9. bölüm / 11
KIRIK KURALLARSINIR
Bölümler 11Şu an: SINIR
- 1 Yolumu Kapatıyorsun273 kelime
- 2 İlk Hedef831 kelime
- 3 Acılarım919 kelime
- 4 Geçmiş1.588 kelime
- 5 Söylenemeyenler1.179 kelime
- 6 YANINDA DURAN1.798 kelime
- 7 GERİ ADIM ATMAYACAĞIM1.428 kelime
- 8 BU SEFER İKİMİZ DE1.243 kelime
- 9 SINIR965 kelime · Okuduğun bölüm
- 10 KORKUSUZLUK703 kelime
- 11 HERKESİN ÖNÜNDE2.420 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ertesi gün okula girdiğimde daha kapıdan geçerken bir şeylerin ters olduğunu anladım.
Koridor normalden daha sessizdi.
Çantamı omzuma attım ve sınıfa doğru yürüdüm.
Melek kapının önünde beni bekliyordu.
— Günaydın.
— Günaydın.
— Bugün iyi misin?
— İyiyim.
Melek yüzüme baktı.
— Yalan.
— Biraz.
— Ben de.
İkimiz de sınıfa girdik.
Kutay ve Akın henüz gelmemişti.
Bu kez ilk kez rahat bir nefes aldım.
Sıramıza oturduk.
Melek defterini çıkardı.
— Bugün hiçbir şey olmayacak.
— İnşallah.
— Bak, olumlu düşün.
— Sen dün de olumlu düşünmüştün.
— Evet.
— Sonuç?
Melek güldü.
— Kutay ve Akın.
İkimiz de güldük.
Tam o sırada kapı açıldı.
Kutay ve Akın içeri girdi.
Gülüşümüz bir anda kesildi.
Akın bizi görünce Kutay'a baktı.
Kutay da bize baktı.
İkisi hiçbir şey söylemeden yerlerine geçti.
Bu sessizlik daha kötüydü.
Ders başladı.
İlk teneffüse kadar hiçbir şey olmadı.
Sonra zil çaldı.
Ben yerimden kalktım.
Melek de arkamdan geldi.
Koridora çıktığımızda Akın bir anda önümüze geçti.
— Nereye?
Melek:
— Koridora.
— Görüyorum.
— O zaman neden soruyorsun?
Akın güldü.
— Sadece merak ettim.
Melek yanından geçmek istedi.
Akın yolunu kapattı.
Melek durdu.
— Çekil.
— Hayır.
— Akın.
— Ne?
— Çekil.
Akın gülerek:
— Geç bakalım.
Melek yanından geçmeye çalıştı.
Akın bu kez omzuyla onu engelledi.
Melek dengesini kaybedip yere oturdu.
Bir an herkes sustu.
Ben hemen yanına eğildim.
— Melek!
Melek başını kaldırdı.
— İyiyim.
Akın hâlâ gülüyordu.
— Abartmayın.
Ayağa kalkmasına yardım ettim.
Melek çantasını düzeltti.
Sonra Akın'a baktı.
— Bunu bilerek yaptın.
Akın:
— Yürürken oldu.
Melek:
— Yalan söylüyorsun.
Akın:
— Ne yapacaksın?
Melek ayağa kalktı.
Üzerindeki tozu silkeledi.
— Hiçbir şey.
Akın güldü.
— Korktun mu?
Melek başını kaldırdı.
— Hayır.
— O zaman?
— Sadece senin seviyene inmeyeceğim.
Akın'ın gülümsemesi kayboldu.
Ben Melek'in koluna girdim.
— Hadi.
Tam yürümeye başladık ki arkamızdan Kutay'ın sesi geldi.
— Deren.
Döndüm.
Kutay elinde bir şişeyle duruyordu.
— Ne?
— Sana bir şey vereceğim.
— İstemiyorum.
— Al.
— Hayır.
Kutay şişeyi açtı.
Ben ne olduğunu anlamadan suyu başımdan aşağı döktü.
Bir anda saçlarım ve üzerimdeki kıyafetler ıslandı.
Koridorda birkaç kişi dönüp baktı.
Melek şok içinde Kutay'a baktı.
— Sen ne yaptığını sanıyorsun?
Kutay şişeyi elinde çevirerek güldü.
— Su.
— Deren'in başından aşağı su döktün!
— Evet.
— Komik mi?
— Bence komik.
Melek yanıma döndü.
— İyi misin?
Başımı salladım.
Sırılsıklam olmuştum ama ağlamadım.
Kutay hâlâ gülüyordu.
— Ne oldu Deren? Bir şey söylemeyecek misin?
Başımı kaldırdım.
— Söyleyeceğim.
Kutay:
— Dinliyorum.
— Beni ıslatman beni küçültmedi.
Gülüşü biraz azaldı.
— Ne?
— Sadece senin ne kadar ileri gidebildiğini gösterdi.
Melek yanıma geçti.
— Aynen.
Akın da geldi.
— Çok dramatiksiniz.
Melek ona döndü.
— Sen önce yaptığını düşün.
Akın:
— Ne yaptım?
— Beni bilerek ittirdin.
— Düştün.
— Sen ittin.
— Kanıtın var mı?
Melek birkaç saniye sustu.
Sonra:
— Senin itmiş olman için yere düşmem gerekmiyor.
Akın güldü.
— Çok güzel konuştun.
Melek:
— Daha bitmedi.
Kutay araya girdi.
— Akın, boş ver.
Sonra bana baktı.
— Üşüdün mü?
— Hayır.
— Yazık.
— Neden?
— Çünkü daha yeni başladık.
Bu cümleyle birlikte koridordan geçti.
Akın da arkasından gitti.
Melek bana baktı.
— Gel.
— Nereye?
— Tuvalete.
— Neden?
— Kurulanman lazım.
Birlikte lavaboya gittik.
Melek peçetelerle saçlarımı kurulamaya çalıştı.
— Şu an çok sinirlendim.
— Ben de.
— Ağlamak istiyor musun?
Başımı iki yana salladım.
— Hayır.
— İyi.
— Ama sinirimden bağırmak istiyorum.
Melek güldü.
— Bağır.
— Öğretmen duyar.
— O zaman içinden bağır.
Gülmeye başladım.
Bir süre sonra yeniden sınıfa döndük.
Kutay bizi görünce başını kaldırdı.
— Kurulandın mı?
Cevap vermedim.
Akın:
— Birazdan tekrar ıslanır.
Melek:
— Komik değilsin.
Akın:
— Sana mı soracağım?
Melek:
— Hayır.
— O zaman sus.
— Susmayacağım.
Öğretmen sınıfa girdi.
Herkes yerine geçti.
Ders başladı.
Ama yaklaşık on dakika sonra arkamdan bir kâğıt geldi.
Açtım.
Bugün daha çok eğleneceğiz.
Kâğıdı buruşturup çöpe attım.
Melek gördü.
— Ne yazmış?
— Boş ver.
— Ne yazmış?
Söyledim.
Melek'in yüzü gerildi.
— Sinir bozucu.
— Biliyorum.
Ders bittiğinde sınıftan çıkarken çantamı aldım.
Melek de yanımdaydı.
Bu kez kapının önünde Kutay ve Akın yoktu.
Rahatladım.
Ama koridorun köşesini döndüğümüzde Akın bir anda karşımıza çıktı.
Melek:
— Yine mi sen?
Akın:
— Özlediniz mi?
— Hayır.
— Çok ayıp.
Melek yanından geçmeye çalıştı.
Akın yine önünü kesti.
Bu kez Melek durdu.
— Aynı şeyi tekrar yapmayacaksın.
— Neyi?
— Beni itmeyeceksin.
Akın gülümsedi.
— Ya ittirirsem?
Melek:
— Bu kez hazırlıklıyım.
— Ne yapacaksın?
— Düşmem.
Akın bir adım attı.
Melek yerinden kıpırdamadı.
Akın onun omzuna hafifçe dokunarak yolunu kapatmaya çalıştı.
Melek kolunu çekip:
— Bana dokunma.
dedi.
Ben de yanına geçtim.
— Yeter artık.
Akın:
— Siz ikiniz gerçekten ayrılmıyorsunuz.
— Ayrılmayacağız.
— Kutay sizi ayırır.
— Denesin.
Akın arkasına baktı.
Kutay koridorun diğer ucundan geliyordu.
Yanımıza geldi.
— Ne oluyor?
Akın:
— Bunlar yine kafa tutuyor.
Kutay bana baktı.
— Hâlâ mı?
— Evet.
— Yorulmadın mı?
— Hayır.
Kutay gülümsedi.
— Ben de.
Sonra Melek'e baktı.
— Sen?
Melek:
— Ben de.
Kutay başını salladı.
— Güzel.
Bir süre sessiz kaldı.
Sonra:
— O zaman devam.
Akın'a baktı.
— Gel.
İkisi uzaklaşırken Melek arkasından:
— Kaçıyorsunuz mu?
diye seslendi.
Akın dönüp güldü.
— Hayır.
Kutay:
— Yarın görüşürüz.
Biz de birbirimize baktık.
Melek:
— Yarın yine gelecekler.
— Biliyorum.
— Ama biz de geleceğiz.
Gülümsedim.
— Aynen.
O gün okuldan çıkarken üzerimde hâlâ sabahki olayın ağırlığı vardı.
Ama artık başka bir şey de vardı.
Kararlılık.
Kutay ne yaparsa yapsın beni susturamayacağını biliyordum.
Akın ne kadar uğraşırsa uğraşsın Melek'in geri çekilmeyeceğini biliyordum.
Belki ertesi gün daha da ileri gideceklerdi.
Belki daha ağır şeyler söyleyeceklerdi.
Belki bizi yeniden korkutmaya çalışacaklardı.
Ama bir şeyi bilmiyorlardı.
Biz artık onların karşısında yalnız değildik.
Ve bazen iki kişinin yan yana durması, karşısındaki bütün zorbalıklara rağmen geri adım atmaması için yeterliydi.
Bölüm etkileşimi
