Küller ve sırlar kitap kapağı

7. bölüm / 6

Küller ve sırlar

Tahtın sahibi(dimitri)

Vaveyla Yazarı: Ecrin

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: Tahtın sahibi(dimitri)

Katya'nın merdivenlerden aşağı yuvarlanmasının üzerinden yalnızca birkaç dakika geçmişti.

Sarayın uzun koridorlarında telaş hâkimdi.

Hizmetçiler panik içinde bir sağa bir sola koşuyor, muhafızlar merdivenlerin dibinde hareketsiz yatan Katya'nın etrafını sarıyor, doktorlar acil müdahale için sedyelerini hazırlıyordu.

Koridorun dört bir yanında alçak sesli fısıltılar dolaşıyordu.

"Katya gerçekten merdivenden mi düştü?"

"Yoksa..."

"...Veliaht Prens Dimitri mi itti?"

Kimse devamını yüksek sesle söylemeye cesaret edemiyordu.

Çünkü herkes cevabı biliyordu.

Ama hiç kimse bunu dile getirecek kadar cesur değildi.

O sırada Dimitri, arkasına dönüp tek bir kez bile bakmadan koridordan uzaklaşıyordu.

Adımları yavaştı.

Sakindi.

Yüzünde en ufak bir pişmanlık ifadesi yoktu.

Sanki birkaç dakika önce bir insanı ölümün eşiğine sürükleyen kişi kendisi değilmiş gibi...

Tam odasına gireceği sırada siyah zırhlı bir muhafız önünde diz çöktü.

"Veliaht Prens..."

"Majesteleri Kral Aleksandr sizi çalışma odasında bekliyor."

Dimitri cevap vermedi.

Sadece muhafızın yanından geçti.

Koridor boyunca yankılanan ayak sesleri dışında hiçbir ses duyulmuyordu.

***

Sarayın en üst katındaki çalışma odası yalnızca imparatora aitti.

Duvarları siyah metal ve beyaz mermerin kusursuz birleşiminden oluşuyordu.

Devasa camların önünde, havada süzülen onlarca holografik ekran dünyanın farklı bölgelerini gösteriyordu.

Orduların hareketleri...

Ekonomik raporlar...

Uydu görüntüleri...

Sınır güvenliği...

Yapay zekâ destekli savaş analizleri...

Yirmi üçüncü yüzyılın bütün teknolojisi bu odada toplanmış gibiydi.

Odanın tam ortasında duran uzun siyah masanın başında Kral Aleksandr oturuyordu.

Kapı açıldı.

Dimitri içeri girdi.

Kapılar arkasından sessizce kapandı.

Aleksandr birkaç saniye boyunca oğluna baktı.

Sessizlik...

Sonunda konuştu.

"Katya'yı neden merdivenlerden ittin?"

Dimitri'nin yüzünde en küçük bir değişiklik olmadı.

"Çünkü sınırını aştı."

"Hayır."

"Sadece seninle konuşmaya çalışıyordu."

"Ben konuşmak istemedim."

Aleksandr derin bir nefes aldı.

"Bir gün bu imparatorluğun başına geçeceksin."

"Bunun farkındayım."

"Ama bir hükümdar yalnızca korkuyla yönetemez."

Dimitri ağır adımlarla pencereye doğru yürüdü.

Aşağıda binlerce asker kusursuz bir düzen içinde eğitim yapıyordu.

Hiç gözünü ayırmadan konuştu.

"Korku..."

"İnsanların en sadık efendisidir."

Aleksandr ayağa kalktı.

"Hayır."

"Korku bir gün sona erer."

"Saygı ise nesiller boyunca devam eder."

Dimitri yavaşça arkasını döndü.

Soğuk gözleri doğrudan babasına kilitlendi.

"İnsanlar güçlü olana saygı duymaz."

"Ondan korkarlar."

"Ve korktukları kişiye asla ihanet etmeye cesaret edemezler."

Aleksandr başını iki yana salladı.

"İşte bu yüzden endişeleniyorum."

"Tahta yalnızca güçle çıkılmaz."

"Sabır gerekir."

"Merhamet gerekir."

"Akıl gerekir."

Dimitri birkaç saniye sessiz kaldı.

Sonra dudaklarının kenarında belli belirsiz bir tebessüm oluştu.

Bu tebessümde sıcaklık yoktu.

Yalnızca kendinden emin bir kibir vardı.

"Merhamet..."

"...zayıfların kullandığı bir bahanedir."

Aleksandr'ın yüzü sertleşti.

"Dimitri!"

Genç prens hiç istifini bozmadı.

Yavaş ama kararlı bir sesle konuşmaya devam etti.

"Ben çocukluğumdan beri tek bir hedef için yetiştirildim."

"Tek bir amaç için eğitim aldım."

"Tek bir şey uğruna nefes alıyorum."

Birkaç adım daha attı.

Artık babasının tam karşısındaydı.

Gözlerini hiç kaçırmadan konuştu.

"Bir gün bu imparatorluğun tahtına ben oturacağım."

"Ve o gün geldiğinde..."

"Kimse bana karşı çıkamayacak."

"Kimse bana meydan okuyamayacak."

"Çünkü bu taht..."

"...benim olacak."

Odanın içine ağır bir sessizlik çöktü.

Aleksandr ilk defa oğlunun gözlerinin içine uzun uzun baktı.

Orada ne sevgi vardı...
Ne de huzur...

Sadece bitmek bilmeyen bir hırs...

Tahta ulaşmak için her şeyi göze alabilecek kadar büyük bir hırs.

Tam o sırada çalışma odasının kapısı yeniden açıldı.

Baş hizmetçi içeri girerek derin bir reverans yaptı.

"Majesteleri..."

"Kuzey Krallığı'nın hükümdarı Kral Victor ve Prenses Zoya yaklaşık yirmi dakika içinde saraya ulaşacak."

Aleksandr düşünceli bir ifadeyle başını salladı.

"Misafir salonu hazırlansın."

"Bugün en küçük hata bile kabul edilmeyecek."

"Emredersiniz, Majesteleri."

Baş hizmetçi odadan çıkar çıkmaz bütün saray adeta ayağa kalktı.

Kristal avizeler son kez parlatıldı.

Robot hizmetkârlar masaları milimetrik ölçülerle hazırlamaya başladı.

Muhafız birlikleri ana giriş kapısında iki sıra hâlinde dizildi.

Koridorlara kırmızı halılar serildi.

Herkes aynı ismi fısıldıyordu.

Kral Victor geliyordu...

Baş hizmetçinin çalışma odasından çıkmasıyla birlikte bütün saray harekete geçti.

Dakikalar önce sessizliğe gömülen koridorlar bir anda canlılık kazandı.

Yüzlerce hizmetçi farklı yönlere koşuyor, herkes kendisine verilen görevi kusursuz yerine getirmek için adeta zamanla yarışıyordu.

Sarayın yüksek tavanlarında süzülen temizlik dronları harekete geçti.

Sessizce uçan onlarca küçük makine, görünmeyen en ufak toz zerresini bile gelişmiş lazer sensörleriyle tespit ediyor, birkaç saniye içinde bulunduğu yeri kusursuz şekilde

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.