11. bölüm · KÜLLERİMDEN
Bölüm 11 – On Altı Yaş ve Bir Kolye
Birkaç gün geçmişti. Emir’le aramızdaki bağ daha da güçlenmişti, ama içimde hâlâ hafif bir huzursuzluk vardı.
Doğum günüm yaklaşıyordu; 16’ya basmak hem heyecanlı hem biraz da korkutucuydu.
Okul çıkışı Emir’le buluştuk, ellerimiz birbirine kenetlenmişti.
“Doğum günün kutlu olsun, Asel,” dedi gülümseyerek ve cebinden küçük, zarif bir kutu çıkardı.
Kutuyu açtığımda içinde ince, gümüş bir kolye vardı.
Ucu küçük bir kalp şekliydi, içinde minik bir taş parlıyordu.
“Bunu hep yanında taşı,” dedi. “Bu, seni ne kadar önemsediğimin küçük bir simgesi.”
Gözlerim doldu, kalbim hızla attı.
“Çok güzel, Emir. Teşekkür ederim,” dedim, ona sarıldım.
Akşamı birlikte sahilde geçirdik.
Deniz hafifçe dalgalanıyor, hava serin ama güzel kokuyordu.
Birlikte yürürken, ellerimiz birbirinden hiç ayrılmadı.
“Seninle olmak, en güzel hediye,” dedi Emir.
“Biliyorum, bazen zor olabiliyor her şey ama birlikte aşarız,” diye fısıldadım.
Ertesi gün Emir beni ailesinin evine davet etti.
Büyük, sıcacık bir sofrada Emir’in annesi, kuzenleri ve diğer akrabaları doğum günümü kutladılar.
Pastanın üzerindeki mumları birlikte üflerken, Emir’in annesi gözlerime bakarak, “Sen bizim ailemizin değerli bir parçasısın, Asel,” dedi.
Bu sözler içimde yumuşak bir sıcaklık bıraktı.
Ama evde…
Kendi ailemden tek bir kutlama mesajı bile gelmemişti.
Telefonumda sessizlik vardı.
O an, kalbimde sessiz bir sızı hissettim.
Onlar unuttuğunda, ben yalnızdım.
Ve anladım ki, gerçek sevgi bazen beklenmedik yerlerden gelir.
O gün, on altı yaşında olmak, sevildiğimi hissetmek demekti benim için.
Ve o kolye, sadece bir takı değil, umut ve bağlılığın simgesiydi.
