladığında sizi kısa süreliğine içeri alacağız."
Doktorun sözlerinin hemen ardından ameliyathanenin kapıları tekrar açıldı ve görevliler Dolunay’ı sedyeyle dışarı çıkardılar. Hızla yanına doğru adımladım. Sedyede yatan kıza baktığımda içimden bir şeylerin koptuğunu hissettim; suratı bembeyaz olmuştu. O her an bana kafa tutan, gözlerinin içi parlayan hırçın kızdan eser yoktu; adeta cansız bir duvar gibi solgundu. Yanımdan o şekilde süzülüp giderken arkasından bakakaldım.
Cam bölmenin ardındaki o yatağa yatırılışını, makinelerin seslerini saatlerce dışarıdan izledim. Gözünü bir an bile kırpmadım. Sabaha karşı, o büyük camın arkasından izlerken Dolunay'ın parmaklarının hareket ettiğini gördüm. Kirpikleri yavaşça aralandı. Hemen hemşirelere haber verdim. Doktorun izniyle üzerime steril bir önlük geçirip o otomatik cam kapıdan içeri adım attım.
Dolunay’ın Anlatımıyla:
Gözlerimi açtığımda etrafı kaplayan o keskin hastane kokusu ve baş ucumdaki cihazların ritmik bip sesleri burnuma doldu. Boğazım kupkuruydu, konuşmak istedim ama sesim çıkmadı. Nerede olduğumu anlamaya çalışırken yoğun bakım odasının kapısı açıldı.
İçeri giren Ateş'ti. Gözleri kan çanağına dönmüştü. Üzerindeki gömleğin yakasında kurumuş kan lekeleri vardı. Beni uyanık görünce yüzünde daha önce hiç görmediğim, o kibirli ve sert adamın asla sergilemeyeceği kadar rahatlamış ve sıcak bir ifade belirdi. Yatağımın kenarına gelip hızla elimi tuttu. Büyük, sıcak avcu tenimi ısıttı.
"Güzelim..." dedi sesi titreyerek. "Uyanabildin sonunda."
Halsizce fısıldadım, sesim bir esinti gibiydi: "Ateş... Ne oldu bize? Burası neresi?"
"Kaza yaptık. Yoğun bakımdasın ama korkma, tehlikeyi atlattın. Buradasın, yanımdasın," dedi elimi hafifçe sıkarak. Gözlerimin içine o kadar suçlu bakıyordu ki içim acıdı. "Çok korktum Dolunay. Sana bir şey olacak diye çok korktum."
Onun gibi o kadar güçlü, zengin ve mesafeli bir adamın karşımda bu kadar çaresiz ve içten durması kalbimin ritmini değiştirdi. "Sen... İyi misin?" diye sordum zorlukla.
"Ben iyiyim. Doktor birazdan seni normal odaya alabileceklerini söyledi. Ama normal odaya geçince de, o bacak tamamen iyileşene kadar bir adım bile uzağıma gidemezsin. Artık ev mev yok Dolunay. Seni kendi ellerimle iyileştireceğim."
Söylediği şeyle kaşlarımı hafifçe çattım ama yalan yok, bu halde zaten tek başıma ne yapacaktım? "Yine mi zorbalık?" dedim dudaklarımın kenarıyla gülümsemeye çalışarak.
"Bu sefer zorbalık değil..." dedi gözlerini gözlerimden ayırmadan. "Bu sefer seni korumak zorundayım."
Bölüm etkileşimi
