LUNARIS kitap kapağı

2. bölüm / 14

LUNARIS

2. Bölüm Hücre

Vaveyla Yazarı: Sadece Leyla

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 14Şu an: 2. Bölüm Hücre

Dudaklarımdan bir fısıltı çıktı.
"Aren." Ardından yutkundum ve ona doğru yaklaştım. Bu nasıl olabilirdi ben buraya nasıl gelmiştim. Kaçırılmış olabilir miydim? En yüksek ihtimal buydu. Umarım cebimdeki bıçak hâlâ yerindedir. Elimi cebime attım. Evet, duruyordu. Hemen bıçağı çıkarıp ona doğru eğildim ve bıçağı boynuna yasladım.
"Sen kimsin ve ben neredeyim?" dedim sert bir sesle.

Gözlerine baktığımda afalladığını fark ettim, lakin bu ifade hemen silindi ve dudağının kenarı yukarı doğru kıvrıldı. "Aynı annene benziyorsun, sevgili kraliçem. "Annemi tanıyor muydu? Ve kraliçem mi? Ne saçmalıyordu bu adam?

"Ben neden buradayım?" dedim, kelimeleri teker teker vurgulayarak. "Bıçağı çekersen her şeyi anlatırım." dedi. Hemen çektim ve cebime yerleştirdim. "Anlat hemen." dedim, 'hemen'i bastırarak. "Önce biraz su ver." dedi.

Ona biraz daha dikkatli baktım. Rüyalarımdakinden daha solgundu yüzü. Zincirlendiğine bakılırsa su verilmediğine emindim. Aklıma gelen şeyle duraksadım. Kıyafetlerim ve eşyalarım duruyordu, sadece değişmişti. Bıçağım da öylece cebimde duruyordu. Eğer düşündüğüm doğruysa suyum da duruyordu. Ceplerime baktım ve elime siyah, gümüş işlemeli çelikten bir şişe çıktı. İçinde su olmalıydı. Üzerindeki mantar tıpayı çıkardım ve şişeyi ağzına doğru götürdüm.
"İç şunu." dedim kızgın bir sesle ve hemen içti.

"Teşekkür ederim" diye fısıldadı "Artık konuşabiliriz." "Benim konuşacak hiçbir şeyim yok, sen konuşacaksın." dedim.
Her şeyi anlatmalıydı, yoksa delirecektim. Konuşmasına izin vermeden, "Şu zincirlerin anahtarı yok mu?" diye sordum.
"Yok." dedi ve devam etti:
"Kral ve kraliçemizin yıllar önce bir kızı oldu. O kız doğduğunda ülkemiz büyük bir savaştaydı ve kralımız kızını korumak için sizin dünyanıza gönderdi."Kral ve kraliçe mi? Ne diyordu bu adam? Başka bir dünya mı? Gerçek miydi her şey? Araştırdığım şeyler nasıl gerçek olabilir ki?
"O... O kız kim?" diye kekelemiştim. Ben olamazdım, değil mi?
"Savaş bitmişti ama düşmanlarımız oldukça fazlaydı. Kral ve kraliçe, kendilerini kızlarıyla tehdit etmelerini istemediler ve onu güvenli bir şekilde büyütmek istediler. Kurallara göre kral ve kraliçe öldükten iki ay sonra kızları buraya gelecek ve tahtın sahibi olacaktı."
Soluksuz bir şekilde dinlemiştim. Korkuyordum ama sormak zorundaydım. "Söylesene Aren, o kız kim?"
Yutkundu. Ağzını açıp bir şey söyleyecekti ki gözümden akan bir yaşla ağzını kapattı. Hemen gözyaşımı elimle sildim ve konuşmaya başladı:
"Sensin o kız. Lunaris'un yeni kraliçesi..." Derin bir nefes verdi. "Sensin." diye devam etti.

Ailem yaşıyormuş. İnanmıyorum. Ben şu an bambaşka bir evrendeyim. O dünyaya ait olmadığımı hep hissediyordum. Bu yüzden hep fantastik kitaplar okuyordum, filmler izliyordum, değil mi? Hep başka bir dünyaya ait hissettiğimi hissediyordum ama bu kadarını asla beklemezdim. Boğazımı temizledim.
"Ne yapmam gerekiyor?" dedim sesim titreyerek
"Ne?" dedi Aren. Sanırım bu kadar çabuk kabulleneceğimi düşünmemişti. "Ne, ne yapmam gerektiğini soruyorum. Kraliçenin yerine mi geçmemi istiyorsunuz?"
Başını evet der gibi salladı. Ayağa kalktım ve üzerimi silkeledim.
"Önce seni şuradan çıkaralım. Tabii suçlu değilsen. Yoksa bu beni kötü bir kraliçe yapar, değil mi?" Gülümsedi hafifçe "Suçlu değilim, sadece öyle görülmemi sağladık." dedi. "Niye böyle bir şey yaptınız?" diye sordum.
"Seni bu dünyaya getirecek tek kişi bendim çünkü. Ve beni çıkarabilmek için bunu yapman gerekti." 'Neden?' diye sormak istedim ama soramadım. "Beni nasıl tanıyacaklar?" Gözleri önce gözlerime, sonra bileğime doğru kaydı. "Doğum leken ve gözlerinden." dedi.
Gözlerim çok nadir görülen bir özellik nedeniyle biri mavi, biri yeşildi. Küçükken hep dalga geçerlerdi. Yalnız bir çocuktum. Şu anda bile öyleyim. Aras dışında pek bir arkadaşım yok.
Bileğimde ise bembeyaz, ay şeklinde bir doğum lekesi vardı. "O ay, Lunaris ailesinin tümünde bulunur. Gözlerin ise annen ve sen dışında kimsede bulunmayan bir özellikti." dedi ve devam etti:
"Bağırman yeter. Muhafızlar buraya gelecektir ve doğum lekeni göstermen gerek. Seni tanıyacaklarına eminim." Tanırlar mıydı? Tanısalar bile "Neredeydin?" diye soracaklar mıydı? Veya...
Soruları bir kenara bıraktım ve çığlık attım. İçerisi taştan olduğu için sesim yankılandı ve merdivenden inen muhafızları gördüm. Bir tanesi, "Ne oluyor burada?" diye bağırdı ve beni görünce yüzünde bir afallama oluştu.
Gözleri uzun bir süre gözlerimde oyalandı ve ellerini önünde birleştirdi. "Geleceğinizi biliyordum, kraliçem." diye bağırdı önümdeki muhafız.
Ardından diğer muhafızlar da aynı şekilde tekrar etti. "Sizi saraya götürelim. Burada kalmanız uygun değil." Bunları söylerken gözleri Aren'den ayrılmıyordu. "Nerenin uygun olup olmadığına ben karar veririm." dedim korumacı bir tavırla.
"Sizden isteğim; benimle Aren'i buradan çıkarıp saraya götürmeniz."
Muhafız önce ne yapacağını bilemedi ama sonra kabul etmek zorunda kaldı. Aren'in tanınmasını istemedikleri için ona yeni kıyafetler ve uzun bir pelerin verdiler. Ondan, yüzü görülmeyecek biçimde şapkasını yüzüne örtmesini istediler. En sonunda bizi çıkardılar ve bir atlı arabaya bindirdiler.
"Bu kadar geri olduğunuzu bilmiyordum." dedim. Anlamayan gözlerle baktı bana. "Nasıl yani?" dedi. "Bizim dünyamızda arabalar var. Elektrikle çalışıyor işte, atları kullanmıyoruz." dedim. Dışarı çıkınca her şey garip gelmeye başlamıştı.
"Onları görmüştüm ama dünyanız için çok zararlılar." dedi. Ne diyebilirdim ki? Haklıydı. Burada nefes alınca bile yaşadığımı hissediyordum. Ağaçlar oldukça fazlaydı, evler en fazla iki katlıydı. En sonunda araba durdu. Atlı arabayı süren adam kapıyı açıp perdeyi çekti ve elini bana uzattı.
"Buyurun lütfen."
Tam kalkacaktım ki Aren adamı itip kendisi indi. Bunu yapması işime geldi çünkü yabancı insanların temaslarından hoşlanmıyordum.
Elini uzattı. Kalkıp elini tuttum ve basamaktan atladım.
Atlı araba ilerledikçe sarayın zarafeti gözler önüne seriliyordu. Sarayın önünde gümüş renkli demir parmaklıklar ve kapının ortasında ayın tüm evreleri vardı. Saray, bej renginde ve oldukça büyüktü. Kapıya doğru ilerledim. Oradaki muhafız beni durdurdu.
"Kimsiniz?" diye sordu. Aren arkadan, "Varisimiz." dedi. Önümdeki adamın gözleri açıldı. "Bileğinizi gösterin lütfen." diye rica etti.
Önce anlamadım ama sonra doğum lekemi görmek istediğini anlayınca bileğimi açtım. Kazağımı kolundan çektiğimde bileğimdeki ay izinin parladığını fark ettim. Saray beni tanımıştı.
Muhafızlardan biri, "Bilge adama haber vereyim. Siz önden buyurun, Varisim." dedi bana bakarak. Ardından kapı büyük bir gürültüyle açıldı.
Yürümeye başladık. Muhafızlar önden ilerlerken Aren yanımdaydı. Koridordaki avizeler göz kamaştırıcıydı. Duvarların üstündeki resimler gerçek gibiydi. En sonunda büyük, çift kapılı bir yere vardık. Kapının önündeki zırhlı adamlar kapıyı açtı.
Aren'e baktım. "Benimle gel lütfen." diye mırıldandım. "Önden buyurun." diyerek arkamdan geleceğini belli etmişti.
Kapıya doğru ilerledim. İçeri girdiğimde Aren de girmişti, ardından kapı sert bir şekilde kapandı. İçerisi krem renkli boyalarla boyanmıştı. Duvarlardaki çizimler oldukça hoştu ve bir kere baktığında tekrar bakmak istiyordun. Ortada büyük bir yemek masası vardı. En baştaki sandalye boştu. Onun yanındaki sandalyede yetmişli yaşlarında diyebileceğim, beyaz uzun sakallı bir adam oturuyordu. Saçlarında ise hafif siyahlıklar vardı. Bilge adam o olmalıydı.
Bilgenin karşısında oturan adamın sırtı bize dönüktü. Sarı saçları avizenin ışığıyla parlıyordu.
Bilge olduğunu düşündüğüm adam ayağa kalktı ve hissiz gözleri beni bulunca yumuşadı. Arkamdaki Aren'i gördüğünde ise az önce gördüğüm yumuşak bakışların yerini kaya gibi sert bakışlar aldı.
"Senin burada ne işin var?" diye kükredi. Ardından sarışın adam da ayağa kalkıp bize döndü. Yüzünde kibirli bir bakış vardı. Aren'i gördüğünde üstten bakan tavrı bir an olsun azalmadı. "Aren benimle birlikte." dedim. Onu daha fazla bu bakışlara maruz bırakmak istemiyordum. Ona baktığımda hissiz gözlerle Bilge'ye baktığını gördüm.
"Kral ve kraliçemizin Leyla'nın korunmasını size bırakacağını düşünmediniz herhâlde?" Geldiğinden beri ilk defa konuşmuştu. Sarışın olan adam, "Senin gibi bir mahkûma mı bıraktı?" dedi. O suçsuz değildi; bir hapishanedeydi ama suçlu olamazdı.
"Evet, bana bıraktı. Çok güvendiğin bilge adama da sor istersen." dedi. Sarışın adam hızla Bilge'ye döndü."Doğru mu bu?"
Bilge "Evet." anlamında başını sallayınca gözlerinden alev fışkıracak gibiydi. Bilge adam, "Yeter artık. Kral ve kraliçemiz böyle uygun gördüyse bize laf düşmez." dedi, konuyu kapatmak ister gibiydi.
Bana doğru yaklaştı ve beni kolları arasına aldı. Hareketsiz bir şekilde durdum. "Aynı annene benziyorsun, güzel kızım." dedi, sonra geri çekildi.
Sarışın adam elini uzatıp, "Dustin." dedi. "Dustin Lunaris." Elini sıkmadım "Leyla." dedim sadece. Elini sıkmayacağımı anlayınca elini indirdi. "Otur kızım." dedi ve en baş kısmı gösterdi.Oturdum ve Aren'e Bilge'nin yanındaki sandalyeyi gösterdim. "Otur lütfen."Aren de oturunca Bilge konuşmaya başladı. "Sanıyorum ki Kaiden sana her şeyi anlattı."
Kaiden mı? O da kim? "Kaiden kim?" dedim. Diğer ismim" bunu söyleyen Aren'di. Başka bir ismi olduğunu bilmiyordum. "Halkımız varis istiyor." dedi Bilge. "Bunun için eğitimlerden geçmen gerekiyor ve evlenmen..." bunu söyleyen, adının Dustin olduğunu öğrendiğim adamdı.
Ve evlenmek mi? Asla böyle bir şey olmayacaktı "Evlenmek mi? Ne saçmalıyorsunuz?" dedi Aren sert bir sesle.
"Kurallar gereği. İki aydır bunu düşünüyoruz. Layla'nın hanedandan biriyle evlenmesi gerek, yani Dustin ile." dedi Bilge. "Hayır!" diye bağırdım kesin bir sesle. "Saçmalamayın. Onunla asla evlenmem." dedim.
"Zorundasın." dedi Dustin.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

141okunma 32beğeni 3yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18