Bölüm 5

Vaveyla Yazarı: Lily Vibe

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 9Şu an: Bölüm 5

Ankara’daki özel istihbarat biriminin o loş ve gergin atmosferi, adeta patlamaya hazır bir barutu andırıyordu. Toplantının üzerinden henüz bir saat geçmişti; Fadime’nin eline ulaşan son istihbarat raporuna göre, İsmail Furtuna çoktan kıskıvrak yakalanıp Emniyet birimlerine getirilmişti. Genç kadın, kendi odasında oturmuş, bu kritik operasyonun nasıl sonlanacağını beklerken kapısı tıklandı. Başını kaldırıp baktığında, içeri giren müdürün yüz ifadesindeki o sert çizgiler, işlerin istedikleri gibi gitmediğinin ilk habercisiydi.
— Müdürüm, bir şey mi oldu? diye sordu Fadime, hızla ayağa kalkarak.
— İsmail Furtuna’yı aldık Fadime... Şu an sorgu odasına götürülüyor. İstersen sen de gel, camın arkasından izleyebilirsin.
— Olur müdürüm, geliyorum.
Müdür odadan çıktığında, Fadime de peşinden hızlı adımlarla sorgu odasının bulunduğu kata geçti. Ses geçirmez kayıt odasına girdiklerinde, içeride müdür ve kamera görevlisi vardı. Fadime boş bir sandalyeye oturup aradaki tek yönlü aynadan sorgu odasını incelemeye başladı. İsmail, sandalyede son derece rahat, hatta kural tanımaz bir özgüvenle oturuyordu. Tek eli masaya kelepçeliydi; yüzü doğrudan onların bulunduğu tarafa dönüktü. Fadime Camın arkasındakileri göremeyeceğini bilmesine rağmen o mavi gözlerdeki kilit bakışlar, adeta Fadime’nin ruhuna işliyordu.
Asayişten kıdemli bir komiser, elindeki dosyaları masaya sertçe bırakarak sorguyu başlattı:
— İsmail Furtuna... Uzun zamandır görüşmemiştik, seni burada görmek ne güzel.
İsmail, nihayet bakışlarını camdan çekip karşısındaki polise hafifçe gülerek baktı:
— Evet komiserim, uzun zaman oldu. Bir çay içmeye bekliyordum sizi ama görünüşe göre beni misafir etmek için doğrudan baskın yapmayı tercih etmişsiniz.
— Öyle oldu... Şimdi işimize dönelim İsmail Furtuna. Bugün sevkiyat için yüklenmiş bir tır dolusu uyuşturucu bulduk, ayrıca Kızılay’daki barında da yasaklı maddeler ele geçirildi. Var mı bu işte bir parmağın?
İsmail, her zamanki soğukkanlılığıyla omuz silkti: — Sizce var mı komiserim?
Her soruşturmada yaptığı gibi sorumluluğu kendinden uzaklaştıran bu tavrı, komiserin gerilmesine neden oluyordu. Komiser tam cevap verecekken, sorgu odasının kapısı hızla açıldı. İçeri elinde deri evrak çantasıyla, keskin hatlı bir takım elbise giymiş orta yaşlı bir adam girdi: Savaş Yılmaz, İsmail Furtuna’nın avukatı.
— Kusura bakmayın, biraz geciktim. Ben Savaş Yılmaz, İsmail Furtuna’nın avukatıyım.
Avukat, polise elini uzatmadan doğrudan İsmail’in yanındaki sandalyeye oturdu. Komiser sinirle soluyarak dosyaları işaret etti:
— Evet İsmail, cevap bekliyorum senden. İşlettiğin barda ve sevkiyatta uyuşturucu bulunmasını nasıl açıklayacaksın?
İsmail, avukatına kısa bir bakış attıktan sonra dik bir duruşla konuştu:
— Komiser, ben o barı tek başıma işletmiyorum; sadece ortağım. Oradaki içecekler ya da bahsettiğiniz maddelerle benim hiçbir ilgim yok. Orayı fiilen işleten diğer ortak Mert Yiğit’tir. Burada tutuklanacak biri varsa, o da odur.
— Yani senin her zamanki gibi bir suçun yok, öyle mi?
— Evet, öyle... Ee, ne zaman bırakacaksınız beni?
Polis, elindeki delillerin yetersizliği ve suçun başkası tarafından üstlenilmesi karşısında çaresizce kalakalmıştı. Sinirle masadaki dosyaları toplayıp sorgu odasını terk etti. Fadime, kayıt odasında yaşananları izlerken öfkeden ellerini yumruk yapmıştı. Bakışlarını camdan çekip müdüre döndü:
— Ne olacak şimdi? Yine kurtulacak mı?
Müdür derin bir nefes alıp başını salladı:
— Eğer ortak tüm sorumluluğu üzerine alır ve ifade verirse, onu uzun süre tutuklu tutamayız.
— Yine elimizde patladı yani her şey...
— Henüz yolun başındayız Fadime. O adam eninde sonunda açık verecek; o zamana kadar sen çok dikkatli olmalısın.
— Tamam müdürüm, olacağım.
Fadime, İsmail’le karşılaşma riskine karşı hızla kendi odasına çekildi; ancak fırtına henüz yeni başlıyordu.
Sorgunun ardından avukatıyla birlikte serbest kalan İsmail Furtuna, gözaltı sırasında bıraktığı kişisel eşyalarını almak üzere sekreter bölümüne geçti. Avukatı yanındayken, bankonun arkasındaki iki kadının kendi aralarındaki fısıldaşmaları kulaklarına çalındı:
— Duydun mu? İsmail Furtuna yine serbest kalmış!
— Ne yaparsak yapalım adam her seferinde sıyrılıyor, boşuna uğraşıyoruz... Ama ben Fadime’ye güveniyorum, müdür onu boşuna seçmedi. Şimdi onun yanına gidiyorum.
İsmail’in adımları olduğu yerde buz kesti. Zihnindeki çarklar aniden dönerken bakışları o sarışın kadına kaydı. Kadın arkadaşının yanından ayrılıp koridorda ilerlemeye başladığında, İsmail sessizce kadının arkasından yürümeye başladı. Kadın, koridorun sonundaki bir kapıyı tıklatıp içeri girdi. İsmail kapının önüne kadar gelip başını kaldırdığında, duvara monte edilmiş tabelada yazan isimle kanı adeta damarlarında dondu: *Fadime Koçari.*
Hızla kapının önünden uzaklaşıp asansörün önünde bekleyen avukatının yanına gitti. Telefonunu eline alıp hemen sosyal medya vüliuygulamasını açtı. Arama çubuğuna refleksle *Fadime Koçari* yazdı. Çıkan ilk sonuca tıkladığında hesabının gizli olduğunu gördü; ancak profil detayındaki o iki kelime tüm gerçeği gözler önüne serdi: *T.C. Savcısı.* Profil fotoğrafına dokunduğunda ise sekreter kılığında burnunun dibine kadar sokulan o kadının bizzat savcı Fadime olduğunu net bir şekilde anladı.
Öfkesi ve ihanete uğramışlık hissi damarlarında zehir gibi yayılırken, elindeki telefonu kulağına götürüp Ali’yi aradı. Avukatı onu sakinleşmesi için uyarırken, İsmail’in sesindeki ton son derece tehlikeliydi:
— Efendim İso?
— Ali... Sen bu sekreterin her şeyini araştırdığına emin misin?
— Evet İso, araştırdım, bir sorun yoktu...
— Lan nasıl yok?! Kız savcıymış lan, savcı! Devletin savcısını burnumun dibine sokmuşsun!
— İso, ne diyorsun sen? Ben çok iyi araştırdım o kızı, emin misin?
— Eminim lan, eminim! Kendini bize farklı tanıttı; o barı da o sevkiyatı da o patlattı polislere!
— Ben bilmiyordum gerçekten İso, ne yapacağız şimdi?
— Sen yapmayacaksın, ben yapacağım. Benim Trabzon’daki evi hazırla, yeter bana.
— İso... Aklıma gelen şeyi yapmayacaksın değil mi?
— Tam da onu yapacağım Ali! Benimle oyun oynamak neymiş, o kız çok sert bir şekilde öğrenecek!
Telefonu yüzüne kapattıktan sonra avukatına gitmesini söyledi. Kendi arabasına binerek büronun biraz ilerisinde, kimsenin dikkatini çekmeyecek karanlık bir noktaya çekti. Madem o bu oyunu oynamıştı, şimdi kuralları İsmail koyacaktı; onu beklemeye başladı.
~
Sorgunun ve günün tüm stresinin ardından Fadime, bürodaki işlerini tamamlayıp evine doğru yola çıkmak üzere otoparka indi. Yarın şirkete döndüğünde İsmail’e ne tür bir mazeret sunacağını, bu deşifre olma riskini nasıl yöneteceğini zihninde tartıyordu. Ancak aniden önünü kesen siyah lüks bir araçla dikkati dağıldı; son anda frene basarak durabildi.
Şaşkınlıkla önündeki araca bakarken, kimseden ses çıkmaması sinirlerini bozdu. Direksiyondan ellerini çekip öfkeyle arabadan indi ve diğer aracın başına yürüdü:
— Ne yapıyorsun sen ya? Ehliyeti nereden aldın!
Hızla araca yaklaştığı an, sürücü kapısı açıldı. İçeriden inen silüeti gördüğü anda kanı çekildi. Karşısında duran adam, şu hayatta karsısında görmeyi en son isteyeceği kişiydi: **İsmail Furtuna.**
— Fadime... Nasılsın?
dedi adam, yüzündeki o tehlikeli, alaycı tebessümle.
Fadime, içindeki tüm profesyonel soğukkanlılığı toparlamaya çalışarak sesindeki titremeyi gizledi: — İsmail Bey? Bu ne şimdi, neden yolumu kestiniz?
— Seninle çok önemli bir konuyu konuşmam lazım Fadime, yarını bekleyemezdim.
İsmail, elleri arkasında yavaşça genç kadına doğru adımladı. Etraftaki sokak lambaları loş bir ışık saçarken, caddenin ortasında adeta dünya durmuş gibiydi.
— Ne konusu?
diye sordu Fadime, gerginlikle geriye doğru bir adım atarak.
— Çok merak ediyorum Fadime... İnsanları kandırmak, devletin arkasına saklanıp oyun oynamak nasıl bir duygu?
— Ne demek istiyorsunuz İsmail Bey? Ne kandırması?
— Bence sen ne dediğimi gayet iyi anladın, *Fadime Koçari.*
O kelime kulaklarında çınladığı an, Fadime her şeyin bittiğini anladı. Savcı kimliği açığa çıkmıştı. Savunmaya geçmek için geriye dönüp arabasına yöneldiği sırada, İsmail’in hızlı bir hamleyle üzerine çöktü. Arkadan sarılıp ağzına ve burnuna bastırılan keskin kimyasal kokulu bez, genç kadının tüm direncini bir anda felç etti. Fadime’nin çırpınışları saniyeler içinde zayıfladı ve bilinci derin bir karanlığa gömüldü.
İsmail, baygın halde kucağına aldığı kadını dikkatle arabasının yolcu koltuğuna yatırdı. Kendi koltuğuna geçip gaza basarken, bir yandan da telefonu çıkarıp Ali’yi aradı:
— Hazırladın mı evi?
— Her şey hazır İso... Adamı da ayarladım, orada karşılayacaklar sizi. Bana ne yapacağını anlatmayacak mısın? O kızı kaçırınca ne geçecek eline?
— Sen orasını kurcalama Ali. Bu olayın basına ya da Emniyet’e düşmesini engellemeye çalış, yeter. Hadi eyvallah.
Telefonu kapatıp aynadan arkaya, baygın yatan Fadime’ye baktı. Onunla oynamak neymiş, o kız çok yakında öğrenecekti; bu işin sonu nereye varırsa varsın, İsmail Furtuna bu ihaneti karşılıksız bırakmayacaktı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

2.723okunma 161beğeni 200yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.