17. bölüm · Lanetin Gölgesi 1

Telefona Ekleten

Noctelle 💫

Sakinleştiğimde rüyanın etkisi hala üstümdeydi. Telefon her çalışında kimin aradığına bakmadan meşgule alıyordum sakinleşmem gerekti. Bu sefer arayan kişi kimse artık yılmadan tekrar arıyordu.

Telefonun sesi tekrar kulağıma yüksek sesle dolarken elimle yüzümü ovuşturdum. Çıldıracaktım artık! Yeter be! Yatakta doğrulduğumda komedindeki telefonu aldım. Arayan kişiyle ağzım şokla açıldı. Nasıl?

Ben onu telefonuma kaydetmeme rağmen o nasıl telefonumda kayıtlıydı?
Bu adam nasıl bir şeydi? Tüylerim diken, diken oldu. Yutkundum.

Açmak istemiyordum ama yine de bırakmayacak gibiydi. Parmağımı ekranda kaydırdığımda telefonu kulağıma tuttum.
GSK’nin mutlu sesiyle irkildim. Mert’in karanlık bir versiyonuydu sanki… Telefonda “Silentum Meum” parantez içinde birde GSK yazıyordu.

“Günaydın Nil kızı! Bugün hava çok güneşli… Pikniğe gidiyor musun?”

Ne pikniği be? Öksürmeye başladığımda bir an ciğerim çıkacak gibi hissettim. Öksürüğüm bittiğinde boğazımı temizledim.

Pencereye bakış attığımda gerçekten de güneşli olduğunu görebiliyordum.

“Ne pikniği Gölge?”

Kıkırdadığında göz devirdim. Tanımadığım bir şahıs bana günaydın diyordu ne kadar güzel ama? Kesinlikle çok tuhaftı.

“Senin haberin yok mu? O zaman cezan kalktığından da haberin yok. Ben anlatayım ben öğretmenine rica ettim o da cezanı kaldırdı. Yani bugün yanında ki süt çocuk ile pikniğe gidebilirsin.”

Süt çocuk dediği Mert miydi? Cidden mi? Benim cezam nasıl kalkmıştı? Gölge ne boklar çeviriyordu. Durgun sesle konuşurken derin bir nefes aldım. Dayanamıyordum artık…

“İlk olarak öğretmene ne yaptın? İkincisi, neden? Mert’e de süt çocuk demezsen sevinirim.”

Esnerken ayağa kalkıp mutfağa doğru yol aldım. Beni hiçbir zaman bırakmayacak gibiydi.

“Hım? Öğretmenine minik bir ricada bulundum dedim ya. Mert mi? O katil bence ondan uzak durmalısın. Tam birisini öldürmelik hava biraz da sanki…”

Son anda sesi düşünüyor gibiydi. Sessizliğin ardından konuşmaya devam etse de içime bir kurt düşürmüştü. Yürümeye devam ederken durgun sesiyle konuşmaya başladı.

“Sana fotoğraf attım. İntikam için güzel bir malzeme.”

Dolabı açtığımda bir bardak alıp konuşmaya başladım. Arkadan suyu dolduruyordum.

“Ben oyuncağın değilim Gölge.”

Suyu kafama diktiğimde tekrar doldurdum. Dolaptan çıkardığım vitaminimi alıp suya attım. Çözülmesini beklerken bana attığı fotoğrafı açtığımda… Öykü? Ağzım bir karış açılmışken Gölge konuşmaya devam etti.

“İşte seni bu yüzden seviyorum Nil kızı. Oyuncak olmazsın kendi karakterin var. Öykü seninle dalga geçiyorken bunu yapmamak mı?”

Lise hayatım boyunca bu tür olaylarla asla alakam olmamıştı… Ve şimdi karşımda ki lise entrikasına şahit oluyordum. İşte okulumuzun en iyi çifti bu olayda yıkılmıştı. Emir ve Öykü en sevilen çiftlerindendi. Vay be! Gerçekten bunu nasıl yapmıştı ona…

“Mert’in katil olmasına bir şey demedin? Unutma Nil kızı hayatında hiç kimseye güvenemezsin. Ve geçmişini anlatanların arkasında daha karanlık bir şey yatıyordur.”

Yutkunduğumda telefonun ekranına hala bakıyordum. Mert’den şüphe etmem için söylüyordu. Hayır, o anlattığı gibiydi.

“Mert’den şüphe etmemi istiyorsun… Hayır!”

Hayır anlamında bir mırıltı çıkardığında vitaminin suda çözümlendiğini görüp kafama diktim.

“Sen neye inanıyorsan lakin bil ki bir gün karşılaşacağız o zaman doğru olduğumu söyleyeceksin.”

Bunun hiç işi yok muydu? Benimle konuşuyordu! Lütfen Gölge’yle karşılaşmayayım hiçbir zaman.

“Seni tanımıyorum Gölge neden bulaşayım?”

Ben de işsiz gibiydim. Gölge’ye her ne kadar laf etsem de konuşuyordum. Merak hiç iyi bir şey değildi yapma dediklerini yaptırır deme dediklerini dedirtirdi.

“Belki Gölge’yi tanımıyorsun ama onu tanıyorsun Nil kızı. Onunla görüşmek isteyeceksin. Hatırlasan… Ormanda arkadaşlarına sahip çık kaybolmasınlar. Umarım kendimi kaydetmeme kızmamışsındır. Neyse görüşmek üzere.”

“Hatırlasan” dediği an sesinden ilk defa bir duygu çıkarabilmiştim. Hüzün… Pişmanlık ya da ben götümden sallıyordum. Kapattığında boşluğa bakarak kaldım. Birisi veya bazıları kaybolacaktı. Yine bir bomba bırakmış gitmişti bana.