Kıyam kitap kapağı

4. bölüm / 12

Kıyam

3

Vaveyla Yazarı: minos ۶ৎ

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 12Şu an: 3

Sonbahar, yazdan çok daha sessizdi.

İki ay... İnsan hayatını değiştirmek için kısa sayılabilecek bir zamandı. Buna rağmen üniversite yeniden başlamış, ben hukuk fakültesindeki son yılıma alışmış, Atasoy Holding'e de eskisinden daha sık uğramaya başlamıştım.

Hayat, uzun zamandır ilk kez normal görünüyordu.

Meğer sessizlik, yaklaşan fırtınanın habercisiymiş.

Aşağıdan yükselen sert bir sesle gözlerimi açtım. Elim hemen telefonuma uzandı. Gördüğüm saatle üzerimden yorganı atarkan ayağa kalktım.

Saat daha altıydı!

Babamın bağırışı bir kez daha kulağıma dolunca elimde telefonla hızla odamdan çıktım. Benimle eş zamanlı olarak Alev de çıkmıştı.

Göz bandını hızla alnına itelemiş, saçları karmakarışıktı. Oda ne olduğunu anlayamamıştı. Birlikte merdivenlerden indiğimizde arkamdan annemin terlik seslerini de duymuştum.

"Ne oluyor bu saatte?"

Salon da babam ve Enver amcam vardı. Amcamın elinde buruşturulmuş bir gazate vardı ve oldukça sinirli gözüküyordu.

Babam biz salona girdiğimiz sırada sıkıntılı bir nefes alarak koltuğa oturdu ve başını iki elinin arasına aldı.

Bu sırada Handan yengem de gelmişti. Onun üzerinde de kahverengi saten bir pijama vardı. Annem sabahlığının önünü bağlayıp saçlarını geriye attığında hepimiz neler olduğunu anlamaya çalışıyorduk.

Enver amcam elinde ki gazeteyi hışımla orta sehpaya fırlatıp ellerini beline koydu. Yüzü kıpkırmızıydı.

Sanırım ilk defa amcamı bu kadar sinirli görüyordum. Amcam bir eliyle yüzünü sıvazlarken babam kafasını kaldırıp bize baktı. Parmağının ucuyşa gazateyi çekip aldı. Anneme uzattığı sırada Ateşte salondan içeri girmişti.

Annem babamın uzattığı gazateyi eline alınca ben de hemen yanına gittim. Gördüğüm manşetle istemsizce elimi ağzıma kapattım.

ATASOY HOLDİNG'DE TAHT KAVGASI!

Atasoy Holding'de sular durulmuyor. Yönetim koltuğunun yeni sahibinin kim olacağı merak konusu olurken, kulislerde aile içinde fikir ayrılıkları yaşandığı konuşuluyor. Taraflardan ise henüz resmi bir açıklama gelmedi.

Geçen haftalarda babam ve amcam tartışmışlardı, fakat Enver amcamın hiçbir zaman patronlukta gözü olmamıştı. Babam önceki yıllarda işi ona bırakmaya bile kalkışmıştı, Enver amcam yönetimde etkin rol oynar ama her şeyin başına geçmek istemezdi.

Enver amcam, "Sanem!" diye bağırdığında gözlerimi gazeteden ayırdım.

Birkaç saniye sonra Sanem telaşla içeri girdi. "Buyurun Enver bey?"

Enver amcam hala aynı öfke ile, "Bu evin içinde çalışan herkes on dakika içinde burada olacak." dedi.

Sanem hiçbir şey söylemeden başını sallayarak çıktı. O çıktıktan sonra Enver amcam sakinleşmek ister gibi babamın yanına oturdu.

Elif ve Asya da içeri girerken artık tüm aile salondaydık. Onlar bana ben onlara bakıyorken Asya kaşlarını çattı. Annemin elinden gazeteyi aldığında Elifle birlikte baktılar gazeteye.

Okudukları ile Asyanın gözleri büyümüştü. Elifte gazeteyi eline alıp gerginlikle incelemeye devam etmişti.

Dakikalar sonra evin içinde çalışan herkes salondaydı. Bizimle en uzun yıllardır çalışanlar Hüsniye abla ve Sanemdi. Tam bilmiyordum fakat Sanem de Hüsniye ablanın uzaktan akrabasıydı. Babamla konuşup rica ettiğini hatırlıyordum.

Biz hala üzerimizde pijamalarla olan biteni izlerken Enver amcam koltukların arasında volta atıyordu.

Gazeteyi eline alıp çalışanlara doğru salladı. "Gördünüz mü bunu?"

Muhtemelen çoğu görmüştü. Kimi başını sallarken kimi merakla amcamı dinliyordu.

"Bu haberin sorumlusu aramızdan biri." Salondan çıt çıkmıyordu.

"Ve ben..." dedi amcam, salondaki herkesi tek tek süzerek. "Kim olduğunu zaten biliyorum."

Amcamın dedikleri ile babam anında başını çevirip amcama baktı. Aslında hepimiz blöf mü yapıyor biliyor mu görmeye çalışıyorduk. Ama tamıdığım Enver Atasoy, bu kadar insanı boş yere buraya toplamazdı.

"Şimdi.." dedi derin bir nefes alırken. "O mu? yada Onlar mı demeliyim?" sorusu ile yine teker teker herkesin yüzüne bakıyordu.

"Onlar mı itiraf ederler yoksa.."dedi bize dönerken. "Yoksa ben mi söyleyeyim?"

Salonda hala kimseden çıt çıkmazken Enver amcam tekrar derin bir nefes alıp elindeki gazeteyi katlayarak ceketinin iç cebine koydu.

"Ben de öyle tahmin etmiştim." dedi sakin bir sesle. Ardından bakışlarını çalışanların üzerinde gezdirdi. "Çıkabilirsiniz."

Herkes şaşırmış bir şekilde ufak fısıldaşmalarla çıktı salondan. Çalışanların hepsi çıktığında İlk konuşan Handan yengemdi.

"Neydi bu şimdi Enver?"

"Olması gereken."

"Kimmiş yapan gerçekten biliyor musun bari?"

"Öğrenirim." dedi amcam salondan çıkarken.

Handan yengem de peşinden çıktı. Ben babamın yanına otururken annem üzerini giyineceğini söyleyerek yukarı çıktı.

Ben de yukarı çıkıp klasik sabah rutinimi tamamladıktan sonra kahvaltı için aşağı indim.

Saat henüz sekizi gösteriyordu. Sabah dersim olmadığı için acele etmeme gerek yoktu. Öğleden sonra ise yalnızca tek dersim vardı.

Yine de Elif şirkete, Asya da dersine gideceği için günün büyük kısmı sıkıcı geçecekti.

ꨄ︎ꨄ︎ꨄ︎

Arabadan inerken çantamı omzuma astım. Dersime hala zaman olduğu için telefonumu elime alıp Eslem'den mesaj olup olmadığına baktım. Vardı.

Eslem
Nerdesin?
Erken geldm ben🥺🥺
Gelsene kahve içeriz💓💓
GELSENE

Esleme geldim yazdığım sırada fakülteden içeri giriyordum. Kafeteryada gözlerim Eslemi ararken bir anda beklemediğim kumral saçlar ve geniş omuzlar ile duraksadım. Nereden tanıdık geliyordu?

Yanında öğretim görevlilerinden biri vardı. Tanıdık gelen omzuların sahibinin yüzünü göremiyordum fakat ciddiyetle dinlediği belliydi. İş için buradaymış gibi gözüküyordu.

O sırada koluma dolanan el ile yerimden sıçradım. Eslemi görmemle elim göğsüme gitti.

"Kızım napıyosun ya? boşluğuma geldi."

"Abart ya abart."

Elindeki kahveyi alırken telefonumdan saati kontrol ettim. Yarım saat kalmıştı derse. Eslemle masalardan birine geçerken anlattığı magazin dedikodularını dinliyordum.

Oturup çantamı yanımdaki sandalyeye bıraktığım sırada az önce tanıdık gelen kumral saçlı beyefendiyi gördüm.

Enes Sancaktar?

Maşallah adamda da güzel sırt varmış hani. Ben niye buna dikkat ettim şimdi?

Eslemin anlattıklarına odaklanmaya çalışırken gözlerim sık sık Enese kayıyordu. Gözlerinde yine o açılışta da taktığı güneş gözlüğü vardı. İstesem de bakışlarımı kaçıramadım ondan. Garip bir enerjisi vardı, ilk el sıkıştığımız günden beri hissediyordum.

Enerjiye, manifeste, astrolojiye herhangi bir insandan bir tık fazla inanırdım. Evrene mesaj göndermeyi, ritüel yapmayı mantıklı bulurdum. Güneş gözlüklerini gözlerinden çıkarıp yakasına asarken göz göze geldik.

Bu sefer ne ben gözlerimi kaçırdım ne de o kaçırdı. Yanındaki öğretim görevlisi yukarı bir şeyler söyleyip yukarı çıkmıştı. Gözlerimi kıstım. Bu anlamsız bakışmaya bir son vermek istemiştim belkide.

Histerik bir gülüşle yanımıza asımlamaya başladığımda panikle Esleme döndüm.

"Ya Mina!" dedi sitemle. "Dinlemedin değil mi?"

"Özür dilerim." dedim omuzlarımı silkerek.

Masanın yanındaki karaltı ile bakışlarımı yukarı kaldırdım. Oydu, yeşil gözlerini ilk defa bu yakınlıktan görüyordum sanırım. İlk karşılaşmamızda güneş gözlüğü vardı gözünde, balkonda ise mesafe vardı aramızda.

"Merhaba." dedi gülümseyerek.

Yerimde dikleşip ben de aynı gülümseme ile karşılık verdim. "Merhaba."

Bir iki saniyelik bir sessizlik girdi aramızda.

"Ne yapıyorsun burada?" dedim en sonunda.

"Üniversite ile ortak yürüttüğümüz bir proje için toplantım vardı da," dedi ve yutkundu. "Senin de dersin var sanırım."

"Yarım saat sonra."

"Güzel, görüşürüz o zaman."

"Görüşürüz." dedim tekrar gülümseyerek.

Enes yanımdaki esleme de hafif bir baş selamı verip yanımızdan uzaklaştı. Benim odağım da tekrar Esleme döndü. Çözemediğim bir ima ile gözlerime bakıyordu. Başını sallayıp göz kırptı.

"Ne iş?"

"Ne ne iş?"

"Hayırdır sen?"

"Ne hayırdır ya sorguda mıyız?" dedim kahvemi elime alırken. Bir yudum aldığımda istemsizce yüzümü buruşturdum. Soğumuştu.

"Aranızda bir şey mi var?"

"Sence olsa anlatmaz mıydı Eslem?"

Eslem beni liseden beri tanırdı. Tepkilerimi, üstü kapalı söylediklerimi anlardı.

Bir süre daha sohbet edip sonra da birlikte derse girdik.

ꨄ︎ꨄ︎ꨄ︎

Çantamı koluma asarken telefonumdan saate baktım. 14.50 yi gösteriyordu. Eslem acelesi olduğunu söylediği için beni beklemeden gitmişti.

Merdivenden inerken gördüğüm kişi ile duraksadım. Bu saate kadar işini bitirip gittiğini düşünmüştüm oysaki. Yeşil gözler beni bulduğunda gülümsedim. Telefonunu cebine koyup tekrar yanıma geldi. Tam ağzını açmış konuşacakken Elimdeki telefon çalmaya başladı.

Elif arıyordu. Telefonu açıp bir kaç adım uzaklaşırken arkamdan onun da telefonunun çaldığını duymuştum.

"Mina!"

"Ne oldu?"

"Magazini gördün mü?"

"Hayır ne oluyor?"

"Hemen bak ve olabilecek en hızlı şekilde şirkete gel. Babamı sakinleştirmemiz lazım. Yani senin sakinleştirmen lazım. Asyayı aradım ama dersi-"

"Elif nefes alır mısın? bekle bakıyorum magazine ne varmış."

Telefonu kapatıp instagram'a girdim. Girdiğim gibi gördüğüm haber kafamdaki soruları yanıtlamıştı.

Fotoğrafta Ahmet ve Elif vardı uzaktan çekilmiş bir fotoğraftı ve oldukça yanlış anlaşılabilir bir açıydı.

Ahmetin arabası olduğunu tahmin ettiğim bir arabada yan yana oturuyorlardı. Ahmet Elifin üzerine doğru eğilmişti ve Elifin eli de Ahmetin omuzundaydı.

Kafamı kaldırdığımda Enesinde telefonuna baktığını gördüm. Hissetmiş gibi oda bana baktığında aynı şeye baktığımızı tahmin etmek zor değildi.

"Görüşmek üzere." diyerek telefonumu çantama atıp hızla fakülteden çıktım.

Arabaya binerken Annemi arıyordum. Annem açtığında hoparlöre alıp şirkete sürmeye başladım.

"Şirkete gel."

"Amne! kapatma dur. Ne yapacağız?"

"Bilmiyorum, babanın tansiyonu düşmüş şok olmuş. Elifte korkmuş babanın odasına giremiyormuş. Ben şimdi şirkete geldim hemen sen de gel."

"Tamam geliyorum."

Dakikalar sonra şirkete vardığımda arabadan iner inmez anahtarı bekleyen valeye uzattım.

"Bırakabilirsiniz hanımefendi."

Başımı bile çevirmeden şirketin döner kapısından içeri girdim. Resepsiyondan gelen "Hoş geldiniz Mina hanım." cümlesini başımla onaylayıp asansöre yürüdüm. Asansörün aynasından saçımı düzeltip makyajımı kontrol ederken babamın odasının katına çıkmıştım bile.

Telefonumu çıkarıp Elife geldiğime dair mesaj attıktan sonra babamın odasına adımladım. Aynı anda kapı açılmış ve içeriden kolonya ile babamın sekreteri çıkmıştı.

Yüzümü buruşturup kolonyaya baktım. "Durum o kadar vahim mi?"

O da bana aynı ifade ile başını salladığında içeri girdim.

"Babacığım!"

Babam masasının önündeki koltuklardan birine oturmuş, başını koltuğun sırtına yaslamıştı. Annem ise yanı başında oturuyor; bir eliyle babamın elini sıkıca tutarken, diğer eliyle alnına düşen saçlarını geriye itiyordu.

Sesimi duyunca başını kaldırıp bana baktı. "Sen yine niye geldin?"

"Baban fenalaştı dediler dersin ortasında hocaya rest çektimde geldim."

Dediğime kahkaha attı. Gülerken elini karnına götürdü ama kahkahası diner dinmez derin bir of çekip bu kez başını tuttu.

"Baba," dedim içli bir sesle. "Bu kadar büyüteceğini düşünmüyordum."

"Yıllardır," dedi başını tekrar kaldırırken. "Ben yıllardır hep Asya ve senden çektim. Sen şuan içinde bulunduğum çaresizliği tahmin edemezsin. Kaybol gözüm görmesin."

"İyi gidiyorum."

"Hiçbir yere gitmiyorsun otur karşıma."

Annem gülerek başını iki yana salladığında ben de karşılarına oturdum.

"Baba Elif gelsin mi?"

"Anlamadım?"

"Nasıl anlamadın?"

"Bana niye soruyorsun? Benim kızım benden mi korkuyor?"

"Korkmuyor da...biraz çekiniyor." diye mırıldandığımda eli ile gel işareti yaptı?

"Çağır gelsin."

Yerimden kalkıp koridora çıktığımda Elifi babamın sekreteri ile konuşurken gördüm.

"Elif gelsene."

Elifin yüzüne tereddüt dolu bir ifade yayılırken arkamdan geldi. İkimiz yeniden odaya girdiğimizde annem ve babam bıraktığım gibi duruyorlardı.

"Otur şöyle." dedi babam kafasını kaldırmadan.

"Şöyle?"

İşaret parmağı ile karşısındaki üçlü koltuğu gösterdi. Elifle önce birbirimze bakıp sonra ikimiz de babamın karşısına oturduk.

"Baba..Kızdın mı?"

Babam ya sabır çekerek tekrar başını kaldırdığında annem bıkkınlıkla ellerini çekip bacak bacak üstüne attı.

"Kızım siz salak mısınız?" dediğinde şaşkınlıktan gülmemek için zor durmuştum. "Gelmişsin 24 yaşına ben sevgilin var diye mi bu hallerdeyim? Ya," sitem vardı sesinde. "Ya Asya ve Mina bile magazine düşmenişken..İnanılmaz hani."

Kendimi tutamayıp güldüğümde babambakışı ile sustum. "Özür dilerim." Yanımdan gelen ağlamaklı sese döndüm. Benimle aynı anda Annem ve Babam da dönmüştü.

Elif tırnaklarının kenarlarıyla oynuyor yer yer soyuyordu. Elini tutup yüzüne bakmaya çalıştım. "Saçmalama."

Babama döndüm. Onu öyle görünce dayanamıyordu. "Elif," dedi. "Ağlama kızım bi suçun yok."

Elif başını kaldırıp babama baktı. Babam Elife yarım ağız gülüp göz kırptı.

Elif kalkıp annemle babamın yanına oturduğunda babam hemen kolunun altına almıştı onu. Elif babama sarılıp sessizce ağlamaya başladığında babam da saçlarını okşadı.

"Kıskanıyorum yalnız." demem ile annem kalkıp yanıma oturdu. Gülerek oda bana sarıldığı sırada kapı çaldı.

Babamın "Gel." demesi ile kapı açıldı. Elif kollarını çözüp geri çekildi. Babamın sekreteriydi.

"Efendim, Hakan Sancaktar ve yeğenleri geldi."

Babamın kaşları çatıldı. "Gelsinler." dedi yerinden kalkarken.

İçeri önce Hakan Sancaktar ardından Enes ve Ege Sancaktar girdi.

Babam ve Hakan bey el sıkışırken annem de ayağa kalkıp el sıkıştı onlarla.

Annem odadan çıkarken biz de çıkmak için ayaklanmıştık ki babam eli ile durdurdu bizi. "Siz kalın."

Babam Sancaktarları uzun toplantı masasına yönlendirirken biz de ayağa kalkıp peşlerinden gittik.

Masanın başına kimse geçmemişti. Yeğenleri Hakan Sancaktarın yanına otururken biz de babamın yanına oturduk.

Hakan Sancaktar boğazını temizleyip konuşmaya başladı. "Sebebi ziyaretimiz belli. Elif kızımız da burada zaten." demesi ile babam da başını salladı.

Konuşmaya başlama şekli ile afallamıştım, istemeye mi geldiler?

Pür dikkat dinlemeye devam ederken babam konuşmaya başladı. "Masanın kuralları katı. Bu durumda yaptığımız sözleşmeleri fesh etmek gerekecek."

"Yada bu ilişkiyi bitirip açıklama yapabiliriz."

Bahsettikleri masa Sancaktarların ve babamların da bulunduğu o "7li masa" olmalıydı. Fakat sözleşme feshine neden ihtiyaç duyulduğunu anlamıyordum.

Hakan beyin söylediğini şey ile babam başını iki yana salladı. "Olmaz."

"Neden olmasın?"

"Çünkü faydası olmaz. Ben kızımı tanıyorum, sen de oğlunu tanıyorsundur. Yarın bir gün gizli gizli görüşmeyecekleri ne malum?"

Babamın sözleri ile Hakan beyin kaşları çatıldı. Bu sırada tekrar kapı çalmıştı. "Gel."

"Levent bey japon şirketin temsilcileri ile toplantınıza 10 dakika kaldı. Temsilcileri bekleme odasına aldık. Dilerseniz erteleyeyim."

"Gerek yok, temsilciler beklesin 10 dakikaya toplantı odasında olurum."

"Tamamdır Levent bey." Kapı kapandığında babam tekrar söze başladı.

"Bu 10 dakika da konuşulacak konu değil, akşam misafirimiz olun bu konuyu detaylıca konuşalım."

Hakan Sancaktar başını sallayarak ayağa kalktı. Babamla ve bizimle el sıkıştıktan sonra çıkmışlardı.

Babam masasının önünde ki sehpadan bir gazete aldığında sabah ki haberi görmüş olacak ki yüzünü buruşturdu. "Dert bir değil ki!"

Babamın elinden gazeteyi aldığım sırada telefonumu aldım sehpadan. Çantamı omzuma asarken babama döndüm.

"Eve geçiyorum ben."

"Geç kızım geç. Akşam için özellikle hassasiyet göstersinler özensinler yemeğe."

"İletirim talimatını." dedikten sonra çıkmadan bir öpücük attım.

ꨄ︎ꨄ︎ꨄ︎

Beden, olacakları zihinden önce hissediyordu. Sebebini bilmediğim bir huzursuzluk gün boyu midemi bulandırmıştı. Aç olmama rağmen bir şeyler yiyecek halim olmamıştı.

Annem yapsa yerdim belki. Küçükken annemin tatillerde yada dağ evindeyken yaptığı yemekleri hatırlıyorum. Eli lezzetliydi, tok olsam da annem yaptı diye hepsinin tadına bakardım.

Gerçi son yıllarda biz ailecek muğlaya bile gitmemiştik. Sahi biz ne zaman ailecek tatile çıkmıştık en son?

Yılın bazı dönemlerinde içime kapanıyordum. Ergenliğimden kalan bir alışkanlıktı belki de. Sürekli geçmişi, geleceği ve ailemizi düşünüyordum.

Çatalla, tabağımdakilere işkence etmeyi bırakıp kafamı kaldırdım. Ufak bir sessizlikte dalıp gidiyordum.

Sancaktarlar ile akşam yemeği yiyorduk. Sabah babam ve amcam, öğlen ablam ve sevgilisi ülke gündeminde yer almamış gibi rahattık. Ahmet ve Elif konusunda kimsenin ağzını bıçak açmıyordu. Yemin etmişler gibi ben konuşturmaya çalışsam da geçiştiriyorlardı beni.

Yemek sırasında o kadar çok düşünmüştüm ki, yemek yediğimi yada yemediğimi hatırlayamıyordum.

Annemin kahkahasını duyduğum da başımı kaldırıp sohbeti dinlemeye çalıştım.

Annem, isminin Yasemin olduğunu öğrendiğim kadın ile konuşurken mutlu gözüküyordu. Bakışlarımız kesişti o an. Ben ona düşünceli bakarken kafamdan geçenleri okumuş gibiydi. Az önce ki kahkahanın izi olan silik tebessüm ile süzdü beni. Bakışları ile "Daha sonra konuşacağız." dediğini hissetmiştim.

Yemek bittikten sonra herkes yukarıda ki büyük salondaydı. Herkes kendi halinde konuşmaya devam ederken ben hala dalgındım.

İçimde kötü bir his vardı. Bir anda Ali'nin öldüğü gece gitti zihnim. Tüylerimin diken diken olduğunu hissettim.

Sancaktarların karadenizli olduklarını biliyordum. Bizim evde pek çay demlenmiyordu fakat babam Sancaktarlar için istediği özel muameleye bunu da eklemişti.

Tepsiden çayı alıp önümde ki sehpaya bırakırken babamın öksürüğü ile başımı kaldırdım.

"Evet," dedi. "Hakan'la şirkette biraz başladık konuşmaya ama toplantım olduğu için mecburen erteledik." Hakan bey başını sallarken içeri sanem girdi.

"Levent bey,"

"Bir dakika Sanem."

"Ama Levent be-"

"Sanem bir saniye dedim."

"Haşim beyler geldi."

Sanemin dediğini bir veya iki saniye idrak edemedim. Salondaki tüm gözler bir anda kapıya döndü. Az önce de sessizlik vardı fakat dedemin isminin geçişi salondaki sessizliği bile ayrı bir boyuta taşıdı.

Ailemizin aynı gün içinde iki kere gündeme gelmesi istanbula adım atmayacağına yemin eden dedemi istanbula getirmişti.

ꨄ︎ꨄ︎ꨄ︎

diğer bölümlere nazaran uzun oldy😒😒😒😒😒😒

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

27okunma 6beğeni 4yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18