12. bölüm · LUNARIS
10.Bölüm Bazı Yenilikler
"Leyla" diye bağırdı yurt müdürü o kulak tırmalayıcı sesiyle Leyla saklandığı dolabın içinde elleriyle ağzını kapatmıştı tehlikenin geçmesini bekliyordu biliyordu yurt müdürünün ona yine ama yine kızacağını ne yapmıştı ki Leyla yemek yemeğe gelmemişti sadece. Bunun için neden kızıyordu ki? "Leyla" diye bağırdı tekrar aynı ses ama bu sefer daha yakındı. Leyla daha sıkı bastırdı ellerini ağzına dolapta büzülebildiği kadar büzüldü artık hiç bir şey yapmak istemiyordu yemek yemekte oyun oynamakta istemiyordu herkes onunla dalga geçiyordu çünkü. Yere düşürüp dizlerini kanattırıyorlardı. Yemeğine çarpip yere düşürüyorlardı. Dolabın etrafinda sert topuklu seslerini duyduğunda soluğunu tuttu nefes sesi duyulmasın diye. Sonra dolap hafifçe açıldı açılan kapağın arasından içeriye biraz ışık girdi ama tam açılmadan "Sevim hanım" diyen bir ses duydu. Nergis ablasıydı. "Leyla'yı bulup yemeğe ben indiririm birileri evlatlık konusunda bilgi için odanızda sizi bekliyor" dedi. Dolap kapandı adım sesleri ve kapının kapanma sesini duydu Leyla. Sonra başka adım sesleri ama bu müdürünkü değildi Nergis ablasınındı. Kapı aralandığında Nergis endişeli gözlerle Leyla'ya bakıyordu "Neden buraya saklandın" dedi Nergis. Leyla'yı yurt bahçesinde bulduğunda Sevim hanıma haber vermeden önce karakola götürmüştü küçük bebeği. Ağlamıyordu öylece duruyordu. Canı çok yanmıştı Nergis'in küçük bir bebeğe nasıl kıyarlar diye. Kamera kayıtlarında hiç bir şey yoktu sanki gökten gelmişti. Yastığın altında bir kağıt vardı Leyla yazıyordu "e" kısmı karalanmıştı tam anlamamıştı ama Leyla olmalıydı ve doğum tarihi yazıyordu 20 kasım 1996 5-6 aylıktı daha. O günden sonra çok benimsemişti küçük kızı. "Herkes benden nefret ediyor" dedi sessiz bir sesle kaşlarını çatıp Leyla "Bende onlardan nefret ediyorum ama neden beni sevmiyorlar sorsana onlara abla" deyince genç kadın yutkundu Sevim hanım acımasız biriydi ve çocukları öyle eğitiyordu buna disiplin diyordu ama cevize alerjisi olan birinin cevizli tatlıdan yemediği için onu dövüp iki gün boyunca aç bırakması kesinlikle gaddarlıktı. Böyle düşünüyordu Nergis 20'lerin ortasında genç ve alımlı bir kadındı. Yurttaki çocuklar da Sevim in gaddarlığından bir şeyler kapıyordu maalesef ama Leyla öyle değildi inatla karşı geliyordu Sevim hanima. Daha 8 yaşındaydı ama kavga ediyordu herkesle küçücük bedeniyle kendisinden iki üç yaş büyükleri dövmesine şaşırıyordu Nergis. "Ben seni seviyorum yetmez mi?" dedi. Leyla dudaklarını büzdü "Seviyor musun gerçekten" deyince "Seviyorum tabi" dedi genç kadın "Ama sende beni seviyorsan yemeğe inmemiz lazım".
Daha 8 yaşındaydı Leyla biri ilk defa onu sevdiğini söylüyordu. Sevinmişti haliyle hemen dolaptan çıkıp Nergisin elini tuttu ve hızlı adımlarla yürümeye başladı. Nergis'te ona ayak uydurup yürümeye başladı. "Ben bugün okulda nergis çiçeği gördüm senin isminde Nergis. Annen nergis çiçeğini çok mu seviyordu" dedi. Genç kadın kıkırdadı "Evet annem nergisleri çok severdi" dedi. Bazen bu küçük kızın her şeyi bilmesine şaşırıyordu. "Ben annemin en sevdiği çiçeği bilmiyorum"dedi Leyla. Genç kadının gülümsemesi yüzünde kaldı. "Anneler gülleri sever" dediğinde Leyla gülümsedi "Bence annemin en sevdiği çiçek şakayık" dedi tatlı bir sesle genç kadın Leyla'nın yanağından bir makas aldı "Sen nereden biliyorsun şakayıkı" Leyla omuzlarını silkti "Bilmiyorum ki içimden bir ses öyle söyledi. Seninde sümbül mü?" diye sordu heyecanlı bir sesle. Genç kadın affalladı bunu nişanlısı bile bilmezdi. Daha önce hiç bahsetmemişti nereden biliyordu bu küçük kız. Leyla cevap bekleyen gözlerle kadına bakinca başını salladı "Doğru" dedi gülümsemeye çalışarak. "Biliyor musun Nergis abla benim de en sevdiğim çiçek nergis çok güzel kokuyorlar" Alt kattaki yemekhanenin merdiven olduğu kısma gelmişlerdi ki "Nergis" diyen müdürün sesleri onları durdurdu. Leyla yutkundu önlerine döndüğünde müdüre hanım hemen onların yanına gelip elini kaldırdı Leyla yanağında sert bir sızı hissetti müdüre hanım ona sert bir tokat atmıştı. Nergis şokla gözlerini açtı ve Leyla'yı arkasına sakladı "Sevim hanım o daha çocuk" dedi sesi titreyerek genç kadın. Leyla dudakları titrerken ağlamamaya çalışıyordu çok yanmıştı. "Savunma şunu bana okulda yine kavga etmiş bacak kadar boyuyla. Şimdi de yemeğe gelmiyor bıktım şunun yaramazlıklarından" diye bağırdı. Leyla'nın gözünden bir damla yaş aktı onlar başlatmıştı Leylanin kafasına top atmışlardı. Hatta bu yüzden şişmişti.
Müdür yine hep yaptığı gibi Leyla'yı aç bıraktı Leyla ise odasına girip hıçkıra hıçkıra ağl
✴️🌕
Bana bir hayat verdiğin için teşekkür ederim" dedi.
"Ben kimseye bir hayat veremem sadece yardımcı oldum ama yardımcı olmamam gerekiyordu sanırım" dedim kırılmıştım belli etmek istemiyordum ama onun yanında bazen kendimi çocuk gibi hissediyordum yaşayamadığım çocukluğu. Ve belki de bencilceydi ama yaralarımı sarmasını istiyordum oysa ki ben yaralarımın görülmesinden kaçınırdım.
"Ay parçası" dedi içimi titreten bir sesle ne yapıyordu bana böyle. Gözlerine baktım gözleri neredeyse simsiyahtı ama yorgunluk akıyordu. "Böyle bakma" dedi. "Nasıl bakıyormuşum?" diye sordum inadına nasıl bakıyorsam daha çok öyle bakarak. "Aklımı başımdan alacak gibi" dediğinde yutkundum bana kendimi çok değerliymişim gibi hissettiriyordu ve bu cok hoşuma gidiyordu. Belki de sadece kandırıyordu.
"Çıkarmamışsın kolyeyi" dedi. "Neden çıkarayım ki" bilmem dercesine omuzlarını silkti "Kadınlar genelde abartılı mücevherler takmayı sever. Bu basit bir kolye" dedi. Her kadın öyle diye bir kural yoktu ayrıca kadınların ne sevdiğini ne kadar çok biliyordu. Ve basit bir kolye değildi benim için basit olmanın yanından bile geçemezdi.
"Kadınlar hakkında pek bilgilisin nazar değmesin" dediğimde bana doğru eğildi yüzlerimiz arasında çok az mesafe vardı. "Kıskandın mı yoksa?" diye fisıldadı ben ve kıskanmak? Bu soruyu sorduğu için bile benden özür dilemeliydi. "Neden kıskanayım seni aramızdaki gerçek bir evlilik bile değil elbette her normal insan gibi senin de sevgilin olmuştur bilmen gayet normal" dedim ama içten içe kendimi kemiriyordum. Neden sevgilin olmuştur dedim ki bir kadını tanıması için illa sevgilisi mi olması gerekiyordu.
Gerçekten hiç sevgilisi olmuşmuydu? Düşündüklerimle kendime kızdım neden bunları düşünüyordum neden onun hakkında bilgi öğrenmeye çalışıyordum yanımdayken neden kalbim delicesine çarpıyordu.
"Sevgilin oldu mu hiç?" diye sordum basit bir şey sorar gibi. "Sevgili?" Sevgili işte neyini anlamıyordu bilmemezlikten mi geliyordu yoksa. "Hayatında hiç bir kadın oldu mu yani?" diye sordum. Cıkladı "Olmadı" dediğinde rahatladım bu kadar yakışıklı birinin sevgilisi olmamasi beni epey şaşırtmıştı. Bir dakika yakışıklı mi? Ne zamandan beri onu yakışıklı buluyordum? "Senin oldu mu?" diye sordu dikkatli bir şekilde beni incelemeye başladı sanki varsa gidip onu öldürecek gibiydi. Ya da normal bakıyordu ama ben onun düşüncelerini anlayabildiğim için bana öyle geliyordu.
Hayır demek istiyordum ama yalandan hoşlanan birisi değildim. "Önemli bir detay değil" dedim gülümsemeye çalışarak. "Senin hakkında ki hiçbir detay önemsiz değil benim için" dedi kaşları çatık bir şekilde bana bakıyordu. Ve benden cevap bekliyordu. Bana mı yürüyordu bu adam?
"Oldu ve bitti dediğim gibi önemsiz bir şeydi" Yaptığım en büyük hataydı pişman olduğum bir andı benim için bir erkekle hayat kurmayı zaten düşünmezken onun sayesinde daha çok nefret etmiştim evlilikten. Kendimi o kadar kötü yetersiz hissetmiştim ki bana yaptıkları yüzünden.
"Anladım" dedi sadece zaten bu konu hakkında kimseyle konuşmak istemiyordum. "Nerede yaşıyor evini biliyor musun?" dediğinde üzgün olsamda kıkırdadım. Sanırım Aras dışında yanında kendimi mutlu hissettiğim biri daha vardı artık. "Ciddiyim" dedi gerçekten çok ciddi gözüküyordu. "Geçmiş bitmiş bir şey" dedim.
"Seni üzmüşe benziyor" dedi benim hissettiklerimi anlar gibi. "Önemli biri değil zaten seninle konuşmam gereken başka şeyler var" dedim madem artık kral ve kraliçeydik bu 2 ayda olan düzeni sağlamamız gerekiyordu. Düğünden önceki o beş günde Victor krallıktaki çoğu şey hakkında beni bilgilendirmişti. Gerisini zamanla anlayip kavrayacaksın demişti. "Konuyu değiştiriyorsun"
"Hayır gerçekten önemli bunlar" dediğimde "Nedir onlar?'' diye sordu "Bugün beni köylere götürmeni istiyorum ihtiyacı olanlara yardım etmek bir sorunları var mı diye sormak için. Bir de krallıktaki tüm bölgelerde ki elçilerle bir toplanti yapmak istiyorum düzenden sorumlu olan asislerden memnunlar mı öğrenmemiz gerek. Ve birde yönetim konusunda fikir almak için bir danışmanlık kurmak istiyorum" bunlar bir kaç gündür aklımdaydı ve şimdi tam zamanıydı.
Aren'e baktığımda normal duruyordu ama şaşırdığını hissedebiliyordum. "Victor elçilere haber verir kahvaltıdan sonra gideriz danışmanlık fikri güzel ama normalde bu konularda Victor yardımcı olur" dedi.
"Victor olmaz" dedim hemen neden der gibi başını yana yatırdı. "Victor geleneksel biri elbette onun tecrübelerine ihtiyacımız olacak ama genç ve yenilikçi kişilerle bunu yapmak daha iyi" dedim.
"Aklında birileri var mı?" diye sordu aslında vardı. Ama bir iki kişiye daha ihtiyacımız olabilirdi. Aras kesinlikle vardı zekiydi strateji konusunda harika işler çikaracağını biliyordum. Ayrıca dikkatliydi de resmi ayrıntısına kadar incelerdi. Gözlem yeteneği çok yüksekti. Sonra Pars vardı öğrendiğime göre ordunun komutanı kraldan yani Aren'den sonra ondaydı. Son bir kişi daha vardı Mirza daha tanışalı bir gün bile olmamıştı ama içimden bir ses beni her konuda destekleyeceğini ve krallık için faydası olacağını söylüyordu.
"Var bir kaç kişi" dediğimde "Kim?" diye sordu direkt "Emin olduktan sonra söylerim senin fikirlerini de almam gerekiyor aklında biri varsa söyle lütfen" dedim. Bir şey demedi sadece başını salladı.
Aslında ona ruh bağı hakkinda Vega yıldızı hakkında yıllar önceki o kadın hakkında soru sormak istiyordum ama içimdeki ses yavaş ilerlememi istiyordu. Önce krallık diyordu bende ona uydum ama Mirza'yı danışmanlarımdan yapmak istiyorsam Aren'e ruh bağı olduğumuzu söylemem gerekiyordu. Yoksa nereden tandığımı sorardı.
"Bana ruh bağlarından bahsetmedin" dedim. Şaşırmış gibi gözükmüyordu "Dün o yardım etti değil mi sana? Bir şeyler olduğunu tahmin etmiştim" dedi. "Ruh bağımında danışmanım olmasını istiyorum" dediğimde başını salladı "Nasıl istersen" dedi.
"Senin var mı ruh bağın?" diye sordum boğazımı temizleyerek. Acaba tüm ruh bağları kızlı erkekli miydi. "Var" dedi "Kız mı erkek mi?" diye sordum bazen utanmaz olmak işe yarıyordu tabi bu adamın yanında utanmamak ne mümkün.
Dudağı yukarıya doğru kıvrıldı sorduğum soru hoşuna gitmiş gibiydi "Ruh bağları bir kadın bir erkek şeklinde seçilir" dedi. Yani kızdı onun ruh bağı bu beni çok rahatsız etmişti. Onunla çok yakın mıydı yoksa yakın değiller miydi. Ben Mirza'yla çok yakın olduğumuzu hissediyordum o da öyleydi sanırım. Rahatsız olduğumu belli etmemeye çalıştım "Görüşüyor musunuz peki"
"Pek sayılmaz ruh bağı hislerinden geri çekildim" Nasıl yani öyle bir şey mümkün müydü? Ve bunu neden yapmışti. O nasıl oluyor diye sordum. "Zindana girmeden önce bir komutandım Leyla ve ben her acı çektiğim de ruh bağım da benim çektiğim acıyı hissediyordu benim için endişelenmesini istemedim bu nedenle hislerinden geri çekildim onu hissedemiyorum ama bu onu artık ruh bağım değil demek değil sadece uzaktayken hissedemiyorum o kadar" dediğinde daha iyi anlamıştım.
"Köylere Aras'in ve ruh bağımın da gelmesini istiyorum" dedim.
"Bir de sanirim seni onunla tanıştırmak istiyorum" dediğimde "Emin misin? Bunu yapman ruh bağını tehlikeye atabilir" dedi. Aren'e güveniyordum "Sana güveniyorum" dediğimde minnetle bana baktı elbisenin kolunu bileğimdeki leke gözükecek şekilde kıvırdım ay lekesine dokundum onu düşünmeden önce "Çok gıcık biri ona takılma lütfen" dedim.
Ve gözlerimi kapatıp düşünmeye başladım biraz beklediğimde boğaz temizleme sesini duyunca gözlerimi açtım. Karşımdaki diğer tekli koltukta oturuyordu "Beni kafana göre çağıramazsın neden çağırdın?" diye kızınca omuzlarımı silktim "Sana mükemmel bir teklif sunacaktım ama sanırım istemiyorsun" dedim.
Mirza Aren'e bakarak "Ruh bağını herkese söyleyemezsin her ne kadar özel güçleri olsada" dedi bunları Aren'e bakarak söylese de bana diyordu. Yüzünde çamur lekeleri mi vardi. "O herkes değil ayrıca teklifimi duymak istemiyor musun?" dedim. "Ne teklifi?" diye sordu "Önce Aren ile tanışın" dedim. Mirza Aren'e baktı bir kaç saniye sonra elini ona doğru uzattı "Mirza" dedi sadece Aren uzattığı eli sıktı ve "Aren merak etme seni tehlikeye atmam " dedi. Gözlerimi Mirza'ya çevirdim "Bir danışmanlık kurmayı düşünüyorum ve danışman olarak seninde yanımda olmanı istiyorum." dediğimde önce biraz düşündükten sonra derin bir nefes aldı "Bu göreve layık olduğumu sanmıyorum benden daha iyileri var onlardan seç" dedi eğer başkalarını isteseydim başkalarını çağırırdım.
"Ben seni seçtim kraliçene karşı gelemezsin" dedim. Bu tür şeylerden hoşlanmazdım ama kullanmam gerekiyorsa neden kullanmayım. Kahkaha atti Mirza "Bir kraliçeyle ruh bağı seçilmek için ne iyilik yaptım acaba" dedi. "Kabul ediyorsun yani" dediğimde "Etmemek mümkün mü Kraliçem" dediğinde yavaş yavaş toza dönüşüp kayboldu "Bir görüşürüz deseydin" diye mırıldandım.
"Biri onun orda olmadığını anlamaması gerekiyor eğer öyle olursa istek dışı geldiği yere gidiyor" dedi. O yüzden görüşürüz demeden gitmişti. Doğru söylüyordu onunda bir hayatı vardı. "Bende istediğim zaman onun yanına gidebilirmiyim" diye sordum "O seni çağırırsa gidersin veya tehlikedeyse ama onun dışında onun seni veya senin onu çağırman düzeni bozar bu yüzden sadece tehlike durumunda çağırmalısın ama bunu yapabilmen için meditasyonlar yapman gerekiyor bu sayede güçlerini daha fazla kullanabilirsin." dediğinde taşlar şimdi yerine oturmuştu. "Anladım" dedim.
İnsanları tehlikeye atıp düşünmeden hareket ediyorsun hayatımda gördüğüm en bencil insansın
"Kes sesini" diye mırıldandım elimle alnımı ovuşturdum.
Gerçekleri söylemem canını mı yakıyor
Krallığı yönetemeyeceksin ailen için bir hayal kırıklığısın
Sus artık sus "Leyla iyi misin?" diye bir ses duydum ama ona odaklanacak durumda değildim. Canım yanıyordu herkes için bir hata olmak, nefret edilmek, güçlü gözükmeye çalışmak.
"Hayır dur lütfen Nergis abla gitme"
"Sen gerçekten sevilecek biri değilsin"
"Nefret ettiğim her şey sende toplanmış"
"Ailen bile seni sevmemiş Leyla ben nasıl seveyim"
Hatırlamak istemediğim anılar zihinmde dönüyordu. Sabah olduğu gibi biri zihnimi anılarımı ve irademi ele geçirmeye çalışıyordu. Kahretsin her şeyin farkındaydım ama karşılık veremiyordum.
Durdurmam gerekiyordu ama başım çok ağrıyordu. Ta ki bir el kolumdan tutup kendine çekene kadar nefes nefese kalmıştım az önce resmen kendi beynimle iç savaş gerçekleştirmiştim. İki eliyle yanaklarımdan tuttu "Ne oldu az önce" diye sordu cevap vermediğimi görünce baş parmağıyla yanağımı okşadı "İyi misin" başımı salladım "Başım çok ağrıyor" dedim. Yalan değildi söylediğim başım çok ağrıyordu ama şuan iyiydim. "Yemeğe geç kalmayalım" dedim kararsız kaldı iyi olmadığımı düşünüyordu alt dudağımı okşadı "İyi olduğunu söylemeden hiçbir yere gitmiyoruz" dedi alnını alnıma yaslayarak. "İyiyim" dedim sadece.
...
Aras
Sabah erkenden kalkıp duş almıştım kıyafetlerimi giydikten sonra yemek için odadan çıktım. Dün ilk defa bir kadınla dans etmiştim o kadına çok uyuz oluyordum ama başka bir erkekle dans etmesini istememiştim.
Merdivenlerden inmeye başladığımda Julia'yi gördüm o da yemek için iniyordu. Üzerinde sarı saten tüllü bir elbise vardı kemeri gümüştendi ama ortasında altın yuvarlak şeklinde bir süs vardı. Kollarında ki tüller yere değiyordu yüzümü buruşturdum bunlarla nasıl yemek yiyordu. Kıvırcık saçlarını açık bırakmıştı. Bilmesem baloya hazırlandığını düşünürdüm bir kahvaltı için bu kadar hazırlanmak gerekiyor muydu cidden?
Merdivenlerden hızla ilerlediğinde "Düşeceksin dikkatli ol" dedim. Yavaşladı "Sana da günaydın" dedi imalı bir sesle "Aynen ondan" dedim kızla bir derdim yoktu ama onunla uğraşmak hoşuma gidiyordu. Bunu kimsenin bilmesine gerek yok tabi. "Çok kabasın sizin dünyanızdaki tüm insanlar böyle mi?" dediğinde omuzlarımı silktim "Leyla o kadar değil" dedim nazik diyemezdim ama kabada diyemezdim işine gelirse ayrıca dobra bir kadındı.
Ve en sevdiğim özelliklerinden biride buydu. Merdivenler bittiğinde koridorda ilerlemeye başladık "Leyla sizin dünyanıza ait değil o burada doğdu" dediğinde sinirlenmeye başlamıştım Leyla'nın bu dünyaya ait olmasını sindiremiyordum genel açıdan bakarsak değildi bile Leyla burada olalı kaç gün geçmişti sanki, 24 yıldır burada değildi. Leyla buraya ait değildi ama burası Leyla'ya aitti.
"Leyla tüm hayatını bizim dünyamizda geçirdi ve sen onu sadece 1 haftadan az süredir tanıyorsun onun nereye ait olup olmayacağına sen karar veremezsin" dedim öfkeli bir sesle. O benim kardeşimdi canımdan öteydi bir gün kendi canımla onun canı arasında kalsam hiç düşünmeden kendi canımı verirdim.
Julia sinirlenmiş olmalıydı ki kaşlarını çattı "O benim kuzenim" dedi alayla dudağım yana kivrildi "Kuzenin olması onu 1 haftadır tanıdığın gerçeğini değiştirmiyor o benim kardeşim" dediğimde çoktan salonun kapısına gelmiştik içeri girdiğimde herkesin orda olduğunu gördüm.
Sandalyeme doğru ilerlediğimde Julia hızlı adımlarla önümden geçti ve yerine oturdu. Maalesef Dustin'de masadaydı o herifi yumruklamak istiyordum. Yerime oturduğumda Aren'in Leyla'nın yanında baş köşede oturduğunu gördüm bunu Leyla'nın istediğine yemin edebilirdim ama kanitlayamazdım.
Leyla'ya baktığımda bana hafifçe gülümsedi ama yüzü biraz solmuş gibiydi bir şey olduğunu anladım ama şimdi soramazdım. Sessiz bir şekilde yemeğe başladığımızda Dustin ellerini birbirine çarptı "Sevgili kuzenim Layla yıllarını hapiste geçiren bir mahkumu kralımız yaptığın için sana minnet duymalıyız" Aren'in vereceği tepkiye bakmak için yüzümü ona çevirdim ama yüzünden hiç bir şey okunmuyordu. Leyla'nın sinirlendiğini görebiliyordum Julia ise kaşlarını çatmış abisine bakıyordu.
Belki ona uyuz olmamın sebeplerinden biri de abisinin böyle biri olduğundandır. Leyla'yı benim canımla tehdit ederek büyük bir hata yapmıştı. Leyla sakin bir şekilde çatalını tabağının üzerine koydu sakinmiş gibi gözüksede sakin olmadığını anlayabiliyordm ellerini birleştirip dirseklerini masaya yasladı ve çenesini birleştirdiği ellere koydu "Krallığı yönetmek için bir kadını kardeşi bildiği adamla tehdit ederek zorla evlenmeye çalışan bir adamlada evlenebilirdim. Ama görüyorsun kader beni doğru insanlara sürükledi. Eğer tebrik etmek istiyorsan yalnız olduğum bir vakit tebriğini mükkemmel bir şekilde kabul edeceğime emin olabilirsin kuzen" dedi alayla kuzen kelimesini bastırarak.
İşte benim kardeşim "Ne bu laflar" dedi en sonunda sessiz kalmayı bırakıp bilge adam dedikleri Victor. "Siz kuzensiniz bu sarayda bu krallıkta birbirinize sahip olamayacaksanız krallık birbirine hiç sahip çıkmaz" dedi. "Haklısın" dedi Leyla "2 ay boyunca krallik boş kalmış olmalı bu yüzden senden istediğim bazı şeyler var" dedi.
Victor "Nedir onlar" dediğinde "Lunaris'in şehirlerindeki elçilere bir mektup yazıp saraya davet etmeni istiyorum onlarla bir toplantı gerçekleştireceğim" dediğinde Victor başını salladı "Mektupları bugün ulaştırırım" dedi. "Başka bir şey daha var. Krallığı yönetmek için bir danışmanlık kurmak istiyorum" dedi tam da Leyla'dan beklediğim bir şeydi burada daha yeniydi ve bazı kararlar için burayı daha iyi bilen daha tecrübeli kişilere ihtiyaci olabilirdi.
"Amcam zaten danışman" dedi Kaylee. "Amcan eski kral ve kraliçenin danışmanıydı artık her şey değişti" bunu söyleyen Aren'di "Haklısın birden fazla kişinin fikri her zaman iyidir yeni düşüncelere açık olmak gerek" dedim Aren'e doğru dönerek.
Victor pek istemiyor gibi gözüksede "Siz nasıl isterseniz" dedi. "Kimler olacak bu danışmanlığın içinde?" diye sordu Dustin. "Senin olmayacağın kesin" dedi Leyla Dustin kaşlarını çatmış ona bakıyordu. "Dustin" dedi Victor uyarıcı bir sesle. Herkesin gerildiğini hissedebiliyordum.
Kahvaltıya devam ettik. Leyla kalkmak için bir hareket yaptığında Aren onu kolundan tutup durdurdu ona doğru eğildi ve kulağına bir şey söyledi dediği şey her neyse Leyla kalkmaktan vazgeçti. Başını salladığında birbirleriyle ne kadar yakın olduklarını farketmiş olmalıydı ki gözlerini kaçırdi.
Diğerlerine baktığımda herkes yemeğe odaklanmıştı. Geri onlara baktığımda Leyla kurabiyeden alırken Aren'in yüzünde bir tebessümle Leylayı izlediğini gördüm gerçekten Leyla'yı seviyor olabilir miydi? Bu kadar kısa zamanda olamaz diye düşündüm ama bakışları öyle söylemiyordu.
Leyla
Victor'un bu fikri beğenmediğini hissedebiliyordum ama hayır diyemezdi zaten ondan izin almıyorduk sadece haber veriyorduk. En sonunda"Siz nasıl isterseniz" dedi. Peynirden bir çatal aldım hiç aç hissetmiyordum o yüzden odama gidip hazırlanmaya karar vermiştim. Tam kalkıyordum ki Aren'in elini kolumda hissettim hafif bir şekilde kolumdan tutup kalkmamamı sağlamıştı. Kulağıma doğru eğildi boynumdaki nefesi tenimi karıncalıyordu.
"Herkes yemek yerken kalkman hoş olmaz" diye fısıldadı. Doğru söylediği için bir şey demedim aramızdaki yakınlıktan dolayıda bir şey söylememiş olabilirdim. Ona bakıp başımı salladım ama yüzünün yüzüme bu kadar yakın olması gözlerimi kaçırmama sebep oldu yanaklarim yanmış gibi hissediyordum. Önüme döndüm kek gibi görünen kurabiyelerden aldım ve tabağıma koydum.
"Yeme onlardan" dedi Aren fısıldayarak başımı yana doğru 'Neden' dercesine çevirdim "Cevizli onlar" deyince yüzümü buruşturdum. Cevize alerjim vardı ve cevizin c sini duymaktan nefret ediyordum sonuçları benim için çok ağırdı. Sonra duraksadım Aren benim cevize alerjim olduğunu nereden biliyordu."Sen nereden-" dedim ki lafımı bölüp "Rüyanda benimle konuştuğu zaman bahasetmiştin" dedi hemen, öyle deyince bu konuda bir şey konuştuğumuzu hatırladım ama onun bunu hatırlayacağını düşünmezdim.
"Hatırlayacağını düşünmemiştim" dediğimde "Senin hakkında bir şeyi hatırlamamak mümkün mü?" diye mırıldandı kalbim hızla çarpmaya başladı ne oluyordu bana böyle. Belki de ben yanlış duymuştum ama içten içe yanlış duymamış olmayı diliyordum.
Kahvaltı bittikten sonra odaya hazırlanmaya gelmiştik Aren lavaboda giyineceğini söylediği için bende odada giyinmiştim. Üzerimde siyah bol deri bir pantolon vardı. Üzerine beyaz kolları dirseklerimden başlayarak bileklerime doğru genişleyen bir gömlek giymiştim. Gömleğimin üzerine ise beyaz renkte işlemeleri bulunan siyah bir korse giymiştim. Pelerinimi alıp omuzlarıma attım ve bağcığını bağladım. Yatağın üzerine oturup botlarımı giydim. Siyah saçlarımı ise her zamanki gibi açık bırakmıştım.
Saçlarım çok uzamıştı ve beni rahatsız etmeye başlamıştı. Genelde saçlarımı omuzlarımın hizasında keserdim ama şuanda belimin üst kısmına kadar uzanmıştı. 14 yaşımdan beri boks yaptığımdan dolayı terlememek için saçlarımı hep kısa kestiriyordum. Bir ara kessem iyi ederdim. Tabi vakit bulabilirsem!
Lavabonun kapısi hafifçe tıklandı ve Aren'in sesi duydum "Giyindin mi?" diye sorduğunu işittim "Evet" diye seslendiğimde kapının açılma sesini duydum arkamı dönüp ona baktım her zaman ki gibi siyah bir gömlek ve siyah pantolon giymişti. Ve kabul etmeliyim ki bu hali çok yakışıklıydı. Saçlarını taramamıştı dağınık duruyordu ama taranmamış hali bile çok düzgündü. "Beni incelemen bittiyse artık gidelim" Sanırım dejavu yaşıyordum ayrıca onu incelemiyordum.
Gözlerimi devirerek "Seni incelemiyordum" dedim. Dolaptan deri siyah bir üst çıkardı gömleğinin üzerine giydikten sonra beline taktığı kemere hançerini koydu siyah pelerinini çıkarıp omuzlarına attı ve ipini bağladı. "Hâlâ beni inceliyorsun" dedi alaycı bir sesle. "Yasak mı?" diye sordum beni utandırmasına izin vermeyerek. Bana doğru döndü ve yanımdan geçip kapıya doğru ilerledi "Bir kadının kocasını incelemesi neden yasak olsun" dedi alaycı bir sırıtışla. Yanına gidip "Sahte kocası" dedim.
Bunu ona değil kendime hatırlatıyordum aslında çünkü bazen unuttuğumu hissediyordum ona bağlanmaktan korkuyordum ama böyle davranarak bana hiç yardımcı olmuyordu. Kapıyı açıca odadan çıktık koridorda ilerlerken bir küfür mırıldandığını duyunca arkamı döndüm bir adım arkamda gözlerini yummuş başını yere indirmişti "İyi misin? Bir şey mi oldu?" diye sordum elimi koluna koyup.
Koluna yasladığım elimi diğer eliyle sıkıca tuttu canı yandığı belliydi ama yüzü o kadar ifadesizdiki onun hissettiklerini anlamasam veya elimi sıkıca tutmasa anlamazdım. Derin bir nefes alıp verdi tutuğu elimi bırakti "İyiyim" diye fısıldadı. "Ne oldu az önce" diye sordum. "Lütfen, sorgulama" deyince başımı salladım.
Daha fazla sorarak yarasını deşmek istemiyordum "Çifte kumrularım benim" Mirzanın sesiydi bu hemen arkamı döndüm ama kimse yoktu. Tam bir deliydi. "İyi değilsen erteleyebiliriz" dedim ama hayır der gibi başını yana doğru salladı "Gerek yok" dedi.
Arası alıp bahçeye çıkmıştık at arabası hazırlandıktan sonra çıkacaktik. Sarayın bahçesinde beklerken en sonunda at arabası geldi, arkadanda bizi korumaları için atlılar geliyordu. At arabası önümüzde durduğunda kenarına tutunarak içeri girdim sonra Aras girip karşıma oturdu en sonda Aren girdi ve yanıma oturdu.
Düğünde halktan birilerini görmüştüm ama ilk defa hepsinin yanında olup onlarla sohbet edecektim bu beni nedensizce heyecanlandırmıştı. Belki de gerçekten kendimi buraya ait hissediyorum diye düşünmüştüm ama sonra biraz daha düşününce kendimin hiç bir yere ait olmadığına karar vermiştim. Zaten ben birine veya kimseye ait olamazdım bu kendime aykırıydı.
Araba ilerlerken içimi bir huzursuzluk kapladı. Oturduğum yerde kıpırdandığımda başıma keskin bir ağrı girdi sonra bir anda her yer karardı. Gözlerimi açtığımda at arabasında değildim ayaktaydım ve bir meydandaydım yanımda Aren onun yanında ise Aras yürüyordu etraf gürültülü ve kalabalıktı hepimiz pelerinlerimizin şapkasını başımıza atmıştık. Sanırım yine geleceği görüyordum çünkü her şey çok gerçekti. Etraf bir anda ölüm sessizliğine döndü. Sessizliği yaran bir ok sesi duydım ve sırtımda keskin bir ağrı hissettim boğazımdan boğuk bir inilti çıktı. Sırtımdaki pelerinin kumaşının kanımla ıslandığını hisettim.
Bir anda her şey normale döndüğünde etrafımı kontrol etmem gerekmişti sanırım biri benim oraya geleceğimi öğrenmiş ve bana suikast düzenlemişti!
İçimdeki ses bana aramızda bir hain olduğunu söylüyordu. Peki bu hain kimdi?!
