10. bölüm / 11
KIRIK KURALLARKORKUSUZLUK
Bölümler 11Şu an: KORKUSUZLUK
- 1 Yolumu Kapatıyorsun273 kelime
- 2 İlk Hedef831 kelime
- 3 Acılarım919 kelime
- 4 Geçmiş1.588 kelime
- 5 Söylenemeyenler1.179 kelime
- 6 YANINDA DURAN1.798 kelime
- 7 GERİ ADIM ATMAYACAĞIM1.428 kelime
- 8 BU SEFER İKİMİZ DE1.243 kelime
- 9 SINIR965 kelime
- 10 KORKUSUZLUK703 kelime · Okuduğun bölüm
- 11 HERKESİN ÖNÜNDE2.420 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ertesi sabah okula girerken içimde garip bir sakinlik vardı.
Korkmuyordum.
En azından eskisi kadar.
Melek yanımda yürüyordu. Çantasını omzuna atmış, elindeki meyve suyunu içiyordu.
— Bugün kesin bir şey yapacaklar.
Ona baktım.
— Nereden biliyorsun?
— Çünkü dün bize “yarın görüşürüz” dediler.
— Evet.
— İnsan “yarın görüşürüz” deyince genelde gerçekten görüşüyor.
Gülmemek için dudaklarımı birbirine bastırdım.
— Çok mantıklı bir tespit.
— Teşekkür ederim. Zekâmı küçümseme.
Tam o sırada koridorun diğer ucundan Kutay ve Akın göründü.
Melek'in sesi kesildi.
Ben de onlara baktım.
Kutay gözlerini üzerimizden ayırmadan yürüyordu.
Akın da yanında, her zamanki rahat tavrıyla gülümsüyordu.
Melek bana doğru eğildi.
— Başladık.
— Daha günün ilk dakikası.
— Ben söyleyeyim, bugün uzun geçecek.
Kutay yanımızdan geçerken durdu.
Bize baktı.
— Ne oldu? Dün çok cesurdunuz.
Melek hiç düşünmeden cevap verdi.
— Bugün de öyleyiz.
Kutay'ın kaşı kalktı.
— Gerçekten mi?
— Gerçekten.
Akın güldü.
— Bunlar iyice cesaretlenmiş.
Ben kollarımı bağladım.
— Belki de siz fazla konuşuyorsunuzdur.
Kutay birkaç saniye bana baktı.
Sonra hafifçe gülümsedi.
— Göreceğiz.
Yanımızdan geçip gittiler.
Melek bana döndü.
— Deren.
— Efendim?
— Ben galiba biraz fazla konuştum.
— Neden?
— Çünkü dizlerim titriyor.
Kahkahayı bastım.
— Korkudan mı?
— Hayır. Sinirden.
— Tabii.
— Gerçekten!
— Tamam, tamam.
Birlikte sınıfa girdik.
Ders boyunca ikimiz de normal davranmaya çalıştık.
Ama ikimizin de aklında aynı şey vardı.
Teneffüs.
Çünkü asıl mesele orada başlayacaktı.
Zil çaldığında sınıftan çıktık.
Koridorda birkaç adım attık.
Sonra arkamızdan bir ses geldi.
— Deren.
Durdum.
Kutay'dı.
Yavaşça döndüm.
— Ne var?
— Konuşacağız.
— Ben konuşmak istemiyorum.
— Ben istiyorum.
— O zaman kendi kendine konuş.
Melek gülmemek için yüzünü çevirdi.
Kutay ona baktı.
— Sen de çok komiksin.
Melek omuz silkti.
— Teşekkürler.
Kutay tekrar bana döndü.
— Hep böyle mi cevap vereceksin?
— Sen sustuğun zaman ben de susarım.
Kutay birkaç saniye sessiz kaldı.
Sonra başını iki yana sallayıp güldü.
— Çok değiştin.
Bu cümle beni şaşırttı.
Çünkü bunu söylerken dalga geçmiyordu.
Sanki gerçekten şaşırmıştı.
Ben de ona baktım.
— Belki artık susmamam gerektiğini anladım.
Kutay'ın yüzündeki gülümseme kayboldu.
Bir an göz göze geldik.
Sonra Akın araya girdi.
— Kutay, boş ver.
Kutay ona baktı.
— Hayır.
Sonra bana döndü.
— Daha bitmedi.
Ben de geri adım atmadım.
— Ben de bitirmedim.
Melek koluma girdi.
— Hadi.
Birlikte yürümeye başladık.
Arkamızdan hiçbir şey gelmedi.
Ama ikimiz de biliyorduk.
Bu sessizlik uzun sürmeyecekti.
Öğle arasında kantine indiğimizde kalabalık her zamanki gibiydi.
Melek sıraya geçti.
Ben de hemen arkasındaydım.
Tam o sırada biri omzuma çarptı.
Döndüğümde Akın karşımdaydı.
— Pardon.
Ses tonundan hiç de özür dilediği anlaşılmıyordu.
— Sorun değil.
Melek hemen döndü.
— Sorun.
Akın güldü.
— Sana ne?
Melek bir adım öne çıktı.
— Arkadaşıma ne yaptığın beni ilgilendirir.
Akın kaşlarını kaldırdı.
— Çok korumacı olmuşsun.
— Evet.
— Neden?
Melek hiç düşünmeden cevap verdi.
— Çünkü arkadaşım.
Bir an sessizlik oldu.
Ben Melek'e baktım.
İçimden istemsizce gülümsedim.
Akın gözlerini devirdi.
— İkiniz de çok garipsiniz.
— Sen de çok konuşuyorsun.
Bu kez bunu ben söylemiştim.
Akın bana baktı.
Tam bir şey söyleyecekti ki Kutay geldi.
— Akın.
Akın ona döndü.
— Ne?
Kutay başıyla koridoru işaret etti.
— Boş ver.
Akın şaşırdı.
— Ama—
— Dedim ya, boş ver.
Kutay'ın sesi bu kez sertti.
Akın sustu.
İkisi uzaklaşırken Melek bana baktı.
— Kutay az önce bizi savundu mu?
Omuz silktim.
— Sanmam.
— Bence savundu.
— Belki sadece kavga etmek istemedi.
Melek düşündü.
— Olabilir.
Ben Kutay'ın arkasından baktım.
İçimde anlamlandıramadığım bir his vardı.
Çünkü ilk defa…
Bizi ezmeye çalışmak yerine durdurmuştu.
Ve bu, nedense beni daha çok düşündürüyordu.
O günün geri kalanında da çeşitli laflar, bakışlar ve küçük sataşmalar devam etti.
Ama artık farklıydı.
Biz susmuyorduk.
Melek geri çekilmiyordu.
Ben de geri çekilmiyordum.
Ve günün sonunda okuldan çıkarken yan yana yürürken Melek bana baktı.
— Deren.
— Efendim?
— Sence yarın ne olacak?
Bir an düşündüm.
Sonra gülümsedim.
— Ne olursa olsun…
Melek kaşlarını kaldırdı.
— Ne?
— Bu kez yalnız olmayacağız.
Melek de gülümsedi.
— Kesinlikle.
Ve okulun kapısından birlikte çıktık.
Arkada ise Kutay ve Akın bizi izliyordu.
Kutay hiçbir şey söylemedi.
Ama gözlerini Deren'den ayıramıyordu.
Çünkü ilk kez fark ettiği bir şey vardı.
Deren artık ondan korkmuyordu.
Ve nedense…
Bu durum Kutay'ın düşündüğünden çok daha fazla canını sıkıyordu.
Bölüm etkileşimi
