3. bölüm / 12
Kıyam2
Bölümler 12Şu an: 2
Sadece bir kahve diyerek evden çıkmamızdan yaklaşık altı saat geçmişti. Asya son 2 günden daha iyi gözüküyordu. Normalde daha çok gezecektik ama Sancaktarlara gideceğimiz için AVM'den çıkmış, Selçuk abiyi bekliyorduk.
Alev birinin moralini yerine getirme konusunda benden daha iyiydi, bugün öğrenmiştim.
Etrafa bakarken karşımızdaki kalabalığa gözüm takıldı.
Maison Sancaktar
Benim oraya baktığımı gören Asya ve Alev de nereye baktığımı merak edip kalabalığa dönmüşlerdi.
"Sancaktarların yeni mekanı burası." dedi Alev.
Kaşlarım çatıldı, mekanın önünde yuvarlak masalar vardı ve gelen insanların hepsi de iş insanı gibi duruyordu.
"Babamlar olsa uğrardık buraya." diye mırıldandım.
"Bizde uğrayalım?" Asya'nın dediği ile ona döndüm.
"Saçmalama."
"Alt tarafı bir hayırlı olsun diyeceğiz hem gördüler bizi tanıyorlardır, ayıp olur."
"Ya görsünler ne olacak?"
Alev şok olmuş gibi bir ifade ile yüzüme baktı. "Dalga mı geçiyorsun?"
Başıyla mekanı gösterdi ve sözlerine devam etti. "Bak şu kumral olan güneş gözlüklü varya Enes Sancaktar, bizim okuldalardı zaten duymuşsunuzdur illa ki."
Duymuştum ama bizzat tanımıyordum. Ahmetin kardeşi yada kuzeni olmalıydı. Alev anlatmaya devam etmeye başlayınca zihnimde ki düşünceler de susmuştu.
"Onun yanında ki el sıkışan Ege Sancaktar bu arada el sıkıştığı kişiyi de babamlar pek sevmiyor diye biliyorum ama neyse bu bilgi gereksiz. Normalde bunların jenerasyonundan iki kişi daha var Ahmet ve Kenan Efe ama onlar burada yok sanırım zaten onlar daha çok şirket kısmındalardır böyle açılışa falan bu ikiz dingilleri yollarlar."
"İkizler miymiş?" diye sordu Asya.
"Kız yok öyle lafın gelişi."
Gözlerim hala Enes ve Ege'nin üzerinde dolaşıyordu. Tam o sıra da Selçuk abi gelmişti. Kızlar mekana uğrayıp tebrik etmeyi kabul etmediğimi düşünmüş olacaklar ki, arabaya yönelmişlerdi.
Yan koltuğun camından Selçuk abiye,
"Abi beş dakika bekler misin?"
Kızlar da durup bana döndüler. Alevin kaşları havalanmıştı.
Yolu kontrol edip karşıya geçtik. Mekana doğru yürüken Enes ve Ege'nin gözleri bize dönmüştü. Gülümseyerek yaklaştım.
"Hayırlı olsun." diyerek elimi uzattım.
Enes elimi sıkarken gülümsedi. "Sağ olun hoş geldiniz."
Ege ile de el sıkıştıktan sonra çantamı iki elimle tutup kızları bekledim. Onlarda hayırlı olsun dedikten sonra biz dönüp gidecekken Enes Asya'ya
"Başınız sağ olsun bu arada, cenazeye katılamadık ama.." dedi.
"Sorun değil, sağ olun."
"Görüşürüz o zaman." dediğinde göz gözs geldik.
"Görüşürüz." diyerek gülümsedim.
Arkamızı dönüp yolun tekrar karşısına geçtik. Arabaya binerken gözüm tekrar karşıya kaydı.
Enes ile tekrar göz göze geldik.
İçimde tarif edemeyeceğim küçücük bir his belirdi. O sırada onlara yaklaşanlar ile ilgilenmeye başladı ben de arabaya bindim.
Daha eve gidip hazırlanacak ve Sancaktarlara gidecektik..
ꨄ︎ꨄ︎ꨄ︎
Evde tam da tahmin ettiğim gibi bir koşturmaca hakimdi. Handan yengem annemin hazırlanmasına yardım ediyor, amcam ve babam ise hararetle bir dosya üzerine konuşuyordu.
Bu konular bize hep 'dosya' denmişti. Ötesi yoktu, ne biz sorardık ne babamlar anlatırdı. Biliyordum çünkü, babamı küçükken bu konularda çok darlamış fakat sonuç alamamıştım..bu karanlık mevuzlar ufak Mina'nın içinde bir ukde olarak kalacaktı.
Elif üzerine tuttuğu siyah elbiseyi bize gösterirken çileden çıkmak üzere gibi duruyordu. Son on beş dakikadır sayısız elbise sormuş, biz onaylasakta bir kusur bulup yatağa fırlatmıştı.
O sinirlendikçe ben de bunalıyordum. Tabii bir nokta da haklıydı. Biz son hazırlıklarımızı yaparken o henüz giyinmemişti. Ben kolyemi boynuma takarken Asya kalkıp Elifin yanına gitti.
Yatağa fırlattığı elbiselerden birini alıp ballandıra ballandıra övmeye başladı.
Onların haline gülerken aynanın önündeki telefonumdan bildirim sesi geldi. Kolyemi düzeltip telefonumu elime aldım.
@enesancaktars sizi takip etmek istiyor.
Bu hesabımı ailem ve yakın arkadaşlarım dışında bilen pek yoktu. Şimdilik isteği bekletmeye karar verdim.
Telefonu kapatıp aynanın önüne geri koydum. Elif elbiseyi giymek konusunda ikna olmuştu Asya derin bir nefes alıp yatağa oturdu.
Yanına gidip oturduğumda bana döndü. "Nasılsın?"
"Sence?"
"Daha iyi olacaksın." burukça gülümsediğimde, oda bana aynı şekilde karşılık verdi.
Elif üzerini giyinmiş saçlarını kontrol ediyordu. Makyajını hızla tazaleyip küpelerini değiştirdi.
En son parfüm sıkarken bize döndü.
"Ay hazırlandınız mı sonunda?"
Dediğine Asya ve ben kahkaha atarken oda hafifçe güldü. Çantama telefonumu atıp Elifin odasından çıktım. Kızlar da telefondan baktıkları şeyi konuşarak çıktılar.
"Ne olmuş?"
"Mirza ile Zerrin nişanlanmış dün."
"Onlar kimdi ki?"
"Ya babamların tayfadan işte ama birbirlerini sevmiyorlar belli. Baksana bir tane samimi pozları yok. Açıklamak için açıklamışlar gibi. "
"Ya bize ne." derken merdivenleri bitirmiş, salona yürüyordum.
"Aman sen de hiç magazin ile ilgilenmezsin ya."
Tabii canım der gibi kaşlarımı kaldırıp güldüm. Annem de hazırlanmıştı.
"Ay Levent!" Annemin bağırışı ile yüzümü buruşturdum. "Altı oldu saat altı! Çabuk buraya gel."
"Geldim." Babam bunu derken merdivenden iniyor, bir yandan da kravatını bağlıyordu. Annem alışkanlıktan elini kravata atıp düzeltti.
Biz de ayaklanıp yanlarına gittiğimizde annem gülümseyerek ellerini birbirine vurdu.
"Evet! Çıkabiliriz." Hepimizin önünde kapıya doğru ilerlemeye başladı. Babam da annemin bu haline gülerek peşinden ilerlemeye başladı.
Hepimiz evden çıktığımızda kapıda bizi bekleyen arabaya ilerledik. Bu gece bizi Selçuk abi bırakmayacaktı. Zaten Selçuk abi çoğunlukla şirket-ev arası yada biz dışarı çıktığımızda şoförlük yapıyordu. Biz liseyi bitirene kadar asıl görevi bizi okula bırakıp almaktı.
Arabaya bindiğimizde annem herhangi bir davette de olduğu gibi orada olacak insanlar, yapılacaklar hakkında bilgi veriyordu. Aralara insanlar hakkında görüşlerini sıkıştırmayı unutmuyordu tabii.
Yaklaşık kırk dakikalık bir yolun sonunda Sancaktarların evine varmıştık. Hepimiz arabadan indiğimizde babam şoför ile bir şeyler konuşup yanımıza geldi. Anneme kolunu uzatırken çapkınca göz kırptı, annem de gülerek koluna girdiğinde onlar önde biz arkada eve ilerledik. Bizim arabanın yanında üç araba vardı. Gelecek iki aile kalmıştı.
Çalışanlardan biri kapıyı açtığında tüm Sancaktarlar karşımızdaydı. Şahsen tanıdığım yalnızca Ahmet vardı. Oda zaten Elif yüzündendi.
Ahmetin sağında duran kişi bildiğim kadarı ile Kenan efeydi, solunda ise Ege ve Enes vardı. Devamında Hakan Sancaktar, Halil Sancaktar, Hasan sancaktar vardı. Yanlarında eşleri vardı ancak, isimlerini tam olarak bilmiyordum. Sancaktar ailesinde birde küçük yaşlarda üç kız çocuğu vardı ancak, görünürde yoklardı.
Herkes tek tek selamlaşmamış, sadece Hakan Sancaktar ve babam el sıkışmışlardı. Babam ve Hakan bey birlikte yukarı toplantı odasına çıkarken biz de annemin peşinden gittik.
Küçükken bu evde en sevdiğim şey büyük balkonda koşturmamızdı. Babamlar akşam boyu toplantıda olur, annem de tanıdığı olursa onlarla konuşurdu. Evde balkona çıkmamıza izin vermezlerdi. Ben spiderman gibi filmleri biraz fazla izlediğim için gerçek olduklarına inanırdım hatta bir defasında merdivenden atlamıştım ancak sonuç hüsrandı..
O olayda kaşım açılmıştı ve beşimizin de yanımızda yetişkin olmadan balkona çıkması yasaklanmıştı.
Babamların toplantısı için birine misafir olmamız demek, aç karnımızdan bizim sorumlu olmamız demekti. Annem bize döndüğünde arkadaşlarının yanına gideceğini anlamıştım.
"Sakın bilmediğiniz yerlere girmeyin. Zaten mutfağın yerini falan biliyorsunuzdur. Bir de Zerrini görürseniz konuşun onunla. Mirza ile baban iş yaparsa eğer onunla samimiyetinizin olması iyi olur."
Elife döndü. "Seni de Ahmetin yanında görmeyeceğim."
Elif başını sallarken annem onun gözlerinin içine bakmayı sürdürdü. Elif gözlerini büyütüp "Tamam anne!" dediğinde pek memnun olmasa da dönüp arka bahçeye çıktı.
Durduğumuz yerin hemen ilerisinde bir balkon vardı. Küçükken gittiğimiz evin üçüncü katında ve oldukça büyük bir balkondu.
"Balkona çıkalım çok sıcak burası."
Elifin dediğine biz de katıldığımız için birlikte balkona gidip oturduk. Elif Ahmet ile ilgili konuşmaya başladığında bizde onu dinliyor ara sıra yorum yapıyorduk. Biz konuştuğumuz sırada balkondan içeri Zerrin girdi.
Dudaklarını birbirine bastırıp gözlerini üçümüzün üzerinde gezdirdi. "Şey...Rahatsız etmiyorum umarım?"
Söylediği şey ile oturuşumu düzelttim. "Olur mu öyle şey? Gelsene."
Yanıma gelip oturdu. "Nasılsınız?"
"İyiyiz aynı sen nasılsın? Nişanlanmışsın hayırlı uğurlu olsun." Dememin ardından Elif ve Asya da tebrik ettiler Zerrini.
"Ben de iyiyim, nişanlandık evet sağ olun."
"Ya siz daha önceden tanışıyor muydunuz Mirza bey ile ben çok şaırdım çünkü bu ani karar ile." dediğinde gözlerimi büyüterek Elife döndüm. 'Ne yapayım?' der gibi omuz silkti.
"Ya çok tanıştığımız söylenemezdi ama zorla da nişanlanmadım yani."
"Ha babanlar istedi yani."
"Bir nevi, ama rızam vardı."
Dudaklarını birbirine bastırıp kaşlarını kaldırdıktan sonra "Anladım. " diye mırıldandı Elif.
Zerrin, "Senin de daha önceden Ahmetle bi münasebetin vardı sanırım yanlış mıyım?" diye sorduğunda şaşırmıştım. Gerçi zaten aynı liseden mezun olmuştuk fakat Zerrin, Elif ve Ahmet 12. sınıfken ben henüz 10. sınıftaydım..
Başını salladı Elif, "Evet evet, bir süre konuşmuştuk ama hala pek net bir şey olmadı aramızda. Sen Miraylarla falan görüşüyor musun?"
"Hayır ya, ben liseden sınra görüşmeye devam edelim istedim ama..pek sıcak bakmadılar."
"Boşver iyi olmuş."
Zerrin de başını salladı. Onları dinlerken acıkmıştım fakat gidip mutfaktan yemek isteyemezdim.
"Ben acıktım ya."
"Ya evet ben de acıktım aşağı mı insek?" dedi Asya yerinden doğrulurken.
"Aşağı insek ne yapıcaz ki?"
"Yemek isteriz?"
"Saçmalama."
"E tamam isteyelim getirsinler buraya." dedi Zerrin.
Zerrin ayaklanıp balkondan çıktığı sırada gözüm açık balkon kapısının dışına takıldı. İki küçük kız durup etrafta ki koşuşturmacayı inceliyor, ellerinde sıkıca bir kaç oyuncak tutuyordu.
Ben onlara bakarken sarışın olan da beni gördü. Gülümseyip el salladığında ben de ona gülümseyerek el salladım. Sarışın kız bu haraketimden sonra hevesle gülüp yanındaki kızın kolunu kavrayarak yanımıza yürümeye başladı.
İkisi de balkona girdiğinde gözlerim Elif ve Asyayı yokladı. Telefona bakıyorlardı. Kızlar uzatarak "Selam." diyerek içeri girdi.
Onların sesiyle Elif ve Asya da telefondan başını kaldırmıştı. "Selam." dedim ben de onlara.
Sarışın kız merakla yüzümü inceliyordu. "Sen kimsin?"
"Ben Mina." dedim gülerken. "Bunlar da ablalrım Elif ve Asya."
Kendimi tanıtmamın hoşuna gittiğini belli edercesine güldü. "Ben de Erva." dedi gurula. "Bu da benim ablam Sare."
Yanındaki kumral kıza dönüp gülümsediğimde oda aynı şekilde karşılık verdi. 4 yada 5 yaşlarındalar diye düşündüm. Sancaktarların kızları olmalılardı.
Erva hevesle az önce Zerrinin oturduğu yere oturup saçlarıma elini uzattı. O sıra da Sare de dışarı bakıp, "Erva çıkalım burdan, hem senin buraya gelmen yasak." dediğinde Erva da ona döndü.
"Tek değilim ki."
"Olsun gel." dediğinde Ervanın kolundan tuttu.
"Ya istemiyorum. Burada oynamak istiyorum."
"Erva balkona çıkman yasak mı?" diye sordu Elif ona doğru eğilirken.
Erva içli içli Elife bakmaya başladı. Ağlamaklı bir sesle, "Evet." diye mırıldandı.
"O zaman siz içeri geçin merak etmesinler sizi." dedim
"Ama ben sizinle oynamak istiyorum." dedi Erva içli gözlerle bakmaya devam ederken.
O bana böyle bakarken reddetmem pek mümkün değildi. Erva pek söz dinleyen bir çocuğa benzemiyordu. Sare de oflayarak Asyanın yanına oturdu. Ellerinde ki oyuncakları ortada ki masaya bırakıp arkalarına yaslandılar.
"Biliyor musun?" dedi Erva hevesle. "Ben bir keresinde burda otururken böyle bissürü kuş geçmişti burdan." dedi işaret parmağıyla gökyüzünü gösterirken.
"Öyle mi." dedim ilgiyle. O sırada dışarıdan gelen sesle hepimizin bakışı kapıya döndü.
"Erva!"
"Abi." dedi Erva gülerek. "Gelsene."
Kapıda duran Enesti. Telaşlı bir şekilde Ervaya bakıyordu. "Gözümün önünden ayrılma demiştim."
Erva yerinden kalkıp abisinin yanına gitti. "Ama oyun oynamak istiyorum sen benimle oynamıyorsun ki."
Enes ona 'ben seninle ne yapacağım.' bakışı atarken bize döndü. "Rahatsız etmedi değil mi?"
"Hayır etmedi konuşuyorduk zaten." dediğimde Enes derin bir nefes vermişti.
Enes Ervanın elini kavrayıp diğer elini de koltukta oturan Sareye uzattı. Sare de yerinden kalkıp yanlarına gitti. Enes tam onları balkondan çıkarıp gidiyorken tekrar bize döndü.
"Aç mısınız bu arada ayarlatayım bir şeyler."
"Zerrin bakmaya gitmişti zaten ama.."
"Zerrin?" dedi tek kaşı havalanırken.
"Evet?"
"Mirza'nın nişanlısı ile yakın mısınız?"
"Benim arkadaşım." dedi Elif.
Enes bana döndüğünde neden böyle bir tepki verdiğini sorguluyordum. "Sen tanıyor musun Mirzayı falan?"
Başımı olumsuz anlamda salladım. "Hayır."
"İyi o zaman. Sağ olun bu arada Ervanın nereye gideceği ne yapacağı belli olmuyor da. Gözden kaybolunca telaşlanıyorum." dedi.
"Ne demek." dedim gülümserken.
Erva, Sare ve Enes çıktıklarında Eliflere geri döndüm. Oyuncaklarını masada bırakmışlardı.
Oyuncaklardan birini eline aldım. "Çok şirin kızlardı ya." dedim gülümseyerek.
"Sarı olan tam baş belası." diyen Asyaya gülerek başımı salladım. O sırada Zerrin de elinde tepsi ile içeri girmişti.
Tepside dört bardak limonata ve birkaç çeşit atıştırmalık vardı. Zerrin tepsiyi orta sehpaya bırakıp yeniden yanıma oturdu. "Geciktim kusura bakmayın"
"Ne kusuru ya."
Yarım saat kadar dördümüz orada oturup sohbet etmiştik. Sonrasında Zerrin Mirza'nın annesinin yanına gitmişti.
Biz de içeri geçtiğimizde saat akşam sekize geliyordu.
Annemin arkadaşlarıyla bir iki saat sohbet ettikten sonra saat gece onu bulmuştu. Babamların toplantısı muhtemelen bir saate biterdi. Yine Elif, Asya ve ben boş odalardan birinde oturmuş havadan sudan konuşuyorduk.
Kapı hafifçe açıldığında aralıktan gözüken kişi ile şaşırmamıştım. Ahmet gelmişti. Ahmet son kez arkasına bakıp koridorda kimseyi göremeyince içeri girdi.
"Selam." dedi hepimize bakıp.
Elifte gülerek "Selam" dedi.
Ahmet gidip Elifin yanına oturduğunda rahatça yayılmıştı koltuğa.
İkisi biz orada değilmişiz gibi konuşmaya başladıklarında ben de elime telefonumu aldım.
Enes'in takip isteği hâlâ bekliyordu. Parmağımı birkaç saniye ekranın üzerinde gezdirdim. Sonunda merakıma yenik düşüp profiline girdim. Hatrı sayılır bir takipçisi vardı, beş tane gönderisi vardı. Pek hikaye atacak birine benzemiyordu. Kesin şirketin attığı hikayeleri ekliyordur arada.
"Minayla da Enes'in arasını yaparız."
Adımı duymamla başımı kaldırıp onlara baktım. Gülüşüm istemsizce büyüdü.
Ahmet, kolunu koltuğun sırtlığına uzatmış, Elif de tam o kolun altında oturuyordu. İkisinin rahatlığına bakılırsa beni çoktan unutmuşlardı.
"Ne var?" der gibi göz kırpıp başımı iki yana salladım.
Beni pek takmayıp sohbetlerine döndüklerinde ben de Asyanın omzuna başımı yasladım. Uykum gelmişti. Kapı tıklandığında başımı kaldırdım.
Ahmet oturuşunu düzeltip "Gel." dedi.
İçeri giren çalışanlardan biriydi. "Toplantı bitti efendim." demesi ile elim çantamı aramaya başladı.
Ahmet ve Elif vedalaştıktan sonra önce Ahmet, ardından biz çıktık. Annem bizi gördüğü gibi yanımıza gelmişti.
Kısadan bir vedalaşmadan sonra Sancaktarlardan ayrılabilmiştik.
Eve döndüğümüzde amcamlar da uyuduğu için tüm ışıklar kapalıydı. Ben de üzerime pijamalarımı giyip yorgunluktan hemen uyuya kalmıştım.
ꨄ︎ꨄ︎ꨄ︎
heelllooo
bu bölümden sonra ufak bir zaman atlamasi var🤏🏻🤏🏻🤏🏻hikaye akışı için daha iyi olacağını düşündüm🩷🩷
Bölüm etkileşimi
