3. bölüm · KOD:34
Bölüm 3 Bir Ses Kalmış İçimde
Tüm gece boyunca bu teklifi düşündüm. Eski Ezgi olsa başına bir dert daha almak istemez ve bu teklifi hiç düşünmeden reddederdi ama şimdi ki Ezgi'nin artık kaybedeceği bir şey kalmamıştı. Bu beni daha da çok düşündürüyordu. Duru dışında kaybedecek bir şeyim yoktu. Yönetimin kuralları artık beni korkutmuyordu. Biliyordum yaşadıklarım eğer örgüte katılırsam yaşayacaklarımın yanında ufacık kalacaktı ama nedenini bilmediğim bir şekilde bu örgüt işi beni kendine çekiyordu.Şimdiye kadar karanlıktan kaçmak yerine karanlıkta yaşamayı öğrenmiştim ama şimdi içimde karanlığı delmek ve ışığı yayma hissi vardı. Teklifi kabul etmem durumunda Duru başıma dert olabilirdi. Asi bir kızdı, başına dert açabilirdi. Beni tedirgin eden bir diğer şey ise eğer yakalanırsam artık böyle küçük cezalarla kurtulamayacağımdı . İnfaz kararım verilir ve sonsuz bir karanlığa gömülürdüm.
Yorganımdan sıyrılıp aşağı indim. Sirenlerin çalışmasına daha bir saat vardı. Evde keskin bir sessizlik vardı.Bu sessizlik Duru'nun hâlâ uyuduğunu gösteriyordu. Yokluğunu fırsat bilip çalışma odama girdim. Bu oda aslında bana ait değildi babam ölmeden önce burada çalışırdı. Kendisi güçlü bir avukattı fakat annemin intiharından sonra kendi toparlayamadı.Bu odayı fazla sevmezdim bana eski anılarımı hatırlatırdı. Aylar önce burada bir kaç şey karalıyordum ama sonra içimdeki yazma isteği gitmişti ve bende bu odaya bir daha girmemiştim. Küçüklüğümden beri içimde her zaman bir yazma dürtüsü olurdu. Liseye başlayana günlükler tutmuştum sonra ise bir şeyler karalamaya başlamıştım. Ciddi bir şekilde yazmaya başladığım yıl üniversiteside son senemi okuduğum yıldı. Üniversitemi bitirdikten iki yıl yaşanan devrim beni yazmaktan da korkutmuş onu da bırakmıştım.Elimi eski ahşap masada gezdirerek kendi içime döndüm. Küçükken bu masada oturmak çok istiyordum. Babam benim için bir örnekti. Babamla aramızdaki baba-kız ilişkisinin çok iyi olduğu söylenemezdi. Yaşadığım, onun yüzünden yaşamaya mahkum bırakıldığım şeyler beni ondan uzaklaştırılmıştı. Sonra annemin intiharından onu sorumlu tutmuştum ve o günden sonra artık iki yabancıdan başka bir şey değildik. O Duru'nun babasıydı benim içinse başarılı,adil bir avukat. Masaya oturdum ve aylardır açmadığım çekmeceyi açarak içinden bir defter çıkardım. Bu annemin günlüğüydü. Babam annemin ölümden sonra bunu odadan almış ve bize asla göstermemişti. Küçüklüğümde bu deftere olan merakım içimi yiyordu ama babam ölene kadar bu deftere sahip olamayacağımı biliyordum. Babam ölmüştü ama ben bu defterin kapağını bile açmamıştım ve şimdi açmaya ihtiyacım vardı.
“ Bugün kardeşin Duru'nun beşinci yaş günü. Babanın onun doğum günü için bir pasta aldığını ve onu üflemesi için sıkıştırdığını içeriden duyuyorum. Sesin artık eskisi kadar buz gibi değil. Yaşamayı tekrar öğrenmişsin. Duru'da öğrenicek. Senin, ablasının yardımıyla; babasının yardımıyla öğrenicek. O daha çok küçük kızım. Ona her zaman hayatın beyaz kısmını görmesini öğret. Onla beraber sende öğren Ezgim. Herkes öğrendiği gibi baban da öğrenecek ve artık seni suçlamayacak. Suç sende değildi Ezgi . Bizdeydi. Babanla bende. Özgürlük uğruna kızımızın gözündeki ışığı söndürdük. İşte o zaman sustum. Seni o kapkaranlık sessiz ortamda eziyetlerin içinden aldığımda sustum kızım. Ona her zaman hayatın beyaz kısmını görmesini öğret. Onla beraber sende öğren Ezgim. Herkes öğrendiği gibi baban da öğrenecek ve artık seni suçlamayacak. Suç sende değildi Ezgi . Bizdeydi. Babanla bende. Özgürlük uğruna kızımızın gözündeki ışığı söndürdük. İşte o zaman sustum. Seni o kapkaranlık sessiz ortamda eziyetlerin içinden aldığımda sustum kızım. Duygusuz bakışların, kurumuş dudakların ve rengi solmuş, incelmiş yüzün beni susturdu. Ben artık kızlarım zarar görsün istemiyorum Ezgi. Benim kadar babanda zorlandı ama o susmadı ve susmayacak. Belki eskiden olduğu gibi sizi feda edecek ya da kendisini. Artık dayanamıyorum kızım. İçimdeki bu korkunç sessliğe dayanamıyorum. Korkuyorum senin gibi sesslikten korkuyorum. Eğer bir gün bu defter sana ulaşırsa kızım Ezgi… seni sessizliğe mahkum ettiğim için özür dilerim.Anneliğimin sessizliğiyle büyüdün, kendi sesini duyurmaktan korkma.
Çünkü sustukça sıra hep bize gelir ve artık susmak da işe yaramaz güzel kızım.”
Göz yaşlarım sararmış kağıtları ıslatmaya başladı. Gözlerim o kadar bulanıklıklaşmıştı ki artık yazıları okuyamıyordum. Başımı kaldırdım ve göz yaşlarımı sildim. Kapağın ilk sayfasını araladım. Karar vermen gerektiğinde her zaman kalbini dinle,kendini düşün. Ben göz yaşlarımı silmekten yorulmuştum onlar almaktan yorulmamıştı.
"Anne..."dedim fısıltıyla.
"Yorgunum anne."der demez ağlamaya başladım. Tam o anda kapı yavaşça aralandı. Gıcırdayan menteşe sesini duydum ama başımı çevirmedim. Ağlamaktan yorgun düşmüş göz kapaklarım hâlâ ıslaktı. Duru sessizce içeri girdi. Ayak sesleri bile hafifti, sanki bir hayalet gibi. Yavaşça yanıma yaklaştı, ne bir şey söyledi ne de hemen dokundu.
Yanıma çömeldi. Kollarıyla beni sardı ve başını göğsüme yasladı. Uzun süre o şekilde kaldık. Elim Derman'nın verdiği karta gitti. Duru'ya döndüm ve başıyla beni onayladığında içimde tekrar bir kıvılcım hissettim. Karttaki numarayı aradım.
"Merhabalar ben avukat Derman Öztürk."
"Merhaba ben Ezgi Çağlar."
"Ezgi."dedi fısıltıdan hafif yüksek bir ses.
"Teklifini kabul ediyorum."dedim seri bir şekilde.
Derman'dan kısa bir süre ses gelmedi.
"Teşekkür ederim Ezgi. Ev hapsin biter bitmez bizle olabilirsin."dedi heyecanlı bir ses.
"Hı hı teşekkür ederim iyi günler."
Cevap gelmeden telefonu kapattım.
Günler sonra ilk defa içimde bir şey kıpırdadı. Korku muydu, umut mu... bilemiyordum.
Pencereden dışarı baktım. Gökyüzü hâlâ gridendi ama artık gri olmasına üzülmeyi bırakmıştım bunu değiştiremezdim. Aksine artık griyi kullanmayı öğrenecektim.
