2. bölüm · KOD:34
Bölüm 2 Karanlıkta Bir Davet
O da küçüktü. Dört duvarda griye boyanmıştı. Ama gri bile burada donu kalmış gibiydi. Düşük tavandan gelen tek bir floresan lambayla sağlanıyordu. Arada sırada cızırtılı sesiyle keskin sessizliği bozuyordu. Orta yerde paslı metalden bir masa vardı. Üzerinde fotoğrafımın bulunduğu ve yüksek ihtimalle sicilimin yazdığı bir dosya vardı. Oturduğum sandalyenin bacağı hafiften eğikti. Karşımdaki duvarın bir kısmı camlıydı. Camlarını her ne kadar hemen görmesem de beni izlettiklerini biliyordum. Oda ne soğuktu ne de sıcak. Ama kesinlikle insanı donduran bir şey vardı. Sessizlik. Orada oturduğumdan beri ne kadar süre geçmişti bilmiyordum. Belki zaman akışını durdurmuştu. Küçüklüğümden beri sessiz ortamlarda kalmaktan hoşlanmazdım. Küçükken sessiz bir ortamda kaldığımda ya ağlamayı seçer ya da şarkı söylerdim. Bazen de kafamda kurduğum en yakın arkadaşım ile sohbet ederdim.
"Kimle konuşuyorsun sen! "Dedi adam sinirli bir şekilde.
Burnumu çektim ve adama bakmadan
"Kimseyle..."
Adam bana daha çok yaklaştı.
"Seni yalancı bücür. Ben ne duydum o zaman."dedi bağırarak.
Yerimden sıçradım. "Bir şey demedim yemin ederim."
Adam gülmeye başladı ve bana daha da çok yaklaştı. Aramızdaki iki adımı da kapatmaya kalkışınca bağırmaya başladım. Bağırışlarım ve hıçkırıklarım birbirine karıştı.
Sesimi kesmek ister gibi ellerimle kulaklarımı kapattım. Adam ise bende uzaklaştı. Yanındaki genç adama döndü.
"Kafayı erken yedi sanki. Buna bugün su verme. O kadar boğazını yırttı, bakalım susuz ne yapacak?"
Sinsice sırıttı ve odadan çıktı. Bağırmayı bırakıtım ama göz yaşlarım yanaklarımı ıslatmaya devam ediyordu.
Anılarımdan arındığımda o gün de olduğu gibi elim kulaklarımdaydı ama göz yaşlarım... Artık akmıyordu. Yıllar onları kurutmuştu. Ellerimi kulaklarımdan yavaşça çektim ve işte o sırada kapı açıldı. İşte kumral asker. Yine buradaydı, beni o sorgulayacaktı. Gözlerimi ondan kaçırıp masaya bakmaya başladım. Karşımdaki sandalyeye oturdu.
"Ezgi Çağlar."dedi fısıltıdan hafif yüksek sesle.
Gözlerimi ona çevirdim. Beklediğimden daha yumuşak bakıyordu ama kaşları hâlâ çatıktı. Duru olsa bu durumu bile şakaya vurur. Heyy kaşlarını çatma, yaşlanınca pişman olursun derdi. Yüzüme hafifçe bir gülümseme yayıldı. Şimdiye dek eve gitmediğim için Duru kafayı yemiş olacaktır. Arayacağı ya da beni soracağı kimse yoktu.
Kalbimde bir sızı hissettim ve gözlerimi sıktım. Asker bunu fark etmiş olacak ki boğazını temizledi.
"Prosedür olarak bu sorguyu yapmam gerek. Aslına bakarsanız cezam hazır."
Yutkundum , boğazım da bir yumru hissetim.
"Sorularıma tekte cevap verin ." Nefes aldı ve gözlerimin içine baktı. "Ki bu işkence hemen bitsin."
Başıyla bana tamam mı der gibi yaptı.
Başımla hafifçe onayaldım.
"Olay yerinde bulunan kitao size aittir doğru mu?"
"Evet."dedim kararlı bir sesle.
" Bu kitapların yasak olduğunu biliyorsunuz değil mi?" Mal değilsen biliyorsundur bakışı attı.
"Evet."
"Ama buna rağmen sınıfınızda bulundurdunuz ."
Başımla onayladım.
"Öğrencilere okudunuz mu?"
"Hayır, kendim içindi."
Derin bir iç çekti ve bakışlarını daha da sertleştirdi.
"Peki neden bir öğrencinin çantasında çıktı."
"Bilmiyorum. Masamda bırakmış olabilirim."
Tek kaşını kaldırdı.
" Bu sözleriniz hakime iletilecek ama çok şeyi değiştirecek gibi durmuyor. Mesleğinize son verilecek ve 1 ay ev hapsi gibi bir ceza tahmin ediyorum. İki gün daha burada kalacaksınız sonra da duruşma."
Mesleğinize son verilecek. Hayata tutunma amaçlarımdan bir tane daha kaybettim.
Öğrencilerimi kaybettim. Dersleri anlatırken heyecanımı. İşimi,emeklerimi...
Tırnaklarımı elime batırdım. Acıyı hissedene dek belki kanatana dek batırdım.
Asker bana son kez bakıp odadan çıktı ve onun çıkış ile iki asker girdi. Kollarımdan tutarak beni nezarethaneye götürdüler.
Tahminimce gece olmuştu ama hâlâ ilk geldiğimde olduğu gibi başım duvara yaslamış tavana bakıyordum. Birisi bir şey mi dedi , bir karar mı çıktı... Hiç biri ile ilgilenmiyordum. Arada sırada bir kaç asker koridorda dolaşıyor. Yeni suçlular getiriyor, götürüyorlardı. Başımı indirip etrafa bakmaya başladım. Sınıfıma gelen 3 asker de buradaydı. Üçüde telaşlı telaşlı bir şeyler konuşuyorlardı. Bir şeyi ayarlamaya çalıştıklarından eminim. Kapıdan bir asker görüldü. "SAVAŞ HEMEN BURAYA KOMUTAN ÇAĞIRIYOR." Savaş... Şimdiye dek kumral asker diye kodladığım askerin adı Savaştı. Gözlerim onu takip etti. Kapıdan koşarak çıktı ve kalan iki asker diğer mahkumlarla ilgilendi. Savaş hafifçe kıkırdadım. Neden ismin gibi olmak yerine teslim olmayı seçtin Savaş.
Küçük bir salondu. Seyirci için bir yer yoktu. Avukatım olduğunu düşündüğüm benim yaşlarımda esmer bir adam ve hakim karşımda duruyordu. Savaşla yaptığımız konuşmanın aynısı sayılırdı tek fark konuşmamız bitince avukatım konuşmaya başladı.
"Sadece bir kitap buldunuz. Evini de aradınız. Ayrıca öğrencisini korumak istemiş olma olasılığıda oldukça yüksek. Ezgi Çağlar hakkında araştırmalarımız önünüzde ki dosyada belirtilmiştir. Öğrencilerin,velilerin onun hakkında tek yanlış bir cümle kurmadı. Sizce böyle nitelikli bir öğretmeni görevinden alınması ne kadar doğru?"dedi tane tane .
Ona döndüm fakat o bana değil hakime bakıyordu.
Hakim: karar
İkimizde yerimizden kalktık. Cevabın çok da değişeceğini zannetmiyordum fakat son bir kez daha umut etmek istedim.
"Ezgi Çağlar'ın görev yerinde yasaklı kitap bulundurmasından dolayı Haziran 25'e kadar ev hapsi almasına ve mesleğine son verilmesine karar verilmiştir."
Sinirden hafifçe sırıttım. Umutmuş... Evet ev hapsinde öğreneceğim bir diğer konu da umut etmeyi nasıl bırakacağım olacak.
Nasıl geldiysem aynı şekilde çıkarıldım fakat kapıda avukatımın sesiyle durdurulduk.
"İzninizle müvekkilimle zaten duruşma öncesi konuşmadık."
Hâlâ bekliyor olmamızdan avukatın dediğini yapacaklarını anladım.
"Ezgi hanım ben Derman. Aslına bakarsanız böyle şeyler için bildiğiniz üzere avukat atanılmaz ama çok değer verdiğim bir dostum sizin davanızı almamı istedi. Pek faydası olmadı fakat mesleğinizi tekrar almanız için uğraşacağım. Değerli dostumun düşündüğü gibi sizin gibi öğretmenlere ihtiyacımız var."dedi. Son cümleyi sadece benim duyabileceğim bir sesle söylemişti. Askerler beni evime götürmek için arabaya bindirdi.
Evime gidiyordum evet fakat üstümde bir mutluluk hissiyatı yoktu aksine endişeliydim. Özellikle Duru için. Üç gündür evde yalnızdı ve bu beni geriyordu. Evi aradıklarını biliyordum. Korkmuş olmalıydı. Ben bunları düşünürken ayak bileğime elektronik kelepçe taktılar. Bu sayede evden çıkıp çıkmadığımı anlayacaklardı. Başımı aşağı indirdim ve düşünmeye devam ettim. Derman denilen avukatın bahsettikleri aklımı kurcalamaya başlamıştı. Değerli dost dediği kimdi acaba. Bu davanın bir çok kişi tarafından bilindiğini düşünmüyordum. Araba aniden durdu ve beni aşağı indirdiler ve işte evim tam karşımda. Hafifçe gülümsedim ve askerlerinin kolumu sıkmasını görmezden geldim.
Artık evimdeydim . Gözlerim Duru'yu aradı ama o yoktu. Ev baştan aşağı dağıtılmıştı. Tüm dolapların içi karıştırılmıştı. Duru bundan korkmuş ve bir yere gitmiş olabilirdi ama o da suçlu yakınından gözetim altında olması lazımdı. Bu kız neredeydi?
Bir kaç formalite işlemden sonra askerler gitti. Ben ve artık hiç bir hissi olmayan bu ruhsuz evle baş başa kalmıştık. Üst kata çıktım. Küçükken Duru korkunca beye üzüldüğünde çatı katına çıkar oradaki kolilerin arkasına saklanırdı. Çatı katının kapısının önünde durdum. Ses yoktu yavaşça kapıyı araladım ve içeri baktım. Burası da evin diğer kısımları gibi dağıtılmıştı. Sessiz adımlarla yürümeye başladım. Yüzümü bir gülümseme aldı. Buradaydı. Elinde eski ayıcığıyla yere uzanmış yatıyordu. Yanında diz çöktüm ve karamel saçları ile oynamaya başladım.
Gözlerini hafifçe araladı ve bana usulca bakmaya başladı. Uykusundan ayrılır ayrılmaz hızlıca oturur pozisyona geçip kucağıma atladı.
"Ezgi."dedi titrek bir sesle .
" Bir kerede abla de."deyip saçlarını koklayıp ona sarıldım.
"İyisin."dedi fısıltıyla.
"Evet." Görünüşte öyle olabilir ama içim cam kırıkları gibi be Duru.
Gözü ayağımda ki kelepçeye kaydı. Kaşlarını çatarak onu incelemeye başladığında konuşmaya başladım.
"2 ay ev hapsi ve mesleğime son."dedim düz bir sesle.
Gözlerini kocaman açarak bana baktı.
Gözlerinin dolduğunu gördüm. Mesleğimi sevdiğimi,bu mesleği almak için neler yaptığıma şahit olmuştu. Şimdi ise kitap okuma inadım yüzünden tüm emeklerim küle dönmüştü. Elimi yanağının üzerine koydum ve dudağımı büktüm. Hafifçe gülümseyerek burnunu çekti.
"Birbirimiz dışında kaybedecek bir şeyimiz kalmadı."dedi duyabileceğim bir sesle .
"Kalmadı."dedim fısıltıyla.
Aşağı indiğimizde Duru bir şeyler yiyerek yanıma tekrar oturdu. Ben ise ağzıma bir lokma bile almamıştım. Açlık duygusu benliğimden silinmişti. Duru'ya bir öpücük verip yatağıma geçtim. Kendimi yatağa atar atmaz göz yaşlarına boğuldum. Ağzımı elimle kapatarak sesimin Duru'ya gitmemesini sağladım. Ağlaya ağlaya uyumuşum. Rahat bir uyku olduğu söylenemezdi. Rüyamda yaşadıklarımı baştan yaşamıştım. Bu durum beni daha da çok yormuştu. Uyandığımda Duru'nun kapıda biriyle konuştuğunu duydum. Hızlıca aşağı inerek Duru'nun yanına gittim. Kapıdaki kişi avukatım Derman'dı. Onu burada ani bir şekilde gördüğüm için olur olmaz kaşlarımı çatmıştım. Derman bana gülümseyerek başıyla selam verdi.
"Günaydın Ezgi Hanım."
"Gü.. günaydın. Neden burada olduğunuz sorabilir miyim?"
"Size dün davadan sonra dediğim gibi öğretmenliğiniz ile ilgili konuşmak istiyorum."
Ağzımı araladım ama bir şey diyemedim. Sadece başımla onaylamak ile yetindim. Elimle içeriyi gösterdim. O an Duru'nun evi toplama konusundaki inadı için şükrettum. Ona döndüğüm de bana meraklı gözlerle bakıyordu. Ağzımı oynatarak sorun yok dedim. Hızlıca Derman'nın peşinden ilerledik. Masada karşı karşıya oturduk.
"Nasılsınız Ezgi Hanım?"
"Teşekkür ederim siz?"
"Şu işinizi hallettiğimde inan ki çok mutlu olacağım."
Başımla onayladım.
Derman çantasından bir kaç dosya çıkardı.
Sonra Duru'ya döndü.
"Şimdilik sadece ablanla konuşursak çok iyi olur. Konuşacaklarımızı sonra sana anlatıp anlatmamak ablana kalmış."
Duru ağzını açmadan.
"Hadi Duru hadi canım."dedim yumuşak bir tonla .
Duru bana hadi ama cidden mi der gibi baktı ve ayaklarını yere sürterek içeri gitti.
Derman boğazını temizleyerek konuşmaya başladı.
"Bakın Ezgi Hanım."
"Lütfen sadece ezgi."dediğim de gülümsedi.
"Bak Ezgi tek bir kitap bulundu ama daha fazla olduğunu bende sende hatta hakim bile biliyor."
Ağzımı açmama izin vermeden konuşmaya devam etti.
"Mesleğini kaybettin ki buna şükretmelisin. Bu yüzden bu cezanın geri çekileceğini düşünmüyorum. " Derin bir nefes aldı ve gözlerini elindeki dosyalara dikti.
"Bakın belgeler, dosyalar hepsi palavra. Benim buraya gelmemin nedeni aslında farklı."
Merakla ona baktım.
"Arkadaşım sadece sizin davanızı almamı istedi. Bu yüzden birazdan size teklif edeceğim şeyden pek haz etmeyeceğinden eminim."
"Evet?"dedim fısıltıya yakın bir sesle.
"Sanırım arkadaşımla anlattığımız nokta şu ki mesleğinize devam etmeni istiyoruz ama artık resmi bir şekilde okullar da çalışmayacağınızı bilmelisin. Bu yüzden ben sana bir iş teklifi ile geldim."
Kaşlarımı çatmaktan gözlerim ağrımıştı.
Derman bana döndü ve gözlerimin içine baktı. Gözlerinin siyahında içimdeki karanlığını görmüştüm. Devam edin der gibi bakmaya başladım.
"Biliyorsunuz bu çöküş gerçekleşili çoğu kişi eğitimden uzak kaldı, psikolojik şiddet gördü. Zaten şuan devlet görevinden istifa etmiş bir psikoloğumuz var ama yetenekli öğrencilerimiz var ve biz onların eğitimle parlayan mücevherlere döneceğine eminiz."
"Onlara öğretmenlik yapmamı istiyorsunuz."
Derman başıyla onayaldı. Başımı hafifçe salladım ve gözlerim daldı.
"Bu bir örgüt."
Derman hızlıca bana döndü.
"Bak Ezgi ülke bu şekilde gid..."
Sözünü kestim.
"Size nasıl güvenebilirim ya bu bir testse böyle şeylere taraftar olup olmadığımı anlamak istiyorsanız. Daha iki gün oldu değil mi?!"
"Endişelerinizde haklısınız.Size düşünmeniz için izin veriyorum. Kararınızı verdiğinizde bana dönüş yapın."diyerek cebinden çıkardığı bir kartı masaya koydu. Ayağa kalkmaya kalkıştığında ona seslendim. "Bu davamı almanızı isteyen arkadaş kim acaba?"diye sordum.
"Bu örgüte girmenizde bir etki yaratacak mı?"
Omuz silmekle yetindim .
"İnan ki söylersem benim dilimi keser sonra bana onu yedirir."
Yüzümü ekşittim.
"Sorunlu bir arkadaş gibi."
"Öyledir."dedi gülerek ve evden çıktı.
Derman evden çıktığında Duru girdiği odadan çıktı.
"Bence yapmalısın."
Kafamı ona çevirip ters ters baktım.
"Ne zamandır konuşmaları gizlice dinliyoruz küçük hanım?"
"Ablamın bir örgüte katılması istenmeye başlandığından beri."dedi küstahça.
"Duru odana çık ve düşünmeme izin ver."
"İyi en azından kestirip atmadın."dediğinde gözlerimi devirdim.
Öğrencileri yetiştirebilir bilinçli bir gelecek oluşturabilirdim. Onların hayatını kurtarabilirdim ama ya hepsi yalansa…
