8. bölüm · KOD:34

Bölüm 8 : Çetenin Kalbi

Nisa06 ࣪ ִֶָ☾.

İçeri girer girmez karşımda Demir belirdi. Genellikle buralarda olmazdı toplantılara bile katılmaz Doruk'tan geri dönüş alırdı. Yeni duş aldığı alnına düşen ıslak saçlardından anlayabiliyordum. Demir'in yeri diğerlerinin yerine göre çok farklıydı. Kardeşim gibiydi çok fazla mı ortak yönümüz vardı? Hayır ama en zor anlarımızda beraberdik. Kimse yokken ikimiz vardık ve şimdi bir örgütün iki kurucusuyduk.
Küçüklüğünden beri yer altı çeteleri ile haşir neşirdi . Şimdi ise bir çeteye liferlik yapıyordu. Buna karşı çıkmıyordum çünkü o çete bizim resmen sağ kolumuzdu.Beni görür görmez kaşlarını çattı.
"Ne haltlar karıştırıyorsun yine ?"
Bir şey demeden içeri girdim. Bu ev örgütün en büyük ikini eviydi. Ben,eğer olursa Demir,Dicle ,Irmak kalıyordu. en azından eskiden... Irmak'ı bir çatışmada kaybetmiştik. Ezgi'nin yerini almasını istediğim kişi oydu ve bu konuda en çok gerildiğim konu Demirdi. Irmak ve Demir kendimi bidim bileli kardeş gibiydiler ve onu kaybetmek Demir'i yıkmıştı. Ölümünden sonra ilk kez buradaydı.
"Savaş sorumun cevabı?"dedi tek kaşını kaldırarak .
"Örgüte yeni üye alınacak."
Çatmış kaşlarını gevşetti ve bir kaç küfür savurdu."Hayır."dedi pratik bir şekide. Bu sefer kaşlarını çatan bendim."Fikrini sorduğumu hatırlamıyorum."

"Viran aklın yine gitmiş gibi duruyor. Kırmızı kafaya başvurmaya ne dersin?" Sinirlenince hep soyadımla hitap ederdi . Beklediğim gibi bu teklif onu sinirlendirmişti. Oralı olmadan konuyu değiştirmeye çalıştım.
"O kıza kırmızı kafa demeyi bırakmalısın."Alevle her zaman zıtlaşırdı. Alev ona her randevu ayarladığında karşısına bir deli raporu daha koyuyor ve kıza cinnet geçirttiriyordu. Örgütte tek anlaşamayan onlardı ama onlar da örgütün eğlencesiydi.
"Saçlarını kızıl yapan sen değilsin değil mi ? Sen yap sana da diyeyim. Daha deminki dediklerine göre daha ideal bir fikir."
Son cümleyi vurgulayıp toplantı odasına geçti. Başımı iki yana sallayıp kendime gelip onun ardından salona girdim.
İçeriye girer girmez herkes ayağa kalktı. Demir hariç… Ne o benim önümde ne de ben onun önünde eğilmezdim . Bu bizim anlaşmamızdı. Aramızda böyle bir beklenti olmayacaktı. Herkese başımla selam verip adımın yazdığı sandalyeye oturdum.
“Direkt konuşmaya başlayayım. Uzatmaya gerek yok.”

Herkes soluğunu tutmuş beni dinlerken Demir her zaman olduğu gibi sinirden masaya bakarak gülümsüyordu . “Örgüte yeni üye katılmasını istiyorum.” Herkesin gözü aniden bana dönmüştü.
Ilgaz hızla bana döndü. “Irmak’tan sonra kimseyi almıyacağız demiştik.”Bunu elbette bende biliyordum ama bir yerden tekrar başlamalıydık. Siyah saçları ve tüm solunu kaplıyan dövmesi ile ayrı bir tarzı vardı. Gözlerinin siyahı şimdi nefretle bakıyordu. Gözlerimi ondan çekip önüme dönerek konuşmaya devam ettim.“Bu yola girerken hepimiz biliyorduk. Ya kendimiz ölecek ya da en kötüsü sevdiklerimizin ölümünü izleyecektik. Teklifimizi kabul ettiğinizde bu sizi kaderinize yazıldı. Evet Irmak öldü evet o benim de kardeşimdi ama o gitti.”Son kelimeyi söylerken sesim içime kaçmıştı.
“Irmak’tan sonra öğretmen eksiğimiz var. Şuan en önemli şey çocuklarımızın eğitimi değil mi ? Alev tek başına ne kadar başa çıkabilir ?!”Alev donuk gözlerle elindeki kaleme bakıyordu. Doruk’un iç çekişini duydum. “Ne yani örgüte yeni öğretmen almamızı mı talep ediyorsun?” Dişlerimin arasından kesinlikle dedikten sonra gözlerimle herkesin tepkisini taradım. Artık gerilmeye başlamıştım.
“Sence şimdi bir eğitimciye ne kadar ihtiyacımız var Savaş?”dedi Doruk. Çenesinin gerildiğini görebiliyordum. Boğazındaki damarı oldukça belirginleşmişti.
“Doruk haklı. Artık sahalardayız Savaş. Alacağımız yeni kişi bize zorluk ve zayıflıktan başka hiç bir işimize yaramaz.”Hiç bir şey demeden yerimden kalktım. “Adı Ezgi. Derman avukatlığını yapıyor ve en kısa zamanda aramızda olacak. Alev bunu sağlayamakla görevlisin. Derman yardımcı olacaktır.”Derman ve Alev birbirine yine başlıyoruz bakışı attıktan sonra önlerine döndüler. Son kez herkese bakıp salondan çıktım. “Yine sadece kendi bildiği yapıyorsun.” duyduğum son cümle Dicle’nin ağzından çıkan bu cümle oldu.