8. bölüm / 15
Kimse Masum Değil(Yazgım serisi)7. Bölüm:Acısız intikam
Bölümler 15Şu an: 7. Bölüm:Acısız intikam
- 1 *Tanıtım*578 kelime
- 2 1. Bölüm:Gerçekçi Yalanlar2.156 kelime
- 3 2. Bölüm:Teklif mi, seçenek mi?3.529 kelime
- 4 3. Bölüm:Görünmez görünen3.636 kelime
- 5 4. Bölüm:Sahipsiz sahip2.211 kelime
- 6 5. Bölüm:Tutarsız Bakışlar2.190 kelime
- 7 6. Bölüm:Bilinen yalanlar2.133 kelime
- 8 7. Bölüm:Acısız intikam3.057 kelime · Okuduğun bölüm
- 9 8. Bölüm:Geçmişe kör3.492 kelime
- 10 9. Bölüm:bilinçli yardım5.197 kelime
- 11 10. Bölüm:Korkusuz korkak4.822 kelime
- 12 11. Bölüm:7.156 kelime
- 13 12. Bölüm:8.698 kelime
- 14 13. Bölüm:4.308 kelime
- 15 14. Bölüm:1.187 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Yeni bölümmm.
Gülayın küflü günlüğünden.(ismimi.geri alana kadar)
Satılık. tek kelime. gerçekten satıldık sevgili Sen.giderken seni de yanımda aldım tabii ki. Ama şu anda daha önemli bir konu var. Burası diğer kaldığımız yer gibi bir yer değil. Burası fazla şık. Beni korkutacak kadar fazla hem de. Fazla kusursuz beni satın alan adam ise bilmiyorum. Onun gibisini hiç görmedim. Farklı biri. Ve farklı birdil konuşuyor.sarı saçlı mavi gözlü.
Bana ağzı sulanarak bakarken bir şeyler söylüyor ama anlamıyorum. Beni iğrendiriyor. Öte yandan bir öncekine kıyasla. Burada da kızlar var ama bir değişiklik var. Hepimiz aynı odada aynı duvarlar altında nefes alsak da birbirimizden çok çok farklıyız. Onlar fazla iddialılar ve fazla çekiciler her akşam bir adam gelip bir veya iki bilemedin. Üç kız.hayır! artık kadını alıp götürüyor. Ancak sabah geri dönüyor bu kadınlar.artık nereye gittiklerini bilecek kadar çok şey yaşadım
~~~
Söylediklerine göre farklı bir ülkedeymişiz burada Türk bir kız var. Evet evet aynı benim gibi şaka yapmıyorum sevgili. Sen gerçekten uzun zaman sonra kendi dilimi.
Konuşan biriyle tanıştım ve bu çok heyecan verici. O bu yabancı dili biliyor gibi hatta iyi anlaştığımız için bana bu dili öğretebileceğini bile söyledi. Onları anlamam.
Benim hakkımda ne planladıklarını öğrenmem için onların konuştuğu ver bilmem gerekiyor. Ne kadar uzun sürerse sürsün.sevgilisi Sen.
~~~
-2009 istanbul-
...
Merdivenlerden seke seke koşarak inen kızı gören yamanın gözleri büyüyerek direkt bahçeyi buldu.tahmin ettiği gibi yağmur yağıyordu.odasından hiç dışarı çıkmamalıydı.o manyak adamın saçma tavsiyeleri bile gelicek olan beladan çok daha çekilir olabilirdi.
yada boşversenize o adam başlı başına kaçığın tekiydi.sanırım her zamanki gibi aynı seçeneği seçicekti.ıslak olan bir seçenek.aslında bu olmadan gitmeliydi ama buna kendisine doğru koşan kızın "Yaman abi,hadi gel dışarı çıkalım.bak yağmur da yağıyor."
Dediği manidar cümle mani oldu.
Bu sondan kaçış yokmuydu yani.yaman arkasını dönmeden hemen öne sıkıntılı bir nefes verdi.kaçışı yoktu.
yağmuru sevmiyordu,hatta nefret ettiği bile söylenebilirdi.yağan yağmur ona unutmak istediklerini hatırlatıyordu.
öte yandan ismi geçince bile havalara uçan küçük bedene tebessümle bakıyordu.unutmak istediği ama her seferinde başarısız olmasını sağlayan bu kıza ne çabuk alışmıştı. ilk geldiği zamanlar sadece bir amaç için buradayken şimdi gitmiyordu
Gidemiyordu.oysaki gitmesi lazımdı.
aradığı , canından bir parça olan kişi burada da değildi.ama nasıl gidebilirdiki bu minik ona çok benziyordu.onu da arkasında bırakıp giderse pişmanlık bedenindeki her bir yeri lime lime etmezmiydi.zaten kanayan yaraları kangren olmazmıydı gerçekten.aklı onu ilk gördüğü ana gitti.gözaltları mosmor daha 5 yaşında küçük bir bedende parkta oturmuş ağlayıp bir köşede durarak oyun oynarken onlara eşlik eden ailelerini izliyordu.bu görüntü ona ızdırap vermeyipde ne etseydi.
Gözlerini kocaman açarak kendisinden bir cevap bekleyen kıza döndü"Hava soğuk abicim,biraz bekleyebilir"küçük kızın dudakları usulca büzüldü.yaman onun bu sevimli halini bir kenara bırakmayı seçip canını sıkan başka bir konuya değindi.
"senin dev adamın nerede bakalım."
Canını sıkıyordu çünkü bu bücür onun dizinin dibinden ayrılamamkla birlikte uygara söylememiş olsa bile yamana büyüyünce onunla evlenicdğini söylemişti.hiç olmaması gereken birine söylemişti bunu aslında ama neyseydi.o sırada aklına gelenlerle küçük kız yüzünü ekşitti." Beni bir daha ayakının altında görmek istemiyormuş.
" Yaman gülmemek için dudaklarının içini dişledi.yumuşak ' ğ ' ve ' l 'hafini tam çıkartamıyordu ve bu olunca ortaya oldukça komik ve sevimli bir şey çıkıyordu.bu bücür her ne kadar böyle söylediysede kendisi de hiç az değildi.boyundan büyük laflar edip duruyor dev adam dediği uygarı sinirlendirmekten bir an bile olsun çekinmiyordu.evet uygara dev adam diyordu çünkü boyu yamanı bile biraz geçiyordu.ve bu küçük gördüğü her şeye bir lakap takmakta oldukça ustaydı.bu her ne kadar can sıkıcı olsada doğruydu.
cevap alamayan küçük kız olumsuz bir yanıt alıcağını düşünerek gözleri dolmaya başlayınca yamanda nasıl hisler uyandırdığını iyi biliyordu.pişmanlık gibi.
yaman bu görüntüye daha fazla maruz kalmamak için her ne kadar istemesede kafasını onaylarcasına aşağı yukarı sallayarak iç çekti.bu velet onu nasıl ikna ediceğini iyi biliyordu.eğilip küçük eli kendi koca elleri arasına aldı.şu koca dünyada bu kızın ondan ve uygardan başka kendini yakın hissettiği kimsesi yoktu değilmi?
tıpkı kendisi gibi demek istesede bir zamanlar yakın dediği bir vardı .hala da vardı sadece nerde olduğu meçhuldü.ne zaman bu miniği görse aklına geçmişi geliyordu.
ama bu ona yağan yağmur gibi kötü hissettirmekten ziyade iyi geliyordu.yamanın ilk gördüğü an
Paçasına yapışıp "Abi" diye hönkürerek ağlayan bu kıza müthiş bir zaafı vardı.öyleki o olmadan önce nasıl o sokakta yaşadığına aklı hayali yetmiyordu.
bir an bundan korktuğunu düşündü.birine bu kadar körü körüne bağlanmak korkutuyordu onu.bir gün ayrılmiycaklarmıydı zaten.hayat başka yerlere savurmiycakmıydı bu iki ruhu birbirinden.düşüncesi bile tüylerini diken diken ederken bunu birdaha aklından bile geçirmemeyi seçti.bahçeye çıktıklarında etrafı taş duvarlarla çevrilmiş yıkık dökük malikenin tek sağlam yeri olan.
evin önünde durdular içeriden duyulan diğer çocukların sesi yağmurun toprağa vurduktan sonraki çıkan sesi bastıramıyordu.ikili yağan yağmur yüzünden şemsiye arayan korumalara çevirdi bakışlarını hemen balkonun önündeydiler.
koşuşan korumaları gören günay gülmeye başladı.zira siyah rengi dışında başka bir şey giymeyen bu adamları gördüğü her an bok böceğine benzetiyor ve kendini bir gülme basıyordu.yaman neye güldüğünü çok iyi bildiği için tepki vermedi.ilginç bir mizah anlayışı vardı.bir kaç adımda elini tutan kızla birlikte ilerleyip tamamen bahçede durdular.
yağmurun ıslattığı çimler şimdiden toprak kokuyordu.yağan yağmur usul usul her bir zerresine karışırken yaman içinden yaşına hiç uygun olmayan küfürler ediyordu.ne vardı başka bir şey isteseydi.
götü donucaktı şimdi.yamanı hafiften bir titreme aldığında yanında duran boyu ondan hayli küçük kıza baktı.neyini seviyordu bu yağmurun.
kendi etrafında dönüp duruyor ağzını bir karış açmış yağmur damlalarının yere değmesine izin vermeden yutuyordu. helebi hastalansındı ilk uygara sonra bu yumurcağa gününü gösterirdi.ne vardı yani uygar denen o lavuk gelseydi. zira kendisinin tabiri caizse götü donmuştu.
yağan yağmur şiddetini arttırdığında yaman kızı daha fazla dışarda tutmak istememiş bütün yakarışlarına rağmen zorla kucağına atarak getirmişti eve.üstü başı sırılsıklam olan kızı ilk banyoya sokup ılık suyla tek başına yıkanırsa boğulmasından korktuğu için kendisi bir güzel yıkamış ardından ateşi olmadığına emin olup uygarın hemen yanındaki odada bulunan diğer çocuklarında içerisinde olduğu yatağına bırakıp geri kendi odasına dönmeden önce uygara da bakmıştı.
çoktan herkes uyumuştu.uygar ilk zamanlara kıyasla korkusunu bir kenara bırakmış gibiydi.kimin sayesinde acaba.bu düsüncesine kendiside güldü.Yaman kendisine verilen odaya geldiği gibi beklemden banyoya girip o da yıkandı.
uyumaya hazırlanıyorduki bir anda hapşırması ona da süpriz olmuştu.umursamayıp uyumaya çalıştıysada olmadı.kalkmasına sebep olan hapşırık ve öksürükleri durmuyordu.biraz sonra buna ateşi de eklenince artık havale geçirmek üzereydi.gözleri bu sefer kalkmak için değil uyumak için kapanıyordu.
ne kadar zaman geçti bilmiyordu ama sabah olmuştu her halde.bu süre zarfında yine tekrar tekrar kalkmış ama ne olduğunu anlayamdan tekrar bilinci karanlıkla buluşmuştu.güneşin ışığını gözkapaklarında hissettiysede kalkmaya çekindi.zira yeterince halsiz hissediyordu.geceden beri bir kez bile uyumuş değildi.
uyuşuk olan bedeni oldukça halsiz ve bitkindi.o kalkmamak için kendince bahaneleri kafasında sırlarken bu sırada yanında hatta karnına dolanmış minik bir elin hareketini hissetti.gözlerini en sonunda aralamasını sağlayan alnındaki kurumak üzere olan soğuk bir bez ve hemen yanında minik bir günayın bedeniydi.o günün sabahı her ne kadar yaman onu kendinden uzak tutmaya çalıştıysada olmamış günayda hasta olmuştu.günün sonunda günay dibinden ayrılmayarak tekrar yanına gelmiş gülerek sanki çok iyi bir şey yapmış gibi
"artık ikisininde hasta olduğunu ve uzak olmalarına gerek kalmayacağını"
söylemiş yamandan azarı işitincede her zaman yaptığı gibi tek savunma merkezi olan yamanın paçasına yapışarak hönkürerek ağlamayı seçmiş ve yaman yüzünden hastalandığını söyleyip durmuştu ağrıyan yerlerini ovalayarak çocuğa resmen vicdan azabı çektiriyordu.yaman bu
manipilasyoncu bücüre daha fazla maruz kalmamak için ne söylediyse kabul etmişti.günün sonunda ise küçücük yatakta kan bağı olmayan iki kardeş değil ama ondan daha güçlü bir bağa sahip olan iki ruh kafa kafaya vererek uyuya kalmışlardı.
Sabah uyandıklarında ise günay kendini tutamamış paytak adımlarla ses çıkartmamaya çalışrak tekrar kendi değimiyle dev adamının, yani uygarın yanına geri dönmüştü.yaman günayın gidişini arkasından izlerken onun bu dönek hallerine hep gülücekti.
***
Koyu halkalar sadece gözün altında bulunan uykunun emaresinin bile yanaşmadığını göstermek içinmi vardı.
Yanlış.
Koyu halkar ruhun kanattığı yerlerde de bulunurdu.peki neden?
Bir zamanlar orada bir yara olduğunu belli etmek içinmi yoksa.o yaraya sahip olan kişinin her baktığında neden bu yaraya sahip olduğunu hatırlaması içinmi.
Ben söyliyim kesinlikle ikinci seçenekti.
Bu izler bende epeyce vardı.ama hiç birine 5 saniyeden uzun bir süre baktığımı hatırlamıyorum.sanırım zaten bildiğim bir soruyla tekrar tekrar karşılaşmamak içindi.
Şimdi oturup bilgisayar başında bunu düşünmek elbette saçmaydı.
Tabi öldürüceğim adamı araştırdığımda hiç bir suçu olmayan bir olmasını öğrenip yine de ağzını açamamak tam olarak bunu hissettiriyordu.
Nedenmi? Benim elbetteki kapanmayan yaralarım yada unutamadığım bir anım yoktu.hatta benim elle tutulur bir anım bile yoktu.
Hikayenin başından beri dediğim gibi ben iyi değildim.ama ben kötü de değildim.ben bendim işte.Günay Barlas.
Kendime sorduğum soru basitti.neden bu işi yapmak bu kadar zor geliyordu.
2 haftadır bu evde yaşıyordum.ve hala geçmişim hakkında bir sonuca ulaşabilmiş değildim.üstelik o ihtiyarın verdiği ilaçlarıda içmiyordum.
Koskoca iki haftada ne yaman ne hakan nede o uygar denen sıkıntılı herifi görmüştüm.yemek sipariş ediyor kurye geldiğinde pencereden atlayıp karşısına dikiliyor parayı uzatıyordum.
Tabi benim gökten indiğimi gören her kurye ürksede kesinlikle bir bismillah çekip öyle yanaşıyor.paketi verip imzayı alıp gidiyordu.
İstesem mutfağa inip kendi yemeğimi kendimde yapardım yumurta kırıp mis gibi de yerdim.değilmi.
Her zaman yaptığım gibi.
'Her zaman' ne kadar da belirsiz bir cümleydi.sahi yamanın yaptığı o ev yemeğinden sonra hiç ev yemeği yemişmiydim diye kendimi zorluyor ama hatırlamıyordum.belkide ihtiyar ilaç işini gerçekten iyi biliyordu.
İlk günde onlara yeterince samimi davranmıştım ve bu inanaılmaz bir şekilde garip hissettirmişti.onlardan gereken bilgileri öğrenmek dışında fazla samimi olmamak en iyisiydi.
Ben günaydım.benim zehrim onları öldürür , kanatırdı.tıpkı çevremde olan her canlıyı zehirlediğim gibi.tek fark bu seferki zehiri yaymak isteyen ben aynı zamanda vücudumdan benliğimden ruhumdan arınsın istiyordum.neden istediğimi soracak olduğumda kendi soruma bir cevap bulamamak beni daha büyük bir bilinmezliğe sürüklüyordu.
Bilgisayar başında hayatını araştırdığım adamı bırakıp ayağa kalktım.sırtım tutulmuştu.
İki haftadır yaman kapımdan ayrılmıyor.beni ikna edip çıkmam için uğraşıyordu. Tabi ki de öyle bir şey olmadı. gelemiyeceğimi net bir dille belirtmiş işlerimi tek başıma yürütüceğimi söyleyip onu def etmiştim.
Tabi kapının önüne bıraktığı yemek kaselerine engel olamamıştım.şu iki haftanın her gününde bir yemek yapıp kapıma bırakmıştı.ne zaman yemeyi reddetsem kaseyi değiştiriyor.ertesi gün başka bir yemek dolu kaseyi kapımın önünde buluyordum.
İlk dört gün yemiyceğime kendimi ikna etsemde lanet olsunki bu soğuk yemeklere kıyasla gelen kokular daha cazipti.
Daha fazla dayanamayıp gidip kapıyı yavaşça açmış yerdeki karnı yarık ve cacığı görmem gözlerimin patlamasına sebep olmuştu.nasıl olduğu her ne kadar bir gizem olsada beni iyi tanıyordu.karnı yarık ve cacık mükemmel bir ikiliydi.afiyetle alıp yemiş tabağı da bir güzel ekmeğimle tenizlemiştim.
Aşağı inmeye üşenince kapının önüne bırakmıştım.
içeri döndüğümde baba aramıştı.yeni görev için uygarla birlikte çalışmamız gerekiyordu.zaten bunun için burdaydım.
Daha fazla bu odada saklanmanın saçma bir çaba olduğu kanaatine vardım.her şekil uygar ve o diğer ikiliyle karşılaşıcaktım.tek istediğim sağlam tabularıma ve inşa ettiğim kalın duvarlara zarar vermemeleriydi.
Kapıyı açıp dışarı çıktığımda sandığımın aksine evde kimseden çıt çıkmıyordu.duyduğum tek ses ise ağlama sesleriydi. Evet hemde hönkürmeli bir ağlama.ne olduğunu merak edip salona indiğimde ise gördüklerimle bir kaç saniye ne düşünmem gerktiğini bilemedim. yamanla yan yana oturmuş olan hakan ağlıyor onun burnunu ise yaman siliyordu.aynı şekilde kucağında patlamış mısır olan hakanda burnuna silinmiş olan mendille gözlerini silmekle meşgul olan yamanın ağzına mısır yedirmekle meşguldü.ev oldukça karanlıktı ışıklar kapalı perdelerde çekilmişti.benim anlayamadığım izledikleri bir korku filmiydi bu manyak hakan dabbenin çığlıklarından korktuğu içinmi ağlıyordu.ah bunlar kesinlikle kafayı sıyırmışlardı.üstelik bu kandan korkmuyormuydu.ne biçim işti bu.
Aklıma gelen sinsi fikirle mutfağa doğru sessiz adımlarla ilerledim.beni duymayacaklarına emin olduğum adımlar atıyor mutfağın camındaki perdeyi en yavaş şekilde çıkarmaya çalışıyordum.
Perde en sonunda çıktığında arkamı dönüp mutfaktan çıktığım bir kaç adımda perde çarptığım bedene ,ben ise başka bir yere doğru savruldum.oturduğum yerde etrafıma bakmaya çalışırken kalçamı ovdum.popom acımıştı.
Acı yavaş yavaş dağıldığı an kafamı kaldırdığımda gördüğüm şeyle çığlık attım.yamanla hakanda aynı şeyi görmüş olucakki yamanın küfrünü hakanında erkeklere has bir çığlık attığını duydum.yerde sürünerek geriye doğru giderken çarptığım bedenle bu sefer de benden tarafa daha yüksek bir çığlık yükseldi.televizyon ekranı karardığı an ise bir hönkürme daha fazla küfür ve hakaret üst üste geldi.ben hala yerdeyken birinin bacağımı tuttuğunu hissettiğimde de daha yüksek bir çığlık atıp boşta kalan ayağımla elini ittirip kurtulmaya çalıştım.
Bir şey şu an benim bacağımı tutuyordu.
Ayağımdaki şey uzaklaşmak yerine dibime girdiğinde ellerimde yumuşak bir tüye benzer şeyler vardı artık.televizyon ekranınında kararmasıyla karanlıkta göz gözü görmüyordu.bir el kalçama inince elimdeki her neyse iç güdüsel bir şekilde küfür ede ede çekiştirdim.daha fazla ses gelmesi ve kalçamdaki elin belimde durmasıyla durmayıp diçlerimi elimdeki herneyse ona geçirdim.bir inleme sesi duyduğumda ise anca kendime gelmiştim.manyakmıydım ben ne yapıyordum az önce?ellerimdeki her neydi yada kime aitti bilmiyordum üstelik o az önce karşımda olan beyaz şey de neyin nesiydi öyle?
Yaman sözde ayağının üstünde oturan şeye hakaretler yağdırıyordu.
" Lan o kol ne " hakanın sesi korkuyla çıkmıştı.
" Siktir. Bismillahirrahmanirrahim.kul eğuzu bi rabbil Felak."
Ben ne dediğini anlamaya çalışırken yamandan saçma sesler geliyordu.
" Lan bıraksana kolumu hayvan herif"
" Bu sikik perde ne amınakoyim"
Uygarın sesini duymamla emekleyerek onu aramaya başladım.
" Bağımlı?nerdesin aç şu ışıkları korkuyorum."
Sesler aniden kesilince gerçekten korkuyordum.bir kaç saniyenin ardından geldiğinde yüzümde hissettiğim nefesle anladım.
" Burdayım.gel yok bir şey."
Kollarımda iki çift el hissedince derin bir rahatlama hissi içimi esir aldı.
Uzun zamandır bu korkuyu tetikliyecek bir durum yoktu.zaten bu süre içinde hiç böyle bir durumda da kaldığımı hatırlamıyorum.
Kollarımda hissettiğim eller benden ayrılmazken ışık en sonunda aydınlandığında etrafıma bakmaya başladığımda gözlerimi kırpıştırmak zorunda kaldım.
Gözlerim kendine gelirken bakışlarım beni tutan ellere kaydı.uygardı.buğulaman gözlerimi görmesini istemediğim için kafamı başka yöne çevirdim.
Baktığım yer tam olarak hakanın yamanın kalçasının üstünde oturduğu ve hakanın yamanın hem sağ kolunu hem de sol ayak bileğini tutarak duğa ettiği bir görüntüydü.
Saçma hallerine gülmek istesem de kenidimi tuttum.sırası değildi.yaman daha fazla dayanamamış olucakki bir hışımla yerinden kalkınca Hakan yüz üstü yeri boyladı.yaman üstünü temizlemeye çalışırken bahsettiği şey hakan yüzünden kısır kalıcağından bahsettiği ilginç korkularıydı.
Ellerim de ki şeyi hissedince bakışlarım onları buldu.uygar.uygarın saçları ellerimdeydi.ve şuan fark ettiğim şey ağzımda bir adet kıl olduğuydu.midem bulanmanın tam zamanıydı diyerek bana nasihatlerini sıralıyordu.
Bu hissi geri gönderip ne yaptığımı anlayınca ellerimi hızla geri çektim.resmen saçını yolucak kadar sert çekmiş üstüne dişlerimle imzamı bırakmıştım.ben kesinlikle normal değildim.uygar ayağa kalkınca üstünden düşen bir adet perde korku canvarının kim olduğunu haykırıyordu.
Nihayetinde aklın başına geldiğinde ondan uzaklaşmam gerektiğini anlayarak bir hışımla göğsünden itip aramıza belirli bir mesafeye koydum.
O bu yaptığıma ben diğer iki aptalı izliyordum.
"Sizin erkekliğinizi sikiyim ben.korkak herifler"
En sonunda konuşanı o olduğunda.Tekrar göz ucuyla dönüp kendisine baktığımda Uygar kıyafetlerini düzenlerken inşallah benden de bahsetmiyordu.şahsen bir erkek değildim ama bu şu anki halimize baktığımda pek aklıma gelmiyordu.
Yaman "düzgün konuş lan ümüğünü bellerim pezevenk."
Uygar sabır dileyerek bana döndüğünde 'ne' dercesine kafamı salladım.aynı şekilde bakmaya devam etti.
" Ne var be.manyakmısın oğlum sen.koca adam olmuşsun oynadığın oyunlara bak."
Bir sabır da benden tarafa çektiğinde.neyi yanlış söylediğimi düşündüm gayette haklıydım.işi gücü yok gelimiş bizi korkutuyor.yermiydi Anadolu çocuğu.
Hakan yerinden kalkıp Elini bana doğru uzatınca elini itip kendim kalktım.
Onları arkamda bırakırken asıl konuya geçmem gerektiğini bazı münasebetsiz insanlara bildirmem gerekiyordu.
Uygarın arkasından ilerlediğimde peşindeydim.Masaya geçtiğimizde sandalyeye oturan bedenine döndüm.
Ona nasıl baktığımı görünce kafasını eğip bir şeyler mırıldandı.manyaktı işte.tekrar bakışları beni bulduğunda neden karşısında olduğumu sorar gibi başını omzuna eğdi.
Uzatmaya gerek yoktu.
" Konuyu biliyorsun"
Başını evet anlamında salladı.
"Bu akşam iş-"
" O adamı öldürmiycez günay"
Söylediğiyle donup kaldım.bir kaç dakika gözlerinin içine baktığımda oldukça ciddi görünüyordu.ne demek öldürmiycez?
Bunun için vardık zaten.elimi belime koyup ağarlığımı tek ayağıma vererek içimdeki çirkef insan müsfeddesinin çıkmasının öngösterimini yapıyordum.
"O Nedenmiş"
Nefeslendi sanırım sinilenmişti.
" Nedenini benden iyi biliyor olman gerek.o adamın tek bir sicil kaydı dahi yok.sırf kirli işlerine katılmak istemediği adamlar yüzünden öldürülülemez..." Sustu. " En azından bizim tarafımızdan"
Bu beni hiç ilgilendirmiyordu.yaklaşıp masanın önünde durup ellerimi üstüne koyup eğildim.
"Senin ne düşündüğün umrumda bile değil ben alıcağım paraya bakarım." Yaman da geçip uygarın arkasında yerini aldı.
" Üzgünüm kardeşim ama uygar haklı"
Sinirle ellerimi saçlarımdan geçirdim.
" Bana bak uygar senin o iyilik timsali polyanna fikirlerin bana sökmez."
Gözleri masanın önündeki ellerinden bana kaydı.
" madde kullanıyorum diye,bana aç bir köpek muamelesi yaptın ama görüyorum ki sen benden daha betersin."
Ortamda ki sessizlik yerini gerginliğe bırakınca ürperdim.ne demeye çalışıyordu bu.
Bakışlarımdaki soruyu anlamış gibi konuştu.
"Anlatmaya çalıştığım şey uyuşturucunun kölesi olan ben ,senin bu para hırsının yanından bile geçemeyiz."
Hırsla üzerine çullanıcağım esnada yaman öne atılıp beni tutunca bu eyleminde başarısız oldum.nasıl bana bu tabiri kullanırdı.ona söylediklerimin
Sonuna kadar arakasındaydım.hepsi onu anlatan şeylerdi.benim hakkımda bir ihtimalde olsa söylediği şey doğruydu ama bu böyle bir ortamda söylenemiyecek bir cümleydi.
" Seni piç kurusu." Diye tısladım dişlerimin arasından. yaman beni tutamıyacağını anlayınca bir anda ne olduğunu anlayamadan kendimi onun omzunda buldum.
Delirmiş olmalılardı.
Sırtını yumruklayıp inmeye çalışıyordum.
" Aşağı indiğimde kimin aç bir köpek olduğunu sana tekrar hatırlatıcam bağımılı ibne."
Yaman susmam için resmen yalvarıyordu.
" Oradan inmeni sabırsızlıkla bekliyor olucam küçük fare."
Daha fazla dayanamayıp yamanın belinde olan silahı görmemle tutup düşünmeden çıkradım. yaman bunu hissettiği gibi bendeni kaskatı kesildi.
Onu umursamadan gülümseyip nişan aldığım an ateş ettiğimde kurşun uygar denen piçin ayağına saplanınca acıyla bağırması ve küfürleri eş zamanlı oldu.
Yaman korkuyla beni hızla yere bıraktı.silah sesi onu tedirgin etmiş olucakki gözleri bütün vücudumu taradı.bana bir şey olmadığını görüp derin bir nefes vermesini izledim.bakışları benden uygara kaydığında ise bu seferkisi tedirginlikle alakası olmayan sinirli bakışları tekrar beni buldu ve fazla oyalanmadan koşup uygarla ilgilendi.
Elimdeki silahı döndürüp dururken ıslık çalıyordum.bu işte tamamdı.sen kimsin ki gelip bana para göz olduğum hakkında imalar yapıyorsun allahın bağamlısı.aslında bir bakıma öyleydi ama bunu sesli söylememkte fayda vardı.
Sırıtarak Uyagara bakıp konuştum.
" İnsanları fazla bekletmeyi sevmem."
Acıdan kapanan gözleri bu sefer tekrar beni buldu. Gülümsediğinde şaşkın bakışlarım içimden küfür ettiğimi bence yeteri kadar dile getiriyordu.
Adam sadece manyak değil.bir de mazoşistti her halde.vay anasını.
"Bu yaptığın bile sana olan düşüncemi değiştirmeye yetmedi"
ona aldırmadan elimdeki silahı tekrar ona doğrultunca yaman bu sefer araya girdi.
" Yeter artık günay.delirme abicim.uygar abin biraz saçma konuşmuş olabilir.ama bu onu vurabilicegin anlamıa gelmiyor"
Arkadaki uygarın gerilediğini görebiliyordum.
Nedenini merak etsemde umursamadım.
Başımla yamanın arksındaki kan kaybetmesine rağmen ayakta duran adamı gösterdim.
" Arkandaki bağamlı herife söyle.bir daha bana karşı olan tek bir olumsuz cümlesinde yapıcaklarımın bir sınırı olmaz"
Bunu söylerken özellikle bağamlı kısmının üstüne bastırıp.gözlerimi gözlerinin en derinine sabitlemiştim.kendini kötü hissetmesi bu saatten sonra umrumda bile değildi artık. dilimin bir kemeri birini üzücek olma düşüncesiyle asla bağlanmamıştı.
Şimdi de bağlanmamalıydı.
özellikle de uygar için.bu herif başına gelen her şeyi hak ediyordu.
Onlara konuşma fırsatı bile vermeden çekip merdivenlerden yukarı çıkarken kimse tek kelime etmiyordu. odama geçtiğimde.aklımdaki tek şey artık taktik değiştirme zamanı olduğuydu.
Onlardan uzak durarak en başından yanlış yapmıştım.bu yüzden beni ciddiye alıcakları kadar tanımıyorlardı.o zaman bende beni tanımalarını sağlardım.nasılmı ? yanlarından bir dakika olsun ayrılmayarak tabiki de.
***
👇👇👇👇
Şimdi arkadaşlar ufak bir hata oldu yazım şekli bir anda değişti bende.sonra bir şok oldum yani sonra dedimki amaaan boş ver snavın var git ders çalış okurlarda birşey demez.inşallah demzssiniz yani değilmi🥺😔
Bölüm etkileşimi
