18. bölüm · KOD:34
Bölüm 15 : Karanlık Sadakat
SAVAŞ VİRAN
“Hala bu kızı almanın gereksiz bir etki olduğunu düşünüyorum.”dedi Ilgaz ağzının içinden.
“Alev yetiyordu bence bu görev için.”dedi Demir sigarasını yakarken. Alev’in gözleri ona döndü. Bir şey diyecekmiş gibi oldu ama hemen vazgeçti ve tekrar bileğindeki bileklikle oynamaya döndü.
“Ezgi’ye gereksiz güveniyorsun…”Dicle’nin sözünü kesip araya girdim.
“Hayır güvenmiyorum.”dediğimde herkes bana döndü.
“Başımızı belaya sokacağını hiç düşünmüyor musun?”dedi Alev kısık bir sesle.
“Kızıl kafa haklı. Kadının kardeşi için yapamayacağı şey yok.”dedi Demir hararetle.
“Sen de öyle değil miydin?”dedi Ilgaz aniden. “Konu Irmak olunca hangimizin sözünü dinledin.”
“Irmak’ı karıştırma.”dedi dişlerinin arasından.
Demir ve Irmak da aynı Duru ve Ezgi gibiydiler. Onların farkı ikisinin arasında kan bağı bulunmamasıydı. İki yetim kardeşliği… Demirle sokakta ilk tanıştığımız da bile Irmak’ı korumak için her şeyi yapabileceğinden bahsetmişti ama işin sonunda onun cesedini kollarının arasında tutmuştu.
“Umalım ki sonları size benzemesin.”dedi Ilgaz fısıldıyarak.
Demir ani bir hızla yerinden kalktı. “Yine fazla durduk.”diyerek odadan çıktı.
Demir odadan çıkar çıkmaz Dicle Ilgaz’a döndü.
“Amaç?”
Ilgaz alayla kıkırdadı. “Amaç gözünüzü açmak.”
O da Demir gibi yerinden kalkıp odanın ortasına dikildi.
“Hangimizin kaybedeceği bir şeyi kaldı. Hiçbirimizin! Burda olmamızın nedeni de bu değil mi zaten? Ama Ezgi’nin sahip olduğu çok şey var. Kardeşi var lan! O kız gerekirse Duru’nun kafasına sıkabilir mi? Hı söylesene Dicle. Senin abine yaptığını o kardeşine yapabilir mi?”
“Ilgaz çizgini aşıyorsun.”dedim soğuk bir ses tonuyla. Aslına bakarsak haksız konuşmuyordu ama şuan ortamın gerilmesi operasyonları etkileyebilirdi.
“Çizgimi falan aşmıyorum Savaş. Aşk mı güven mi bilmem ama o kız buraya ait değil. O kızın eline verdiğimiz silahı birgün ensenizde hissedersiniz şaşırmayın.”diyerek odadan çıktığında derin bir çekerek kahvemi yudumladım.
“Bu kızı asla sevemeyeceğim.”diyerek odadan çıkan Alev’i duyduğumda gülümsememi engelleyemedim. Ilgaz’ın da onu sevmediğine neredeyse emindim. İki farklı karekter ve ortalarında Demir. Demir’in haberi olduğunu düşünmüyordum. Dicle’nin tabiri ile örgütün içindeki odun ben olsamda Demir benden de beterdi.
Başımı geriye doğru yaslayıp gözlerimi kapadım.
"Ilgaz haklı olduğunda hep daha çekilmez oluyor." dedi Dicle, sesindeki soğuk tınıyı korumaya çalışarak.
Başımı yerinden kaldırmadan aşağı yukarı sallamaya çalıştım.
“ Ezgi kardeşini kurtarmak için bu düzene meydan okudu. Bizim gibi öfkeden değil, hayatta kalma içgüdüsüyle hareket ediyor.”dedim kısık bir sesle. Yorulmuştum günlerdir orada burada koşturuyordum. Yeni bir operasyon duzenleme fikri beni oldukça yormuştu .
“Yani hırslarına yenik düşmeyecek.”diye tamamladı beni Dicle.
Tekrar başımla onayladım.
“ Umarım dediğin gibi olur savaş viran.”diyerek odadan çıktığında sessizliğin içinde tek başıma kaldım. Bugün çok fazla kardeşlerden bahsedilmesi aklıma Yaren’i getirmişti. Ilgaz’ın dediğinin aksine gözümü kırpmadan öldürdüğüm ablamı…
Onu yanlış zamanda yanlış yerde bulunmasından dolayı öğrendiği şeyleri yapmaması için tutuklanmıştı ama bu şekilde hükümet için bir problemdi ve hükümet hem bana güvenini test etmek hemde tehlikeyi yok etmek amacıyla bana ablamı öldürme emri vermişti. İstememiştim bunu yapmak. Saatlerce ağlayıp yalvarmıştım. Beni zorla götürdüklerinden gozlerinden hayat sevinci gitmiş, en son gördüğümden beri bir deri bir kemik kalmış ablamla karşılaştım. “Beni vurmak zorundasın Savaş, yoksa ikimizi de öldürecekler.” Tetiği çektiğim o anki soğukluk, yıllardır avuçlarımdan gitmemişti. Ilgaz’ın sorusu tekrar aklıma düşmüştü. Ezgi bunu yapar mıydı? Hayır yapmazdı. Ben ise bunun yaşanmasına asla izin vermezdim. Birimiz daha kardesininin cesedine sarılmamalıydı. Bizi buralara kardeşlerimiz getirmişti.
