Kıyam kitap kapağı

5. bölüm / 12

Kıyam

4

Vaveyla Yazarı: minos ۶ৎ

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 12Şu an: 4

Dedemin İstanbul'a karşı olan kinini, nefretini ailedeki herkes bilirdi. Nedenini gerçekten bilen var mıydı bilmiyordum. Tahminimce sebebi, İstanbul'da verdiği kayıplardı.

Fakat yine de buradaydı işte. Ne de olsa dedemin kürkçü dükkânı da İstanbul'du belki de.

Elinde işlemeli bastonu, üzerinde klasik beyaz gömleği, yeleği ve kumaş pantolonuyla... İşte Haşim Atasoy.

Arkasında babaannem ve halam yürüyordu. Nilüfer halam beyaz, zarif bir elbise giymişti. Saçları her zamanki gibi ensesinde toplanmıştı.

Babaannem ise dedem gibi lacivert bir takım giymiş, artık bembeyaz olmuş saçlarını özenle şekillendirmişti.

İlk birkaç dakika salonda kimseden çıt çıkmadı. Sessizliği bozan amcam oldu; yavaşça ayağa kalkıp dedemin yanına gitti. Onun ardından babam da ayağa kalkmıştı.

Amcam dedemin elini öpmek için uzandığında dedem bastonunu hafifçe kaldırıp onu durdurdu. Amcam afallamıştı. Böyle bir şey beklemediği yüzünden belli oluyordu.

Ben de yavaşça yerimden kalktım.

"Hoş geldiniz dede."

Dedemin salonda gezinen gözleri beni bulduğunda, şaşırtıcı bir şekilde hafifçe gülümsedi. Ardından babamın az önce boşalttığı, odanın baş köşesindeki koltuğa gidip oturdu.

"Hoş bulduk."

Dedemin İstanbul'a gelmemek için yemin ettiğini Sancaktarlar da biliyor olmalıydı. Çünkü Kenan Sancaktar da Haşim Atasoy ile aynı dönemde memleketine dönmüş, ne kadar ısrar etseler de İstanbul'a geri dönmemişti.

Bunların çoğu ben henüz dört ya da beş yaşındayken yaşanmıştı.

Sessizlik hâkimiyetini sürdürürken Sanem elindeki tepsiyle içeri girdi. Dedemin önüne bir Türk kahvesi, babaannemin ve halamın önüne ise çay bıraktı. Babam ve amcam da yeniden yerlerine oturmuşlardı.

"Sizi görmek çok güzel oldu." diye başladı söze Hakan Bey.

"Estağfurullah, asıl sizi görmek çok güzel oldu benim için. Yoksa öğlen çıkan haberleri konuşmak için mi geldiniz?"

"Tam da onun için. Masanın kurallarını siz benden daha iyi bilirsiniz. Benim ne kuralları ihlal etmek ne de masadan ayrılmak gibi bir planım var. Fakat Levent'le konuştuk. O da çocukları ayırmanın söz konusu olamayacağını söyledi."

Dedem başını sallayarak kahvesinden bir yudum aldı. Ardından bakışlarını babama çevirdi.

"Dediğiniz gibi masanın belli kuralları var. Fakat bunlar değiştirilebilir kurallar. Diğer temsilciler de sizinle aynı fikirde olursa ortada bir sorun kalmaz. Bizim koyduğumuz kuralların torunlarımızı etkilemesini ben açıkçası adil bulmuyorum."

Hakan Bey'in yüzündeki kaygılı ifade yerini hafif bir tebessüme bıraktı. Kısa süre sonra sohbet İzmir'den, eski günlerden ve gündelik meselelerden açıldı. Salondaki gerginlik de yavaş yavaş dağılmaya başlamıştı.

Telefonumun sesiyle ayağa kalkıp dışarı çıktım. Arayan Zerrin'di.

"Alo? Efendim Zerrin."

"Minacığım, bu saatte rahatsız ettiğim için özür dilerim ama bir şey konuşmamız gerekiyor."

"Tabii, dinliyorum."

"Ya sen hukuk okuyorsun, galiba bu miras konularını bilirsin. Abimler son zamanlarda yine konuyu mirasa getirecek gibi duruyor. Ama biliyorsun, biz Mirza ile evleneceğiz. Daha önce de evlendiğimde mirasta hakkım olmayacağının imasını yapmışlardı. Ne yapacağımı bilmiyorum. Seni arayıp bir sormak istedim."

"Hukuk okuyorum evet ama şu an bu konuda hukuki görüş verebilecek yetkim yok maalesef. Böyle bir süreç olursa avukat arkadaşlarımla konuşur, seni doğru yönlendiririm. Canını sıkma."

"Tamam canım, teşekkür ederim. Bir de diyorum ki bir ara sen, ablanlar, ben falan bir kahve mi içsek?"

"Zerrin, şu an plan yapmak için pek müsait değilim. Ama aklımdasın. Bir ara planlayalım, olur mu?"

"Tamamdır." dedi sevinçle. "Görüşürüz."

"Görüşürüz." diyerek telefonu kapattığımda arkamı döndüm. Yeşil gözlerle karşılaşmayı brklemediğimden istemsizce kaşlarım çatıldı.

"Sen öyle bir anda kalkınca..birşey oldu sandım."

"Nasıl?"

"Merak ettim." dediğinde şaşkınlıkla ağzım aralandı.

"Beni mi?"

"Evet."

Söylediği şey ile kaşlarımın havalanmasını ve hafif gülüşümü tutamadım. "Beni merak ettin demek?"

Başını sallarken beni onaylar şekilde mırıldandı. "İsteğimi neden kabul etmedin?"

"Samimiyetimiz yok diye kabul etmedim. Sen neden istek attın ki?"

"Samimiyetimiz olsun diye."

Bir iki saniye sessizlik oldu. Beklemediğim için dudaklarımdan kaçan kıkırdama ile elimi ağzıma kapatmak zorunda kaldım. Bir anda gülmem ile o da şaşırdı. Çok kısık ve hafif gülüşünü duydum.

"İçeri geçelim o zaman?"

"Önden buyurun lütfen." diyerek bana kapıyı açtığında şaşkınlıkla güldüm.

"Dalga mı geçiyorsun?"

"Biraz." dedi göz kırparak.

GÖZ KIRPMA GÖZ KIRPMA

Enesin önünden salona girip yerime oturduğumda babaannem ile bakışlarımız kesişti.

Bana ima ile bakıp benim ardımdan Enese baktı. Beklenmedik olmuştu. Gözlerimi büyüterek babaanneme baktıpımda ellerimi koyacak yer bulamayıp iki elimi de dizlerime yasladım.

Akşamın devamında dedemler Kenan Sancaktarı görüntülü aramış, Ahmet ve Elif utana sıkıla bakışmış ve Asyayı aylar sonra gerçekten iyi görmüştüm.

Sancaktar ailesi garip bir şekilde pek çok kez gülüşümü tutamamama neden olmuştu.

Kenan Efe, Ahmet, Ege ve Enes yan yana oturuyorlardı. Ege ile Enes sürekli bir şeyler hakkında konuşup Ahmete laf sokuyor, Kenan Efe bıyık altından gülerek yalandan onları uyarıyordu.

Mekan açılışında yanlarına gitmeden önce Alev, Ege ve Enes için ikiz dingiller demişti.

Haklıydı.

Özellikle Ege Sancaktar...sandığım kadar soğuk, mesafeli ve işkolik değildi.

Sancaktarlar uğurlandıktan sonra babam, henüz dedemle bile konuşmadan Elifi çalışma odasına çağırdı.

ꨄ︎ꨄ︎ꨄ︎

Kızı bir adım arkasında onu takip ederken ilk defa tattığı bir hüzün içindeydi Levent Atasoy.

Bu günlerin geleceğini elbette biliyordu fakat gerçekten hazırlıksız yakalanmıştı. Kızlarını kısıtlayan biri değil, onları korumaya çalışırken dozu ayarlayamayan bir babaydı sadece.

Çalışma odasına girdiğinde kapıyı açık bıraktı. Kapının kapanma sesini duyduğunda Elifin de içeri girdiğini anlamış oldu.

Levent Atasoy ağlamamak için yeminler ederek, Elif Atasoy ise babasının ne hakkında konuşacağıyla ilgili tereddütleri ile oturdu.

"Ne konuşacağımızı tahmin ediyorsundur diye düşünüyorum."

Başını salladı Elif. Emin değildi fakat babasını bozmadı.

"Elif," dedi içli bir sesle. "Ben bu günün geleceğine hiç inanmak istememiştim biliyor musun?"

Elif, Ahmet hakkında konuşacaklarını anlamıştı bile. Yutkunurken babasını dinlemeye devam etti.

"Biliyorum henüz ortada birşey yok evleniyormuşum gibi davranma baba diyeceksin, ama iki gün sonra karşıma çıkacak manzarayı az çok tahmin ediyorum. Zaten ben sonuna kadar arkandayım. Ahmeti de tanırım ailesini de, sen o masa muhabbetlerini falan kafana takma ben halledeceğim." Derin bir nefes aldı, cümleleri toparlamaya çalışıyordu.

"Şimdi sana bir soru soracağım. Sonuçları ne olursa olsun kararına saygı duyup destekleyeceğim. Tamam mı?"

"Dinliyorum."

"Ahmetten eminsin değil mi?"

Elif beklemediği soru ile afalladı. Yine de hiç düşünmeden cevap verdi. "Eminim baba."

Aldığı cevap ile rahatladı Levent. Aklına gelen şey ile gülerken başını cama çevirdi.

"Küçükken de hep böyle sorardım dayanamaz ağlardın."

Elif burukça gülümserken babasına bakmaya devam ediyordu.

"Parkta kaybolmuştun bir kere hatırlıyor musun?" diyerek kızına geri döndü. "O kadar korktuk ki o gün."

Elif başını salladı, tam olarak hatırlamıyordu çünkü 4 yaşındayken falan yaşadığı bir olaydı. Tek hatırladığı onu Selçuk abisinin bulduğuydu.

"20 sene oldu heralde kaybolmandan. O gün bide bir yağışlıydı hava buz gibi. Annen yanımda ağlıyor ben gerim gerim gerilmişim." Hafifçe güldü. "O gün yaşadığım korkuyu şuan da yaşıyorum. Kaç yaşına gelirsen gel, yanımda olmadığında bin türlü şey geliyor aklıma. O zaman 4 yaşındaydın şimdi 24 yaşındasın ama ben sana baktığımda, hala ilk defa baba olmuş acemi leventin hissettiklerini hissediyodum."

Elif babası ile bu tarz konuşmalar yapmaya alışkın değildi, haliyle hem garipsiyor hem de ağlama isteğine karşı çıkamıyordu.

Levent Elifin gözlerinin dolmaya başladığını fark ettiğimde kalkıp kızının yanına oturdu. Elif babasının kolunun altında hissettiği güven ve huzur duygusu ile ağladı.

Levent Atasoyun da belki gözleri dolmuştu ama Elifin bilmesine gerek yoktu.

ꨄ︎ꨄ︎ꨄ︎

Sabahın ilk ışıkları ile uyandırılmıştık. Çünkü; Haşim Atasoy ile aynı evdeydik artık.

Dedem erkenden kahvaltı yapardı bu yüzden bizde artık erkenden kahvaltı yapacaktık.

Salon da babam ve amcamın arasında otururken, hala tam olarak uyanamamıştım. Esnememi tutamadığım için elimi ağzıma kapattım.

Beni gördükten sonra amcam da esneyince gülmemi tutamadım. Bana göz ucuyla bakıp, "Ne gülüyosun kız?" dediğinde bir anda gülmeyi kestim. Bu da amcamı güldürmüştü.

Enver Atasoyun görüp görebileceğiniz en şirin hali buydu işte. Sabahın erken saatlerinde henüz uyanamamış hali.

Dün erken saatlerde pek öyle değildi ama, o sayılmaz.

Sancaktarlar gittikten sonra henüz ailecek konuşamadan uyumuştuk. Bu yüzden dedem, babaannem ve halamı ne kadar özlediğimi şuan fark ediyordum.

"Dede!" dedim bir anda.

"Ne oldu?" dedemin kaşları çatıldığı için gülecektim az kalsın.

"Hoş geldiniz." dedim yerimden kalkarken.

Dedem sessizce gülmeye başladı. "Şimdi mi aklına geldim?"

Dedemin elini öptükten sonra yanına oturdum. İki elimi birleştirip bacaklarımın arasına sıkıştırıp dedeme baktım.

"Özür dilerim ya, akşam ne olduğunu anlayamadım."

"Dün ben de ne olduğunu anlayamadım." dedi babam ve amcama dönerken. Dedemin söylediği ile ikisinin de boynunun edildiğini gördüm.

Şaşırmıştım, çünkü amcamı da babamı da genelde pek böyle görmezdik. Dün yalanan krizlerin ikisi hakkında da bilgim yoktu hala. Tek bildiğim sürekli evde gördüğüm bazı çalışanlar yoktu artık.

Salondan içeri giren Asya ile gülümsedim. Onun üzerinde de benim gibi eşofman ve beyaz bir tişört giymişti.

"Günaydın." Asyanın sesini neşeli duydukça çekip sarılmak istiyordum.

Asya da dedemin elini öptükten sonra yanıma oturdu. Babam Asyaya göz kırptığında yanımdaki kıkırtısını duydum.

On beş dakika sonra tüm aile kahvaltı sofrasındaydı. Bu sefer masanın başında Haşim atasoy vardı.

Dedem yemek yendiği sırada konuşmaz, masada kimsenin konuşmasına da izin vermezdi. Kahvaltıdan sonra kahve içerken muhtemelen babam ve amcam ile konuşacaklardı.

Asyayı daha iyi gördüğüm şu günlerde o soru yine aklımı kurcalıyordu.

Dün gece aliyi rüyamda görmüştüm, söyledikleri aklımda kalmamıştı fakat Asya ile konuşmam gerektiğini hissediyordum.

Kahvaltı bittikten sonra tam da tahmin ettiğim gibi babamlar kahvelerini amcamın çalışma odasına isteyerek yukarı çıktılar.

Fırsattan istifade ben de kızları kollarından tutup kendi odama çıkardım. Kapıyı kapatırken koridorda kimse var mı diye kontrol ettim.

Arkamı döndüğümde Asya ve Elif olanlara anlam veremeyen bakışlarla beni izliyorlardı. Gülümsemeye çalışarak ellerimi birbirine çarptım.

"Artık zamanı geldi."

"Neyin zamanı geldi?" dedi Asya.

"Alinin katilini aramaya koyulmanın zamanı geldi."

"Ne? diyen yine Asyaydı. "Ne katili Mina ne saçmalıyorsun?"

"Asya," dedim. "Sence de bu sıradan bir kaza mıydı."

Asyanın bakışlarından tereddüt geçti. Basit bir soru değildi üstelik henüz eski hayatına dönememişti.

"Bilmiyorum ama...Yani kazaydı işte. Hem dediğin şeyi babamlar bulur biz bu sefer karışmayalım."

"Babam araştıracağım dedi ama 2 ay oldu Asya. Ali bizim evimizde öldü. Eğer öldürüldüyse bulup ona hak ettiğini yaşatmalıyız."

Asya yavaşça yutkunduğu sırada Elif konuştu. "Tamam Minacım söyledin aklındakileri. Bunlar Asya için kolay değil zorlamayalım ha-"

"Haklısınız."

Asyanın sesi ile ikimizde afallamıştık. "Ben varım, Alinin katilini bulma operasyonunda yani."

Kendimi tutamayıp gülümsediğimde Asyaya sarıldım. Oda kollarını bana dolarken Elif gelip ikimize de sarıldı.

ꨄ︎ꨄ︎ꨄ︎

Normalde bir sahne daha olurdu ama burası bölüm bitişi için daha uygun diye düşünüyorum :))))

Kitabın en önemli konularından biri zaten Alinin ölümüydü.

of bb☹️☹️

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

25okunma 3beğeni 5yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18