1. bölüm / 7
Kod adı : GerçekSıradan bir sabah
Bölümler 7Şu an: Sıradan bir sabah
Kuş sesleriyle... Pardon, abimin anırma sesiyle uyandım. Saat yediden beri başımda dikilmiş, alarm gibi saati söyleyip duruyor. Bir izin günüm var, onun da içine etti.
Yorganı kafama kadar çekip ona sırtımı döndüm. O da üzerimden yorganı alıp beni kucağına aldı.
"Uyan artık, yetti ama! Saat sekiz oldu, sekiz!"
"Ya bırak! Bir izin günüm var, onun da içine ettin."
"Abiyle öyle konuşulmaz."
Ona gözlerimi devirdim. Odadan çıkıp banyoya girmesiyle gözlerim fal taşı gibi açıldı.
Küveti ağzına kadar suyla doldurmuştu. İçinde de buzlar vardı. Bunu görünce kucağında çırpınmaya başladım.
"Bırak beni, gerizekâlı!"
Tam küvetin önünde durdu.
"Bir daha benimle böyle konuşacak mısın?"
Şu an ona söyleyecek çok şeyim var ama yapamam. Hasta olmaya hiç niyetim yok. Kaybetmiş bir şekilde ona baktım. O da bana zafer kazanmış gibi bakıyordu.
"Konuşmicam indir beni."
"Cık, daha bitmedi söyleyeceklerim."
Ona tatlı tatlı gülümsedim.
"Ne söyleyeceksen söyle, canım abicim benim."
"Ben bir daha 'uyan' dediğimde direkt uyanacaksın."
Oldu paşam, başka? Diyemedim. Gururum yerlerde sürünüyor.
"Her zaman olmaz ama uyanmaya çalışırım."
Dediğim gibi kaşları havaya kalktı. Öyle mi? dercesine. Beni tam bırakıyordu ki
"TAMAM!"
diye bağırmamla durdu.
"Uyanacağım, tamam. Bittiyse bırak beni."
"Bitti, güzelim."
Banyodan çıkıp aşağı indi. Üç artı bir dubleks evimiz var. Ben sekiz yaşımdan beri burada yaşıyoruz. Abiler ve babamla burada bir sürü anımız oldu. Keşke annem de bunları görebilseydi. Onu altı yaşımda kaybettim. Gerçi onu çok fazla hatırlamıyorum. Her şey silik silik... Ben annemin sesini bilmiyorum. Yüzünü fotoğraflara baktıkça hatırlıyorum. İşte bu canımı yakıyor.
Gözümden bir damla yaş firar etti. Abim bunu fark edince kaşlarını çattı.
"Güzelim, bir şey mi oldu?"
"Oldu abi. Canım yanıyor."
Salona geçip beni koltuğa oturttu. Kendisi de yanıma oturdu. Gözlerini gözlerime dikti.
"Neren acıyor, güzelim? Söyle, hemen bir bakayım."
"Kalbim acıyor, abi."
Yaşlar gözümden ardı ardına akıyordu. "Annemin sesini bilmemek canımı acıtıyor. Yüzünü resimlerden hatırlamak canımı acıtıyor."
Beni kendisine çekip sarıldı. Saçlarımı öptü. Ben de ona sarıldım ama ağlamadım. Ağlayamazdım. Ağlasam kendimi toparlayamazdım. Bir süre öylece kaldık. Söyleyecek hiçbir şey bulamıyordum. Bazen insanın söyleyecek çok şeyi olur ama hiçbir kelime yeterli gelmezdi. Kuzey saçlarımı okşadı.
"Onu çok özlüyorsun, değil mi?"
Başımı göğsüne yaslayıp sessizce başımı salladım.
"Ben de özlüyorum."
Başımı kaldırıp ona baktım.
"Sen hatırlıyor musun?"
Kuzey birkaç saniye sustu. "Biraz." "Nasıl biriydi?"
Yüzünde küçük bir gülümseme oluştu. "Senin gibi inatçıydı."
Kaşlarımı çattım.
"Ben inatçı değilim."
"Tabii canım."
"Gerçekten değilim."
"Az önce seni buzlu suya atacağımı söylememe rağmen bana gerizekâlı dedin."
"Çünkü gerizekâlılık yaptın."
Kuzey kahkaha attı.
"İşte annemizin kızı."
İstemeden ben de gülümsedim. Tam o sırada mutfaktan babamın sesi geldi.
"İkiniz de kahvaltıya geliyorsanız gelin, yoksa ben tek başıma yiyeceğim!"
Kuzey ayağa kalktı.
"Hadi bakalım, prenses. Kahvaltıya."
"Ben hâlâ sana kızgınım."
"Olabilir."
"Çok kızgınım."
"Tamam."
"Bir daha buzlu su hazırlarsan..."
"Ne yapacaksın?"
Bir an düşündüm.
"Bilmem."
Kuzey başını iki yana sallayıp güldü.
"Çok korktum."
Peşinden salondan çıkarken ona ters ters baktım.
"Bir gün senden intikamımı alacağım."
"Bekliyorum."
Mutfaktan babam tekrar seslendi.
"İkiniz de kavga etmeyi bırakıp gelin artık!"
Kuzey bana dönüp fısıldadı.
"Bak, babam da senin yüzünden sinirleniyor."
"Benim yüzümden mi?"
"Evet."
"Sen başlattın!"
"Tamam, tamam. Hadi."
Ve birlikte mutfağa doğru ilerledik. Mutfağa geldiğimde babam çayları dolduruyordu. Kahvaltıda menemen yapmıştı. Umarım soğansız yapmıştır. Menemen dediğin soğansız olur.
"Baba, menemen soğanlı mı?"
"Seninki soğansız, kızım."
"Ya senin nasıl bir damak zevkin var? Menemen dediğin soğanlı olur."
Bunu diyen abime ters bakışlarımı atarken kapı çaldı. Kapıya yakın olduğum için ben kalktım.
"Ben bakarım."
Kapıya gidip açtım. Kapıda gördüğüm kişiyle kısa süreli bir şok yaşadım. Karşımda sinirle bana bakan Hakan Bey vardı. Kaşlarımı çatıp ben de ona baktım.
"Avukat, bana bak. Eğer davada karımla beni boşarsan—"
Devamını getirmesine izin vermeden ben konuştum.
"Ne olacak, sizi boşarsam, hee? Ne yaparsın?"
İşaret parmağımı ona doğrultarak konuşmaya devam ettim.
"Ben söyleyeyim. Hiçbir şey. Hiçbir şey yapamazsın. Sen bunları karına şiddet uygulamadan önce düşünecektin, an—"
Konuşmamın devamını getiremeden beni bileğimden tutup yere attı.
Kafamı kaldırıp baktığımda abim adamın yakasına yapışmış, adama sövüyordu.
"LAN ŞEREFSİZ, HAYSİYETİNİ SİK—"
"KUZEY!"
Kapıdan çıkan babamın bağırmasıyla susmak zorunda kaldı. Babam hâlâ beni çocuk gibi gördüğü için yanımda küfür edilmesinden hoşlanmaz.
Bir de benim ettiğim küfürleri duysa ne yapar acaba?
"Bir daha seni kardeşimin etrafında görürsem senin için hiç iyi şeyler olmaz. Şimdi uza lan buradan."
Adam... Pardon, şerefsiz buradan uzaklaşırken babam yanıma geldi.
"Güzelim kızım, bir şeyin var mı?"
"Yok baba, iyiyim."
"Ya bir de 'inatçı değilim' diyor. Ya kızım, adam seni tehdit ediyor, niye üzerine gidiyorsun? Gel bana söyle, ben hallederim."
"Hayatımın her yerinde sen olamazsın."
"Bir yere gidiyorsun da benim mi haberim yok?"
"Kocaya kaçacağım yarın."
Abim bana öldürücü bakışlarını atarken babam konuştu.
"O nasıl söz? Sen daha küçüksün."
"Baba, yirmi beş yaşındayım ben."
"Daha otuz olmadın ama."
"Otuz olunca da 'kırk olmadın' diyeceksiniz."
"Evet."
"Evet."
İkisi de aynı anda konuşunca ikisine de gözlerimi devirdim ve yerden kalktım. Acaba Alp abim ne zaman gelecekti? Evde beni en iyi o anlıyordu.
"Abi, Alp abim ne zaman geliyor?"
"Yarın veya yarından sonra gelebilirmiş."
Kafamı sallayıp odama çıktım. Biraz kafamı boşaltmaya ihtiyacım vardı.
♡♡♡♡♡♡♡♡☆☆☆☆☆☆
İlk bölüm bitti.
İlk bölümden çekirdek ailemizi tanıyalım dedim. 🥹
Sizleri seviyorum, kendinize dikkat edin. Bir dahaki bölümde görüşmek üzere. 🤍
Yazım hatası varsa özür dilerim.
Bölüm etkileşimi
