7. bölüm / 10
Koru Akamedi- hedef noktası7.bölüm
Bölümler 10Şu an: 7.bölüm
Son ders tarihti. Yazıp yazıp duruyorduk. Kafamdaki düşünceleri bir kenara atmak için iyi bir fırsattı.
"— Tahtadaki görseli de çizin. Sınavda çıkacak yazılarla birlikte yazarsanız daha iyi anlarsınız," dedi Sonat Hoca.
Çoğu kişi itiraz etse de Sonat Hoca sözünü geri çevirmedi. Herkes uflayarak çizmeye başladı.
...
15:40
Zil çalınca herkes çantalarını alıp sınıftan çıkmaya başladı. Defterimi ve kalemliğimi çantama koydum. İçimden kimseyle konuşmak gelmediği için kızlara hiçbir şey demeden sınıftan hızlıca çıktım.
Sınıftan çıktığımda Sarp'ı gördüm yeniden ama bu sefer göz göze geldik. Başımla yalandan bir selam verip gideceğim sırada Sarp kolumdan yakaladı.
"— Kızıl Tilki... İyi misin?" diye sordu soğuk bir sesle.
"— İyiyim, sen?"
"— İyiyim ben de."
Kahverengileri gözlerime merakla bakıyordu. Ne olduğunu çözmeye çalışıyor gibiydi.
"— Kusura bakma, pek konuşacak durumda değilim. Eve vaktinde varmam lazım. Antrenmanda görüşürüz."
Konuşmasına fırsat vermeden arkamı dönüp hızlı adımlarla yürüdüm.
...
Eve gelir gelmez yukarı, odama doğru çıktım. Saat 17:00'de antrenmana gidecektim. O zamana kadar biraz uyumaya karar verdim. En azından uyurken düşüncelerim susuyordu. Alarmı kurup pijamalarımı giydim. Hızlıca örtünün içine tamamen girip gözlerimi yumdum.
...
Alarm çalar çalmaz uyandım. Midemde bir boşluk hissi hissedince aşağı inip kendime tost yaptım, yanında kayısılı bitki çayı koydum. Bugün sadece bayılmamak için yiyordum resmen. Tostumu yedikten sonra odama çıkıp hazırlanmaya başladım.
Üstüme siyah sıfır kol crop, altıma mavi bol kot pantolon giydim. Saçlarımı örüp çantamı hazırladım. Hazır olunca da evden çıktım.
...
Tam vaktinde salona giriş yapmıştım. Hava güzel olduğu için bahçede atışlar yapılacaktı. Gözlerim Eylül ve Sarp'ı arıyordu. İkisini yan yana görmek hiç istemiyordum.
Yayımı alıp hedef tahtasına doğru yürüdüm. O sırada arkadan tanıdık bir sesin bana seslendiğini duydum:
"— Ekin?!"
Arkamı döndüğümde Sarp ile göz göze geldim. Derin bir nefes verdim.
"— Efendim?"
Sarp'ın bakışları bu sefer ciddiydi, gülümsemiyordu. Ve 'Kızıl Tilki' yerine 'Ekin' diye seslenmişti. Sanırım ben mesafe koyunca o da koymaya karar vermişti.
"— Isınmaları grupça yapacağız, gel diğer tarafa."
Başımı onaylarcasına sallamakla yetindim. Sarp'ın gittiği yöne doğru yürüdüm.
Maalesef ki Eylül de oradaydı, çoktan ısınmaya ve atışlarına başlamıştı. Sanki hiç orada değilmiş gibi hedef tahtasına doğru yaklaşıp yayımı ve okumu yerleştirdim.
Gerdiğim esnada Sarp oku yerleştirdiğim, yani sağ tarafıma geçti; biraz yaklaştı. Yüz yüzelerimiz birbirine sadece bir santim uzaklıktaydı.
"— Başparmağını biraz dik tut, aşağı..." dedi fısıltıyla. Nefesi yüzüme çarpıyordu ve adeta gıdıklıyordu.
Yüzümü çevirmemeye özen gösterdim.
"— Ve... Omuzlarını germe fazla, biraz indir ama dik dursun," deyip yavaşça uzaklaştı.
Gittiği gibi derin bir nefes aldım. Kalbim hızlanmaya başlamıştı. İçimden, "Sakin ol Ekin, sadece duruşunu düzeltti. Sakin kızım!" diye geçiriyordum.
...
Çınar Hoca gelene kadar ısınmıştık. Asıl atışlar başlamıştı; yine sıra sıra atış yapacaktık.
...
Sarp birkaç atış tekniği gösterdi, her kez sıra sıra denemeye başladı.
"— Ekin, gel bakalım," dedi Sarp. Sesi soğuktu hâlâ.
Eylül'ün bakışlarının üzerimde olduğunu hissediyordum, bu yüzden onunla hiç göz teması da kurmadım.
Yayı ve oku kontrollü şekilde yerleştirdim. Sarp'ın gösterdiği teknik; hangi kolunla oku çekiyorsan onu sol omzuna veya sağ omzuna atarak öyle yayı çekip atışı yapacaktık. Nefesimi düzenli olarak alıp veriyordum.
Ben sol koluma doğru yayımı geçirdim. Yayı iyice gerdim. Nefes almam zorlaşıyordu. Sakin olup derin derin nefesler alıyordum.
"— Atış serbest!" diye seslendi Sarp.
Oku serbest bıraktığım gibi kolumu duruşunu düzelttim ve rahat bir nefes aldım. Omzuma ağrı girmişti anlık.
Tam 8'den vurmuştum. Sarp dudaklarını birbirine bastırıp başını öne doğru salladı.
"— İdare eder, daha güçlü bir atış bekliyorum. Tekrar yap," dediğinde şaşırdım ama belli etmedim.
Yine yayı sol tarafa atıp yayı güçlü bir şekilde geçtim. Tekrar derin nefes alıp Sarp'tan talimat bekledim.
"— Atış serbest!" diye seslendiğinde hemen oku serbest bıraktım.
Yine tam 8'e gelmişti.
Boynuma ve omzuma ağrılar girmeye başlamıştı bile çoktan.
"— Tekrar yap, tam 10'dan yapacaksın Ekin, hadi!" diye seslendi. Sesi daha da soğuk ve disiplinli çıkmıştı.
Hiç itiraz etmeden tekrar yayı ve oku yerleştirdim.
"— Bu sefer yayı yan çevir," diye talimat verdi Sarp.
"— Peki."
Ağrılar saplandıkça nefes alışlarım yavaşlıyordu. Yüzümden terler aktığını hissediyordum.
Yayı yan çevirip diğer omzuma attım kolumu. Ve Sarp'ı bekledim.
"— Atış serbest."
Ve atışı yaptım. Bu sefer 7'ye gelmişti. Sarp hiç acımadan tekrar tekrar atışları yaptırdı. Nefesim tükenmek üzereydi ama itiraz edemiyordum bir türlü.
Yüzümdeki terler daha da artmıştı, vücudumda sıcaklık hissediyordum. Nefes zaten adamakıllı alamıyordum. Biri boğazımı sanki sıkıyor gibiydi. Sarp'ın sesi artık boğuk geliyordu.
Atışı yapacağım sırada elimin tir tir titrediğini fark ettim. Gözlerim ağırlaşıyordu. Ayakta durmaya direniyordum resmen.
Yere çakılacağım sırada Çınar Hoca imdadıma yetişmişti. Belimden yakalamıştı. Gözlerim kapanıyordu ama zorla geri aralıyordum. Çınar Hoca yavaşça beni yere uzandırdı, çimlerin üstünde yatırdı.
"— Ekin... Ekin iyi misin?"
Sesler çok boğuk geliyordu. Kalbim çok yavaş attığını hissediyordum. Midemde garip bir boşluk hissi oluşmuştu. En kötüsü nefesim kesiliyordu.
Sağ gözümden bir damla yaş süzüldü. Daha fazla dayanamayıp gözlerimi kapattım.
"— EKİN AÇ GÖZLERİNİ!... EKİN?!"
Tek duyduğum boğuk ses buydu, sonrası karanlık...
Bölüm etkileşimi
