Kıyam kitap kapağı

7. bölüm / 12

Kıyam

6

Vaveyla Yazarı: minos ۶ৎ

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 12Şu an: 6

Mutfakta dayımla konuşarak bir şeyler atıştırdıktan sonra kahve yapmıştık. Hep birlikte yukarı çıkarken dayımın yine son seste telefonu çalmaya başladı. Biz gülerken dayım panikle sessize aldı.

Fısıtılyla birbirimize iyi geceler diyerek Asyanın odasına girdik.

Çalan telefon sesi ile kaşlarımı çatarak komodine ilerledim.

Gördüğüm şey ile bardağın elimden kayıp gideceğini hissettim. Son anda tekrar kavramıştım. Çalan telefon üçümüzün de değildi,

Ali'nindi.

"Kimin telefonu çalıyor Mina?"

Yanıma gelen Elif gördüğü şey ile bir anda elini ağzına kapattı. Telefonu açan bizdik fakat, Alinin öldüğünü tüm Türkiye duymuştu. Kim neden arasındı?

Üstelik arayan kişi, "." olarak kayıtlıydı.

Telefon kapandığında yüzümdeki şok ifadesi ile Elife baktım. Asya kahveyi masasının üzerine bırakmış yanımıza gelirken ikimizde ona döndük yavaşça.

"Asya."

"Efendim?" dedi tek kaşı havalanırken.

"Çalan telefon..telefon Ali'nin."

"Ne."

"Nokta diye kayıtlı biri aradı."

Asya'nın yüzünde oluşan şok ifadesine bakarken yavaş yavaş kendime geliyordum. Onlar telefona bakarken ben gidip sessizce odanın kapısını kapattım. Kapıya yaslanıp onlara baktığımda Asya telefonu eline almıştı.

"Şifresi ne olabilir ki?"

"Asya?"

"Bi-bilmiyorum hiç öyle bir şey konuşmadık."

"Tamam sakin ol." dedi Elif onu yatağa oturturken. "Tanışma yıl dönümünüzü falan dene hadi."

Asya başını sallayarak bir elini kalbine bastırdı. Ben de onların yanına gittiğimde şifrenin yanlış olduğunu gördüm. "Tamam," dedim ortamı yumuşatmak adına. "Sevgili olduğunuz tarih?"

Asya hala eli kalbindeyken o tarihi de denedi. Şifre yine yanlış. Asya başını kaldırıp bize baktığında Elif bir fikir daha attı ortaya. "Kendi doğum gününü denesene bi."

"Tamam."

Telefon açılmıştı. Asya ne yapacağını bilemez şekilde bize baktığında yatağa, hemen yanına oturdum. "Şimdi sakin oluyoruz."

"Ay çok heyecanlı."

"Elif!"

"Ne var ya?"

Asya gerginlikle gülümserken telefonu sakince elinden aldım. "Bir tanem?" dedim yüzüne eğilerek. "Sen bu telefona bakmak için hazır mısın?"

Asya önce durup düşündü. Sonra tereddütle başını olumsuz anlamda salladı. "Değilim."

"Tamam o zaman bunu şimdi kapatıyoruz ve sakin oluyorsun. Anlaştık mı?"

"Anlaştık. Ama merak ediyorum siz arayan numarayı kontrol eder misiniz?"

"Tabii ki edeceğiz zaten ama her şeyin zamanı var."

"O yüzden şimdi uyuyoruz ve kalanı sabah konuşuyoruz hadi bakalım."

Elifin söylediği ile üçümüzde yatağa uzandık.

ꨄ︎ꨄ︎ꨄ︎

Odaya sızan güneş ışığı ile gözlerimi araladığım da, yatakta sadece Asya ve ben vardık. Elif muhtemelen yine bizden erken uyanmıştı.

Yavaşça doğrulurken Asyayı uyandırmamak için üstün çaba sarfediyordum. Telefonumu elime aldığımda saatin sabah 8 olduğunu gördüm. Gerinerek Asya'nın odasında ki banyoya girdim.

Rutin sabah işlerimi hallettikten sonra, telefonumu da alarak çıktım. Saat sekiz olduğuna göre dedemler çoktan uyanmıştı. Kapıyı tıklayıp bir süre cevap bekledim. Gelmediği için yavaşça içeri girdim. Yatak bile toplanmış, oda hiç kullanılmamış gibi topluydu. Ben kullanırken bu kadar toplu gözükmediğine eminim.

Altıma bol kesim siyah bir kot pantolon, üstüme de beyaz ince bir kazak giydim. Saçlarım darmadağın olduğundan birazcık toparlamak için uğraştım ve hafif bir makyaj yaptım.

Çantamı alıp içindekileri kontrol ettikten sonra telefonumu da atıp omzuma astım. Ceketimi elime alarak odamdan çıktığımda koridorda dayımla karşılaştık.

"Vay, dayısı?"

"Dayı? Günaydın."

"Günaydın yeğenlerin en güzeli." Dayım beni kolunun altına alırken kıkırdadım.

"Kızlar duymasın."

Dayım burun kıvırıp göz devirdi. "Duysunlar bana ne."

Gülüşerek aşağı indiğimiz de salondaki kalabalıkla karşı karşıyaydım.

Babamlar henüz şirkete gitmemiş, Cevdet dedem sabah yürüyüşünü bile yapmamış gibi duruyordu. "Günaydın."

Neşeli sesimle herkes bana dönünce gülümseyerek Elifin yanına oturdum.

"Günaydın babacım, dersin kaçta?"

"On birde ama bir arkadaşımla görüşeceğim."

Söylediğimden Elifin de haberi olmadığı için bana dönmüş, neler olduğunu anlamaya çalışıyordu.

"Kimmiş o arkadaş?"

"Enes Sancaktar."

"Anlamadım babacım? Bildiğimiz Enes mi?"

"Evet baba, bizim üniversite ile oratk projeleri var. Tanıştık arkadaş olduk ne var bunda?"

Babam çatık kaşlarla söylediğimi sindirmeye çalışırken dayımın kahkası ile herkes ona döndü. "Enişte!" dedi gülmeye devam ederken. "Karadenizde yayınmış, bir aileden iki kız almak."

Dayımın sözleri ile babam gözlerini kapatıp kafasını diğer tarafa çevirdi.
"Ya dayı! Yok öyle bişey dedim ya."

"He aynen hadi."

"Baba ya! İnanmadın dimi?"

Babam bana döndüğünde umutla ona bakıyordum. "İnanmadım kızım dikkatli ol."

"Tamaam" diyerek elimle öpücük attıktan sonra ayağa kalktım.

"Arabanla mı gidiceksin?"

"Evet, ne oldu?"

"Selçuk bıraksın."

"Tamam baba, hadi görüşürüz."

Gece uyuyamamıştım. Uyuyamadığım için Ali mevzusunu, Enesi detaylıca düşünmüştüm. Şans eseri gelen kahvaltı teklifini de kabul etmiştim, ne kaybederim ki?

Arabanın arkasına otururken heyecanlıydım. Henüz doğru düzgün konuşmamıştık, bu kahvaltıda uzunca konuşacağız gibi görünüyordu.

Yol boyunca karşısında saçma sapan bir şey söylememek ve kekelememek için dua ettim. Araba bana attığı konumda durduğunda, dualarımı tekrar edip indim arabadan.

Telefonumu açarken attığı mesajı gördüm.

@enessancaktars: geldiğinde yaz, arkadaşlar yardımcı olacak (09.05)

@minatasoy: kapıdayım (09.09)

Etrafıma bakarak içeri girdiğimde, yanıma gelen garson ile gülümseme çalıştım. "Enes beylesiniz değil mi?"

Gerginlikle başımı salladığım sırada eliyle boğaza bakan masaları gösterdi. "Buyrun, beni takip edin lütfen."

"Tabii." diyerek peşinden gitmeye başladım. Yalnız adam cidden zevkli, mekan göz alıcıydı.

Ortalarda bir masa da Enesi gördüm, telefonla konuşuyordu. Göz göze geldiğimiz de kiminle konuşuyorsa hızlıca bir şeyler söyleyip kapattı.

O ayağa kalkarken garson da gitmişti. Sandalyemi çektiğinde kıkırdadım. "Teşekkür ederim."

"Ne demek."

Üzerinde lacivert, bisiklet yaka bir kazak ve siyah kot pantolon vardı. Ne dar ne çok bol giyiyordu. Zevkli olduğunu söylemiş miydim?

"Biraz geç yazdım, kusura bakma gerçekten. Şirkette zaman bulamıyorum telefona bakmaya eve geçince de yorgunluktan uyuya kalıyorum çoğu zaman."

"Yok sorun değil, ben de erken uyumuyorum zaten."

Birbirimize gülümserken servise başlanmıştı. Kısa süre sonra masanın tamamı dolduğunda en son gelen çaylarımız ile yerimde dikleştim.

Çayıma bir şeker atarken Enesin konuşmak için hazırlandığının farkındaydım. "Sen peki? Neler yapıyorsun?"

"Hukuk okuyorum, bazen şirkete uğruyorum ama resmi bir yetkim yok. Zaten mezun olduktan sonra da bizim şirkette çalışmayı planlıyorum."

"Avukat olmak istiyorsun yani."

Çayımdan bir yudum alıp başımı salladım. Çatalla tabağıma yiyebileceğim şeylerden alırken tekrar konuşmaya başladım.

"Üniversiteye hazırlanırken savcı olmak istiyordum ama başladıktan sonra işler değişti."

"Savcı olmaktan neden vazgeçtin?"

"Daha resmi, ben araştırıp savunma taraftarıyım. Sen ne okumuştun üniversitede?"

"İşletme iktisat okudum ben. Aile şirketi varken başka bir alanda çalışmak istemedim."

"Ne güzel."

"İlgilendiğin bir spor yada sanat dalı var mı?"

"Spor yok ama, resimle ilgilenmeyi seviyorum. Evin üst katında atölye var hatta. Ergenliğe girdiğim yıllarda yaptırmıştı babam."

"Levent amca beni çok şaşırtıyor." Kahkaha atarak ona kaldırdım bakışlarımı.

"Neden şaşırtıyor?"

"Babamlar vasıtasıyla nerede karşılaşsak buz gibiydi bu adam hiç konuşmuyor mu diye düşünürdüm küçükken. Sizin yanınızda çok...nasıl desem? Yumuşak baba oluyor, kıyamadığı gözlerinden belli."

Söyledikleri ile gülümsedim. "En büyük şansım babam olabilir."

"Maşallahınız var."

"Teşekkür ederiz."

"Neden sizin restoranlardan biri değil de burası diye sormayacak mısın?"

Ufak bir kahkaha attığımda gülüşümü izlediğini fark ettim. "Neden?"

"Çünkü, bizimkilerin hiçbiri boğaz manzaralı değil."

"Vaay, ince düşüncelisiniz."

Tabii canım der gibi kaşlarını kaldırarak yarım bir sırıtış sundu. Kısa bir sessizlikten sonra telefonu çaldığında kalkıp konuşmak yerine oturduğu yerden açtı.

"Efendim Ege?"

Kuzeni arıyordu. Sahi, o çocukla da tanışmamıştık hiç.

"Minaylaydım, sonra halletsek?"

Karşıdan gelen cevaptan sonra sıkıntıyla ofladı. "Tamam, tamam gelirim öğleden sonra yanına. En erken o zaman olur."

Ege bir şeyler daha söyledikten sonra hiçbir şey demeden kapattı telefonu.

Sıkıntılı yüz ifadesi ile sormadan edemiyordum. "Bir sorun mu var?"

"Yok ya Ege'nin her zamanki hali."

Başımı sallayarak önüme döndüm. "Sizde egeliydiniz değil mi? Anne muğla baba izmir."

Gülümsemem yüzüme yayıldığında tekrar ona çıkardım bakışlarımı. "Evet, sizde Karadenizliydiniz. Hem anne hem baba."

"Anne Trabzon, Baba Ordu."

"Etkileyici."

"Gittin mi hiç Orduya falan?"

"Maalesef, sen gittin mi Muğlaya falan?"

"Bodruma gitmiştik geçen yaz onun dışında gitmedim."

"Dedemler şehirden uzakta bir yerdeler, zeytin bahçeleri falan var. Ben çok seviyorum Muğlayı ya. Babamlar bizi küçükken amcamlarla bırakmaktansa Muğlaya gönderirlerdi."

"Biz bayramlarda falan gidiyoruz Ordu'ya yani ben çok seviyorum ama, şartlar."

"Orduyu, Karadenizi çok merak ediyorum ya. Bir ara kesinlikle gideceğim."

"İnşallah gidersin o zaman."

"İnşallah."

Kahvaltının devamında günlük konulardan konuştuk, şirketiydi ailesiydi derken akmıştı konuşma. En çok kendimi anlatırken gözlerinde merak görmüştüm, çünkü aile meselelerini biliyordu şirketi biliyordu. Merak ettiği bendim, gözlerinden bile belliydi.

O kendisini anlatırken ben de onu merakla dinledim, istemsizce ilgimi çekmişti. Oldukça fazla hemde.

Çocukken atlarla çok ilgiliymiş mesela, aile en sevdiği kişi Kenan dedesiymiş. Bunu kimseye söylemeyeceğime söz vermiştim kahkahalar içinde. Yüzme, boks, futbol ve basketbol ile ilgilenmiş. Hala yapıyormuş fakat eskisi kadar değil.

Öğrendiklerim gün sonu yine aklımdaydı, bu beni korkutmalı mı bilmiyorum ama içimde anlamsız bir huzur var.

ꨄ︎ꨄ︎ꨄ︎

Elif Atasoy

Ahmetin aramasını açarak şirketten içeri girdim.

"Yavrum, Günaydın."

"Günaydın aşkım." hemen ardından esnedim.

Baya herkesin önünde esnedim, yapacak bir şey yoktu.

Dedem sabahın köründe kaldırıp Ahmet mevzusunu detaylı dinlemek istediği için uykusuzdum. Yürüyüş yapmak istemişti ve kıramamıştım, aslında kıramadığımdan değilde birine çekinmeden duygularımı anlatmak istememdendi.

Asansör bozuk olduğu için oflayarak üçüncü kattaki odama çıkmaya başlarken Ahmeti dinliyordum.

"Amına koyayım az önce Ege vardı yanımda aşkım, Enesi aradık ne dese beğenirsin?"

"Minaylayım."

"Ya! Sen nereden biliyorsun?" sinirli çıkan sesine sessizce güldüm.

"Sabah Mina hanım da dediler çünki. Basbaya böyle tüm ailenin ortasında Enesle görüşeceğim dedi." dayımın söyledikleri aklıma gelince bir kahkaha attım. "Dayım da diyor ki 'Enişte Karadenizde bir aileden iki kız almak meşhurmuş.' babam Mina'ya belli etmese de korktu baya."

Ahmet bu sefer yüksek sesle gülerken ben de 2. katı çıkmış bulunuyordum. "Çok yakında Elif Sancaktar oluyorsun."

"Olmuyorum canım, Elif Atasoy Sancaktar."

"Yavrum uzun oluyo öyle."

"Uzun muzun bana ne Atasoy soyadını bırakmam."

"Sen iki saattir nereye yürüyon lan?"

"Aşkım!" olaya olan sinirim bir anda nüksettiği için heyecanla anlatmaya başladım. "Ya koskoca şirketin asansörü bozuldu 20 katı var bu binanın. Babamı vinçle odasına bırakacaklar heralde."

Ahmetin kahkahasını dinlerken odama girdim. "Keyfin yerinde tabii, Atasoy holding rezil oldu şuan."

"Hayıır, komik geldi sadece."

"İyi hadi, kapatıyorum meşgul bir insanım."

"Meşguliyetini yerim senin aşkım, öptüm görüşürüz."

"Baay."

ꨄ︎ꨄ︎ꨄ︎

Cevdet dedemler hala burada olduğu için, tarif edemediğim bir neşe ile salona indim. Haşim dedemi ve babaannemi de elbette çok seviyordum fakat, Cevdet Aydıner ve İnci Aydıner benim çocukluğumdu.

Çocukluk konusu açıldığında benim en çok aklıma gelenler dedemlerin muğladaki zeytin bahçeleri, deniz kenarı sohbetleri, babamın ve dayımın rahat kıyafetler giydiğini görünce şaşırmam, sıcak ekmek ve mezeydi.

Anneannem emekli öğretmen, Dedem emekli albaydı. İkisi de disiplinin göbeğinden mesleklere sahiplerdi. Emekli olsalarda yılların izleri silinmediğinden, dedem hala her sabah yürüyüş yapardı mesela. Anneannem bir ortam fazla gürültülü olduğunda nasıl susturacağını çok iyi bilirdi.

Gülümseyerek gidip Babaannem ve Anneannemin arasına oturdum. "Selamlar!"

Babam gülerek bana döndü gazetesinden. "Sana da selam, magazinlerdeydik bugün yine."

"Aman baba ya, umurumda değil gerçekten. Sen niye bu saatte gazete okuyorsun?"

"Niye akşam gazete okunmaz mı?"

"Bilmem, sen genel olarak gazete okumayı sevmezsin. Amcamın mı o?"

Babam dudaklarını birbirine bastırıp başını sallayınca amcamı aradı gözlerim. Burada değildi. Hatta Dedemler de bahçede oturmuş kahve içiyorlardı.

Babaanneme yanaşıp omzuna yaslandım. "Babaanne?"

"Söyle bitanem."

"Hemen gitmeseniz olur mu?"

"Deden gitmeye pek istekli değil zaten." yüzüme eğilerek fısıldadı. "Baban ve amcanın bir şey beceremediğini düşünüyor."

Gülerek işaret parmağımı kaldırdım "işte bu" der gibi. "Doğru düşünüyor."

Gözlerim Anneanneme dönünce onu ne kadar özlediğimi şimdi fark ediyordum. Babaannemin omzundan doğrulup ona sarıldığımda, beni şaşırtarak oda bana sarıldı. Hatta saçlarımı okşayıp kokumu içine bile çekti.

"Beni bu sefer gerçekten özlemişsin Anneanne."

"Özlemez miyim? gelmiyorsunuz ki."

"Ya yazın gelecektik valla ama, biliyorsun işte."

"Niye Muğlaya yazın mı geliniyor sadece?"

"Okul falan açıldı anneanne, Asya ve benim okulumuz var. Elifte şirkette biliyorsun."

"Deden de çok özledi sizi valla, sen konuştun mu dedenle?"

Sıkıntı ile ofladım. "Fırsat olmadı henüz."

"Ay selam!" Asyanın sesini duyduğum gibi hevesle arkama baktım.

Bu akşam Ali'nin telefonunu inceleyecektik. Dürüst olmak gerekirse bu en az Asya kadar beni de olumsuz yönden etkiledi. İçimdeki kötü his mi yoksa şeytan mı ayırt edemiyorum ama o telefonda bir şeyler kesinlikle var.

"Hoş geldin."

Bir kaç dakika sonra içeri Alev ve Ateş girdi. İkisini de özlemiştim, samimiyetimiz aşırı olmasa da kuzenlerimdi sonuçta.

Son zamanlarda insanları çok özlüyorum, yanımda yakınımda olsalar bile.

Kısa süre de tüm aile toplandığında, günler sonra kalabalık bir sofraya oturduk. Masanın başında ki Haşim Atasoy olunca diğer akşam yemekleri gibi gün içinde ne yaptığımızı anlatamadık tabii ki.

Çünkü dedem sevmezdi böyle şeyleri, her zaman ciddi ve disiplinli biriydi. Cevdet dedem de disiplinliydi ama sadece kişisel hayatında.

Bu yüzden ikisininde yeri ayrı olmasına rağmen Cevdet dedemleyken hepimiz daha rahatız.

"Levent," dedemin söylediği ile tüm gözler ona döndü. "Haberleri neden kaldırtmadın?"

"Baba haberim vardı Mina'nın nereye gideceğinden zaten. Arkadaşça bir yemeğin haberini neden kaldırtayım?"

"Konu yemeğin arkadaşça yada aşkça olması değil. Konu Atasoy soyadının son zamanlarında magazin sayfalarından düşmemesi."

"Haklısın tabii ama ben kızlarımın yanlış bir şey yaptığını düşünmediğimden kaldırtmıyorum. Ayrıca kaldırtsak ne değişecek?"

"Kaldırtmayalım tamam, şöyle sorayım o zaman. Neden anlaştığımız projelerle değil de varislerimizin aşk hayatı ile gündemdeyiz?"

"Çünkü artık toplum Atasoy holding onunla anlaşmış bununla anlaşmışa bakmıyor. Hikaye seviyor etkileşim seviyor gençleri seviyor.

Dedem histerik bir gülüşle yemeğine dönünce, bunun fırtına öncesi sessizlik olduğunun hepimiz farkındaydık.

"Şirketin başına Enver geçecek."

"Ne?" Masada herkesin aynı anda şaşkınlığını belli etmesine sonra güleceğim.

"Baba, yeri değil şuan."

"Tam da yeri."

"Hayır değil, bu şirketi ben bu günleri getirdim. Alnımın akıyla kızlarımın baba bugün erken gelsen olur mu demesiyle bu günlere geldi. Kabul etmiyorum."

"Ne kabul etmemesi, babanım ben senin!"

"İşime karışma o zaman baba."

"Levent tamam saçmalamaya başladınız." Enver amcacım.. Bu hikayede yanan sen oldun.

"Şirketin başına ya Enver geçecek. Madem sen beceremedin, benim iki evladım daha var."

"Ne becerememesi baba, ne bu kin ne yaptım ben?"

"Japonlarla anlaşabildin mi?"

"Anlaşma sürecindeyiz."

"İki haftadır anlaşma sürecindesiniz, çünkü adamlar seni oyalıyor."

"Baba!"

"Ben patron olmak istemiyorum baba, Levent doğru söylüyor bu günlere o getirdi." Enver amcacım.. duygulandırıyorsunuz.

"Enver de istemiyorsa Nilüfer var!"

ꨄ︎ꨄ︎ꨄ︎

son sakin bölümümüz sizlerle🥺🥺

girllss alinin katilini merak ediyor msnz😈😈😈

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

19okunma 2beğeni 5yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 152

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18