5. bölüm / 7
Kod adı : GerçekKamera kayıtları
Bölümler 7Şu an: Kamera kayıtları
"Bu ses..."
Olduğum yerde kaldım.
Adam yavaşça doğruldu.
Yüzünü gördüğüm anda gözlerim büyüdü.
"Abi?"
Karşımda Alp duruyordu.
Birkaç saniye boyunca hiçbirimiz konuşmadık.
Sonra Alp kaşlarını kaldırdı.
"Ben de seni özledim kardeşim."
"Abi sen ne yapıyorsun burada?"
"Ben de sana aynı şeyi soracaktım."
"Ben evimdeyim."
"Ben de."
"Kapıyı çalmadın."
"Çaldım ama açmadın.Ben de içeri girdim."
Gözlerimi devirdim.
"Abi, normal insanlar kapıyı açmayınca bekler."
"Ben normal değilim."
"Onu zaten biliyorum."
Alp güldü. Ben de istemeden gülümsedim. Sonra yerde duran sopaya baktım.
"Bu arada..."
Alp de sopaya baktı.
"Az önce beni bununla karşılayacaktın."
"Sen de beni duvarın dibine sıkıştırdın."
"Elindeki sopayı almam gerekiyordu."
"Tamam ama bir daha habersiz gelme."
"Tamam."
Bir süre birbirimize baktık. Sonra Alp'in yüzü ciddileşti.
"İyi misin?"
Başımı salladım.
"İyiyim abi."
"Gerçekten?"
"Gerçekten."
Birkaç saniye daha yüzüme baktı. Sonra başını salladı.
"Tamam."
Ben ise içimdeki heyecanı bastıramıyordum. Çünkü ona anlatmam gereken bir sürü şey vardı.
"Abi, aslında iyi ki geldin."
"Neden?"
"Çünkü sana anlatmam gereken bir şey var."
--------------------
Salona geçtik. Ben koltuğa oturdum, Alp de karşıma geçti.
"Ne oldu?"
Derin bir nefes aldım.
"Bir dava aldım."
Alp kaşlarını kaldırdı.
"Dava mı?"
"Evet."
"Nasıl bir dava?"
"Üç yıl önce işlenmiş bir cinayet."
Alp'in yüzündeki ifade değişti.
"Cinayet mi?"
Başımı salladım.
"Dosyada bir tanık varmış. Ama tanık ifade vermeden ortadan kaybolmuş."
"Kim?"
"Selim Karaca."
Alp sessizce dinliyordu.
"Dosyayı incelediğimde bazı şeylerin uyuşmadığını fark ettim. Ölüm saatiyle acil çağrı kaydının saati farklı."
"Sen de davayı aldın."
"Evet."
"Sonra?"
"Selim'in kaybolmadan önce sürekli iletişim kurduğu bir numara buldum. Numara Musa Asır'a ait."
Alp başını hafifçe eğdi.
"Musa'yı bulabildin mi?"
"Hayır."
"Evine gittim."
"Ve?"
"Ev boştu."
Alp dikkatle dinliyordu.
"Sonra mahalledeki bir dükkândan eski kamera kayıtlarını aldım."
"Bir şey çıktı mı?"
Gülümsedim.
"İşte asıl mesele bu."
Bilgisayarı açtım. Alp yanıma geldi. Kayıtları açtım.
"Bu Musa'nın evinin önündeki kamera."
Görüntüyü oynattım. Birkaç saniye sonra koyu renkli araç ekrana girdi.
"Şu araç."
Alp ekrana yaklaştı.
"Ne olmuş?"
"Musa'yı bununla götürmüşler."
Görüntüyü durdurdum.
"Bak."
Aracı yakınlaştırdım.
"Plakayı zar zor seçebildim ama bazı karakterleri aldım."
Not defterimi gösterdim.
"Sonra aracın üzerindeki logoyu araştırdım."
Alp sessizdi.
"Karahan Grup çıktı."
Alp'in bakışları bir anda ekrana kilitlendi. Ben devam ettim.
"Şirket sahibini de buldum."
Ekrandaki isme baktım.
"Demir Karahan."
Alp'in yüzündeki ifade bir anda değişti. Sanki az önce duyduğu isim onu hazırlıksız yakalamıştı.
"Abi?"
Cevap vermedi.
"Abi?"
Bu kez bana baktı.
"Ne?"
"Bu adamı tanıyor musun?"
Kısa bir sessizlik oldu.
"Adını biliyorum."
"Gerçekten sadece adını mı?"
"Ben..."
Cümlesini tamamlamadı. Kaşlarımı çattım. Bir şey biliyordu. Bundan emindim. Çünkü Alp'in yüzünü yıllardır tanıyordum. Bir şey sakladığında bakışları değişirdi. Ve şu an tam olarak öyle bakıyordu.
"Abi, neden sustun?"
"Bir şey yok."
"Bir şey var."
"Yok."
"Abi."
Sesim bu kez daha ciddi çıktı.
"Bu adamla ilgili bilmediğim bir şey mi var?"
Alp birkaç saniye boyunca bana baktı. Sonra gözlerini kaçırdı.
"Şimdilik bildiklerin yeterli."
"Bu cevap hiç normal değil."
"Çünkü konu biraz karışık."
"Ben karışık şeyleri çözmeyi seviyorum."
"Avukat olduğun için."
"Bir de meraklı olduğum için."
Alp istemeden güldü. Ben de gülümsedim. Ama içimdeki huzursuzluk geçmemişti.
Demir Karahan.
İsim zihnimde dönüp duruyordu.
Nedense bana tanıdık geliyordu.
Ama nereden?
Bilmiyordum.
Ve bunu düşünürken aklıma annem geldi. Annem... Onunla ilgili hatırladığım şeyler çok azdı.
Altı yaşındaydım. Bana kalan birkaç fotoğraf, birkaç silik anı ve herkesin aynı cümlesi vardı: Annem vurularak öldürülmüştü. Hepsi buydu. Babam da abilerim de o günle ilgili fazla konuşmazdı. Ben de zamanla sormayı bırakmıştım.
Ama şimdi... Yıllar sonra karşıma çıkan bir isim, içimde hiç anlam veremediğim bir huzursuzluk yaratıyordu. Tesadüf müydü? Bilmiyordum. Ama öğrenmek istiyordum.
"Yeter artık."
Alp'in sesiyle düşüncelerimden çıktım.
"Neye yeter?"
"Dosyaya."
"Abi daha yeni başladım."
"Bugünlük yeter."
"Sen asker olduğun için emir vermeyi seviyorsun."
"Sen de avukat olduğun için her şeye itiraz ediyorsun."
"Çünkü haklıyım."
"Tabii."
Gözlerimi devirdim. Alp ayağa kalktı.
"Acıktın mı?"
"Biraz."
"Biraz mı?"
"Çok."
"Tamam. Yemek yapalım."
"Sen mi?"
"Evet."
"Geçen sefer makarnayı yakmıştın."
"Bir kere oldu."
"İki."
"Bir buçuk."
Gülmeye başladım. Bir süre sonra mutfakta yan yana oturuyorduk. Dava konuşmadık. Musa'yı konuşmadık. Demir Karahan'ı da konuşmadık. Sadece kardeştik.
Alp çocukluğumdan komik bir anı anlattı. Ben onunla dalga geçtim. O da benimle. Ve uzun zamandır ilk defa kafam biraz olsun boşalmıştı.
Ama gece odama çıktığımda not defterimi masanın üzerine bıraktım.
Gözüm yine aynı isme takıldı. Demir Karahan. İçimdeki o garip his yeniden ortaya çıktı.
Ben bu ismi neden tanıyor gibiyim?
Cevabı bilmiyordum.
Henüz.
Ama bir şeyi biliyordum. Bu ismin peşini bırakmayacaktım. Çünkü bazen bir dosyada en önemli şey, elinde olan değil...
Sana eksik anlatılandır.
●°●°●•○°●°●°●°○°●°○°•●°●°●•●°●°●°●°●°
Bitti kuzularım
Devam ettirme kararı aldın canım öyle istedi.
Önceki bölümlerle uyuşmazlıklar olabilir çok takılmayın.
Yorum yaparsanız sevinirim.
Desteklerinizi bekliyorum.
Sizleri seviyoreeee .
Kendinize dikkat edin.
Bi dahaki bölümde görüşmek dileğiyle.
Bölüm etkileşimi
