33. bölüm · KÜLLERİMDEN

Bölüm 33 – Yeni Şehir, Yeni Ben

Kibar BABATUTMAZ

İstanbul…

Kocaman. Gürültülü. Karmaşık.
Ve bir o kadar da büyüleyici.

Tren garında valizimi indirdiğimde derin bir nefes aldım.
Bu şehir beni tanımıyordu.
Ben de onu tanımıyordum.

Ama şunu biliyordum:
Burası geçmişimin değil, geleceğimin şehri olacaktı.

İlk günler kolay değildi.

Yurt odası kalabalıktı.
Eşyalar üst üste, hayatlar iç içeydi.
Oda arkadaşlarım yabancıydı.
Otobüs duraklarını karıştırdım. Yanlış yerde indim. Kayboldum.
Ama pes etmedim.

Çünkü ben buraya kaybolmaya değil, kendimi bulmaya gelmiştim.

Bu şehirde hayalim vardı.
Ve ben hayalim için zorlukları romantikleştirmeye değil, aşmaya niyetliydim.

İlk derse girdiğim günü unutamıyorum.

Amfi sessizdi.
Herkesin yüzünde aynı soru: “Acaba başarabilecek miyim?”

Benim içimde ise tuhaf bir sakinlik vardı.
Hafifçe gülümsedim.

“İşte geldim,” dedim içimden.
“Yolun buraya kadardı, Asel. Şimdi asıl yol başlıyor.”

Profesör içeri girdi.
Tahtaya tek bir kelime yazdı:

“Nöron.”

O kelimeyi gördüğüm an kalbim hızlandı.
Sanki biri içimde bir düğmeye bastı.

“Başladın,” dedim kendime.
“Gerçekten başladın.”

Zor muydu?
Hem de nasıl.

Ama ben zoru seçmiştim zaten.

Zamanla sınıftan insanlarla yakınlaştım.
Duru… Sakin, düzenli, ayağı yere basan biri.
Melis… Neşeli, enerjik, bazen deli dolu ama kalbi temiz.

Onlarla çalıştım, güldüm, sabahladım.
Birlikte yorulduk. Birlikte büyüdük.

Elif’le görüntülü konuşmalarımız devam etti.
Her seferinde bana şunu söyledi:

“Sen artık geçmişini anlatmıyorsun. Geleceğini planlıyorsun.”

Haklıydı.

Artık acımı değil, hedefimi konuşuyordum.

İstanbul’da yürümeyi öğrendim.
Gerçekten yürümeyi.

Kulaklığımı takıp boğaza karşı oturduğum anlar oldu.
Saatlerce yazdım.
Bazen sadece düşündüm.

Eskiden içimi yakan bir soru vardı:
“Ben kimim?”

Şimdi cevabı net.

Ben…
Kırılmış ama dağılmamış bir kadınım.
Susturulmuş ama susmamayı öğrenmiş biriyim.
Kaybetmiş ama vazgeçmemiş biriyim.

Küllerimden doğdum ben.

Bir zamanlar kalbim kırıldı.
Sesim kısıldı.
Gücüm sınandı.

Ama şimdi…

Sesim var.
Hedefim var.
Ve yürümeye yeminli bir yüreğim var.

İstanbul kalabalık olabilir.
Hayat zor olabilir.
Tıp fakültesi acımasız olabilir.

Ama ben artık kendimden korkmuyorum.

Ve insan kendinden korkmuyorsa,
hiçbir şehir onu yutamaz.