Bölüm 1

Vaveyla Yazarı: Lily Vibe

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 9Şu an: Bölüm 1

Ankara’nın serin ve hareketli sabahında, perdenin aralığından sızan gün ışığı Fadime Koçari’nin yüzüne vuruyordu. Genç kadın, ağırlaşan göz kapaklarını yavaşça aralayıp komodinin üzerindeki telefona uzandı. Ekranı aydınlatan saat rakamlarına baktığında içindeki o ani panik dalgasını hissetti: *08:42*.
"Kahretsin, yine geç kaldım!" diye mırıldandı yatakta doğrulurken.
Dün gece Naz ve Aleyna ile dışarıda geçirdikleri uzun saatlerin bedelini şimdi ödüyordu. Sabah saat 09:00’da adliyede katılması gereken kritik bir toplantısı olduğunu tamamen unutmuştu. Hızlı adımlarla banyoya yöneldi, aceleyle işlerini hallettikten sonra gardırobun önüne geçti. "En azından biraz şık görünmeliyim," diye düşünerek dakikalar içinde üzerinde kusursuz duran kıyafetlerini seçti. Hafif bir makyajla yüzüne canlılık katıp saçlarını serbest bıraktıktan sonra odasından çıktı ve hemen çaprazındaki Aleyna’nın odasına yöneldi.
Aleyna yorganın altında deliksiz bir şekilde uyumaya devam ediyordu. Hastanedeki mesaisine de geç kalmış olacaktı. Fadime, arkadaşının omzunu sertçe dürtmeye başladı:
"Aleyna, kalk! Geç kaldın, saat dokuz oldu!"
Aleyna uykulu gözlerini kırpıştırarak doğruldu. "Ne dokuzu ya?" dedi panikle. Sonra gerçek beynine dank etmiş olacak ki yataktan fırlayarak ayağa kalktı. "Nasıl yetişeceğim ben şimdi?!"
"Ben de geç kaldım, on dakika sonra toplantım var!" diyerek kapıya yöneldi Fadime.
Aleyna aceleyle telefonunu eline alıp bir yandan mesaj yazarken söylendi: "Hep o Naz yüzünden! İlle de bara gidelim, kafa dağıtalım dediğimizin cezasını çekiyoruz... Hadi, ben hazırlanıp çıkıyorum."
"Tamam canım, ben de çıkıyorum şimdi."
Fadime odadan çıkıp antreye geldi; dolaptan kabanını alıp giyinmeye başlarken, karşı odadan uykulu gözlerle çıkan Naz’la göz göze geldi. Naz, esneyerek sordu:
"Ne oluyor ya sabah sabah bu gürültü?"
"Kızım saat dokuz oldu, işe geç kaldık!"
"Niye geç kaldınız ki?" dedi Naz saf bir ifadeyle.
"Nazcığım, dün gece 'Ne olur bara gidelim, kafa dağıtalım' diye yalvaran sen değil miydin? Bak, sabah uyanamamışız, olan bu! Hadi, ben kaçtım, görüşürüz."
Naz’ın itiraz etmesine izin vermeden kapıyı çekip dışarı çıktı. Hızlı adımlarla binanın önündeki arabaya yöneldi, çantasını ön koltuğa bırakıp telefondan saate baktı: *08:55*. Arabayı çalıştırıp yoğun Ankara trafiğine doğru gaza bastı.
Şehrin diğer ucunda, Ankara’nın sakin görünümünün ardındaki karanlık yüz, izole bir deponun içinde tüm ağırlığıyla hissediliyordu. İsmail Furtuna, tam karşısında sandalyeye sıkıca bağlanmış, ağzı burnu kan içindeki adama diktiği buz gibi bakışlarını bir an olsun ayırmıyordu. Elindeki silahın metalik soğukluğunu parmaklarında hissediyor, tok ve tehlikeli bir sakinlikle konuşuyordu:
"Eee, Cüneyt... Buraya neden getirildiğini pekâlâ biliyorsun, değil mi?"
Cüneyt titreyen sesle yutkundu. "Biliyorum abi..."
"Ne yapmayı düşünüyorsun peki? Ya da dur, ben sorayım: Buradan sağ çıkabileceğini gerçekten düşünüyor musun?"
Cüneyt oturduğu yerde büzüştü, yalvaran gözlerle İsmail’e baktı: "Abi, ne olur yapma! Yemin ederim ne kadar borcum varsa ödeyeceğim..."
İsmail, sesindeki acımasız netlikle sözünü kesti: "Üç ay oldu Cüneyt. 'Bulacağım, bulacağım' diye bizi oyalayıp duruyorsun. Bizim bu sabrımızın bir sınırı olduğunu fark etmedin mi lan?"
"Haklısın abi, yerden göğe kadar haklısın... Lütfen bana biraz daha zaman ver."
"Yok süre Cüneyt. Öbür tarafta bolca zamanın olacak."
İsmail, silahın emniyetini büyük bir soğukkanlılıkla açtı ve namluyu Cüneyt’in alnına dayadı. Adam gözlerini sımsıkı yumup ölümü beklerken, İsmail ani bir bilek hareketiyle silahı aşağı kaydırıp bacağına ateş etti. Depoyu sarsan patlama sesiyle birlikte Cüneyt acı dolu bir çığlık kopardı:
"Ahh!"
"Daha dur oğlum, bu daha başlangıç!" dedi İsmail ayağa kalkarken. "Sana tam üç gün süre veriyorum. Üç gün içinde o üç milyonu buldun buldun; bulamazsan kendine yatacak bir mezar bul, bizi bir de onunla uğraştırma."
Arkasına bile bakmadan deponun çıkışına yöneldi. Sadık dostu ve sağ kolu Ali de peşinden geliyordu. İsmail, ceketinin cebinden çıkardığı sigarayı dudaklarının arasına sıkıştırıp çakmağını çaktı.
"Sence bulabilecek mi o parayı?" diye sordu Ali, merakla.
"Bulamayacağı kesin ama belki bizi şaşırtır. Adam tak peşine, bak bakalım nerelere gidiyor, kimlerle muhatap oluyor."
"Tamamdır İso. Bu arada..." dedi Ali, adımlarını yavaşlatarak, "şirketteki sekreter dün akşam çıkışını vermiş, ayrılıyor."
İsmail sigarasından derin bir nefes çekip başını Ali’ye çevirdi. "Niye çıkıyormuş?"
"Şehir değiştireceğini söylemiş bizimkilere. Bugün yeni sekreter işe başlıyor, haberin olsun."
"İyi, tamam. Ben şirkete geçiyorum, sen Cüneyt’in işini hallet."
"O iş bende, merak etme."
İsmail depodan uzaklaşıp arabasına bindi. Saat dokuz buçuğa geliyordu; direksiyonu Fırtına Şirketi’ne doğru kırdı.
Fadime, aracıyla hızla Hukuk Bürosu’nun önüne gelip park etti. Güvenlik görevlileriyle soluk soluğa selamlaşıp asansöre koştu. On birinci kata basıp beklerken kalbi göğsünü dövüyordu. Saat dokuzu on geçiyordu; on dakika gecikmişti.
Kat sekreteriyle karşılaştığında hemen sordu: "Başladı mı toplantı?"
"Evet Fadime Hanım, az önce başladılar, herkes içeride."
Toplantı salonunun kapısının önüne gelip derin bir soluk aldı. Kapıyı hafifçe vurarak içeri girdiğinde, odadaki tüm bakışlar ona çevrildi.
"Gelebilir miyim müdürüm?"
Müdür, hafifçe tebessüm ederek başını salladı. "Gel Fadime, gel; biz de tam seni bekliyorduk."
Fadime mahcup bir gülümsemeyle masadaki yerine geçti. Toplantı masasının etrafında ülkenin en keskin savcıları ve avukatları yer alıyordu.
"Kusura bakmayın müdürüm, biraz geç kaldım."
"Önemli değil Fadime, insanlık hali... Madem herkes burada, konuya girelim."
Müdür ayağa kalkarak duvara yansıtılmış sunuma işaret etti. "Bugün burada toplanma amacımızı hepiniz biliyorsunuz. İsmail Furtuna... Fırtına Şirketi’nin saygın yöneticisi kisvesi altında adeta bir mafya gibi hareket ediyor. Bugüne kadar defalarca kez gözaltına alındı ama her seferinde delil yetersizliğinden serbest kalmayı başardı. Artık bu oyuna bir son vermemiz gerekiyor; hedefimiz onun en kısa sürede cezaevine girmesi."
Salondakilerden biri merakla sordu: "Peki bu nasıl olacak müdürüm? Adam her defasında adaletin açıklarından kaçmayı başarıyor."
"İşte bu yüzden," dedi müdür kararlı bir ses tonuyla, "onu doğrudan tutuklamaya çalışmak yerine, içeriden çok sağlam delillere ulaşmalıyız."
"Peki bu delillere nasıl erişeceğiz müdürüm?" diye sordu Fadime.
Müdürün bakışları doğrudan Fadime’yi buldu. "Biz ekip olarak her şeyi planladık. Fırtına Şirketi’ne sıradan bir sekreter kisvesi altında bizim güvendiğimiz biri sızacak. İsmail Furtuna’nın en yakınında çalışarak içerideki bütün trafiği bize aktaracak."
"Peki efendim, bu riskli göreve kimi seçtiniz?" diye sordu masanın diğer ucundaki bir savcı.
Müdür yavaşça yerine otururken gözlerini bir an bile Fadime’den ayırmadı: "Seçtiğim kişi Fadime Koçari; yani sensin, Fadime."
Fadime duydukları karşısında kısa bir şok yaşadı. Yerinde dikleşerek nefesini tuttu: "Müdürüm... Ben mi? Ya fark edilirsem?"
"Her detay düşünüldü Fadime," dedi müdür güven veren bir sesle. "Senin için sıfırdan kusursuz bir kimlik oluşturuldu. İsmin aynı kalacak ancak geçmişin, özgeçmişin ve tüm dijital izlerin tamamen değiştirildi. Telefonun özel olarak ayarlandı, sahte CV’n şirkete çoktan iletildi. Bugün saat 13:00’te iş görüşmen var. Bu görevi en kusursuz şekilde yerine getireceğine inancım tam."
Fadime, içindeki o ürpertici heyecanı bastırıp başını dikleştirdi: "Emredersiniz müdürüm, bu görevin altından kalkacağım."
Müdür memnuniyetle başını sallayıp masadan kalktı. "Toplantı sona ermiştir, hepinize başarılar dilerim. İsmail Furtuna’ya ait dosya odanda seni bekliyor Fadime, hemen incelemeye başla."
Toplantı odası yavaşça boşalırken Fadime kendi odasına geçti. Masasının üzerinde duran kalın, gizli ibareli "İsmail Furtuna" dosyasını eline aldı ve hayatını tamamen değiştirecek o tehlikeli yolculuğun ilk sayfasını araladı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

2.995okunma 143beğeni 18yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.