12. bölüm · Lanetin Gölgesi 1

Geçmişten Bir Yansıma 11.06.2024

Noctelle 💫

Antalya’da her zamanki gibi yazın sıcaklığı ile insanlar kavrulurken oda da klimanın sesi yankılanıyordu. Her saniyede büyüyen sessizlik bir anlaşma sesi gibi olmuştu. Azra namı diğer “Nilüfer” Mert’e döndü. Nilüfer kızıl saçlı yeşil gözlüydü örgütün kraliçesi aynı zamanda Alp’ın –örgüt liderli- sevgilisiydi.

“Seninle anlaşma yapmak için çağırdım.”

Mert buz mavisi gözlerini ciddiyetle Nilüfer’e çevirdi. Nilüfer Mert’in karşısında oturmasından hoşlanmamıştı. Birisi onun karşısında oturduğunda onunla düşman gibi hissederdi. Mert koltukta yayılırken Nilüfer ellerini karnında bağladı.

“Deniz seni tanırım iyi çocuksundur. Onun için aklıma ilk sen geldin. Alp’i yıkmak kolay olmayacak-”

Nilüfer sözünü bitirmeden Deniz kesti. Onun ismi gözlerinden geliyordu. Deniz… Mert ilk başladığı zamanlar isme ihtiyaç vardı. Gerçek isim tehlikeye atabilirdi onu niçin Deniz’i seçmişti –annesinin ona sesleniş ismini-. Elini dur anlamında kaldırıp kravatını düzeltti.

“Nilüfer bunu benden isteme. Asla ona ihanet etmem…”

Durup öne eğildi. Nilüfer’in yeşil gözlerine dikkatle baktı. Ne kadar soğuk bakarsa baksın içinde bir sıcaklık vardı.

“Ona ihanet etmeyi aklından dahi geçirme. O bizden hep bir adım öndedir. Alp’i iyi tanırım. Herkesin zaafını kullanmak için öğreniyor. O giriş testleri fasa fiso. Eğer ihanet edersen zaafını kullanır.”

Deniz arkasına tekrar yaslandığında Nilüfer’in gözleri şokla açıldı. Başını hayır anlamında salladı.

“Ama… Deniz?”

Deniz omuz silktiğinde boğazını temizledi. Konuşmaya devam etti.

“Bende o zamanlar akıl olsaydı her şeyimi o kağıda dökmezdim. Seni de uyarma fırsatım olmadı. Alp’in yeni sevgilisi olmuş dediler bir baktım sen.”

Nilüfer şokla tekrar başını salladı. Bir plan bulmak zorunda gibi hissediyordu. Bulmalıydı. Ondan kurtulmak istiyordu. Örgütü yürütemediğini düşünüyordu. Nilüfer için örgüt ile daha iyi planları vardı.

Alp’in onu aldattığı içinde yapıyordu bunu. Ona göre intikam en beklenmedik zamanda gelmeliydi. Planları oydu. Nilüfer’in zaafı belliydi. En yakın arkadaşı… Onun ölümüne alışamazdı. Deniz’in bilmediği bir şey daha vardı.

“Sen beni saf mı zannediyorsun?”

Dalgayla karışık söylerken tüyleri ürpermişti. Deniz boş gözlerle bakarken gözlerini kaçırdı.

“Şimdi ya benim yanımda olursun ya da-”

Deniz durması anlamında el işareti yaptığında durdu. Ne ile tehdit edeceğini biliyordu. Hem de çok iyi. Bunu ezberleyecek kadar çok duymuştu.

“Söyleme. Eğer bunu yapacaksan adam toplaman lazım. Bu işte sorarlarsa yokum. Onun bilmediğin yanların da var Nilüfer. Dikkatli olmak zorundasın. Bu oyun değil. Gerçek. Başka telefon bul bir şeyler yap.”

Deniz ciddiyetle anlatırken deri koltuğundan kalktı. Gidecekken dönüp Nilüfer’e baktı.

“Seni sürekli takip ettirecektir.”

Geri döndüğünde kapı ile arasında yaklaşık beş metre varken Nilüfer seslendi.

“Bana yardım etmeyecek misin?!”

Deniz’in eli kapı kolundayken durdu. Bir saniye sessizlik Nilüfer için yıllar gibi gelmişti. Deniz ne yapacağında her ne kadar kararsız olsa da kararını çoktan vermiş gibiydi.

“Yardım etmeyeceğim demedim.”

Kapıdan çıktığında Nilüfer odanın soğukluğu ile kaldı. Deniz’in telefonuna bildirim geldiğinde yatan paraya baktı. Nilüfer’le arasında gizli şifreyi gördüğünde şaşırdı “İş bitince de paran yatacak.” Yazıyordu. Telefonunu cebine koyup yürümeye devam etti.