4. bölüm / 7
Kod adı : GerçekTanıdık bir ses
Bölümler 7Şu an: Tanıdık bir ses
Sabah uyanır uyanmaz lavaboya gidip işlerimi hallettim ve odama geri döndüm. Gardırobun önüne geçip kendime bir kombin yaptım.
Çantama telefonumu ve cüzdanımı atıp aşağı indim.
Bugün abim gideceği için erkenden uyanmıştım. İkisi de sağ salim döneceklerdi, inşallah.
"Günaydın."
Masaya geçip her zamanki yerime oturdum. Kimse konuşmadan kahvaltımızı yaptık. Sessizliği sonunda abim bozdu.
"Ben kaçar. Size afiyet olsun."
"Baba, ben de gideyim. Sen bir şey istiyor musun?"
"Yok kızım, ben bir şey istemiyorum. Ama eve geç geleceğim. Sen bir şey olursa ararsın."
"Tamam baba."
Gidip babamın yanağına bir öpücük kondurdum. Sonra abimle beraber evden çıktık.
"Bırakayım mı seni?"
"Yok, gerek yok. Sen git, geç kalma."
Arabanın yanına geldiğimizde direkt abime sarıldım. Gitmesini istemiyordum. İçimde kötü bir his vardı ve başına bir şey gelmesinden korkuyordum.
"Bu kadar duygusallık yeter. Git hadi."
"Dikkat et kendine."
"Tamam. Hadi, geç kalıyorsun."
Abim yanağımdan sertçe öpüp arabasına bindi ve gitti.
Ben de bir taksiye binip telefondan konumu gösterdim. Taksi hareket ettiğinde camdan dışarı bakmaya başladım.
İçimde garip bir heyecan vardı.
Bugün öğreneceğim şeyler, belki de bu davanın gidişatını tamamen değiştirecekti.
_____________________________
Şu an adrese gelmiş, eski bir evle bakışıyorduk.
Ev, sanki yıllar önce terk edilmiş ve bir daha kimse uğramamış gibi duruyordu. Bahçesi bakımsız, duvarları eskimiş, pencereleri toz içindeydi.
Cesaretimi toplayıp bahçenin demir kapısını açtım.
Kapının çıkardığı gıcırtı bile ne kadar eski olduğunu anlatmaya yetiyordu.
Kapının önüne gelip duruşumu dikleştirdim. Derin bir nefes alıp kapıyı çaldım.
Bir süre bekledim.
Açan olmadı.
Bir kez daha çaldım.
Yine ses yok.
Tam üçüncü kez çalacakken arkamdan bir ses geldi.
"Birine mi bakmıştınız?"
Hızla arkamı döndüm.
Karşımda ellili yaşlarının sonlarında bir adam duruyordu.
"Ben burada Musa Asır diye birinin kaldığını duydum. Ona bakmıştım."
Adam kaşlarını çattı.
"Siz kimsiniz?"
"Ben avukat Nehir Aydemir."
Adam bir süre yüzüme baktı.
"Buraya uzun süredir kimse uğramadı."
"Anladım. Peki buralarda kamera kaydı var mı? Ulaşabileceğim bir yer?"
Adam eliyle karşı tarafı gösterdi.
"Varsa şuradaki Mustafa abinin dükkânında vardır. Yoksa başka yerde bulamazsın."
"Teşekkür ederim."
Adamın gösterdiği dükkâna doğru ilerledim.
Dükkâna vardığımda kapıyı kendime doğru çekip açmaya çalıştım.
Açılmadı.
Bir daha denedim.
Yine açılmadı.
Bir kez daha asıldım ama sonuç değişmedi.
Tam kapıyla güreşmeye devam edecekken içeriden dükkân sahibi geldi ve kapıyı tek hareketle açtı.
Kapı iterek açılıyormuş.
Rezillik.
Hem de daha ilk günden.
Adama mahcup bir şekilde gülümseyip içeri girdim.
"Buraların yabancısısınız galiba."
"Evet, öyleyim. Ben buraya bir şey sormak için geldim."
"Buyur, ne soracaksın?"
"Ben avukat Nehir. Bir dava araştırıyorum. Bu yüzden sizin kamera kayıtlarınıza ihtiyacım var. Eğer izin verirseniz üç yıl öncesine ait bazı görüntülere ulaşmam gerekiyor."
Adam bana şaşkın şaşkın baktı.
Sonra tepeden tırnağa süzdü.
Sanki gerçekten avukat olup olmadığıma karar vermeye çalışıyordu.
Ben de ona en masum bakışlarımı gönderdim.
Belki işe yarar diye.
Aslında gerekli izinleri alıp daha resmi bir şekilde de ilerleyebilirdim ama bunun için zaman kaybetmek istemiyordum.
Adam başını iki yana salladı.
"Yok, olmaz."
Ne demek olmaz?
Dalgamı mı geçiyor bu adam benimle?
"Amca bey, lütfen. Benim o kayıtlara gerçekten ihtiyacım var."
"Olmaz dedim kızım. Git işine."
Adam beni arkasında bırakıp kasanın başına geçti ve oturdu.
Ben de peşinden gittim.
"Bakın, gerçekten çok önemli."
"Olmaz."
"Bir dakika sadece."
"Olmaz."
"Beş dakika?"
"Hayır."
"İki dakika?"
"Kızım, olmaz dedim ya."
On dakika sonra...
Hâlâ aynı yerdeydim.
Bu adam Nuh diyor, peygamber demiyordu.
Çıldıracağım.
En sonunda adamın yanına gidip dizlerimin üzerine çöktüm. Elini tuttum ve gözlerimi hafifçe doldurdum
.
"Bakın, bu dava benim için gerçekten çok önemli. Neden biliyor musunuz?"
Adam şaşkınlıkla bana baktı.
"Neden?"
"Çünkü bir cinayetten bahsediyoruz. O adam birinin canını yaktıysa, başka birinin de canını yakmış olabilir. Hatta yarın sizin ailenizin başına bile bir şey gelebilir. Ben sadece gerçeği bulmaya çalışıyorum. O yüzden ne olur şu kayıtları bana verin."
Adam bir süre sessiz kaldı.
Bana baktı.
Sonra derin bir nefes verdi.
"Tamam. Al. Hangi görüntüleri istiyorsan al."
İçimden kocaman bir "Çok şükür!" çektim.
Ama yüzüme belli etmedim.
"Çok teşekkür ederim."
Ya hayır, verecektin madem beni neden on dakika uğraştırdın be adam?
_____________________
Kamera kayıtlarını aldıktan sonra doğruca adliyeye geçtim.
Bugün bir de boşanma davam vardı.
Dosyayı günlerdir inceliyordum.
Müvekkilim yıllardır eşinden şiddet gördüğünü ve artık bu evliliği sürdürmek istemediğini söylemişti.
Duruşma salonuna girdiğimde müvekkilim yanımda oturuyordu.
Hakim dosyaya baktı.
"Taraflar hazır mı?"
Ayağa kalktım.
"Sayın hâkim, davacı taraf olarak hazırız."
Karşı taraf da yerindeydi.
Hakim kısa bir süre dosyadaki belgelere göz attıktan sonra tarafların beyanlarını aldı.
Müvekkilim, yaşadığı sorunları sakin bir şekilde anlattı.
Ben de dosyaya sunduğumuz delilleri ve tanık anlatımlarını hatırlattım.
"Sayın hâkim, müvekkilim evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını ve artık ortak hayatın devamının kendisi açısından çekilmez hâle geldiğini açıkça beyan etmektedir. Dosyadaki deliller de bu durumu desteklemektedir. Davanın kabulünü talep ediyoruz."
Hakim son kez taraflara baktı.
Kısa bir değerlendirmenin ardından kararını açıkladı.
Müvekkilim artık özgürdü.
Duruşma salonundan çıktığımızda kadın derin bir nefes aldı.
"Teşekkür ederim Nehir Hanım."
Gülümsedim.
"Artık yeni bir hayat kurma zamanı."
Kadının yüzünde uzun zamandır görmediğim bir rahatlama vardı.
Böyle anlarda avukat olduğumu gerçekten seviyordum.
Bir insanın hayatında küçücük de olsa bir fark yaratabilmek...
Bunun verdiği his hiçbir şeye benzemiyordu.
Adliyeden çıktıktan sonra biraz sahilde yürüdüm.
Sonra akşam yemeği için markete uğrayıp birkaç şey aldım.
Hava kararmıştı.
Bir taksiye binip eve doğru yola çıktım.
Taksi durunca parasını ödeyip indim.
Bahçenin demir kapısını açıp içeri girdim ve arkamdan tekrar kapattım.
Çantamdan evin anahtarını çıkarıp kilide soktum.
Kapıyı açıp içeri girdim.
Çantamı portmantoya bıraktım.
Tam ışığı açmak için elimi duvara uzatmıştım ki mutfaktan bir ses geldi.
Olduğum yerde donup kaldım.
Evde biri vardı.
Hemen elime geçirdiğim sopayı aldım ve sessizce mutfağa doğru ilerledim.
Kalbim göğsümden çıkacakmış gibi atıyordu.
Ya organ mafyasıysa?
Beni bayıltıp organlarımı alır, sonra da...
Hayır.
Nehir.
Sakin ol.
Belki de düşündüğün kişi değildir.
Yavaşça ilerledim.
Mutfağa yaklaştıkça karanlığın içinde bir siluet seçiliyordu.
Aramızda sadece birkaç adım kalmıştı.
Tam arkasını döndüğü anda sopayı kaldırdım.
Vuracaktım ki adam bir anda elimi yakaladı.
Sopayı elimden alıp yere attı.
Sonra bileklerimi acıtmayacak şekilde tuttu ve beni duvara yasladı.
Ne olduğunu bile anlayamadan diğer ayağımı kaldırıp bacaklarının arasına tekmeyi geçirdim.
Adam iki büklüm olup inledi.
Ben de birkaç adım geri çekildim.
O sırada duyduğum sesle olduğum yerde kaldım.
Bu ses...
Bana çok tanıdık geliyordu.
Yok artık.
Umarım düşündüğüm kişi değildir.
☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆
Bittiiii! 🥹
Sizce o adam kimdi?
Nehir, kamera kayıtlarından aradığı şeyi bulabilecek mi?
Yoksa bu kayıtlar onu beklemediği başka bir gerçeğe mi götürecek?
Bir sonraki bölümde görüşmek dileğiyle. ❤️
Kendinize çok iyi bakın.
ipucunu unutmayalım
“Bir karakterin söylediği her şeye inanma.Özellikle de sana gerçeği anlatıyormuş gibi görünüyorsa.”
Kitabımı beğenip yorum yaparsanız sevinirimmmm
Bölüm etkileşimi
